Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

KOÇ' TA OLSAN GENÇ' TE OLSAN ÖLÜM DİNLEMİYOR İŞTE...

KADI DA OLSAN KAYMAKAM DA FARKETMİYOR,

NEFES DURDU MU DÜNYA BİTTİ, ÖMÜR YİTTİ.

İş adamı Mustafa Koç 56 yaşında yaşama veda etti. Eski CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç 76 yaşında hayatını kaybetti. Vâde doldu mu, daha vakit tanımaz...

Ey henüz hayatta olan siyasetçi! Kasıl kasılabildiğin kadar. Böbürlen dilediğince. Bakalım ne vakte kadardır saltanatın.

Merak eder dururum nicedir: Ülkeyi kendi doğrularınca yöneten siyasetçiler ölmeyecek mi, niceleri gelmiş geçmiş bilinirken niçin akla gelmez gerçek âlem? Şükür gafil değilim, ölüm her cana haktır. Benim merakım onların dünyalık halleridir.

Öylesine büyük bir hırsla asılırlar ki hem siyasete hem saltanatlı hayata... İnsan gayri ihtiyari,  fani olmadıklarını düşünür.

Sanki onlar hep bu dünya için gelirler. Hiç niyetleri yoktur buradan gitmeye. Öyle yapışırlar ki toprağa. Öyle üşüşürler ki nimetlerine. Kimse kıpırdatamaz onları yerlerinden. Oldukları yere kök salacaklarmış gibi.

Ne yenilgiden arlanırlar ne mağlubiyet kabullenirler. Her daim haklıdır efendiler! Yanlış yapabileceklerini düşünmeden...

Oturdular mı koltuklara kalmak bilmezler, başkaları yerlerine geçsin istemezler. Ne aptalcadır hırsları oysa. Gitmeyip de kazık çakan var mı ki yeryüzüne?! Gücü, kudreti nereye dayanırsa dayansın, Azrail'e karşı durabilen bulunur mu?

Vakti gelen gider bu diyardan... Ünlüsü ünlüsü, işvereni, işsizi, günü gelir gider… Politikacılarla siyasetçiler de ölür!

Devamını oku...
Şu anda 2226 konuk çevrimiçi

Biraz da İşimize Baksak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Mayıs 2018 09:16

altGündem yalnız seçim değil, bundan daha önemlisi geçim var. Her geçen gün, büyüdükçe büyüyen geçim sorununu “Kim çözecek, nasıl çözecek,”bilinmez hale geldi.

Fazilet terzi: 52 yaşında adı gibi fazilet sahibi bir insan. Mesleği terzilik değil. Terzi onun soyadı.

İkamet ettiği mahallesinde bir sokak arasında, küçük bir dükkân kiralamış Fazilet Terzi, mahalleli kadınlara giysi satıyor. Müşterisi çoğunlukla kadınlar. Sattığı ürünler Rus pazarındaki giysiler kalitesinde. Ama daha pahalı; Rus pazarında bir kazak 10 liraysa, Fazilet Hanım da aynı mal 25 lira. Fazilet Hanımın ürünlerindeki fiyat farkı, dükkânındaki malları veresiye vermesinden ve devlete vergi ödemesinden kaynaklanıyor.

Mahalle kadınları toptan alış veriş edip, sonrasında ellerine para geçtikçe, Pazar alışverişlerinden kestikleri üç- beş kuruşu Fazilet Hanımın veresiye defterine ekletiyorlar. Borçları azar azar ödeniyor. O da bu paraları toparlayıp, öncelikle dükkânının kira giderini ödüyor. Diğer giderler üstüste borç olarak birikiyor.

Fazilet Hanım da elinde kalan taksit paralarla evini geçindiriyor, çocuklarını okutuyor. Kocası 12 yıl önce ölmüş. O günden bu güne kendi ayakları üzerinde dikili durmaya çalışıyor. Fakat bugünlerde gidişattan şikâyetçi, iflas etmek üzere olduğunu söylüyor. Onu bu düşünceye iten neden, müşterilerinin bir süredir kendisine ödeme yapmamaları...

Son zamanlarda malı alan borcunu yazdırıp gitmiş, sonrasında dükkâna para vermek için uğramaz olmuş. Telefon numaralarını aldığı müşterilerini arayıp, utana sıkıla, alacağı olan parasını istiyor. Tellerin öbür ucundan aldığı cevap içini acıtıyor. Zira kadın müşterileri mahcup hallerde şu yanıtı veriyorlar.

Devamını oku...
 
SEÇİMLERİ BAY PARA KAZANACAK
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 22 Mayıs 2018 10:24

altGayri görüldüğüm yerde sorgulanmaktan bıkmıştım. “Yeni cumhurbaşkanımız bazılarının reis bellediği mi olur, yoksa; ince mi, hanım ağa mı, saadet vaad eden mi” sorularından gına gelmişti. Kimse demiyor ki "Memleketimizde parti bolluğu var. Lakin hangisi kimin oyunu böler, kimin desteği, kimlere gider, "diyen yok. Her neyse; benden beklenilen cevabı vereyim de, bu soruların devamı bitsin.

24 Haziran' da yapılacak genel seçimler için çarpışan adayların isimlerini hepimiz biliyoruz. Duyduk, kendilerini gördük. Hiç birinin siması yabancı değil. Şecereleriyle tanıyoruz kendilerini; bir TV reklâmında denildiği gibi “vatandaş vatandaş olalı böyle koltuk meraklılarını, oturdukları yerden kalkmak bilmeyenlerini görmedi.”

Siz vatandaşlar olarak, başka partilerin adaylarından ziyade bu üçlü, dörtlü arasında bir değerlendirme yapmamı bekliyorsunuz benden.

Aslında bu değerlendirmeyi kendiniz yapamadığınızdan değil, bir tevazu örneği sergileyip benimde fikrimi öğrenmek istiyorsunuz.

Bu güne kadar hep yorum yapmaktan kaçındım. Nedeni; ben günümüz siyasetini sevmiyorum, günümüz siyasilerini de ‘gerektiği gibi’ dürüst bulmuyorum.

Fakat o kadar çok ısrar ettiniz, bu konu da o kadar çok üstelediniz ki; söyleyeyim de kendimi baskı altında hissettiğim bu haletiruhiyeden kurtulayım.

Söylüyorummmmmm! Söylüyorummmmm! Az sonra değil, şimdi söylüyorummm!

Devamını oku...
 
Manidar Buldum
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 16 Mayıs 2018 17:31

altMısır halkı başkent Kahire'de bir binanın duvarına pankart asmış. “Kusura bakma Filistin, biz de işgal altındayız. “ diyerek acziyetini belirtmiş. “Demek İstemiş ki: “Kardeşim siz açıktan zulüm altındaysanız, biz gizliden zulüm görmekteyiz. Sesimizi çıkaracak olsak, sizden beter olacağız.”

Masal anlatmamışlar, gerçeği belirtmişler. Biraz pusma sezilse de bu pangarttan, Mısırlılar doğru olanı yapmışlar. Yedek giysilerin olmadan çamuru üzerine sıçratmayacaksın.

Tek başına bir şey yapılamaz. Biz de tek başımıza cihada kalkışamayız. Haçlı hileleriyle bir kaşık suda boğuverirler Maazallah.

Mehmetçiğimiz yürekli, bileği güçlü kahramandır maşallah. Lakin düşmanın hilesine yönelik şeytanlıkları müslüman tek başına def edemez. İlla birlik olunmalı, “birlikten güç – kuvvet doğar” diye atalarımız boşuna söylememiş.

Rabbimiz beraberliği, istişareyi ve düşmana karşı temkinli olmamız gerektiğini buyurmuş. Yüce Allah, Al-i İmran suresinin 159. ayetinde Peygamberimize iş konusunda ashabı ile istişare etmesini emretmektedir: “İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, ( O'na dayanıp güven.) Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”

Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Filistin' deki yaralıların Türkiye'ye getirilmesi için İsrail ya da Mısır'a uçak indirilmesi gerektiğini belirterek, her iki ülkenin de buna izin vermediğini açıklamış. Ne bekliyorduk ki... Güdülen, güdenin emri dışına çıkamaz. Birilerinin gölgesi altına sığınan, gün gelir kendi gölgesinden bile korkar hale gelir. 

Osmanlı'yı yok etme sebepleri buydu dünyalık güçlerin. Osmanlı himayesinde olanları kendi emri altına almaktı. Gelen gideni aratırmış, Osmanlı'dan bıktığını, özgür olmayı seçtiğini sanan İslam ülkeleri, özgürler mi, tam tersi tasmalı köleler mi, merak etmekteyim.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 407
 
Turkish Arabic English