Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

İNSAN İÇİNE ÇIKMIYORSAM BİR SEBEBİ VAR

TAHAMMÜL EDEMEDİKLERİM VAR ŞU FANİ DÜNYADA

                                                                       KİMİNİ KISKANIYOR KİMİNE KIZIYORUM

Beni kim sever, kim nefret eder, niye nefret eder veya neden sever bilemiyorum. İnsanlar öyle çok yüzlü gezer hale geldiler ki, bana gösterdikleri suratlarından bunu anlamamda mümkün değil.
Benim suçum ne biliyor musunuz?
Her elimi sıkanı dost, her canımı sıkanı düşman bellemem.
Sosyal paylaşım lafı gibi oldu, ama doğru. Bunca yıllık yaşamımda onca insan tanıdım. Dost sandığım yamulttu, düşman bildiğim yanılttı.
Velhasıl, en büyük kusurum olarak gördüğüm aşırı iyi niyetimi istismar edenler yüzünden, gereksiz yere lüzumsuz zamanlar harcadım...Zaman yolculuğunda yanlış yola döşediğim raylar çokçadır. Nadirende olsa dosta, arkadaşa uğradığıda olur. Ama o da benim elimle ihya olur, sonrasında bir numara hain olur. Sırtıma basarak sırıtan olur, cebi para doldukça, tepelere yükseldikçe ilk beni tepen olur. Burası dünya. Neyse, hüzünlenmeyelim. istek dışı da olsa hüzünleniliyor. Güçlü karaktere sahip insanların daha az acı çektiği doğru değildir bence....Sadece daha iyi gizlerler.
Hep gercekleri savunmaktan, doğruları konuşmaktan, iyilikten, vicdandan, merhametten kaybettim. "Rahatınız bozulmasın diye, hangi doğrudan vazgeçtiyseniz; o fiyata satıldınız demektir." Hep rahatım bozuldu durdu, lakin elhamdülillah dik durduk..."Benim doğru söylemem, bana dost   onları Nitekim benim iki yaş küçüğüm bir kardeşim, bana sorma gereği bile duymadan beni kefil gösteriğ oğlu ile birlikte bir bankadan kredi çekmiş. Sonra ödeyememiş, bankacılar beni arayıp durdu da meseleyi öyle öğrendim. Be kadın, bir sor bana, neden habersiz adımı menfaatine yönelik kullanıyorsun, hem başka kardeşlerimizde var. Ağabeyimiz, ablamız var, onların evine daha çok gelir giriyor. Niçin beni yanlış bulduğum işlerinizde kullanıyorsunuz, üzülmemek elde değil. Samimi, yürekli, dürüst olanı çok severim. Kızdıklarım mı, yaratılanı severim, Yaratan'dan ötürü. Lakin bazılarının hakikatlerini tanıdıkça bir daha görüşmemeyi tercihcih ederim. Fakat kendimi aralarından çekmeden önce ne olduklarına dair bir güzel döküman çıkarırım. Sonasında da bir güzel söverim. Hak edene hakkını veririm açıkcası. Sebepsiz değil kızmam; benim kızdıklarımın bu dünyada işleri iş, içlerinde insanlık mafiş. Ahiretlerini bilemem...
Hakikaten hayatta sevilesi insanlar, sövülesi insanlar ve hatta dövülesi insanlar vardır. Kızdıklarım kadar kıskandıklarımda bulunur. Onların hak ettiği ne mi, hiç merak etmem.Allah büyük yaşattıklarını, yaşarlar bir zaman... Sayelerindeki maddi manevi kayıplarım, cömert sadakam olsun. Dünyalık zenginliklere nazar da etmem, merak etmeyin.
EN ÇOK KIZDIKLARIM:
Devamını oku...
Şu anda 2510 konuk çevrimiçi

Devlete Yaslanmak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 12 Ocak 2012 17:04

Konuya bir fıkrayla girelim. Özel bir kuruluş damızlık bir boğa almış ve inek sayısını artırarak, süt üretiminden yüksek kazançlar elde eder olmuş.

altDevletin tarım kolu bu boğanın ününü duyduğundan, devlet adına boğanın sahipliğini üstlenmiş. Boğayı güzel ve düzenli temizliği yapılan bir ahıra yerleştirmiş. Her gün özel görevli, çok özel yemlerle boğayı bolca besliyor. Ama boğada tık yok. Yan gelip yatmaktan, yiyip içip çimenlerde salınmaktan başka bir işe yaramıyormuş. Bir gün bakıcısı sormuş. “Yahu sen özel sektördeyken bu kadar da beslenmiyordun ama hep hizmet veriyordun, şimdi niye durdun?”

Devamını oku...
 
Mâzideki Gözde Meslekler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Ocak 2012 19:10

İki binlere direnemediler. Yirminci Yüzyıl insanoğlundan hem çok şeyler aldı; hem de çok şeyler verdi. Bazı gözde meslekler ile kullanım eşyaları bir daha geri dönmemek üzere tarihin karanlığına hapsolurken, bazıları da aynı akıbete uğramamak adına direnirken can çekişiyor.

Yakın geçmişe kadar, hemen hemen bütün işler hayvanlarla yapılırdı.alt Ve nalbant ilealt semercilik gözde mesleklerdendi. Çünkü motorlu taşıtların olmadığı yıllarda binek olarak, yük taşımada, kağnı ve araba çekmede, arazi sürmede hayvanlar kullanıldığından; at, eşek, sığır, manda gibi hayvanlar nallanırdı. At ve eşeklerin sırtına binilmek ve yük sarmak için semer vurulurdu -konulurdu.

Isparta’nın son nalbantları Ali Akdağ ile Osman Çetinkaya, nalbantlık mesleğinin can çekişmekte olduğunu, birkaç yıl içerisinde bu mesleği tamamen bırakacaklarını söylediler. Kendilerinden başka, Isparta’da nalbantlık edecek kimsenin de bulunmadığını dile getirirlerken, her halleriyle üzgün olduklarını da belirtiyorlardı. Çünkü hiç kimse nalbantlığa heves etmemiş, bundan dolayı da mesleği devam ettirecek nalbant yetişmemiş.

Devamını oku...
 
Yeni Yılın İlk Cuması
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 06 Ocak 2012 11:55

Miladi yeni yıla girdik, hatta duvara asmış olduğumuz takvimden birkaç yaprakta yırtmış bulunuyoruz. Takvimden yaprak yırtmak ömürden gün kaybetmek demektir. Her yırtılan takvim yaprağı ömürden bir günün daha eksilmesi demektir. Ömrün eksilmesi ne demek, zaman ilerledikçe biz bu dünyadan geriliyoruz, öte dünyaya yakınlaşıyoruz demektir.

Bir zaman önce, 2000 li yıllar gelir mi, biz onu görür müyüz, diyorduk;  üzerinden yıllar geçti.  Geçen haftanın son cuma günüde 2011 de takılıydı. Ne ara geçti?

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki381382383384385386387388389390SonrakiSon»

Sayfa 385 / 401
 
Turkish Arabic English