Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

ACILAR TOKLUK YAPAR, TATLILAR ACIKTIRIR.
Tatlı yemek hemen her nefsin hoşuna gider, kimisinin yedikçe yiyesi gelir. Acı ve tuzlu olanlarsa, çoğunluğumuzca tercih edilen lezzetler değildirler. Oysa acı ve tuz bedeni pişiren, pekleştiren, tokluk hissettiren ve gücümüzü sağlamlaştırandır. "Tuzlayayım da kokma" deyimi, bozulmadan durma mânâsı verir. Nitekim tutup tuzladığınız bir balığı yıllar sonrasında bile ilk gününden daha leziz kıvamında yiyebilirsiniz. Tatlılar çok çekicidir, yedikçe damak doymaz. Dimağ tatmin olmaz. Bir süre sonra vücud acıkır, dahasını bulamazsa hâlsizleşir. Elden ayaktan kesilir, güçsüzleşir. Acıya ve tuza eyvallah, diyenlerse daha dayanıklı olduklarından, daha çabuk amaçladıklarına ulaşırlar. 
Yaşam sürecimizde karşımıza çıkan güzellikler ve çirkinlikler de; zorluklar yahut kolaylıklar da, tatlı ve acı sunumlar olarak değerlendirilebilir. İyi, mutlu, huzurlu günleri tatlılara; sıkıntılı, zor süreçleri acı ve tuzlu sunumlara benzeterek değerlendirebiliriz. 
DÜNYA SOFRASINDA KİMSENİN DAMAK TADINA UYGUN LEZZETLER BULUNMAZ
HAYAT ASLA PLÂNLADIĞIMIZ ŞEKİLDE GEÇMEZ
Elbette güzel günler hep olsun isteriz, ama bir hatâ ile onları kolayca kaybedebiliriz. Hatâmız hırsımızdan, nefsimizden kaynaklanır. Hani "Tatlıyı bulmuşuz, daha fazlasını isteriz. Hiç bitmesini istemeyiz, hep benim olsun" deriz. Göz doymayınca, gönül yetinmek bilmez.
Rabbimiz ne buyuruyor: "Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah, kusurlarınızın pek çoğunu da affeder" (42/ŞÛRÂ-30) Amennâ...
İnsanız ve nefis sahibiyiz. nefsimize her hoş geleni doğru tat sanıyoruz. Doğru sandığımızı elde edene kadar, ya da elde ettiğimizi kaybetmemek için gerektiğinden aşırı mücadeleler ediyoruz. Obezliğin sonu sıkıntılı ölümdür. Nefsimizin doymak bilmez arzularının sonu hüsran olduğunda hayata küsüyoruz, hatta hayattan kopuyoruz. Çünkü sıkıntıya düştüğümüzde bir daha o çukurdan çıkamayız sanıyoruz. Gerçekten de çabalamazsak çıkmamız çok daha zorlaşır. Ne yazık ki zor günlerin hiç geçmiyormuş gibi ağır süreçleri var. Oysa güzel günler ne çabuk da geçti bitti olurlar. Sanki anılarda bir esinti gibi kalırlar, bazen sanki hiç yaşanmamışa dönerler. Lâkin zaman aynı zaman, saatler, gece ve gündüz döngülerini düzenleyen aynı ritimdeler. Sıkıntılar mı, iğne gibidirler. Acısı o anda bağırtır, ağlatır ama vücudun sıhhati ve selâmeti için gereklidir. Sonraları o acıyı unutuverirsin. Aklına bile gelmez.
Yapmamız gereken önümüze acı çıktığında burun kıvırmadan sabırla yemeğe çalışmaktır. "Her gün bal yiyen baldan usanır" demişler. Çok doğrudur, her gün aynı düzen içindeki hayat sıradanlık olur. Mutsuzların çoğu bu sıradanlıktan yakınır. Zira kimse mutluluktan sürekli uçamaz. Kimse de hayatı boyunca hep zulüm görmez. Rabbimiz bir şeyleri, birilerini vesile ederek hep fırsatlar verir durur. Görene, değerlendirmesini bilene... Bakar kalırsan, kaçanı kovalayamazsın.
Yüce Yaradan'ımız buyurmuş: "Biz her insanın kaderini, kendi çabasına bağlı kıldık." [İsra, 13]. Biz acaba hangi durumda neye nasıl çaba sarfediyoruz, ömür kısadır, lüzumsuz işlerimizse pek çoktur.
İnsan nefsini bir aşabilse Rabbinin yolunda hiç tökezlemez. Bu uğraşı içinde olmamız Allah'ımızın rızâsını kazanmamıza vesile olacaktır şüphesiz. Ne var ki nefsimiz öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez. Bu yüzden pek çok insanın hayatı, nefislerini doyurma yollarını aramakla geçer. Fani başarılar peşinde koşarken, neden yaratıldıklarını  unuturlar.
Ve bu sebeple gerçek hayatın imtihanlarından sınıfta kalmış olurlar, oluyoruz!
Acısıyla, tatlısıyla bütün lezzetleri sevmeye, sindirmeye çabalarsak hayat daha güzel gelecek ve zorlukların üstesinden gelmek kolaylaşacaktır. Hele ki bir de ağzımız dualıysa çok daha kolayca ve sağlamlaşmış olarak aşılmış olacaktır sıkıntılar. Terlemeden sıhhat bulunmaz, kuldan medet umulmaz. Allah âyetlerini doğru anlayan ve yaşayanlardan eylesin inşallah...
Bir âyet var, gelmiş geçmiş, gelecek ve geçecek tüm insanlara ilahi bir ikaz.
"İmtihan olmadan salıverileceğinizi mi sandınız" [Ankebut Suresi, 2]. Mutlak surette bütün canlar imtihandan geçiyor. Biz, bizimkini biliyoruz. Dışarda iyi sandığımız nicelerinin kötü hâllerini sadece Allah bilir. Allah hiçbir kuluna ayırım yapmaz. Fırsatı da her kuluna verir, ezâyı, cefâyı, sefâyı da. Değerlendirme yapmamız bizim aklımıza, fikrimize, irâdemize, kısacası nefsimize dayalı.
Elbet imtihanlarımız kalemle kağıtla olmuyor.
Devamını oku...
Şu anda 1424 konuk çevrimiçi

Düğünlere Takı Yerine Kömür Götürün
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 09 Şubat 2012 21:46

KÖMÜR HEDİYESİ ÇOK MAKBULE GEÇER

alt

Kara kışın koynundayız, sobadan on adım ötede bile iliklerimize kadar olmasa da titreme derecesinde üşüyoruz. Olacak o kadar, kışın varlığını başka nasıl hissedeceğiz? Sıcak odanın içinde televizyondan izlediğimiz kış görüntüleri pek inandırıcı gelmiyor. Hele kış görüntüleri ardından Brezilyalı çıplak mankeni “ Türkiye’ melek geldi” diye, göstermeleri yok mu? Ben bu televizyonculara tepkimi nasıl göstereceğim bilemiyorum. Seyretmemeye çalışsam da yakın bir komşumdan yine almak istemediklerimi almış oluyorum.

Devamını oku...
 
KAR VE GÜL VE BEN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 07 Şubat 2012 20:00

altGökyüzü kirini pisini bir güzel döktü, lâkin yeryüzü kirle değil, bembeyaz halıyla örtüldü. Evler temizlendiği zaman tekrar kirletilmemesi için azami özen gösteririz. Yüce Rabbimiz bembeyaz halıya çamur ayakkabılarımızla basmamıza, arabaların teker izleriyle her bir kar tanesinin ezilmesine, çamura dönüştürülmesine nasılda razı. Çünkü insanın hizmetine vermiş Rabbim kar ve yağmuru da. Ey güzel Allah'ım yarattıklarına hamd ederim. Kar ve gül bu kadar mı yakışır birbirine, bu kadar mı tamamlar güzelliği? Her bir damlalarını bir meleğin indirdiği kar ve yağmur damlalarının da tıpkı insan suretleri gibi bir birine benzemediğini kaçımız biliyoruz?

Devamını oku...
 
Kahve ile Portakal
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 07 Şubat 2012 15:53

altSon haftalarda, halk pazarı ile mahallelerde, haftanın değişik günlerinde kurulan semt pazarlarında sebze ve meyve fiyatları çok düştü. Pazarda sulu sulu portakallar, limonlar, elmalar kilosu 1 liradan satışa sunulmuş, ancak bu güzelim meyvelerin yüzüne bile bakan yok. 

Pazaryerlerinde satıcı ve satılan ürün çok, pazarı gezen Ispartalı da çok, fakat satılanları alan pek fazla müşteri yok. Pazarın en pahalı sebzesi 1,5 liradan satılan kereviz. Ama insanlar adeta “biz kereviz yemeyiz” dercesine bu güzelim, sağlığa yararlı sebzenin yüzüne bile bakmıyorlar. Bazı alıcılarda çıtır çıtır salatalıkların, kıpkırmızı domateslerin, pırasaların 1 liralık fiyatlarını bile pahalı bularak “75 kuruşa olmaz mı” diye, satıcıyla sıkı pazarlığa girişiyorlar.

Fiyat kırdıramayınca da almaktan vazgeçerek başka tezgâhlara, başka satıcılarla pazarlığa yanaşıyorlar. İnsanlar, kış mevsiminde her aranılanı bulmanın mucizesinin tadını çıkarmaya varacağına; adeta köylünün bin bir meşakkatle ürettiği meyve ve sebzeleri almamak için bahane uyduruyorlar.

Pazaryerlerini dolaşıp gözlemlediklerimi aktarıyorum.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki391392393394395396397398399400SonrakiSon»

Sayfa 393 / 415
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ