Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

SİZ HİÇ BÖYLE BİR TEVAZU ÖRNEĞİ GÖRDÜNÜZ MÜ ?

Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu, o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan bir dergaha bağışlamak ister.

Adam Hacı Bektaş-ı Veli'nin dergâhına gider. Durumu Hacı Bektaş-ı Veli'ye anlatır ve o ' helal değildir' diyerek

bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu kurbanı kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş-i Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve ona, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş-ı Veli'ye sorar. O da şöyle der:

Devamını oku...
Şu anda 809 konuk çevrimiçi

Telaş Başladı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 30 Mayıs 2019 09:23
BAYRAM MUTFAĞI PAZARDAN
 
altRamazan Ayı’nın son günlerine girildi. Ramazan Bayramı da geldi geliyor. Eli kulağında ”Hemen birkaç güne kadar yanınızdayım” diyor. Hâl böyle olunca vatandaşı da bayram alışverişi telâşı aldı. Bir yandan evlerde umumî temizlikler yapılırken, bir yandan da eve bayramda gelecek konuklara ikram için mutfağı donatma alışverişi yapılıyor. Üstüne üstlük bir de dokuz günlük tatile girilecek olması, vatandaşa bu süre içinde bir daha pazaryeri kurulmayacak endişesi veriyor olmalı ki, neredeyse herkes torba torba evine erzak götürüyor.
Bu durum en çok doğal ürünlerinin satıldığının sanıldığı semt pazarlarındaki köyden gelen sebze meyve satıcılarına yaradı. Günün hangi saatinde semt pazarlarından geçiyor olsanız, buranın mahşer yeri gibi kalabalık olduğunu görürsünüz. Her satıcının önü tıklım tıklım alıcı dolu. Kilolarca ürün bir günde tükeniyor. Üstelik satılan ürünlerin fiyatları da alıcıya makul geliyor. Bayram fırsatçılığı yapılmadığı düşünülüyor. Havaların serin ve yağışlı geçmesi de buna etken. Zira üretici aracısız piyasaya sürdüğü ürününü elden çıkartmak için bayram haftasını “Ne satarsam kâr” görüp fiyatı yüksek tutmamış. Dolayısıyla pazara ne getirse satıp, evine cebi parayla dönüyor.
Günümüzde pazaryerinin belli bir sınırlaması yok. Haftanın her günü, günün her saati daim alışverişe açık. Ne arasanız da bulmak mümkün, hem de uygun fiyata. Hâl böyle olunca çarşıya çıkan vatandaş evinin ihtiyaçlarını evine dönerken pazardan alıp geçiyor.  O zaman ne oluyor? Vatandaş Büyük marketlere rağbet etmiyor. Lakin buralarda da şöyle bir sorun bulunuyor. Misal pazar yerlerinde manav dükkânı bulunan esnafın  belediyeye işgaliye parası ve maliyeye vergi ödemek gibi mesuliyetleri var. Fakat köyden doğal ürün diye getirilip satışı için bir köşeyi mesken edinmiş olan köylü satıcılar bu kaygılardan uzak müşteriyi kendine çektiği için, semt pazarlarındaki manavlar satış yapamamaktan ve ekmek paralarını kazanamamaktan yakınmaya başladılar. 
Meyve sebzenin semt pazarlarında pazar esnafınca satılması gerektiğini söyleyen sabit  pazarcı esnafının bu şikayetine karşın, köylü vatandaş ürününü getirip aracısız tek elden satış yapmasının doğru olduğunu "Alan memnun satan memnun" diyerek savunuyor. 
Pazarın sabit pazarcılarının şikâyetlerini kendilerine ilettiğimizde köy ürünleri satıcıları ve alıcıları, onların şikâyetlerini dikkate almadıklarını, zira bu hizmetin kendilerini ve tüketiciyi rahatlattığını dile getirerek “Bizim aracısız satışa sunduğumuz doğal ürünlerimizden müşterimiz memnun, bizde emeğimiz boşa gitmediğinden memnunuz. Pazarcılar konuşacaklarına kendi işlerine baksınlar, herkesin kısmeti kendine” diyorlar.
Devamını oku...
 
Kolay Gelsin
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 29 Mayıs 2019 07:44
HANIMLAR  BAYRAM TEMİZLİĞİ SEZONU BAŞLAMIŞTIR
SUYA SABUNA DOKUNUN TEMİZLİKTE DAHA DİKKATLİ OLUN 
 
altMüslüman insana temiz bir evde, temiz bir çevrede yaşamak yaraşır. Çoğumuzun evleri her daim temiz olmasına rağmen bayram temizliğine ayrı bir önem veririz. Bayrama yakınlaştığımız günlerde, arife gününden de önce evlerimizde genel temizlik yaparız. Elimizde renkli bezler camları, kapıları sileriz. Evimizin dört bir yanını çamaşır suyuyla, kimimiz beyaz sabunla, sirkeli- limonlu suyla ovar dururuz. Bal dök yala, durumu oluştururuz. Sonrasında mis kokulu, pırıl pırıl bir evde tertemiz giyinmiş kuşanmış olarak bayram ziyaretçilerimizi bekleriz.
Yine yeni bir bayram öncesindeyiz. Evet hanımlar, bugün itibariyle bayram temizliği sezonu açılmıştır, hayırlı olsun. Islak yerlere naylon terlikle basmayın, kayarsınız. Eviniz yüksekse camların dışını silerken ucuna bez sarılmış sırık kullanın. Sakın sarkarak, balkondan halı çırparak temizlik yapmayın. Allah muhafaza canınız malınızdan değerlidir. Mübarek günde çok yorulmayın, arada bir dinlenmeye özen gösterin. Ev işleri nankördür, kadir kıymet bildirmez. Sürekli yaşanılan yerlerde evi devamlı temiz tutmak  çok zordur.  Bu bakımdan bayram öncesi evlerimizi derinlemesine temizlemek görenektendir. Kollar sıvanır, analardan görülegeldiği gibi bayram temizliğine başlanır. Bu geleneği sürdüren tüm hanımlar! İşleriniz kolay gelsin, Allah kaslarınıza kuvvet versin. Temizlik ürünlerinize zeval vermesin. Emeğinizin karşılığını bayramda evinize çok misafir gelerek alasınız. Bu duaya âmin dedikten sonra sokaklarımız içinde tertemiz demek isterdim. Ama bizim sokaklarımız o kadar bakımsız ve kirli ki, “Biz bu kirlilikle nasıl Müslüman’ız” dedirtiyor insana. 
Avrupalıların cadde ve sokaklarını kimimiz gidince, kimimiz filmlerden görüyoruz. Hıristiyan insanlar bizim dinimizde emredileni bizden iyi uyguluyorlar. Çevrelerinde bir çöp kırıntısı bile görülmüyor. Biz çevre temizliğimizi maalesef sadece Dünya Çevre Günü’nde etkinlikler yaparak ve bu etkinliklerde nutuklar atarak kutlamasını biliyoruz. Ancak, ertesi gün de dün yaptığımızı, ağzımızdan çıkan nutuklarımızı unutuyoruz. Tıpkı bayramlar haricinde evimize haberli gelecek misafir öncesi, evimizi paklayıp, misafirin ardından normale dönüşümüz gibi, yalnızca çevre gününde çevremize önem veriyoruz.
Sözde dünya insanlarına o gün için ayak uyduruyoruz. Hâlbuki yaşadığımız yer bizim ülkemiz, bizim şehrimiz. Elâleme göstermelik iş yapmayalım. Bu şehrin içinde kendimiz yaşadığımız için çevremizi temiz tutalım. Özellikle içinde bulunduğumuz Ramazan ayı ve bayram günleri çevrenin daha temiz olmasına vesile olsun. Ramazan Bayram’ına tertemiz girelim ve hep temiz olalım.
Devamını oku...
 
Otobüslerin Bayramı Başladı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 28 Mayıs 2019 09:14
altRamazan ayının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde vatandaşlar akın akın otobüs firmalarının yazıhanelerini doldurur oldular. Ramazan Bayramı’nda dokuz günlük tatil olacağının açıklanması üzerine, bu fırsatı tatil yörelerinde değerlendirmek isteyen vatandaşlar daha tatile girmeden, günler öncesinden gidecekleri yere gidiş dönüş olarak biletlerini almaya başladılar. Vatandaşın bu yoğun ilgisi otobüs firmalarının bayramlarını başlatmış oldu.
Özel arabası olan vatandaşlar bile, bayramda yollarda trafik akınında stres yaşamamak için otobüsle seyahati tercih ediyorlar. En çok gidilmek istenen yerlerin başında denize yakın yerler geliyor. Örneğin Antalya ve Muğla'ya seferler dolu, bilet bulunmuyor. Otobüs firmaları şimdiden gelen yolcuların talebini karşılamakta zorluk çekmeye başladılar. 
Gidiş bileti alabilenler, dönüşlerini de garantiye almak için ‘gidiş- dönüş’ bileti kestiriyorlar. Bu zorlu hayat şartlarında, ekonomik sıkıntıların görüldüğü bir dönemde bu kadar insanın otobüs firmalarına akın etme sebepleri arasında, bankaların düşük faizli tatil kredisi vermesi, vatandaşı bayramda evlerinden uzaklaştırmaya etken nedenlerden olarak biliniyor.
Bankadan kredi, hükumetten de 9 gün gibi uzun bir süre tatil imkânı verilince, artık eskiden olduğu gibi bayramlar, aile büyüklerini ziyaret olarak düşünülmüyor. Tatil kaçamağı olarak görülüyor. Dolayısıyla geleneksel değerlerimiz çocuklarımıza öğretilmeden törpüleniyor. Aslımıza, neslimize, kültürümüze sahip çıkamıyoruz. Batının davranışına özeniyoruz.
Bayramlar gibi güzel günlerimizi aile büyüklerimizle, akrabalarımızla beraber kaynaşarak kutlamaya özenmiyoruz. Oysa o batı bildiğimiz Avrupalı insanı yılbaşı yortusunda, Noelinde ailesiyle birlikte oluyor. Pazar günleri ayinlerinde çoluk çocuk hep birlikte kilisede toplanıyor. Her hafta sonu öğle, akşam yemeklerini aynı sofra etrafında toplanıp birlikte yiyorlar. Tıpkı bizim eskide kalmış kültürümüzde olduğu gibi...
Bundan 25-30 yıl kadar öncesi, yani daha düne kadar denilecek bir zaman diliminde bizlerde büyüklerimizle birlikte bayram kutlamaları yapardık. Bayram yemeklerimizi tüm kardeşlerimiz toplanır aile büyüklerimizle beraber yerdik. Sonrasında akrabalarımızın bayramlarını kutlama adına ziyaretlerine giderdik.
Ya şimdi ne yapıyoruz? Türk geleneğine ve Müslüman dinine tamamen ters olan bayram kutlamalarını keyfimize göre takılarak, yahut denize girerek yaşıyoruz.Yeni yetişen nesil, özellikle de günümüzdeki çalışan kesim yıllık tatilleri haricinde böyle uzun süreli bayram tatillerini de güney illerinde sahil kenarlarında geçirmeyi uygun buluyorlar.
"İnsanlar kadın erkek çalışmaya başlayalıdan beri pek çok değerlerimizi göz ardı eder oldular." 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 5 / 103
 
Turkish Arabic English