Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

Mefâilun Feilâtun Mefâilun Fa’lun
 
به کوی میکده هر سالکی که ره دانست
دری دگر زدن اندیشه تبه دانست
 
Be kûy-i meykede her sâlikî ki reh dânist
Derî diger zeden endîşe-i tebeh dânist
Devamını oku...
Şu anda 2018 konuk çevrimiçi

Olmaz Demeyin Oluyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 31 Ocak 2020 06:31
NAZARA UĞRADIM UĞRAŞIYORUM
DUALARINIZI DİLİYORUM
 
altBir süredir yatağa gömülü, yorgana sarılı, battaniyeye bürülü yatıyorum. Sağa sola dönemiyorum yerimde doğrulup oturamıyorum. Belime dayalı sıcak su torbasıyla sürekli yatıştayım. Tadım, tuzum kalmadı. Keyfim istifa etti gitti, ardından huzurum yitti. 
Her şeyin başı sağlık, sağlık bozuldu mu evvelki yaşamın bir hükmü kalmıyor. Geçmiş güzel günleri düşünmek ruhu üzüyor. Bilgisayarlardaki masa üzeri günü geçmiş birikmişler gibi, hafızadaki hatıralar toplanıp geri dönüşüme dolduruluyor. Ne yediğinden tat alabiliyor insan, ne giydiğinden zevkleniyor. Dolaplar giysi kakılı olsa da hergün her vakit üzerinizde pijama bulunuyor. Hasta olmak sağlıklı yaşamdan uzaklaştırıyor.
Beni buradan takip eden dostlar, vefalı okurlar yokluğumu farketmişler; bir şekil ulaşıp 'nerelerdesin,' diyorlar. Öyle ya epeydir hiç bir yerde sesim çıkmıyor, sedam duyulmuyor. Yazıp çizemiyor, okuyamıyor, gülüşüm hiç bir yerden yansımıyor, duyduklarım hakkında hiç bir şekilde görüş beyanında bulunamıyorum. Ha bu çok mu önemli? Benim bir konu hakkındaki görüş beyanım birileri için belki hiç önemli değil, ama yazamıyor olmak bana ıstırap verici... 
Hatırda olmak, hatır sorulmak güzeldir. İnsanın insandan haberdar olması elbette önemlidir. Birinin sağlığını bilmek, bir gönül kazanmaktır maksat; yoksa insanın eti yenmez, derisi giyilmez. Kime nedir kimin ne yapıp ettiği, sorulmazsa öğrenilmez, duyulmazsa bilinmez kimin batıp çıktığı.
Aman Allah'ım günler oldu vakitlerim acı içinde doldu. Saatler sanki hızla geçti de acım hala içimden geçmiyor. Canım çok yanıyor, tahammül de bir çeşit fedakarlıktır, lakin bu acılar için olmamalı. Sevenlerim, sevmeye meyilli olanlarım; duanızı esirgemeyin ne olur, elbet her güzellik dualarda buluşur. 
Şu son bir kaç aydır inanın bana kimsenin tavuğuna kışt demedim. Kimsenin atını ürkütmedim. Kimseye gözünün üstünde kaşın var demedim. İteni boş verdim, tutmayanı görmezden geldim. Üç günlük ölümlü dünyada yalnızca sevgiye değer verdim. Zaten yoktum buralarda, geziye çıkmıştım. Başka yerleri gördüm geldim, sonrasında böyle oldum. 
Devamını oku...
 
Geçmişler Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 25 Ocak 2020 12:36
BAŞIN SAĞOLSUN GÜZEL ÜLKEM, MİLLETİM.
 
 altElazığ ve Malatya"da 6,8 şiddetinde vuku bulan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet  yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Yüce Allah tekrarından korusun, her türlü afetten her canı muhafaza buyursun. Çok üzgünüz ama gidenleri geri getiremiyoruz. Güzel ülkeme ve milletime geçmişler olsun... Deprem bölgesinde canla başla kurtarma çalışmalarına katılan tüm ekiplerden Allah razı olsun, çabalarına kolaylıklar versin. Dilerim daha fazla can kaybı olmaz. İnsanlar tedirgin olmadan evlerine girerler, huzur bulurlar. Soğuktan, açlıktan korunurlar.
Deprem vesilesiyle dünyadan kopmak çok acı. Taş yığınlarının altında kalmak, inlemek, sesini duyuramamak, soğuktan titremek, kıpırdayamamak çok vahim bir durum. Hayatının molazlar arasında sıkışarak sonlanması kimsenin arzu etmediği bir hal, ne var ki ecelin nerede ne şekil sonlanacağına dair hiç birimizin bir bilgisi yok. Yarını, hatta an sonralarının neler getireceğini hiç bir insan bilemez. Her ne kadar bilim adamları yıllardır deprem değil, çürük binalar öldürüyor, diyerek insanları uyarmaya çabalasalarda; ölüm Allah'ın emridir, vadesi dolan bir bahaneyle bu dünyadan göçecektir. 
Velakin şöyle de bir gerçek vardır, tedbir kuldan, takdir Allah'tandır. Deveni sağlam kazığa bağla, sonra Allah'a tevekkül et denilmiştir. Kulun istidatı (yapabilme gücü), kulun işlediği işle beraberdir. Japon milleti sıklıkla depremle sınanır, lakin sınav sorularına iyi çalışmışlardır. Sıklıkla karşılaştıkları 8- 9 şiddetinde depremler bile Japonya'da kayıplara yol açmaz. (Japonların dinleri binalarımız gibi, binaları dinimiz gibi.) Ne varki  onların ağır hayat soruları da tusunamiyle gelmektedir. Japonlar henüz denizden gelen felakete karşı insan müdehalesinde yetersiz kalmaktadır. 
Bizim ülkemizde çürük yapılar çok fazla, "yapalım çok katlı binaları satalım, inşaattan anlamaz vatandaştan paraları kapalım" zihniyetinde olan adamlar dolu dört bir yanımız... Atımızı sağlam kazığa bağlama alışkanlığımız bulunmuyor ne yazık ki; ülkemiz deprem kuşağında, olabilecek depremlerin vereceği zararları asgariye indirecek projeler üzerinde kafa yormak gerekmez mi? Deprem olunca ah, tuh deriz, bir kaç gün sonra hiç bir şey olmamış gibi bugün olanları unuturuz, hep böyle olmuştur. Fakat böyle olmamalıdır. Beklenmedik olaylara karşı pek çok önlem alınmalıdır. Sonradan hayıflanmanın, dövünmenin bir faydası yoktur. Deprem büyük bir felakettir. Bir anda canlar, mallar yitebiliyor, aileler birbirlerinden kopabiliyor Allah muhafaza etsin.
Allah'ım her türlü âfet ve belâdan, gece ve gündüz gelecek musibetlerden, herkesleri korusun inşallah. Âmin... 
Devamını oku...
 
Hayat Anlık
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 16 Ocak 2020 06:07

altHAKKANİYET YOLUNDA BİLDİĞİN HAKİKATİ SÖYLEMEK BÜYÜK SEVAPTIR. AHİRETİMİZ İÇİN KÂRLI KAZANÇTIR...

Yaşarken öleceğini bilen tek varlıktır insan; buna rağmen kalp kırar, gönül yıkar, kötülük yapar, arkadan konuşur, kuyu kazar, sinsilik yapar. Üstelik hiç kendisi ölmeyecekmiş gibi, hem de kendisi sınav salonunda değilmiş gibi, yarınlara yönelik mükemmellik garantisi varmış gibi bugünlerini umursamadan yaşar.

Hayatımız hakikatte bir anlık. Hatta iki kirpiğimiz arasında hayat açıldığında varsın, kapandığında yoksun. Zira hiç birimiz bir an sonramızı, gözümüzü kapayıp açtığımızın sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Bir an sonra ölebiliriz, bir an sonra Allah korusun sakat kalabiliriz, bir an sonra suçlu olabiliriz, bir an sonrası bir suçlunun mağduru olabiliriz. Bir an sonra hafızamızı yitirebilir, düne ait her şeyi unutabiliriz. An sonrası zengin yada fukara olabiliriz. Velhasıl bir an sonramızı bile bilmediğimiz bir hayat için ne fesatlıklar yapabiliyoruz. Bizimle dünyaya gelmemiş ve bizimle dünyadan gitmeyecek olan kaygılarımız için ne çok telaşlanıyoruz. O yüzden ilim sahibi büyük alimler "Hayat bir andır, o da şu andır" demişlerdir. Düşününce ne demek istediklerini idrak edebiliyoruz. Önemli olan içinde bulunduğumuz an, nefes aldığımız o an iyiye, güzele dair ne yapabiliyorsak, kaznçlı çıkacağımız kesin.

Yarını bilmiyoruz, yarına çıkarmıyız, yarınımız varsa ne yaşarız, önceden hiç birimiz haberdar değiliz. Bilsek zaten bir an sonramızı ona göre alırız tedbirlerimizi... Bu adil olmazdı zaten, sınav sonuçlarını evvelden almak gibi. Oysa hayatımız sınav üzerine kurulu. Bazen fırtınalara, bazen güneşe maruz kalacağız ki, her iki şartta da alacağımız tavırla sınav sorularını cevaplamaya çalışacağız. Sınav sorularımız ve vereceğimiz cevaplarda anlarda gizli... yanlış cevabın telafisi zor, çünkü maalesef geriye dönüşümüz olmuyor. Günlerimiz süresince bolca gönül alalım; kimseyi kırmayalı, kırılmayalım. Yalan dünya uğruna insanlarla uğraşmayalım, kimselere darılmayalım.

Dünle beraber gitti cancağızım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." Hz.Mevlâna bu sözüyle düne takılmamamız gerektiğini vurgalamıyor mu, içinde bulunduğumuz anın önemine değinmiyor mu?

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 5 / 118
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ