Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Dolaşırlarken, dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup döverek tabaklıyormuş; padişah yaşlı adamın yanına yanaşmış ve selam vermiş:

-Selamünaleyküm, ey Pir’i fani!

-Ve Aleykümselam, ey Serdar’ı Cihan!

Padişah sormuş:

-Altılarla ne yaptın?

-Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor.

Padişah yine sormuş:

Devamını oku...
Şu anda 1747 konuk ve 1 üye çevrimiçi

23 NİSAN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 23 Nisan 2021 07:50

alt

ATATÜRK'ÜN DÜNYADA İLK VE TEK OLARAK ÇOCUKLARA ARMAĞAN ETTİĞİ, TÜM DÜNYANIN DA BUNU AYNEN KABUL ETTİĞİ 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. BUGÜN CUMA, HAYIRLI CUMALAR OLSUN. ŞU MÜBAREK GÜNLER VESİLESİ İLE ÜLKEMİZE VE TÜM İNSANLIĞA SAĞLIKLAR, HAYIRLAR, HUZURLAR GETİRSİN İNŞALLAH!
 
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği gün. 101 yıl. Bir asırdan fazla, bu süreçte neredeyse üç nesil geldi geçti; Cumhuriyetimiz yaşadı. Bizler Cumhuriyet çerçevesinde büyüdük, düşündük. Annemiz, babamız da Cumhuriyette doğmuş, büyümüş nesiller. Ve bizim çocuklarımız, Cumhuriyet ilkeleriyle büyüttüğümüz gelecek günlerimiz.
 
Cumhuriyet evvelimiz dedelerimizin zamanıydı. Rahmetli ecdadımız haçlı bunaltmalarından hiç gün yüzü görmemişler. Şanlı ecdadımıza ülkemizde gözü olan, parayla semirmiş dünya güçleri siner vermemişler. Topraklarmızı elimizden almak ve bizi tarihin derinliklerine gömmek istemişler. Çok şükür Rabbimize Kahraman Türk Ordusu canlarını siper ederek buna fırsat vermemişler. Allah her birinden ebeden razı olsun.
 
Bugünün çocukları 23 Nisan'ı bayram olarak kutlasın diyerek çocukluklarını yaşayamadan bu dünyadan göçen, kanlarını dökerek bu toprakları müdafaa eden, Çanakkale'yi geçilmez kılan 12-14 yaşlarında harbe katılan o güzel çocuklara selamlar olsun. Nurlar içinde yatsınlar. Onların sayesinde bayramlar yaptık, yapıyoruz, vatanımızda huzurla uyanıyoruz. Allah bu vatan uğruna canını hiçe sayıp ölüme koşan tüm şehitlerimizden ve gazilerimizden razı olsun.
 
Çocukken evimiz hükümet meydanına yakındı. Hafta başında ve hafta sonunda bir tabur asker gelir, meydandaki göndere bayrak dikerlerdi. Bu süreçte aslan yürekli askerlerimiz ne kadar vakurlu dururlardı. Haftanın başında ve sonunda yapılan bayrak merasimini hiç kaçırmazdım. Askerlerin ayak seslerini büyük bir hazla dinler, dikkatlice "rap rap" seslerini taklit etmeye ve onları adım adım takip etmeye çalışırdım. Daha çocuk yaşımdan öyle hayrandım Mehmetçiklerimize.
 
23 Nisan Bayramları geldiğinde öğretmenim bayram törenine katılmak isteyenleri belirlerken "Ben asker olarak katılmak istiyorum" derdim. Ben asker olamadım ama bu vatana aslan gibi üç asker yetiştirdi. Oğullarım vatani görevlerini layıkıyla yaptılar çok şükür. Allah onlardan da razı olsun.
 
BU GÜN 23 NİSAN HEP ÇOCUKLAŞIYOR İNSAN
Devamını oku...
 
Müslüman'ın Müslisi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 21 Nisan 2021 10:59

altMÜSLİ BİZE EL BİR KELİME, BİZDEKİ KARŞILIĞI EZME VEYA LAPA OLUYOR VE TÜRKÇE İSMİYLE PEK BEĞENİLMİYOR. BELKİ BU YÜZDEN RAĞBET GÖRMÜYOR.

Bir süredir diş ağrıları çekiyordum yine. Doktora gitmekte istemiyordum bu süreçte. Anam babam usulü uygulamalar yaparak ağrımı hafifletmeye çalışıyordum. Ağrı sebebiyle sıcak soğuk bir ürün tüketemiyordum. En sevdiğim yemeği bile yiyemiyordum. Bari sütle karıştırılmış yulaf yiyeyim dedim. Sağlık uğruna diye başladım. Damağıma bu tadı alıştırdım. Güzel memleketimin güzel şehirlerinden birinde bulunan bir gıda fabrikasında üretilen yulaflı müsli tüketmeye başladım. İçinden dişimi zonklatıcı sert saman çöpleri ve arpa kılçıkları çıkıyordu.

Çocuklardan biri dedi ki, filan markanın müslisini alalım hem onun içinde meyve parçacıkları, öğütülmüş fındık falan da var. Tamam dedim. Beş lira fazlasına ondan almaya başladım. İçini açıp tabağa döküyorum, gördüklerime sinirleniyorum. Tüm paketin içinde yarımın yarısının yarısı kadar bir kayısının incecik kıyılmış hali, bir küçücük fındığın incecik öğütülmüş vaziyeti ve birkaç tane ufacık sarı kupkuru üzümler.

Neredeyse yulafı sade olanıyla aynı, yani altın tozu falan serpmemişler içine, toplasam bir çay kaşığını doldurmayacak kadar renk veren çerez parçacıkları serpmişler, karıştırmışlar sade olanından beş lira fazlasına satıyorlar. Baktılar çocuklar, söylenip duruyorum. Ne biçim kandırmaca bu, demelerim yumuşak kalıyor. O derece öfkelendim. Tansiyonum 15 şi aştı.

Yine çocuklarımdan biri “Anne sinirlenme tansiyonun 20 lere fırlayacak. Sakin ol biraz, sana internetten glütensiz yulaf getirtelim” dedi. Bir iki güvenilir siteye baktılar. Fiyatı pahalıydı. İtiraz ettim. Buna rağmen itirazlarımı geçersiz sayıp bana internetten bir düzine glütensiz yulaf getirttiler.

Finlandiya nerededir, inanın haritaya bakmadan yerini söyleyemem. Bana internetten gelen müsli ithaldi. Ta Finlandiya’dan yola çıkıp benim evime gönderilmişti. 40 yıl önce bunu deseler dünyada inanmazdım. Fakat şunu söyleyebilirim. Adamlar tertemiz yapıp ambalajlamışlar. İçinden ne bir çöp çıkıyor ne bir diken. Tertemiz, gözü kapalı ye, o derece.

Bu yulaf sağlığa çok yararlı, lakin emeklinin bütçesine göre hayli pahalı. Badem sütüyle falan karıştırınca bir öğün beş yıldızlı otelin restoranında yemek yemiş gibi oluyor. 

Devamını oku...
 
Bektaşi Fıkraları
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 20 Nisan 2021 08:40
altHacı Bektaş Veli Hazretlerine Hürmetlerimiz ve Dualarımızla... 
 
Ramazan aylarında dinlenirken de eğlenmeyi bilirdi büyüklerimiz. Bu dinlenmeler esnasında da genellikle Ramazan ayıyla bağdaştırdıkları Bektaşi fıkralarını gündeme getirirlerdi. Biraz eski ramazanları, biraz da geçmiş atalarımızı yâd etmek için, iğnelerken öğreten Bektaşi fıkralarıyla süsleyelim günümüzü istedim. Çoğunuz belki hiç birini şimdi hatırlamıyor, bazılarınızsa bu anlatılanlardan daha güzellerini biliyor. Bektaşilerin her sözünden bir ders çıkartılabilir. Kısa kelamları düşündürürken, tebessüm ettirir. Mübarek ayda, oruçlu, oruçsuz geçip giden zamanda her şeye rağmen gülümsememiz, tebessümü unutmamamız temennimle...
 
-Oruç tutan Bektaşi’nin biri pek fena susamış. Vakit geçirmek için kırda gezinirken bakmış, gürül gürül akan bir çeşme. Adeta kendinden geçmiş bir halde ağzını çeşmeye dayayıp soğuk suyundan kanasıya içmeye başlamış. Tam o anda biri görüp: “Aman erenler ne yaptınız oruç gitti.” diye seslenmiş. 
Bektaşi ağzının iki yanından sular bağrına doğru inerken cevap vermiş: 
“Oruç gitti ama bu fakire de can geldi… 
 
-Bektaşi ramazanda oruç tutmaya kalkmış, üç beş gün içinde halsiz düşünce bırakmış. Sormuşlar: 
“Erenler neden orucu bıraktın?” 
Bektaşi şöyle bir iç geçirip: 
“Ramazan gider yine gelir, ama ben bir gidersem bir daha gelmem” demiş. 
 
-Bektaşi her gün sahura kalkıp ailesiyle güzelce börek-çörek yiyip karnını doyuruyormuş, fakat gündüz oruç tutmuyormuş. Sormuşlar: 
“Sahura kalkıyorsun da madem niçin oruç tutmuyorsun” diye. 
Bektaşi cevap vermiş: 
“Farz olan orucu tutmuyorsak, sünnet olan sahuru da kaçırmıyoruz. Gâvur değiliz ya birinden birini yapıyoruz işte.” 
 
-Zenginlerden biri bir ramazan akşamı mahallenin imamıyla komşusu Bektaşi babayı evine iftara davet etmiş. Yemekler yenildikten sonra, sohbet sırasında zengin ev sahibi imama sormuş: 
“Sayın hocam sigara içer misiniz?” 
Hoca Efendi: 
“Estağfurullah mekruhtur.” diye cevap vermiş.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 150
 
Turkish Arabic English