Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

BİZ "EZAN DİNMEZ, BAYRAK İNMEZ" DİYORUZ.

SONRA DÖNÜP DİZİLERE BAKIYORUZ.

BİZ DİZİ SEYREDERKEN, ONLAR İZİMİZİ SİLİYORLAR.

Oh ne güzel artık herkesin evinde lüks yaşam var. Sağolmasınlar banka kredileri ile gül gibi geçinip gidiyoruz. Allah'ın haram kıldığıyla (Haşa) umursamadan pek alâ yaşıyoruz. En fakirimizin bile evinde dev ekran, elinde en pahalı telefon. Koltuklarımıza kurulup, kanepelere dizilip dizi izliyoruz. Dizi saatlerimizde değmeyin keyfimize...

Ey Türkiye'm insanı! Farkında mısınız, dizilerdeki dramını izlediğiniz fakir ailelerin de elinde en pahalı telefon vardır; kızların üstü- başı hep bakımlıdır, tırnakları hep uzun ve cilalıdır. Dudakları boyalıdır. Ve bir yere giderlerken asla otobüs kullanmazlar, taksidir tercihleri... Güya yiyecek ekmekleri yoktur, bu sebeple dudaklarından ızdırap cümleleri, gözlerinden yaşlar akar; isyanlar şaha kalkar. Sonra bir rastlantıyla zengin oğlan fakir kızı kapar veya oğlan fakir, kız zenginin şımarığını oynar. Ve kıskanan çevre türlü entrika yapar. Pür dikkat izleriz, nasılını sormaz, bitmesin dileriz. Devamı için yarını ne çok gözleriz. Ömür yarına erer mi, hiç akla getirmeyiz. Ey güzel ülkemin, saf kalpli insanları uyanın, uyanalım  bu gafletten...

Biliyor musunuz? Amerika Irak'a sözde iyilik için girdiğinde Iraklıların çoğu evlerinde dizi izliyorlarmış. Kargaşalıktan sonra ülkemize sığınan mültecilerden Iraklı Münira ile röportaj yapmıştım, bizzat aynını söylemişti. "Banka kredileriyle zenginleştirdiğimiz, hiç bir şeyin eksik olmadığı evimizde televizyon karşısında dizi izliyorduk, ne olduğunu anlamadık."

Ve Yugoslavya parçalanırken de halk: “Biz evde dizi izliyorduk” demişti. 

Devamını oku...
Şu anda 4369 konuk çevrimiçi

İBN FADLAN’IN SEYAHATNÂMESİ
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 22 Nisan 2012 15:54

   Siyâsetnâmeler ve nasihatnameler gibi (buna Farsça’da pendnâme de denir), seyahatnâmeler de bütün bir cemiyetin, bir ülkenin, hatta dünyanın tamamına şâmil olmak üzere; bütün bir coğrafyanın gündelik hayatına ayna tutan, çok mühim bir vesâiktir.   

 Seyahatnâmelerin tarzı, bir bakıma şahsî hâtıratlara benzer. İçerisinde gözlem, tespit, anekdot ve tefekkür kıvılcımları bulunduğu gibi, tahassüslenerek dile getirilen ifâdelere de rastlanır. Bu yönüyle işin içerisinde şâhid olunan zaman, mekân ve toplum davranışlarının yansıtılması, sâdece gözlemle kalmayıp, yazarın his ve fikir dünyasından yansıyan unsurlar da yer alır. Demek oluyor ki, seyahatnâmeler tıpkı hâtıratlar gibi, tam/salt/sâde fotoğraf çeker gibi manzarayı olduğu şekliyle yansıtmayabilir; kezâ resim yapar gibi yazardan ilâveler veya çıkarmalar da görülebilir.

  Türk diyarlarını bir uçtan bir uca dolaşma imkânı bulan meşhur seyyahlar Evliyâ Çelebi ve dahî İbn Battûta gibi yolu bilvesîle Türk diyarlarına uğramış olan İbn Fadlan da, ihtivâ ettiği gözlem ve analizler muvacehesinde oldukça mühim ve kıymetli bir eser miras bırakmıştır.

Devamını oku...
 
Borçlan Arabalan
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 22 Nisan 2012 08:31

altAraçlar bir tane, iki tane değiller ki; caddeler her an konvoy hâlinde… Sanırsınız insanlar yememiş içmemiş, eline geçeni biriktirmiş araba almış. Hattâ kendileriyle yetinmemiş, çocuklarını da arabalandırmış. Yok canım, resmen çoğu bankalara borçlanmış. Anlayacağınız borçlar paçalardan akar vıcır vıcır, onlar arabaya binerler gıcır gıcır…

Devamını oku...
 
Mevta Ayırımı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 21 Nisan 2012 13:39

alt"Kimi mevtasına kefen biçemiyor. Kimi helâl rızkı yiyip içemiyor." Seyrani ne de güzel izahta bulunmuş; bu iki kelimeyle insanlar arasındaki dünyalık ayrımcılığı…

Geçtiğimiz hafta iki sokak ötemde komşum vefat etti. Öldüğü gün etraftaki üç câmi minâresinde birden salâ verdirmişler, duymadım. Bugün eski milletvekillerinden Sadettin Bilgiç vefat etmiş. Âkabinde mahallece duyduk. Hem de ismi tanımayan gençler bile ezberine alana değin, minârelerden ilân edildi. Fakat imam eline ne yazılmışsa onu okumuş olacak ki, Sadettin Bilgiç’in vefat haberini verirken "Eski vekil, bir devir bakanlık yapmış, Demirel’in kankası, DP’nin geçmişteki ağası, Koca Reis namlı atası..."  falan filan demedi.

Beş-altı tekrar: "Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in babası Sadettin Bilgiç vefat etmiştir. Cenâzesi Pazar günü, öğle namazı sonrası defnedilecektir." dedi. Belli ki fazla cemaatle câmi avlusunda göz doldurulsun isteniyor.

Allah rahmet eylesin. Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesi halkından, isimleri geçmişte kalmış Isparta mebuslarından Sadettin Bilgiç, 92 yaşında bu dünyaya vedâ etti. Ee, gelen gidecek elbette... Allah'ın katında ayrımcılık yok! Kimseye: "Sen gel, sen kal." demiyor. Veyahut oraya gidildiğinde: "Ooooo, milletvekili iyi günler, buyrun." denilmiyor. "Beyaz'ın Arab'a üstünlüğü yoktur!" demiş, Sevgili Peygamberimiz. (S.A.V). Sırası gelen hakîkî âleme yalnızca amelleriyle gidiyor.

Şehirde ne kadar câmi ve minâreleri varsa, sabahın er saatlerinde tüm hocaları minâreye çıkmış, eline mikrofonu almış; ardı ardına aynı anda, aynı cümleleri bas bas bağırıyorlar. Filan milletvekilinin babası... Demek ki, mevta milletvekilinin babası olmasa, salâyı bu kadar yüksek ve özel makamlı duyamayacaktım. Lafa bakın; ne de olsa oğlu hâlen milletvekili ya... İmam, mühim bir şahsiyet olduğunu bu şekilde de vurgulayacak... Kendi bunu yaptırmadıysa da, şehirde yalaka mı yok; el etek öpücüler, farklılık yapıp fırsattan yararlanacak...

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki371372373374375376377378379380SonrakiSon»

Sayfa 373 / 411
 
Turkish Arabic English