Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

SÜNNET-Î RASULLULLAH'IN FAYDALARI

 

 

Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde,midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini…

 Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağ ırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…

Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…

•Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..

Devamını oku...
Şu anda 169 konuk çevrimiçi

OKURKEN DÜŞÜN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Haziran 2017 08:09

alt

Günümüz Gerçeği
O Kadar Derinden Hissediliyor ki...

Dünyanın en prestijli (saygın) 100 üniversitesi açıklanmış. En itibarlı üniversitelerden çoğu Amerika ve  İngiltere'de; sonraki sıralamalarda Çin var, Japonya var. Onların üniversiteleri saygınlığı fazlasıyla hak ediyor. O üniversitelerin hocaları nice harika mühendisler, doktorlar, ilim alanında dehalar yetiştiriyorlar. Dolayısıyla ülkeleri gelişiyor, kalkınıyor. Bu üniversitelerin yetiştirdiği öğrencilerin her biri dünyanın geleceğini değiştiren girişimlerde bulunuyor. İş bulma kaygıları olmuyor, zira diplomaları altın değerinde... Ne mutlu onlara...

Türkiye'den bir tane bile adını duyuran üniversite yok. Gösterişli lakin göstermelik eğitimi olanları yıkıp yerlerine hakiki eğitim veren üniversiteler yapmak gerekir. Neden? Çünkü biz genellikle öğrenmeye, öğretmeye değil; öğrenciye, öğretmene değer veriyoruz. Bunun zıttını uygulamalıyız. Nasıl mı? Şöyle ki, öğrenciyi yeteneğine yönelik ve ülkemiz hayrına  yönlendirmeliyiz. Öğrenci okullar için ve hatta okulların bulunduğu yöreler için bir para kaynağı görülüyor. Ne kadar çok öğrenci, o kadar çok o yöreye gelir sağımı.

Ne kadar çok eğitim merkezi, o kadar çok eğitimci. Ancak eğitimci konumundakilerin, çevrelerinde " hocam" diyen çoğaldıkça; ünvan adamın kibirini kabartıyor, kapasitesini azaltıyor. Öğrencisini, kendisini övdüğü kadar öğütür oluyor. Sözün özü; hoca geçinenlerin övgüyle kıçları büyüdükçe, beyinleri, algıları küçülüyor. Cepleri doldukça insaniyetleri eksiliyor.

Öğretmene hak etmeden payeler vermek yerine; eğitimin önemi kavransa, eğitime ciddi anlamda özen gösterilse, öğrencilere "parasını al, diplomasını ver," mantığından uzaklaşılsa, gençlere  geleceğin umudu diye değer verilse, onların geleceğin istikballeri olduğu bilinse, sistem daha farklı olacak. Hocalar da belki hakkıyla itibar görecek. Ama nizam, izan nerde?!

Öğrencilerin tez çalışmalarıyla kitap çıkaran ve öğrencilerine bu kitapları para karşılığı kakaklayan öğretmenler, dünyalığa daldıkça, nasıl hakkaniyeti hatırlasınlar?

Ülkemizde ismini reklamla namlandırmış, çok puanla öğrenci alımı yapan üniversiteler var, ama eğitim kaliteleri yokmuş meğer ki, yurt dışına ünlerini salamamışlar.

Çok paralı 70 binden 112 bin liraya kadar özel liseler, kolejler var, üniversiteler var. Hepsi hap yap para  kap. Fiyatlar hocaları doyuruyor, çocukları bilgiyle donatmıyor. Yıllık ufak bir servet ödeniyor. Sanki önemli iş yapıyorlarmış gibi bir de hocaların burnu yüksek, yağlamadan yanlarına yaklaşılmıyor. Öğrencisi olmasa hiçbir değeri olmayacak adamlar, kibire bürünmüşler.

Devamını oku...
 
AMAN EFENDİM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Mayıs 2017 05:59
Doktor 3 aylık ömrünüz kaldı deyince başhekimin yakınıyım dedim, 6 ay daha ömrü uzattı.
Çocukca şaka bir yana; bu ülkede işi bileceksin, lakin öyle böyle o toprağa gireceksin...

altÜlkemiz Torpil Cumhuriyeti

Vebal nedir bilir misiniz ?Hak etmeyenlere makam mevki vermektir…Ecdadımız Fatih Sultan Mehmet Han demiş...

Maalesef Müslüman bilinen ülkemizde vebalden geçilmiyor. Hak yiyen yiyene...Örneğin; bazı öğretmenler atanamıyor, pazarda hıyar satıyor. Bazıları torpil baskısıyla evinin yakınında bir okula bile atanabiliyor. Bir telefonla maaşa bağlanıyor, sırtını devlete dayamanın rahatlığına erişiyor. Lakin aldıkları paraya doymayanlar var. Misal mi, benim kapı komşularım. Adam bir kolejde kimya öğretmeni, karısı bir ilköğretim de müzikçi... Haftada iki gün birer saatliğine okullarına gidip derse giriyorlar. Orada nasıl bir şey öğretiyor veya öğretemiyorlarsa, diğer günler evlerinde saati 50 liradan öğrencilerine ders veriyorlar. Evlerine günde gelen öğrencilerinin hatti hesabı yok. Neredeyse her yaştan her cinsten... Sınıflarında o kadar öğrenci sayıları yoktur. İki cepheden ve iki koldan paraya para demiyorlar. Vergi yok, kimseden çekinme yok. Arkalıkları ne kadar sağlamsa artık, aldıkça doymuyorlar.

Dünya hırslarından bana ne de, kapımın önüne çıkarılan kocaman ayakkabıların çokluğundan bıktım usandım. Kokularını çekmekten öte, sokağa çıkamaz oldum, takılır düşerim korkusuna... Komşuluk hakkımı ne yapsam? Allah'a havale ediyorum. Dünyalık torpilleri yüksek yerden, ne me lazım, durduk yerde uylamasınlar. yaşım uğraşmayı kaldırmıyor artık.

Demem o ki, Türkiye vasıfsız elaman kaynıyor. Türkiye'de işe göre adam değil, adama göre iş ayarlanıyor. Türkiye’de nerede torpille iş kapmışlar, devlete yaslanıp kefif çatmışlar varsa bence haramzadedir. İsterseniz araştırın ne kadar makam mevki varsa mutlaka dünyalık bir güce bağlıdır, bağımlıdır. Ve o güç ile yönetilir, yön bulur. Bu güç genellikle siyasi yüzdür ve bu yüzdendir ki bizim ülkemizde çoğu insanımız, kim siyasi güce erişmiş, o gücün etrafında çörekleşir. Zira güce ne kadar yakınlaşırsa, ne kadar göze giren olursa o kadar torpilde öncelik bulur. Kısaca sırtını sağlam yere dayamış ve dünyalık geleceğini garanti altına almış olur. Torpille bir koltuk kapan, artık kendisi çevresine torpil yapan olur. Başlar artık eşinden dostundan, akrabadan, uzak tanıdığa kadar, ağalık yapar. Kolu uzadığı kadar, fırsat kapar...

Torpille işe kayırmaların kanıksandığı ülkemde yalakalığın dozu da her geçen gün böylece artmaktadır. Zira makam sahipleri bu dozaj doğrultusunda makamında kalmaktadır. Torpille iş bulan her kimse daima torpil aracısını gördüğünde "aman efendim, ne şahanesiniz, bugün dünden güzelsiniz, bir emriniz var mıdır efendim, emrediniz" gibi cümleleri sıklıkla kurmaktadır. Öyle sıradan söylenmez "aman efendim" bel kırılacak, boyun bükülecek ve yağlı ağzının nağmelerini bütün dünya duyacak şekilde yavşamalıdır.. Aksi halde vay dünyalıklarına. Yağın ayarı bir düşürdü mü, koltuğun altından kayması o denli çabuk olur.

Yöneten konumundaki siyasilerin veya bir tarikatın, derneğin, hacı, hoca veya bir yerde baş; yani güç konumundaki kimsenin önünde el pençe divan durup yağlı dil döktüğünde arkalığın sağlam olur. Düğme iliklemeyi ihmal etmişsen ve cümlelerinin arasında yağsız bir harf geçirtmişsen, durumun yaş. Vay haline koltuğun sallantıdadır. Hatta altından kayması her an mümkündür. Vicdan yerine yürek endişe duyar bu halden, çünkü koltuğu kaybetmek demek itibardan yoksunluk demektir ülkemde; bu bakımdan karaktere göre değil, makamlara göre şekillenir insan ilişkileri…Kendinizden yüksek gördüğünüze ne kadar çok aman efendim derseniz, o kadar büyük koltuğa kurulursunuz ve sizin etrafınızda da size o kadar çok aman efendim, diyenleriniz çoğalır. Sonra siz de edindiğiniz güçle her bir dediğinizi gerçekleştirirsiniz. Kızdığınız insanlara bir emirle ceza bile kestirirsiniz. Keyfiniz ne isterse o emir adledilir… Velhasıl makamlar mükemmeldir, bu yüzden kapıldı mı, kaptırmamalıdır. Formulü: "Aman efendimm" nidası bilhassa siyasilere bol kullanılmalıdır.

Dünya hırsıdır kişileri buna yönlendiren, asla İslamla bağdaşmaz. Şeytanla güreş tutulmaz. Şeytanla mindere çıkma, o seni bir gün tuş eder. İslam'a göre hareket edersen, çarelerin tükenmez. Rabbimiz kendinden başkasına kulluk edenden hoşlanmaz…İnsan, onurlu bir hayat yaşayabilmek için, aç kalmayı da, toplum tarafından dışlanmayı da göze alabilmelidir. 

Devamını oku...
 
KASÎDE DER NA'T-İ HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasîdesi - Mehemmed Fuzûlî)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Nisan 2017 15:20
بسم الله الرحمن الرحيم
 
 
alt
Fâilâtun / Fâilâtun / Fâilâtun / Fâilun
 
صاچمه ای كوز اشكدن كوكلمدەكي اودلاره صو
كیم بو دكلو دوتشان اودلاره قیلمز چاره صو
 
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlârâ su 
Kim bu denlü dûtuşan odlârâ kılmaz çâre su
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 372
 

Turkish Arabic English