Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

"Kimi mevtasına kefen biçemiyor. Kimi helâl rızkı yiyip içemiyor." Seyrani ne de güzel izahta bulunmuş; bu iki kelimeyle insanlar arasındaki dünyalık ayrımcılığı…

Geçtiğimiz hafta iki sokak ötemde komşum vefat etti. Öldüğü gün etraftaki üç câmi minâresinde birden salâ verdirmişler, duymadım. Bugün eski milletvekillerinden Sadettin Bilgiç vefat etmiş. Âkabinde mahallece duyduk. Hem de ismi tanımayan gençler bile ezberine alana değin, minârelerden ilân edildi. Fakat imam eline ne yazılmışsa onu okumuş olacak ki, Sadettin Bilgiç’in vefat haberini verirken "Eski vekil, bir devir bakanlık yapmış, Demirel’in kankası, DP’nin geçmişteki ağası, Koca Reis namlı atası..."  falan filan demedi.

Beş-altı tekrar: "Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in babası Sadettin Bilgiç vefat etmiştir. Cenâzesi Pazar günü, öğle namazı sonrası defnedilecektir." dedi. Belli ki fazla cemaatle câmi avlusunda göz doldurulsun isteniyor.

Allah rahmet eylesin. Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesi halkından, isimleri geçmişte kalmış Isparta mebuslarından Sadettin Bilgiç, 92 yaşında bu dünyaya vedâ etti. Ee, gelen gidecek elbette... Allah'ın katında ayrımcılık yok! Kimseye: "Sen gel, sen kal." demiyor. Veyahut oraya gidildiğinde: "Ooooo, milletvekili iyi günler, buyrun." denilmiyor. "Beyaz'ın Arab'a üstünlüğü yoktur!" demiş, Sevgili Peygamberimiz. (S.A.V). Sırası gelen hakîkî âleme yalnızca amelleriyle gidiyor.

Şehirde ne kadar câmi ve minâreleri varsa, sabahın er saatlerinde tüm hocaları minâreye çıkmış, eline mikrofonu almış; ardı ardına aynı anda, aynı cümleleri bas bas bağırıyorlar. Filan milletvekilinin babası... Demek ki, mevta milletvekilinin babası olmasa, salâyı bu kadar yüksek ve özel makamlı duyamayacaktım. Lafa bakın; ne de olsa oğlu hâlen milletvekili ya... İmam, mühim bir şahsiyet olduğunu bu şekilde de vurgulayacak... Kendi bunu yaptırmadıysa da, şehirde yalaka mı yok; el etek öpücüler, farklılık yapıp fırsattan yararlanacak...

Devamını oku...
Şu anda 4832 konuk çevrimiçi

Abdülhamid’le Aldatmak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 23 Aralık 2017 17:57

altTelevizyon ekranlarından duyduklarımızın, gördüklerimizin hiç biri anlatıldığı, filmlerle aktarıldığı gibi değildir. İnsan hayalinin sınırı yok, ilhamında buna itirazı yok. Dolayısıyla konuyu uzat uzattığınca, marifetin yettiğince…

Osmanlıyı meğer içerdeki satılmışlardan çok, saray içindeki aşk meşk olayları yıkmış. Dizilip izlediğimiz diziden böyle anlıyoruz. Hani şu bizim paralarımızla varlığını güçlendirip güce hizmet eden TRT de, Cuma akşamları izlediğimiz Payitaht Abdülhamid’de… Entrikalar, sarayda yalanlar, yasak aşklar, hünkârdan habersiz alavere, dalavereler. Düşmana bilerek bilmeyerek hizmet eden satılmış paşalar, menfaatçi maşalar, Yahudi’yi dost bilen şehzade kuzenleri; Müslümanlığa yakışmaz davranışlarda satılmaya hazır daha niceleri…

Koca sarayda bir tek fedai var, hem de kendisi bir tek hafiye… Kim kusur ediyor, o arayıp buluyor. Üzerine silahlardan kurşunlar yağıyor, o yine de nöbetçilerden gizlenip, aranılanı yakalayıp getiriyor. Vah Osmanlı ceddim, sen kendine böyle ne ettin? Candan, kandan torunların varmış ülkemde, lakin onlarda bu diziye danışmanlık yapmaktalarmış. İşi rezil edenlerle birliktelik kurup Abdülhamid’e ihanettir ettikleri… Kemikleri sızlıyordur Padişah Abdülhamid’in, ağaç kurdu addediyordur bu diziye müsaade verenleri…

Dünyanın masrafıyla ülke insanını kandırmalar, bir takım dikkat çekmeler, mesaj vermeler, oyalamalar, göz boyalamalar. Hadislerle,  atasözleriyle müsamere yapmak gibi… Başrol oyuncusu dışında nerde işsiz var, iş gücü sağlanmış. Küçük yaştaki kalfa kız bile şehzadeyi elde etmek için ne dolaplar döndürüyor. Güya niyeti saraya sultan olmakmış. Kafayı takmış, kapağı sağlama atmakmış. Bu uğurda ne entrika çeviriyor, hilenin sınırlarını zorluyor. Padişah karısı sultanı parmağında oynatıyor. Velhasıl karşısında paşası, maşası herkes aciz kalıyor. Çevirmediği dümen yok.

Şehzade diye giydirilen, rol verilen çapur çocuksa, bir başkasına âşık bellenirken, beyni oksijensiz kalıyor ve kalfanın oltasına takılıyor. Bu kızla alakalı anası sultan kadını bile karşısına alıyor, kafa tutuyor. Ana sultan çaresiz “Evladım diyor, o kız seni sevmiyor kullanıyor. “ Şehzade de niçin, ben sevilecek bir adam değil miyim” diye parlıyor. Onu bulacağını söylüyor. Hünkâr babasının yedi düvelle mücadelesi şehzadenin ve kızının nişanlısı paşanın umurunda bile değil. Zira o paşa devrik padişahın kızına âşık, hem padişah kızıyla nişanlı, hem ötekiyle oynaşmakta…

 Derken halk açken sultan kalfaya şehzadeyi bıraksın diye keselerce altın veriyor, bir de küçük kız var hünkârın küçük kızı diye gösteriliyor, belli o da arada geçiniyor. Onca şatafattan nasipleniyor. Kalfa denilen kız, zaten onun bakıcısı. Saraylardaki kötü prensesler gibi, o da kalfayı şehzadeyle buluşturmak için çalımlar yapıyor.

Devrik padişahın kızı çipil sarı âşık sultan; nice savaşlarda zaferler kazanmış bol rütbeli paşalara dahi aşkı için kafa tutuyor. Padişahın kız kardeşi, sultanların görümcesi, hala hanımla, güvenilmez adam paşa kocasının pasifliklerini konu bile etmek istemiyorum. Aman Yarabbi Osmanlı böyle idiyse,  böyle bittiyse ne yazık diyesim geliyor. Bunca insanımız bunlara inanıyorlar. Gayet güzel tasarlanmış Abdülhamid’le kandırma projesi diye addettiğim bu senaryo da tek beğendiğim sahne Tahsin Paşa’nın anasıyla olan anlamlı anlarıydı. Diyebilirim ki o maneviyat bizim yapımıza uyuyor. Neticede gerisinde millet münasipçe uyutuluyor. 

Devamını oku...
 
Yılbaşı Yanılgısı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 22 Aralık 2017 10:20

Maalesef Gariplikler Ülkesinde Yaşamaktayız

alt

Yeni yıl, gelen bir yeniliği aile fertleriyle bir arada kutlamak ve hep birlikte yenilen yemek sonrasında yeni girilen yıldan yeni umutlarla iyi dileklerde bulunmaktır. Bu da sonradan kültürümüze girmiş bir gelenektir, ancak zararsız görülerek toplumumuzca kabul görmüştür. Gerekli bulunmuş, neredeyse yarım asırdır; yapısı azdırılarak Anadolu'muzun kasabalarına, köylerine dahi yaygınlaştırılmıştır. Zaman ilerledikçe, yıllar milenyuma döndükçe batılı merakı aynıyla meramıza dâhil edilmiştir.

Geçtiğimiz çok yakın vakitlerde, günlerce Kudüs diye dövündü durdu ülkemin çoğu insanı; Amerika'yı klavye üzerinden bombardımanla vurdu. Sokaklara samimice dökülenlerde oldu. Onlarda Müslümanlara zulüm edenleri öfkeyle kınadı. Az günler geçti şimdi de ülkem insanı kınadıklarının kankası olmuşçasına, onlardan beter azmışçasına onların Noellerini kutlamaya hazırlanıyorlar.

Müslüman ülkemizin güzel insanlarınca günler öncesinden planlar yapılmış. Kadın, kız kışa rağmen yılbaşına özel açılmış saçılmış. Hediyeler ayarlanmış. Gece gündüz AVM’lere taşınmış. Hediyelik eşya satan "Tüketim A.Ş."nin merkezleri, Noel baba kılığına bürünmüş elemanlarıyla cazip hale getirilmiş. Üç kuruş kazanç uğruna çoğu öğrenci bu tanıtımcılar, gavurun Noel kıyafetleriyle, ellerinde çanlarla, çığırtganlık etmekteler. "Cıngılbert -Merry Christmas to you!" (Merhaba Noel sana!) demekteler. Bu nasıl projeler ki, ülkemde oldukça yaygın ve çok başarılı bulunmaktalar.

Antalya da beş yıldızlı oteller silme doluymuş; en ucuz otelin iki gecesi 1300 liraymış, haftalar öncesinden yerler ayrılmış. Sanatçılar buralarda halkı çılgınca eğlendireceklermiş. Çam süslemelerini, hindi kızartmalarını, gavurun her haline ayak uydurmaları konuya dâhil etmiyorum artık...

Hani halkımız Kudüs’e yahut başka ülkelerdeki Müslümanlara yapılan katliamlara kahroluyordu? Kudüs oylamadan kurtuldu mu sanıldı, bu anlatılana ne de kolay kanıldı. "Kış kışlığını, gavur buştluğunu yapar" der büyükler...

Özel ekranlardan taşan fitnelikleri saymayalım hadi, onların şeytanın paralı askeri olduğunu var sayalım. Ya devlete bağlı, ama parası milletçe tedarik ettirilen TRT'ye ne diyelim. TRT haberlerinde yılbaşının gelişine yönelik hazırlık konuları, milli piyango kuyrukları gösterimleri, halkla halka olunup eğlendirme röportajları... Ee, biz Müslüman bilinen bir ülkeyiz şükürler olsun. Lakin görünenlere göre bizim ülkemizdeki Müslümanlık TRT-1'de piyango çektirip, TRT Diyanet’te piyango haram demenin adıdır...

Biz namaz da kılarız, piyangoda alırız, dans da ederiz. Biz gariplikler ülkesinde yaşamaktayız. Nimet ablaya bilet sırasına girip oradan da ezan okununca camiye gidenlerin çok olduğu bir milletiz... Maalesef günümüzde çoğunluğun putu para olmuş, itikadı eğlenceyle dolmuş.

İnsan bu dünyaya kulluk etmek için gelmiştir. Allah'a kulluk etmeyen mutlaka onun yarattıklarından birine kul olur: Futbol, kadın / erkek, mevki, para... Manat… Lat. ...Uzza ... Dahası, nefse göre uzar gider.

 

Devamını oku...
 
En İyi Televizyon İzlenmeyen Televizyon
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 15 Aralık 2017 19:21

altTürk kanalları izlenmemeli demem daha doğru olur. Eğitime, uyuyanı uyandırmaya dair hiçbir verimlilik yok. Hep oyalamaya, avutmaya yönelik programlar. Sunucular seyirciyi ne sanıyorlarsa, bir bilmişlik edasındalar.

RAHMANIN BUYRUĞUNDAN UZAK YETİŞEN NESİL...

İzmir’de bir lisede okul müdürü iki öğrenci tarafından pompalı tüfekle öldürülmüş. Dinden, imandan yoksun yetişenlerden  ne beklenir?

Bazı kanallar ajanslardan aldıkları gibi konuyu son dakika olarak kamuya ilettiler. Gerçeğin peşinde olduğunu adıyla iddia eden bir programa yayının sonuna doğru kameramanca bir bilgi iletildi. Deneyimli sunucu haber metnini okuduktan sonra “Galiba biz bundan sonra silahlanmama adına program yapmalıyız” dedi. Yayını yakından izleyen stüdyodaki seyircisi, sunucuyu alkış yağmuruna tuttu. Bu sağanak halinde daha bir serin havaya bürünen sunucu, sözünü yineleyerek silahlanmanın sakıncalarını bilgiççe anlatmaya koyuldu.

Oysa ben ekran önündeki bir izleyici olarak o sunucudan şöyle demesini beklerdim. “Eğitim yoksunuyuz. Eğitilmeliyiz, bilinçlenmeliyiz. İslami şuur edinmeliyiz. İmanımızı güçlendirmeliyiz.”

Bunları demek kendini çağdaşlıktan alıkoyan cümleler değildir, zira çağdaşlık akılla, beynin gelişmişliğiyle olur. Bir düşünelim; eğitimsiz insan, birini öldürmeyi kafasına koydu mu, silah olarak eline ne geçerse kullanır. Ekmek bıçağı, kafasında şiddet takıntılı biri için öldürücü bir silahtır. Aynı zamanda her evde gerekli bir mutfak gerecidir, satışını yasaklayabilir misiniz? Diyelim tüm kesici ateşleyici aletleri yasakladın; taş, yumruk devreye girerse ne yapacaksınız?  Nitekim devlet sanatçısı bir babayı 18 yaşındaki oğlu bıçaklayarak öldürmüş. Bunu da bugün son dakika haberi diye okudum. Velhasıl silahlanmamak çözüm değildir. Yanlışlardan dönmenin, doğruyu bulmanın tek yolu vardır her insanın gerektiğince eğitilmesidir.

Bir düzeltme yapayım, televizyon izleyelim elbet, doğru yayın yapan niceleri var. Bizim eğitimden yoksun, oyalamaya dayalı kanalları izlenmemeli demem daha doğru olur. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 5 / 391
 
Turkish Arabic English