Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren


 Dervişin biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü. “Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?” diyerek, Allah’ın lütfuna hayran oldu. Derken bir arslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu. Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu.

 
Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören Derviş, kendi kendine: “Bir tilkinin rızkını ayağına gönderen Allah, benimkini neden göndermesin?” diyerek, çalışmasına gerek olmadığını, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü.

Devamını oku...
Şu anda 2041 konuk çevrimiçi

Kısasa Kısas
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 01 Temmuz 2018 08:28

ALLAH KORKUSU OLMAYANLARDAN KORKUN.

ÇÜNKÜ ONLAR VİCDANLARINI YİTİRMİŞ,

ŞEYTANIN KÖPEKLİĞİNİ YAPAN ,

YAŞAYAN DEĞİL BEDENİ ÇÜRÜMEYE YÜZ TUTMUŞ ÖLÜ İNSANLARDIR.

altHerkes yavrusuna sahip çıksın. Ortam kötü. Kimin ne olduğu belli deği!

Adı Eylül... İnsan söyleyecek söz bulamıyor, nutku tutuluyor. Nur gibi bir  yavru, melek gibi geldiği dünyadan, bir şey anlamadan melek olarak uçtu gitti. Bir de Leyla adında kayıp küçük bir kız çocuğu daha var. Onun akıbeti henüz belli değil. Umulur ki sağ bulunur. Allah bu yavruların ailelerine sabırlar versin. 

Eylül daha sekiz yaşındaydı ve evlerinin önünde biskletine binerken ortadan kaybolmuştu. Ramazan Bayramından bu yana Ankara Polatlı'da aniden kayıplara karışan Eylül'ün bulunması için  güvenlik güçlerimiz seferber oldu, aranmadık yer bırakmadı. Lakin bir sonuca varılamadı.

Allah razı olsun çobanlık yapan bir insaniyet sahibinin ihbarıyla düğüm çözüldü. Ancak neticesinde  Eylül'den acı haber geldi. Küçücük bedeni uzak bir alanda bir elektrik direğinin dibinde ölü bulundu.  Anne ve babasının öpmeye ve koklamaya doyamadığı Eylül'e, komşuları olan bir adam önce tecavüz etmiş, sonra da hunharca katledip gömmüş onu. Ne kadar elem verici bir hadise, sağlıklı ruh sahibi birinin bu vahşeti yapamayacağı aşikar.

Bu acı haberi duyan herkes sosyal medya üzerinden idam isteyinde bulundu. Hatta bu ülkeden imzasıyla idamı kaldıranlardan biri olan, bir dönem ülke yönetimde var olmuş makam sahibi bir zat da "idam gelsin caniler asılsın," diye gürlüyor. Oysa aynı şahıs Ramazan bayramı öncesi, yani Eylül kaybolmazdan önce, seçim arifesinde gezerken af talebinde de bulunan kişinin ta kendisiydi. Vatandaş şunu bilmeli ki Türkiye'de AB uyum yasaları çerçevesinde idam cezası kaldırıldı ve bir daha da geri gelmez. Gelirse bundan yararlanacakları Avrupa'da Amerika'da hiç istemez.

Ben çocukken  idam edilen birini gördüm. Yaşım çok küçüktü. Şehir merkezimizde Mimar Sinan cami önünde büyük bir çınar ağacı vardı (hala heybetiyle durur) Kadına kıza sarkıntılık eden birini sabah ezanından sonra cami önüne getirdiler. Suçu sabit edilmiş olanın boynuna yağlı urgan geçirdiler. Sonra seyredenlerin gözü önünde cellat denilen görevli suçlunun üzerinde durduğu tahta sandalyeye tekmeyi vuruverdi. Adamın kırılan boynundan dili dışarı taşıverdi. Çok korkmuştum. Sadece biz çocuklar değil. Bunu görenlerin yüzlerinde korku ifadeleri olurdu.

Bizim evimiz o alana yakın olduğundan bir gün öncesinden belediye hoparlöründen asılacak kişinin anonsunu duyunca, ertesi gün sabahın köründe cami etrafına şehir ahalisinden duyup gelenler etrafa dizilirdi. Biz çocuklarda ailemizin peşi sıra koşarak meydana gelirdik ve büyüklerin arkasına saklanarak bacak aralarından, olanı biteni izlerdik. Büyüklerden bazıları derdi ki: "İyi oldu, şerefsizlerin katli vaciptir."

Çocuk yaşımdan erişkin olana kadar bir daha hiç idam sahnesi görmedim. Fakat gazetecilik mesleğine adım attığım 70'li yıllarda da idam cezası vardı ülkemizde. Ağır ceza duruşmalarını mesleğim gereği çok izlemiş biriyim. Hakim suçluya idam kararı verdikten sonra elindeki kalemi kırardı. Suçlu cezaevine götürüldükten sonra, bugün yarın asılırım korkusuyla yaşıyor olmalıydı ki, geceleri vicdani rahatsızlıklardan feryat - figan edişlerini zaman zaman gardiyanlardan duyardık. Ne var ki 80 ihtilaline kadar bir daha idam edilen şahsı ben ne gördüm, ne de duydum. Demek ki idam cezası alma korkusu suçluyu ölmekten beter ediyordu.

Devamını oku...
 
Patetes Almayacağım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 28 Haziran 2018 07:13

altZaman risk almak için çok kısa

Bizim güzelim ülkemizin topraklarında yetişen patetes ve soğanları çuvallara doldurup depolara tıkdılar. İç savaştaki Amerikan ve Rusya işgalindeki Suriye'den patetes ithal etmeye başlamışlar. Şaka gibi, ama ne yazık ki doğru.

Allah aşkına bilerek mi yapılıyor bunlar? Malum Suriye yıllardır kimyasal silahlarla yok edilmeye çalışıldı. Dolayısıyla Suriye toprağında yetişen patates insanımızı zehirlemekten, hemen değilse de ileri vade de hasta etmekten başka bir işe yaramaz.

Bu ithalatla hastaneler müşteri, pardon hasta kaynayacak demektir. İnsanımızın sağlık güvencesi riske girmiş demektir. Biz kobay mıyız, Allah aşkına bir tepki gösterin. Her yapılanı kabullenmeyin. İyice bir düşünün, bence bir hayli karanlık yönleri var bu ithalatın...

Nevşehir ve Afyon Şuhut patatesleri son derece lezzetlidir. Üretimde de bir aksaklık olmamıştır. Lakin çiftçinin elinde bırakılan, depolara kapatılan patatesler, otomatikman fiyat yüksekliğine sebep olmuştur. Mesele, dışardan ne idüğü belli olmayan, nasıl üretildiği, genlerine ne aşılandığı bilinmeyen yiyecek ve içeceklerle halkı hastalandırıp kırdırmaksa yirmi yıla kalmaz bu iş zaferle başarılmış olur.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin bizzat ağzından duydum. Sabah haberlerinde ekranlardan basbas bağırıyordu; "Türkiye'nin Suriye'de operasyon yaptığı bölgeden dört ton ürün getirildiğini belirterek, bunun sonucu olarak şu anda pazarda patates fiyatlarının 2 lira civarına gerilediğini gördüğünü söylüyordu. Operasyon yapılan yerler ne ara kimyasaldan temizlenip, toprağı ekilir dikilir hale getirildi? Bakan bunu belirtmiyordu. Çünkü hiç bir gazeteci böyle bir soru sormuyordu. Çoğunluk yandaş basın ya, sanırım soru sormaya cesaret edemiyorlardı.

Benim şahsi kararım patates yememek, ailemede yedirmemek. Dışardan et ithal edileli et de yemez olmuştum. Ama çok sevdiğim eti yememekle  ölmediğime göre, patetes yemezsem hiç ölmem. Zaten Rabbim izin vermedikten sonra ülkemde yetişmeyen hiç bir şeyi yememe kararı alsam ve tatbik etsem, sadece kuru ekmek yesem, yine de ömrüm süresince yaşarım. 

Devamını oku...
 
Yeni Sistem Hayırlı Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 25 Haziran 2018 06:50

24 HAZİRAN 2018 YENİ SİSTEM, MİLLETVEKİLİ ve CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİMİZ

ÜLKEMİZE, MİLLETİMİZE HAYIRLI OLSUN, İNSANLARIMIZA İYİLİKLER GETİRSİN İNŞALLAH!

altBizim devremizdeki düzenek böyle ise Allah'ın takdirine rıza göstermekten başka çaremiz yok. "yâ ilâhenâ! Senin katından öyle bir rahmet diliyoruz ki, onunla kalbimize ve aklımıza hidâyet ver. Perişan halimizi onun bereketiyle düzelt ve dağınık işlerimizi toparla..."

"Siz yöneticiliği çok isteyeceksiniz. (Oysa) o, kıyamet gününde pişmanlık olacaktır."
Hz. Muhammed (Sav)

Sevgili Peygamberimizin sözü üzerine dahası var mı, haşa anlaşılmamasına yönelik bir fikir üretilebilir mi?

Siyaset veballi iş, ballı lokma olsa yemekten gocunurum. İnsanız, cazibeye kapılıveririz. Çok şükür ben o konularda zekice düşünemem. "Fırsatçılık yapayım, keyfime bakayım" diye cinlik yapamam. Doğrusu nefsimi dizginler; sunulsa da tahtlar, taçlar istemem. (Daha önce bunun örneği başıma kondu, elimin tersiyle silkeledim. "Bedavadan milletvekili olacaktım" diyerek bu fırsatı tepişimi kalemimle belgeledim.)

Üç günlük yalan dünyanın cefasını, çilesini çekmek bir yana, bir kula haksızlık yapılsa, yer yüzünde saltanat uğruna kulun vebalini yüklenip cehennemin dibinde ateşten nalınla salınmak istemem...

Kul kanâat sahibi olduğu zaman hürdür. Hırsa kapıldığında köle olur. Nice taht sahipleri bugün toprağın altında çürümüş haldeler. Ahiretleri ne durumda Allah bilir. Bu dünya bazılarına bahtiyarlık sunabilir, ama hiç bir zaman ebedi huzur vaadinde bulunamaz. Bu dünyada adalet olmayabilir. Lakin ebedi âlemde her kul için ayrı, şaşmaz adalet terazisi var. Unutmayalım başkanlar ve tüm siyasiler bir gün,  hesapsız yapılmış, içine haram katılmış tüm işlerinden ilahi iradeye hesap vereceklerdir.

Kalbin edebiyle hem hal ol, kalbin seni bir yere götürsün. Daim edebli ol, değmez bu dünya saltanata; saltanatı ahirette görmek muradıyla...

Her günün bir sabahı var. Sağ olana, sabaha uyanana tövbe vakti dar. Çünkü bir an sonramızı bilmiyoruz. Bu dünyadan iyilikle, Allah'ın sevdiği kullardan biri olarak göçmeyi diliyoruz. Bu dünyadan öteki âleme götürecek sevaplara vesile olacak hizmetler yapmayı Cenabı Allah'tan nasip etmesi için dualar ediyorum. İnşallah dualarım kabul görür umuyorum.

Dünya kimin olursa olsun, kim yönetirse yönetsin, kendinin de ölümlü olduğunu unutmasın, diyorum. Ülkemizin geleceğini belirleyecek yeni rejim şeklini benimseyenlerden adil ve Hakkaniyetli hizmetlerde bulunmasını diliyorum. Kendimiz gibi kul olanlardan başka beklentimiz yoktur çok şükür. "Öleceğiz ne çare, sonunu düşün ey biçare."

Kim ne bekliyordu, ne umuyordu ise Allah'tan dilesin. Kuldan beklenti içinde olanlar; beklentilerini rafa kaldırsın, ömrü vefa ederse başka baharlara umut bağlasın. Olan oldu. Bu saatten sonra sabretmekten ve iyilik dilemekten başka yapacak bir şey yok. Yarabbi razıyım senden, Sen de razı ol benden. Hayırlar yaz başımıza, iyileri çıkar karşımıza... Allah'ım bizleri her türlü beladan, musibetten, şeytani fikirlilerden ve haksızlığa uğramaktan muhafaza buyur. Âmin...

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 358
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ