Unut Beni İstanbul

HEY GİDİ KIŞLAR HEY! KİMİ YAHŞİ KİMİ YAVAN 

KİMİ ZORLU KİMİ KORLU NE KIŞLAR GELDİ GEÇTİLER

Hayatımın 60. Kışına merhaba dedim.

Elbette diğer mevsimleri de bu kadar yaşadım. Onlarında kendilerine özgü birçok güzellikleri ve zorlukları vardı. Ancak kış mevsimi kendisini daha çok hissettiriyor işte.

 Kış, en otoriter baba mevsimdir…

Diğer mevsimler gelir, yaşanılır ve geçer. Onlar için öyle fazla bir hazırlık yapmazsınız.

 Peki ya kış?

Kış zorludur.

Onu öyle sıradan bir mevsim gibi karşılayamazsınız. O daha gelmeden hazırlık yapmanız gerekir. Her türlü tedbirinizi almanız gerekir. Hem de günler hatta haftalar öncesinden. Eğer hazırlıksız yakalanırsanız sizi üzer ve hayatınız boyunca bir daha unutamayacağınız sertlikte bir ders verir.

 Kış, ağır misafirdir…

Devamını oku...

Unut Beni İstanbul
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   

Unut Beni İstanbul

 

 

 

 

 

Yayın Yılı:2002

Bu Kitabımı; her şeyden çok sevdiğim, yaşama sevincim olan dört çocuğuma ve beni iki yıl bağrında barındıran, koruyup kollayan güzeller güzeli İstanbul'a ithaf ediyorum.

 

 

 

Ağla İstanbul Benim Gibi

 

Daha güneş doğmadı uyanmamızı bekliyor seher vakti.
İnsanoğluna hizmet için yapıyor bunu o.
Hiçbir şey değil sadece geçmiş.
Bugün gelmedi bana iyi haber veren kuşlarım.
Kelebekler konmadı kollarıma.
Sanki bir kabus veya kötü rüya.
Hiç bir söz duymadım, gelmedi kulağıma.
Aradan epey sene geçti baharı görmeyen yüreğimden.

Sandallar küreklerini çekti artık.
Gökyüzü görünmez oldu bak gözlerimden.
Aynı diğerleri gibi ölüme uzandık.
O eski çeşme bile çağlamıyor eskisi gibi.
Denizler dalgalanmıyor, çıldırmıyor artık.
Efelenmiyor fınfık ağaçları rüzgar yedikçe.
Aynı diğerleri gibi yokluğumuzu hazırladık.
Kumrular ötmüyor eskisi gibi, gülmüyor hayata.
Çekirgelerin vızıltısı yok olmuş gibi.
Hayallerle yatar gibiyim o eski yatakta.
Kalmamış bende sevginin sebebi.
O taşlı yollar eskisi gibi yakmıyor canımı.
Olmuyor o eski fasıllar, herkes mutlu değil.
Göğsüm kabararak taşıyamıyorum adımı.

Çocuklar seksek oynamıyor eskisi gibi o ara mahallede.
Bebekler için salıncaklar yok artık.
Sanki eski yaşıyor bir yerlerde.
İplerimizi ve minderimizi onlara çaldırdık.
Karanlıkta korkunç değil artık mezarlık.
Şarap içen ayyaşları göremiyorum.
Herşey ama herşey belleğimizde artık.
Eskisi gibi değil sevemiyorum.
Sarıyer'de bu eskiye dönmek mümkün mü?
Bu ağaçlar, bu binalar buranın mı?
Umutsuz olmak geleceğin mi yoksa dünün mü?
Zaman onları da kandırdı mı?
Camının önünde bulamazsın o mendilleri.
Sevgi dizleri bulunan o kağıt parçasını.
Duyulan bekleyişi, hasreti, özlemleri.
Bulmak mümkün mü aşkın tek parçasını?
Elini çekmiş mi her şey her şeyden?
Sahilde satılan kalkan balıkları nerede?
Bebekler ölmüş mü?
Dünü hatırlamadan, yarını görmeden.

Artık yakalamazsın onları caddeden.
Çok geç kaldın bu semt için sen.
Göremezsin artık çiğdemleri.
Hıçkırıkları, feryatları.
Ya da yaşanmı o mütevazi hayatı.
Sonbahar, yine mi çekip gittin?
Ardında yıldırdığın yaprakları bırakarak.
Umutsuzca pişmanlık duymayarak
Beni burada unutarak, unutturarak.
Tahta köprü; peki sen neredesin?
Hani geçen kış buradaydın.
Karagözli ilk sevdiğim, sen ne yapıyorsun?
Mezarının başındaydı sevdiklerin.
Ve yağmur çiselemeye başladı.
Durma haykırarak yağ bu sokaklara.
Boşalt içindeki gizli sevgini.
Ağla istanbul benim gibi.

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ