Nerdesiniz
HAYAT SİZE GÜZEL ZORLUĞUNUZ SEÇİLENE KADAR SONRASINDA DÜNYANIZ KIYAK, EMEKLİLİĞİNİZ KIYAK.
YENİ ZAMLARINIZ HAYIRLI OLSUN, HİÇ BİRİNİZ DEMİYOR HALKIMIZ DARDAYKEN BİZE BU NE ZAMMI DİYE.
İSTEMEM YAN CEBİME KOY, DİYENLERİNİZ OLMUŞ DA VATANDAŞIN HALİNDEN HELALLİK İSTEYEN OLMAMIŞ.
 
Bu güne kadar çok vekille yakından tanışmam, konuşmam oldu. Bilirim vekilliği koparana kadar geçtikleri yolları, takındıkları tavırları.
Siyaset konusunda çok fikrim vardır. Ama siyasi kavramlarla, mantıklarla fikir beyan etmek istemiyorum. Neden derseniz, çünkü siyasilerin söyleyeceklerimi kabul etmeyen, kendi yaptıklarını meşru gören bir kitleleri vardır da ondan. 
 
 
Çoğumuzun bildiği gibi, siyaset genelde bir yalan üretme mekanizmasıdır, hemen her siyasetçi elimizden oyu alana kadar akla hayale gelmeyecek ama bizi ikna edecek yalanları 
gözümüzün içine bakarak kolaylıkla söylerler. Bizler onları dinlerken, bazen kendi kendimizi sorgularız "dediklerini anlayabiliyor muyuz, acaba yanlış olan biz miyiz," diye. 
Bizim beynimiz onları dinlemekten yorgun düşer de onlar yalandan yılmazlar. Amaçlarına ulaşana kadar ayakta kalmaktan bıkmazlar. Nedense bu durumlar ülkemizde hiç değişmez.
 
 
Seçmenin lehine bir şey dersin, fakat o seçtiğine biat etmiştir. Anlamaz denileni, sana olmadık küfrü sayar. Bu yöntemle beslenenler vardır; kendini doğru, seni eğri beller.
 
Allah muhafaza, iftiranın her türlüsünden korkarım. Yine de şunu demekten geri durmayacağım. Bu vekillere "Millet Vekilleri" demiyor muyuz? Yani milleti temsilen meclise gönderilmiyorlar mı?
Öyle ise neden milletin hakkını, hukukunu aramıyorlar, savunmuyorlar? Kendileri tok geziyorken vatandaşın derdini dinlemekle kalıyorlar. Partisi iktidarda olan vekile meramını da anlatamıyorsun.
Hoş anlatsan ne olursun, başın göğe mi erer, boyun tavanları mı deler. Ağzına bir parmak bal çalarlar, yalanırken sen, onlar yaralarını görmezden gelir geçerler.
 
Pek sayın milletvekilleri asilleriniz olan sayın vatandaş içinde bi zahmet imkân isteyin, içlerindeki yangınları söndürün. 
 
"Vatandaşımız sıkıntıdaysa, biz huzuru hak etmiyoruz" deyin. "Bize on veriyorsanız, bari vatandaşa beş verin" deyin. Söyleyin, isteyin, ağzınız aşınmaz. 
 
Bizler asilliz sizler vekil, ama vekilliğinizde asile tepeden bakıyorsunuz.
Hele bazılarınız var ki salt bireye hizmet ediyor. Birilerinin temsilcisi, bazılarının işe yerleştiricisi oluyor.
 
Kendi memleketimden örnek verirsem, 70'li yıllardan bu güne kadar seçilen vekillerin pek azı dışında, şehrime yaptığı kalıcı memnun edici bir hizmetleri olmamıştır. Koltuğa kurulan "Hep bana Rab bana!"
 
Çoğu zaten köyden kasabadan yetişmedir, vekilliği eline geçirir geçirmez köylüsünü, kasabalısını işe yerleştirirler. Adam bu işe yatkın mıdır, ehil midir, değil midir?
Tahsili nedir, başına geçtiği işe uygun mudur, beyni boş mudur, dolu mudur, sormaz sorgulamazlar. Oturt masa başına alsın maaşını paşa paşa... 
 
Oysa bazı yakın bildikleri kendilerine oy bile vermemiştir. Bu yüzden ülkecek iki yakamız bir araya gelmiyor, bu yüzden bir ileri iki geri gidip duruyoruz. 
 
Bu haksızlıklar günü kurtarıyor gibi, velakin yarınlara ziyan ediyor. Sayın vekiller, hep size iyi günler de sizi seçen seçmene zor günler mi? Vatandaşa da biraz huzur gösterin. 
Akşamları aç yatan çocukların olabileceğini düşünün, masumların veballerinden korkun. Emin olun bir gün hayat hiç yaşanmamışa dönüyor. 
 
Kendimden biliyorum.
Kırk yılı aşkın süre seçilenlerin ve seçenlerin arasında oldum. Sonunda yaptıklarına pişman olmayan çok az siyasetçi ve seçmen gördüm. "Eyvah" diyorlar ama dünya yolu tek gidişli geri dönülmüyor, pişmanlık fayda vermiyor.
 
Dün saltanat sürenler, bugün nerelerdeler?
Misal ben Isparta Belediyesinin basın müşaviriydim. Emrimde çalışanlarım vardı. Bir dediğim iki eilmiyordu. Etrafım insan kaynıyordu. Kırk yılı aşkın görsel ve yazılı basında gazetecilik yaptım. Neler gördüm, neler yaşadım geçirdim. Emin olun bugün sanki onları yapan ben değilim. Sanki hiç çalışmamışım, hiç kimseyle tanışmamışım gibi. Bunları idrak etmekte geç kalmayın, gözünüzün önündeki perdeyi kaldırın, gafletten uyanın.
 
Bu toprağın üstü kadar altı da var. Üstelik altına giren bir daha gün yüzüne çıkamıyor. 
Ey! Hep bize, yok size diyenler. İşçi temsilcileri, oda başkanları, Emekliler derneğine yönetici olarak kurulmuşlar, bir yerlerde seçilerek baş olmuşlar.
Nasıl seçilmişseniz seçilmişsiniz işte, yapacak bir şey yok. Bari makamınızın hakkını verin, vatandaşın hakkını kollayın. Kalbinizi ve sesinizi yumuşatın. Hayat hepimize güzel olsun.
 
Ayfer AYTAÇ
ayferaytac.com