Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

 
 
Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten
kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.
 
Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. 
Devamını oku...
Şu anda 38 konuk çevrimiçi

BUNLARI KİM BESLİYOR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Ocak 2017 06:31

altMemleket üzerinde can sıkıcı bir atmosfer var. 'Neler oluyor? Memleket nereye gidiyor?' Soruları gittikçe yüksek sesle soruluyor. Lakin sorular sorulduğuyla kalıyor. Duyan, cevap veren yok. Acımasız medya insanlarla dalga geçiyor, kimsenin umurunda olmuyor.

Benim umurumda mı, evet desem de tek silahım kalemimle ancak iki satırla umurumu dışa savurabilirim. Benim umurumda olanları da kimse külahına takmaz. Zira ülkemde kalemler artık kılıçtan keskin değiller. Okuyan yok ki, beyni safra dolu olanlar, yazdığım kısa satırları nasıl görsün?

Toprağın kıt , insanın bol olduğu bir yerlerden geldiği her hallerinden belli olan birileri büyük şehirlere doluşmuş, iş bulamayanlar ajanslara kaydolmuş. Sonrasın da medyanın sermayesi olmuşlar. Her kanalda bir karmaşık akla ziyan proğramlar. TRT dahil hepsi kötülüğü yağmak için adeta sidik yarışındalar. TRT kimlere kaldı, kimlere ne programlar yaptırıyor. Arkalıkları kimler... ya özelden kendinden yaşlılara bile "kuzum, guzum" diyerek insanları oyalayan, kimi nasıl anlatsam.
Kimin eli kimin üstünde belli olmayan dizilerden, hergün birini bir başkasıyla seviştiren evlilik programlarından, insanların buralarda "oturmanız, kalkmanız, -ötürmeniz, bakmanız- hoşuma gitti" demelerinden gına geldi. Milletin huzurunda alenen ahlak çöküntüsü çekimi yapılıyor derken,yakınıp dururken, şimdi türlü çeşit birbirine rakip yarışmalar yayıldı.
Kanalların akıl karartıcı, nefisleri azdırıcı yarışmalarının, yarışmacılarının her biri villalarda kalıyorlar, şık giyiniyorlar, istediklerini yiyip- içiyorlar ve dahi İstanbul un gecesinin gündüzünün tadını lüks hayatla ayrı çıkarıyorlar. Yaşı başı bardağı taşırmışlar bile, feleklerini şaşırmışlar. Fitneden fit olmaya çabalıyorlar. Rekabet, hırs, eğlencenin gırla döndüğü dolaplar ve bu dolaplarda türlü kokoşluklar. Bu kanalların çoğu büyük başların, makama kurulduklarında artı güç olarak makaslamışlar. İnsanı oylama takdiğini iyi bulmuşlar. 
Devamını oku...
 
VAH BELEDİYELER
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 28 Ocak 2017 09:21

NEDEN ENİŞTENİZ ŞİMDİ ÖPTÜ

alt

HİÇ BİR BELEDİYE BAŞKANI EKRANLARA VE GAZETELERE PARASIZ ÇIKARILMAZ. BASININ BESLENGEÇ YERİ BELEDİYELERDİR.

MUSLUKTAN GELEN SU SESİNDEN DEVASA FATURALAR ÇIKARAN, YAP -BOZ ŞEKLİYLE KALDIRIMLARI YENİLEYEREK HALKI KANDIRAN, CEPLERİNİ DOLDURAN BELEDİYECİLİKLERİ ASLA UNUTAMAYIZ. BUNLAR 60'LI YILLARDAN BU ZAMANA ASLA DEĞİŞMEDİLER. SON 20 YILDIR FESTİVALLERDE HARAMLARI BESLEMELERLE GÜNDEMDE ÇOKLAR, HELAL DE YOKLAR.

"Şeytana kulluk edenler Allah a ihanet ederler."

Bu ülkede sanatçı geçinenlerin çoğu belediyeleri arkalarına alıp kaset çıkardılar, yazar bilinenlerden çoğu belediyelerin imkanlarıyla kitap bastırıp havasını, parasını bünyesine yüklediler. Çoğu diziler ve dizi oyuncularının da bütçesini belediyeler oluşturur. belediyelerin yetmediği yerlerde valilikler girer devreye. yani devlet eliyle haramlar beslenirler. adına da sanata hizmet derler. vatandaştan al, şeytanın şerrine yay...Belediyeler: Bazıları için para kazanma, köşe dönme mekanları. Hele ki medyanın ve magazinin beslenme yerleri kendilerinin de seslenme mevzuları. Yani bu yolla başkanlar reklamlarını yapıyorlar. Bir gün ölüp gideceksin be adam şöhret olunca ne oluyor. Gittiğin yerde şöhretinle muamele görmüyorsun ki, yaptıkların doğru mu, eğri mi o sorulacak. Bu hesap verme işi dünyalıkların akıllarına makamda otururlarken bir türlü gelmiyor. şeytan onları durmadan gıdıklıyor olmalı ki halktan topladıkları vergiyi, algıyı havaya saçıyorlar. Amaç gösteriş yapmak, kendinden söz ettirmek olunca netice böyle oluyor. Allah rızası için hizmet verseler, kul hakkından kaçınmayı tercih ederler.

Bu durumda vah belediyeler yerine, vah belediye başkanları demek gerekir. Zira her cinlik onların dünyalık hırslarından doğuyor. Halktan aldıklarını, Hak yerine şeytana sunuyorlar. Cennet cahilleri. Cehennem cühelaları.

Bir dönem belediyeler fakirdi, az sayıdaki personelinin bile maaşını ödeyemiyordu. hatta bazı kendini kurnaz sanan çalışanlar, zimmetli su borularını gizliden satıp parasını yiyordu. zabıtaların pazar yeri denetimlerinde filelerini beleşe doldurmaları da bilinen, ama görmezden gelinen vahim durumlardı.

Ne zaman ki belediyeler siyasileşti, başkanlar arkalarına siyasi gücü aldı, işte o zaman zenginleştiler. Artık yüzlerce, hatta binleri aşkın çoğu torpilli personellerine dolgun maaşlar ödeyebiliyorlar. Hizmette verim alınmasa da seçim zamanlarında oylar sandıklara arzulara göre dolabiliyor. Dolayısıyla başkanlar da sülalecek mutlu olabiliyor.

Siyasilerin ardındaki güç kim, derseniz, kesinlikle ben değilim. Her neyse dibini görmediğimiz suya dalmayalım, boyumuzun ölçüsünü ensesi kalınlara aldırmayalım.  Laf aramızda pek de iyi yüzme bilmiyorum. Balıklama batırdılar mı bir daha gün yüzüne çıkamam. Mazallah...

CESARET VE DÜRÜSTLÜK BUNLARIN HAKKINDAN GELİR AMMA?! BANA BENDEN HER NE OLURSA, BAŞIM RAHAT BULUR DİLİM SUSARSA...

Devamını oku...
 
ÇOK DEĞİŞTİK BİZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Ocak 2017 12:03

DÜNDEN BUGÜNE ÇOK DEĞİŞTİK BİZ, ESKİSİ GİBİ DEĞİLİZ ARTIK...

alt2017 senesine ulaştık şükür, benim çocukluğumdan bu yana bunca zaman içinde ne kadar değiştik anlatamam. Bu değişimler içinde ilimde, fende, sanayide, tarımda değerlendirmeye girişsem sonu gelmez. Eğitimin içine dalsam vurgun yerim. Yap yap boz şeklindeki eğitim sistemlerini, çoğalan okulları, eğitirken öğütenleri, hocaları, hacıları, kişiye hitap saçmalıkları bu yazımda saçmayacağım. Yeri geldiğince, gözleriniz okumaya heveslendiğince aktaracağım. Bu yazımda günlük yaşamımıza dair değişimden bahsedeceğim.

60 lı yıllardı benim çocukluğum. Çevremiz konu komşu sıcaklığıyla doluydu. Samimi sohbetler, çıkarsız ilişkiler, Allah(Celle Celâluhu) için sevmeler… Gün boyu insanlar birbirini görünce gülümseyerek hatır sormalar, karşılaşırken ve ayrılırken selamun aleykümler, musafaha etmeler… Salonlarımızda kocaman gösterişsiz maket denilen üzeri minder serili ahşap oturmalıklar. Odanın bir köşesinde okunası kitaplar, tefsirler… Köşede bir rahle, üzerinde mukaddes Kur’an, yanında seccade, yerde minderler… Birbirini görünce Allah(Celle Celâluhu)’ı hatırlayanlar, ayrılırken asr suresini okuyanlar… Namahremden sakınmalar, haremlik selamlıklar, onurlu utangaçlıklar…

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 5 / 372
 

Turkish Arabic English