Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

KÜÇÜKTÜ BÜYÜDÜ GELİŞTİ YÜRÜDÜ
 
Afyon otogarı...(Afyonkarahisar) Vakit sabahın seheri. Ankara istikametine giden otobüsümüz Afyon'dan binecek yolcuları almak için 30 dakika mola verdi. Otobüsün muavini bagajları yerleştirmek adına koşuşturdu. Kaptanımız ayaküstü başka kaptanlarla sigara eşliğinde sohbete durdu. Otogardaki kalabalıktan tedirgin olanlar otobüs içinde beklemeyi uygun buldu. Bir an önce yola koyulmayı isteyenlerin, sıkıntısı yüzlerinden okunuyordu. 
Bu otogara kaçıncı gelişim, Afyon'dan kaçıncı geçişim acaba? Başımı otobüsün camına yasladım. Sanki geçmişle geleceği aynı anda yaşadım. Afyon'un dünü bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Dünü sakindi. Durgundu, ama yorgun değildi. İnsanları birbiriyle dosttu.
Bugünkü Afyon dününden gün geçtikçe uzaklaşan, büyük olma yolunda kararlı ve koşar adımlar atan bir şehir görünümünde. Üzerinden durgunluğunu atmış, ayağa kalkmış, atılım yapmış,  kalkınmış, geleceğe zenginlik diye bakmış. Afyon' da bütün herkes adeta bu kalkınmadan payına düşeni almış. Bunca gelişim ve değişimde beni en çok sevindiren Afyon kaymağının hâlâ üretiliyor olması, sucuğunun nostaljik kokusunun bölge sınırları dışına yayılması. 
Bir şehrin gelişmesi için öncelikle yer altı ve yer üstü servetleriyle sanayi tesislerine sahip bulunması gerekir. Bunun yanında üretilenlerin büyük kentlere ulaştırılması için bağlantı sağlayan yolların olması çok önemlidir. Afyon'da bunlar mevcut. Anadolu'nun bağrında bir yer, nereye gitmek, nereden nereye ulaşmak isterseniz çoğunlukla önce Afyon'dan geçersiniz.
Bugünkü durumunu iyi öğrenmek için illerin dününü iyi bilmek gerekir. Afyon ili, günümüzde tarihi değerinden çok mermeri ile anılıyor. Afyon'da mermercilik, lokumunu, sucuğunu, kaymağını sollamış durumda... Resmen Afyonlular doğanın bağrını yarmışlar, çıka madenle kendi karınlarını doyurmuşlar. Gelecek nesili umursamamışlar...
Mermerden kazanılan paralarla Afyonlular lüks yaşantılarında; her birinin evi, arabası var. Bazısının kapısında arabalar çifter çifter... Şehir büyüdükçe büyümüş, endamı ovaları aşmış yürümüş. Yüksekliğiyle adeta göğe değmeye çalışan binalar şehrin dört bir yanını bürümüş.
Sevmiyorum ben şehirlerdeki bu betonarme yağmurunu, insanların birbiri üstüne yığılmalarını... Apartman katları bana bunaltıcı geliyor, kalkınmanın göstergesi bu betonların çoğalmasıyla mı biliniyor?
Afyon'un dününde sükunet vardı. İnsanları samimiyet içerisinde yaşardı. Kaplıca mekanları ormanlık alanlardı. Afyon halkının geçimi bağdan bostandandı. Evleri çoğunlukla bahçeli, ahşap yapılardı. Esnaflık, zanaatkârlık ailelerin geçim kaynağıydı. Afyon'un köklü ailelerinde bir Osmanlı ruhu vardı. Evin anneleri, ev idaresini, babaları çarşı pazar ihtiyaçlarını temin gibi dış işlerini yürütürdü. Gelinler, oğullar genelde büyükleriyle beraber otururlardı. Sabahları büyüklerinden önce kalkarlardı. Oğullar Allah'ın her günü işe giderlerken mutlaka analarının elini öper helalleşir öyle evden çıkarlardı.
Devamını oku...
Şu anda 754 konuk çevrimiçi

Beratımız Mübarek Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 07 Nisan 2020 06:42
altRabbim bu gün ve gece hürmetine hepimizi sâidler defterine yazıp berâtimizi sağ eline alanlardan eylesin. Üzerimizdeki umumi musibeti kaldırıp, milletçe, ümmetçe ramazana, bayrama ulaştırsın Mevlâm inşaallah...
Bir yıllık kaderin tayin edildiği, Kadir Gecesi kudsiyetinde olan ve 50 senelik ibadet hükmüne geçebilen mübarek Berat Kandilinizi en içten dileklerimle tebrik eder; tüm insanlık, İslâm âlemi ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, mübarek gecenin sabahına beraat etmiş olarak çıkmamızı; sağlık, mutluluk ve başarı içerisinde nice nice kandillere ulaştırmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz eylerim.
 
Beraat:Tefekkürdür ( Düşünme)
Beraat : Tezekkürdur (Şükretme )
Beraat :Arınıp yenilenme gecesidir...
 
Düşünmek zorundayız, böyle günler geceler belki de kurtuluşumuza vesiledirler. Kendimizi muhasebe ederek, eksilerimizi düzeltmek için niyet edelim.  Hiç birimiz masum değiliz. Zira hiç birimizin hayatı dört dörtlük yolunda gitmiyor, imtihan dünyasında bulunduğumuzdan, düz çizgide gitmemiz de mümkün değildir. Arada bir tökezleriz, düşeriz, kalkarız, ineriz, çıkarız. Her koşulda şükretmesini, sabretmesini bilmeliyiz.
Devamını oku...
 
Dijital Devir
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 05 Nisan 2020 09:15
altDEĞİŞİM DÖNÜŞÜM DÖNEMİNE GİRİLDİ 
İNTERNET ÇAĞI ASIL ŞİMDİ BAŞLADI. YAPAY YAPMALAR YAKINDA YAYGINLAŞIRLAR...
Yaratılan her şey değişmeye, dönüşmeye yenilenmeye proğramlıdır. Hiç bir şey durağan değildir. Bundann 4000 bin yıl önce Mısır topraklarında medeniyet vardı. Dünyanın bazı yerlerinde kız çocukları diri diri toprağa gömülürken Mısır ülkesinde saltanat sürüyordu kadınlar, kızlar. Çeşit çeşit pahalı mücevherleri takıp takıştırıyor, birbirinden muhteşem kokuları sürüp sürüştürüyorlardı. Sonra piramitlerin yapımı, hayret uyandırıyordu. Nasıl bir medeniyetti, ne tür bir değişime girilmişti. Kafalar yoruluyor, gizem çözülemiyordu. Ne üstün bir mimarlık- mühendislik becerileridir bu, bilinemiyordu.Piramitler hakkında  insanlık bugünkü 2020 yılı aklı ile bile hala tatmin edici bir cevap verebilmiş değil. 
 
Bir de şimdiki Mısır ülkesine bakın, fakiri ve cahili çok bir insan topluluğunun yaşadığı, çoğu yeri kumluk bölge... Ben gittim yakından gördüm. Nil'in çevresinden gayri medeniyete yönelik hiç bir gelişme görmedim. Aksine fakir halkın çokluğunda gerileme bile gözlemledim... Mısırlılar geçmişin ihtişamından ve bir de Osmanlı düşmanlığından beslenip duruyorlar. Bugün yaptıkları ilimleri, bilimleri hep hava civa. İngiliz güdümü altında öğretilenden öğrendikleri kadar. Geçmişlerindeki âlimlerin isimleri bile müzelerde, kütüphanelerde tıkılı kalmış halde, gün yüzüne çıkarıp gelecek nesillerini nasiplendirmiyorlar...
Devamını oku...
 
Korona Kor Ona
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 04 Nisan 2020 10:11
alt20 YAŞ ALTINA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI GETİRİLDİ
SANKİ SEN MİSİN DEDELERLE KAFA BULAN DENİLDİ
"Yaa işte yaşlı dedeler ninelerle dalga geçtiniz, sonunda sizde onlar gibi eve tıkıldınız...Dedelerin âhı tuttu yeminle... Sen misin dedelerle dalganı bulan, hadi şimdi güzel güzel odalar arasında dolan..."
Evin büyükbabası böyle diyordu. Bıyıkları yeni terlemeye başlamış, ergenlik çağındaki torununa; torun dedeyi umursamaz gibi odasına çekildi. Evin gelini, torunun annesi dedeyle laf dalaşına girmemek, evin sakinliğini bozmamak için balkona attı adımlarını... Karşı balkonda da başka bir apartman sakini kadın, demire gerili ipe çamaşır sermekle meşguldü. Birden komşuluğun önemi hatırlandı sanki...
 
Balkondan balkona selamsız, sualsiz komşu komşuya seslendi:
-"Şu korona çok koydu bana, dokunsalar ağlayacağım o kadar doluyum. Kocalar yetmiyor gibi çocuklarda eve kapandı. Bi de evde dedemiz var. Kuşaklar arası çatışmalar arttı. Vay halimize!" 
Öteki komşu: "Sorma" diyor ve karşı komşusunun konuşma bahanesini değerlendiriyor. 
-"Sabret komşum geçer, bu günlerde geçer. gençleri eve tıkmayalardı iyiydi ya."
-"Bırak şimdi gençleri onlarda dışarda tek durmuyordu. geçen gün cam ardından gözledim. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 125
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ