Ayfer Aytaç
MALİYETİ AZ, LEZZETİ FAZLA.
Börek sevmeyenimiz yok denecek kadar azdır. Dünyanın her yöresinde, aklı başında her insan kendilerine özgü böreklerin özelliklerini, lezzetini bilir. Kimileri de vardır ki, kendi deneyimleriyle yeni yemekler, yeni lezzetler keşfeder. Baba ocağından uzaklarda okuyan ve ev ortamında kalmayı tercih eden öğrenci gençlerimizde imkanları ölçüsünde el emeği, göz nuru dökerek yeni yemekler icat ediyor olabilirler. Böyle bir icatla yapılıp yenilmiş ve pek lezzetli bulunmuş bir börekten bahsedeceğim şimdi. İddia ediyorum günümüz gençlerinden çok nadirdir bu böreği duyan, bilen. 
 
Öğrenci böreğimizin tarihi 70-80 yıl kadar eski, daha evveli var mıdır, bilemiyorum. Ben babamdan duyduğumla öğrenmiş bulunuyorum.
 
Rahmetli babam 1940'lı yıllarda İstanbul'da üniversite öğrencisiyken, Akdeniz Bölgesin 'de ikamet eden ailesinden maddi destek gelmesi geciktiği zamanlarda, bu böreği yaparak karnını doyururmuş. hatta bir kaç günün öğününü bu börek sayesinde tok geçirirmiş. Günümüz öğrencilerinden babadan öğrendiğini yapan var mı, bilmiyorum ama ben bu böreği kendim bir kaç kez denedim. Tok tutucu oluşunu ve kilo yapmayış özelliğini gördüm. Pratikliği açısından da zaman kaybı yaşatmadığı için gençlerimize ve börek sevenlerimize tarifini aktarmak istedim. Deneyip beğenen olursa, abur cubursuz bir öğün geçirdiğinden midesinin de rahatlamış olacağının garantisini, güvencesini veririm. Bu böreği yiyen kişilerin sevincini dışa yansıtması için bir tebessüm etmesini rica ederim. 
 
Önce böreğimizin maliyetinden bahsedeyim. (Evde ununuz varsa) bir bardak un, yarım bardak ılık su, bir fiske tuz ve bir adet yumurta. Bu malzemenin tutarı topu topu 4-5 lira. Eskiden öğrenci kısmı un alıp hamur yoğurup sac üstünde yufka bile açarlarmış. Kalın olurmuş. Yaptıkları yufka deve lokması gibi ağır olur, zor yutulurmuş. Ama ne yapsınlar, zaruretten O devirler şimdi ki gibi bolluk, gürlük değil ki; üstelik iletişim imkanları kısıtlı. Eline para geçen gençlerin bazıları da boğazından kısıp sinemaya giderlermiş o vakitte de, ne yapsınlar, onlarda o vakitlerin gençliğiydiler.
Devamını oku...
Şu anda 3594 konuk çevrimiçi
Edep Ziynettir
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 30 Kasım 2021 17:54
Edeb bir tâc imiş nûr-ı Hûdâ’dan
Giy o tâcı emîn ol her belâdan
Şair ne güzel belirtmiş edebin önemini
altEdep, insanı utanılacak durumlardan koruyan sağlam bir irade ve vicdan duygusudur. edep, kişinin kendini bilmesi, ahlak sınırını aşmamasıdır. Takva ile edep arasında bir ilişki vardır. Takva kalpte bulunması gereken Hakk'a sığınma ve korunma duygusudur. kalpteki takva zahire edep olarak yansır. Çünkü edepte, eliyle ve diliyle başkalarını incitmeme kaygısı vardır.
-Edeb gözetmeyen Allah'ın sevgisine, Allah'ın yoluna kavuşamaz.
-Edebini Rabbinden alanı, hiç bir güç mağlub edemez.
-Hakiki edeb; Cenab-Hakk'ın men ettiği günahları kimsenin olmadığı yerde bile 
"Cenab-ı Hakk işitir, görür, bilir" diye iman ederek, terk etmektir.
-Edebinle namazını kıl, küfrün belini kır.
-Edep bilmeyen insan cahil oğlu cahildir. Dünya kadar okusa da bu sınıfa dahildir.
-Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb, her hüner makbul imiş; illa edep, illa edep.
-Aklı olan kimse önce edebi talim eder, edebsiz bir eğitim ise, insanı zalim eder.
-Hak dostunun huzuruna edeb ile girilir, kişinin güzelliği edebinden bellidir.
-Ahmağa meyledip su gibi akma, geçtiğin yerlerde edebsizliğini bırakma.
- Edebe teslimiyet olmadan kemal olmaz, noksan teslimeyetle kemal heybesi dolmaz.
-Adam olmaz adı asla, edebsiz olanın, edebdir çünkü farkı insan ile hayvanın.
Devamını oku...
 
İkisi de İlim Yuvası
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Kasım 2021 10:31
altOkul ve cami. Birisi dünya düzenine yönelik, diğeri ahiret nizamına. Böyle olmamalı. Hem cami, hem okul; her ikisi de her iki konuda (dünya ve ahiret) ferahlığı için insanı aydınlatmalı. 
 
Her iki binanında dış cepheleri mermer döşeli. Albenili, davetkar.Önce hangisine gidilmeli? Her ikisine de denilmeli.
 
Camilerimiz süslendikçe cemaat sayıları azaldı. Çünkü okulun görüntüsünden daha ihtişamlıydı. 
 
Sözünü ettiğim yerler dipdibe olan, girişleri dar bir sokakla ayrılan, daha çok zengin çocuklarının eğitim gördüğü bir kolej ile  okulun hemen arkasındaki çoğunlukla yaşlılarımızın rağbet ettiği, çifte minaresinden beş vakit müslümanları ibadete davet ettiği, içi dışı süslü, yolu dahi mermer döşeli bir cami. Bütün bu şatafatın masrafı minarenin şerefesine konulan vericiden alınan kira bedeliyle karşılanıyor olmalı. Okulun giderleri ise varlıklı ailelerin çocuklarından olsa gerek; her nasıl olursa olsun her iki yapınında dışı, içi şatafatlı. Lakin içlerinde öğretilenler önemli...
 
İki binanın da pencereleri birbirine bakıyor, cami cemati öğrencilerin okula girip çıkışını görüyor, öğrenciler üç beş ihtiyarın elindeki bastona dayanarak, ayağını sürüyerek camiye girişini. Ve bu görüntüden gençler sanırım, camiye yaşlanınca gidilir mesajını alıyorlar. Zaten ailelerin büyük kesimi de okul eğitimini çocuklarının geleceği için zorunlu kılıyorlar. Ahiret geleceğine yönelik yaşarken kafa yormuyorlar. 
 
Çocuklara ne öğretmenler, ne imamlar, ne de ailelerce öğretilmiyor ki, ikiside eğitim yuvasıdır, ikisi de elzemdir, diye. 
 
Birinden vazgeçip diğerine bağlanılmaz. Zira ilimsiz hiç bir şey anlaşılmaz. Eğitimle öğrenilir doğru, eğri.
 
Okul vakti daha çok dünyayı öğreneceksin, eğitim alıp iş güç edineceksin. Sadece iş güç edinmek için olmamalı okul eğitimi. Hayata bakış açısı, insan kalabilme becerileride öğretilmeli genç beyinlere. Camiye de gidebilmeli hem çocuklar, hem gençler. İslam dininin güzelliklerini öğrenmeli, öğrendiklerini yaşamında gaye edinmeli. Hayatının dizamını dinini doğru yaşayarak sağlar insanlar. Camide namaz kılacaksın, vaaz dinleyeceksin. Allah'ın cömerliğini ve yasaklarını beynine nakşedeceksin. Doğru kul olma gayreti edineceksin.  Allah'a verdikleri için şükredeceksin, ahiret yurdunun da selametli olması için dualar edeceksin. 
Devamını oku...
 
Antalya Denilince
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 24 Kasım 2021 09:55

alt

Antalya son 30-35 yıldır turizm kenti, öncesinde yakın illerden gidenler daha ağırlıklıydı. Turist az uğramaktaydı. Çünkü 60'lı, 70'li yıllarda Antalya'ya gidenler bataklık yerlerinden, sivri sineğinin bolluğundan yaka silkerlerdi. Alanya, Kemer denilen mekanlara ulaşılacak yol bile bulunmazdı. Konya altı sahiline dolmuşlarla erişilirdi. Şimdiki günde, bizim ilden otobüs seferiyle 2 saatte ulaşılan Antalya iline 80'lerin sonlarına kadar Köroğlubeli denilen yollardan, dağların arasından kıvrım kıvrım geçerek 4,5 saatte varırdık. Günübirlik bir işimiz olsa, gün içinde halledip dönemezdik, Antalya'da gecelemeye kalırdık. İçinizde Antalya'yı yeni göreniniz varsa, şimdiki büyümüş, gelişmiş zamanına bakmayın. Yakın geçmişe kadar denizine, güneşinin yakınlığına, şelalelerinin gürlüğüne rağmen sıkıcı bir bölgeydi.
 
Fakir ana babanın elinde büyümüş, sonradan zengin olmuş biri gibi düşünürsek demek istediğim daha iyi anlaşılır. Şimdiki hali de biraz haddini aşmış sonradan görme gibi geliyor bana ama ahalisi memnunsa ne diyebilirim ki, umarım ilerde pişmanlıkları olmaz. 
 
Bizler Antalya'ya, diğer illere göre en yakın şehirdeydik; buna rağmen bizden Antalya'ya giden az olurdu. Antalya'dan bize halı almaya, gül yağı, gül suyu almaya gelenler daha fazla bulunurdu. Ticaret sebebiyle gelip gidenlerden oralarda satılık arazilerin çok ucuz olduğunu duyardık. Hatta bazıları bir büyük el halısına arsasını takas etmeyi önerirdi. Büyüklerimiz kabul etmezlerdi. "Antalya'dan arsa almak, akıl tutulmasıdır. Aklı peynir ekmekle yemektir, ne yapacağız çamur deryasında? Sivrisineklere gönüllü kan bağışçısı mı olacağız," derlerdi.
 
Büyüklerimin vizyonu geniş değilmiş, genlerinin geleceğini önemsememiş. İşin garibi onların sözleri bizlerinde beynine işlemiş. Antalya isminden yıllarca hep tereddüt ettik. 
 
70'li yılların sonlarıydı... 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 170
 
Turkish Arabic English