Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Ömrünü ilme ve hakîkate hasretmiş, âdetâ bezletmiş Ankara'daki Âşiyân Sahâf'ın sâhibi, bir Büyük Üstâd, Sultânu's Sahâfîn Etem Coşkun Hoca'mızla yaptğımız mühim ve çarpıcı bir muhâvereden bahsedeceğim.

 

Üstâd'ın facebook sayfasında paylaştığı "Osmanlıca Okumak Bir İmtiyazdır" başlıklı yazısına atfen benim kelâmlarım şöyle olmuştu:

Mehmet Kanar hocamın sayfasında geçen hafta rastlamıştım, ba'zı yeni yetmeler (veya kendine âlim süsü veren kişiler de olabilir tam teferruatlı bakmadım), "millet dilden ne anlar, alayı ebleh" türünden yakışıksız ve küçümseyici ithamlarda bulunmuşlar, beğeni de almış. 

Şimdi bu lisân tahribatı bugünkü mes'ele değil ki. Millete dayatılan rejim dili tâ 30'lu yıllarda Müslüman halkın İslâm'la bağını koparmak için oluşturulan maksadlı bir proje idi. İnsanı köksüzleştirmek için el atılması gereken ilk yol dilden geçmiyor mu, Etem Hocam ve diğer hocalarım daha iyi bilirler...

Eskiden Osmanlı'nın en ücrâ köşesindeki bir köyde bile vatandaşlar en azından Fâtihâ'nın mânâsını meâle ihtiyaç duymadan biliyorlardı. Harf inkılâbından maksad lisânı tahrib etmek içindi. Yoksa bize ilk mekteplerde kemalist-lâik öğretmenlerin hararetli bir şekilde, "zordu, halk câhildi, anlamıyordu" dediği gibi değil kazın ayağı :) Ülen o öğretmenler, rûz-i mahşerde iki elim yakanızda haberiniz olsun. Esas câhil hakkı inkâr edendir, istersen cihânın en üstün allâmesi ol. Cehâlet okumakla değil, Hakk'a ve Hakîkate râm ve tâbi olmakla izâle olur.

 

Benim bu yazdıklarımdan sonra facebook sayfasındaki aynı yazı altında Erol Sevindir isimli bir dost da Etem Hoca'ma cevâben: "Ömrümce bunu imtiyaz olarak içimde hissettim. Bir gün de üniversite mezunu birisiyle paylaştım: Bana şöyle cevap verdi: "Üfürük de var mı?" demişti.

 

İşte Üstâd Etem Hoca'mızın buna cevâbî yazısı:

Sn. Erol Beyefendi:

Cumhuriyetin ilk yıllarında kraldan fazla kralcıların ve dahî İslâm'a lâkayd olan bu ''üfürük'' takımının bir propogandası da bu idi. Osmanlıca'yı, dîn'i Üfürükçülükle özdeşleştirmek, halkın gözünden düşürüp itibarsızlaştırmak o dönemin atmosferine de uygun idi. 
Bunları ciddiye almıyoruz. Ellerine dedelerinin eski harfli bir tapusu, nüfus cüzdanı vs. evrakı geçince de, kendileri okuma bilmediklerinden soluğu Osmanlıca bilenlerin yanında alırlar. 
Bi'l vesile: 
Sn. Târık Beyefendi'ye 
ve Zât-ı âlilelerinize kıymetli yorumlarınız için çok çok teşekkür ederim.
Devamını oku...
Şu anda 2752 konuk çevrimiçi

Ot Yolucularına Şeflik Yaptım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Kasım 2011 10:12

altDün de bıraktığımız gün, öğle sonrası; evimde istirahattayım. Cam kenarındaki kanepeye uzanmış, televizyon izliyorum. Evlilik proğramları, (kendini güvenceye alma metotları; bu canlı sunum evlilik dizilerinin senaryosunda ünlenip, sunucusu kadar zengin olma planları.) Ön sırada oturan kadınların sponsor vasıtasıyla şıklık yarışmaları, (dahası açıldıkça açılmaya alışmaları.Erkeklerin bedava giysi uğruna acaip halde görünüşleri.)

Gazeteci kötüden de nasiplenir, lakin Türkçe'yi katledir gibi konuşmalardan, dilim ve alışkanlıklarım yozlaşır oldu. Örneğin ben yeminle konuşmayı sevmem, televizyon kanalındaki çıt kırıldım ifadesine bürünmeye zorlanan kadınların her lafın başında"vallayi" diye başlayıp, her yarım kelimeyi yeminle tamamlamaları bana da aynı alışkanlığı edindirdi. Şimdi evde su isterken bile "oğlum vallayi bir su getirsen, vallayi içeceğim" der oldum. "Tövbe estağfurullah)
Devamını oku...
 
Başbakan Bedel Yüklendi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Kasım 2011 09:45

Recep Tayyip Erdoğan

Başbakanımızı haberlerde izledim, bedelli müjdesi verirken piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmış gariban misali sevinçten gözlerinin içi parlıyordu... Oysa ahiretini düşünüp onca şehitin bedelini üstlenmiş olmanın ağırlığı altında, elemle ezilmeliydi o yüz ifadeleri...

Tarihimizde eksi 45 derecede donarak Hakk'a yürüyen askerlerimizin, Çanakkale'de düşmanı ezerken tohum gibi toprağa düşen Mehmetlerimizin bedelini, son otuz yılda terörün katlettiği taze fidanlarımızın bedelini, şehitlerimizin analarının gözyaşlarının bedelini ve benim gibi "asker ocağı, peygamber kucağı" diyerek, önce Allah rızası için, sonra bu vatan uğruna sevgi donanmış dualarla oğlunu gururla askere gönderen nice anaların bedelini, vebalini üstlendiğine yansın gayrı başbakan... Ben kendisine hakkımı helal etmiyorum, ahirette iki elim yakasındadır bilesiniz... (BEN BU SÖZLERİ DAHA ÖNCESİNDE BEDELLİ ÇIKARAN, YANLIŞ UYGULAMALARLA ÜLKEYİ ÇIKMAZA SOKAN HÜKÜMETLEREDE SÖYLEMİŞTİM. )

Devamını oku...
 
Okuyan Yok Yazan Çok
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 22 Kasım 2011 10:56

altBelki Okumaktan Gocunmamız Yazarın Bolluğundan Oluyor

Günümüzde adeta her eline kalem alan yazar olmuş. Son haftalarda kendi ilimde gördüğüm ve konuştuğum insanlardan yüz kişiden dokuzu bir destekleyici bulmuş, kitap yayınlamış. Bazılarının sponsorları da belediye olmuş. Ama nasıl? Korsan yayın. Kimsenin bir şey dediği yok. Bazıları fotokopiyle uyduruk basım yapılmış. Elden, önlerine gelen kişiye bu kitapları dağıtıyorlar. Karşılığında para talep ediyorlar.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki371372373374375376377378379380SonrakiSon»

Sayfa 380 / 383
 
Turkish Arabic English