Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 
 
 
 

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır.
Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.
 Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır... 

Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir'e teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret." der. Şakir ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer..."

Devamını oku...
Şu anda 2750 konuk çevrimiçi

Halk Haberciliği
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Kasım 2017 14:05
Gazetecilikte  Whatsapp Habercilik
altAkıllı telefonlar çıkalı kendilerini akıllı sanıp yanlış yapan nicelerinin foyaları meydana çıkmaya başladı.Elinde telefonu olan vatandaş daha bir duyarlılaştı. Nerde yanlış bir şey gördü, hemen çekim yapıp medya dünyasına dahil ediyor. Helal olsun.
En son izlediğim resmi bir kurumda fal baktıran memurların görüntüsü vardı. Açıkgözün biri avlamış memurları, süslü sözlerle tavlayıp paralarını alıyor. Yalan dolu nefesiyle cüzdanını dolduruyor o kimse. Ona inananlarsa, devletten çaldıkları mesaiyi boşa harcadıkları yetmez gibi, devletin verdiği parayı da çar çur ediyorlar. E, oturduğun yerde, salla başı al maaşı zihniyetinde olanlar; ne zamanın, ne de paranın kıymetini bilirler.
Nasıl olsa dayamışlar sırtlarını devlete, gel- git. Otur masa başına, oyalan çayla- kahveyle, mesainin dolmasını bekle. Yarım saate bir bahçeye çıkıp sigara içenlerde var. Memurluk pek çokları için ye- iç, sohbet et sistemi. İşinin hakkını verip, aldığı parayı helal ettirene biz de haklarımızı helal ediyoruz. Lafımız, işe girene kadar kırk takla atan, sonrasında istismarına kaçmak. Geçmiş zamanlarda ellerinde şişler masa başında kazak örerdi. Ağzında sakızı, elinde tığı, dantel dürteleyip, çeyiz düzerdi memureler. İşi düştüğü için karşısına gelen vatandaşa da "Müdür şu anda yok, evrağınıza onun imzası lazım. Bugün git, yarın gel" derlerdi. Oysa müdür denilen şahıs, odasına topladıkları arkadaşlarıyla kahveler eşliğinde sohbete koyulmuş hallerdeydi. Hey gidi günler, kimler kimler emeksiz ne yemekler yediler bu ülkede...
Neyse ki şimdi vatandaş daha bilinçli, neredeyse herkesin elinde kameralı telefonlar var. Bas düğmeye, yaptığın çekimi gönder medyaya. Nasıl olsa, her biri habere açlar. Her gün bas bas bağırıyorlar, "Whatsapp hattımız şu, gönderin yayınlayalım" diye... Böylelikle medya çalışanlarınında işleri kolaylaştı. Oturduğun yerde yığınla haber yağıyor. Seç, beğen, işine geleni yayınla. Haberciler kendileri akşama kadar gezseler, bütün gün bir tekini yakalayamazlar, yapamazlar öyle haberleri...
Devamını oku...
 
Bu Gün Dünya Çocuk Hakları Günüymüş
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 20 Kasım 2017 17:23
ÇOCUK İŞÇİLER
Bugün, Dünya Çocuk Hakları Günü...Hakları Gözetilmeyen, Öğretilmeyen,
Bilinmeyen, Bildirilmeden büyüyen, Görmezden Gelinen Çocuklar...
Sadece Bu Gün İle Hatırlanmaya Çalışılan Çocuklarımız!..
altHer gün, her yerde görüyoruz onları... Hele şu ekonomik dar boğaza girilmesi konu edileliden beri sanki sayılarında büyük bir artış oldu. Sokakta yürürken dikkatli bakmanız gerekmiyor. Zira yanıbaşınızda bitiveriyorlar.
Bazen bir bankta oturuken tartısıyla yanımıza geldiği oluyor. Bazen işlek bir cadde de simit satarken, arabaların camlarını silme isteğiyle yola atlarken görüyoruz onları. Bazen de neredeyse kendi boyu kadar olan, boyacı sandığını taşırken karşılaşıyoruz onlarla.
Evet, çalışan daha doğrusu çalışmak zorunda bırakılan çocuklardan bahsediyorum. Onlar ki, daha çocukluklarını yaşamadan; büyüklerinin karışık ve zorlu dünyasında, büyüklerine katkıda bulunmak adına çalışma mücadelesi veriyorlar. Çocuk bedenlerinde geçim yükünü taşıyorlar.
Devamını oku...
 
Kavurma - Kapama - Helva - Kabune
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 19 Kasım 2017 18:55
GI BU NE- KABUNE YEMEĞİ NEDİR?
altBenim şehrimin düğünlerinin, mevlitlerinin ve resmi toplantılarının değişmez yemekleri "kavurma, helva, kabune"dir. Yöre halkım bu lezzetli yemekler yoksa, düğüne düğün demez. "Hediye bahanesi için yapılmış eğlence " diye adlandırır. Ve yakın akrabada olsa, sıradan bulduğu düğüne, ya bir bahene bulur gitmez, yahut öylesine görünür gelir. 
Düğüne götürülen hediyeyi de ikram edilecek  yemek belirler. Ne yazık ki kuru fasulye- pilavın hediyesi, bir cam kaseden öteye geçemez. Zira bu yemekler herkesin evinde sıklıkla yediğindendir. Düğün yemeği, düğün yaptığına değmelidir. 
Kavurmalı, helvalı ve kabuneli düğün yemeklerine götürülen hediyeler gönülden kopmanın ötesinde, her görenin beğeneceği, "Vay canına, çok hoş" diyeceği, zevke hitap eden değerde alınır. Hal böyle olunca düğün yapmaya kalkışanların iyi hediyeler arzuluyorlarsa, keselerinin ağzını açmaları gerekir. Kabuneler dolarsa siniye , hediyelerin kalitesinde olmaz sinsice düşünce...
Kavurma: Kekik otuyla beslenmiş kuzu etinin - bazıları dana ve erkeçten de yapar.) Lakin kuzu etinin lezzette çok fazla artısı vardır. Odun ateşinde özenle pişirilmiş, haşlanmış okkalı, albenili, yedikçe yenilesi bütün ettir kavurma. Diğer bir adıyla kapama... Kalaylı, özel bakır düğün kaplarının tamamını kapladığı için kapama da denilmiştir. Kemiksiz, löp löp ettir. Et tabağının altına pide sıralanır, etin yağı bu kuru pideleri lezzetlendirir. Uluborlu ilçemizde benzeri yapılan bu et yemeğine "Banak" adı verilir banağın pideleri parçalanmış pidelerdir.
Kabune ise: Küçük küçük doğranmış veya elle didilmiş etlerin nohutla birlikte pişirilmiş pirinç pilavıdır. Pilavın suyu tamamen et suyudur, üzerine sonradan karabiber ekilebilir. Bazı düğün sahipleri pilav konusunda pirinç yerine bulgur da tercih ederler. Ama bulgur pilavının ardından tatlı olarak zerde ikramı olur. Helva, bulgur pilavının ardına "iki sarı yanyana" diye yakıştırılmaz.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 383
 
Turkish Arabic English