Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

HİKAYE BU YA..
 
Bir gün, bir bilgeye sormuşlar: ”Sevginin sِözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar
arasında ne fark vardır?”
 
“Bakın, göِstereyim .” demiş bilge kişi.
Bir sofra hazırlamış, Sevgiyi dilinden düşürmeyen, ama dilden gِönle de indirmeyen
kişileri çağırmış bu sofraya.
 
Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken, tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından
da bir metre boyunda kaşıklar.
Bilge :
“Bu kaşıkların sapının ucundan tutup ِöyle yiyeceksiniz” diye şart da koşmuş.
 
"Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.”
 
“Peki” demişler ve çorbayı içmeye girişmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiği için, sofradaki hiç kimse bir türlü dِöküp saçmadan gِötüremiyormuş
çorbayı ağzına. En sonunda, bakmışlar bu iş bu şekil olmuyor, vazgeçmişler çorbadan ve  aç
kalkmışlar sofradan.
 
Onlardan sonra bilge :
“Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım yemeğe. “ demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen nurlu insanlar gelmiş oturmuş sofraya.
 
Bilge:
 
Aynı yöntemle ikramına “Buyurun bakalım “ deyince, bu insanların her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki
arkadaşına uzatıp içmişler çorbalarını.
Bِöylece her biri diğerini doyurmuş ve kendisi de doymuş olarak kalkmış sofradan.
 
“İşte” demiş bilge:
 
”Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini gِörür ve doymayı düşünürse,
hakikatte daima aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini de düşünür  doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
Hikayedeki kıssadan hissemizi alabildiysek ne mutlu bize. 
 
Şu anda 1927 konuk çevrimiçi

Ölümü Hatırladım Bugün
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 13 Nisan 2019 15:15
Günün birinde son yemeğini, son çekirdeğini yiyip, son çiçeğini koklayacak,
sevdiklerine son kez sarılacaksın, ama son kez olduğundan haberin olmayacak!
alt
ÖLMEYEDE YÜZÜ OLMALI İNSANIN
Bütün bir gün televizyona bakarak kabak çekirdeği yedim bugün. İstem dışı değil, nefsimin arzusuyla. İşlem görmemişinden alıyorum. Tuzsuz, kavrulmamış ara sıra içinden acıları çıkan beyaz kabak çekirdekleri... Yemesi keyif verici, ama acısı çok kötü bir tat, insanın çıtlama zevkini bir anda bozuyor. Tükürseniz bile bir süre ağızda bıraktığı burukluk gitmiyor. En kalitelisini alıyorum, katkılı çıkıyor. Kabak çekirdeğinin fazla alıcısı yok herhalde, bayat çıktığı çok oluyor. 50 lira verip 1 kilo alıyorum, ancak 20 liralık kadarını yiyebiliyorum. Gerisi hop çöpe. İsraf haram elbette, lakin ben atacağım diye almıyorum ki, satıcı iyi diye satınca beyanına inanıyoruz. Yenmeyecek gibi olunca nimeti atıyoruz.
Kaç kabak çekirdekçisi değiştirdiysem, hepsi birbirinin aynı. Esnafımız maalesef çoğunlukla dürüst değiller. Yoğurdum ekşi diyen yok açık açık, kandırarak kazanacağını sanıyorlar...
Velhasıl çekirdekler çıtır çıtır değiller, can sıkıntısından yeniliyorlar. Neden canın sıkılıyor, derseniz hiç bir şey yapmamaktan...Okumuyorum, yazmıyorum, kimseyle konuşmuyorum. Öylece oturuyorum.
Bugün hiç bir şey yapmak gelmedi içimden. Yemek bile yapasım yoktu. Canım istemedi. Bereket akşamdan kalma bezelye yemeğim vardı. Dünden fazla yapmışım, zeytinyağını bol katmışım. Akşam öğününde bitiresiye yiyemedim. Onu bugün de yerim.
Biraz stresliyim bugün, kime kızdım bilmiyorum. Tansiyonum sabahtan beri hayli yüksek, evhama kapılmamaya çalışıyorum. Fakat enseme giren ağrıyla kendini hatırlatıyor. Balkondaki çiçeklerimi bile sulamadım bugün, önceki günlerde de sulamamış olmalıyım. Saksıdaki toprak çatlamaya durmuş, ben acele edip bir bardak su vermezsem hepten kuruyacak, bağrındaki menekşeyi öldürecek.
Ah Ölüm! Bu tansiyonda sanki apansız beni öldürecek, koltukta oturduğum anlar birden yok olacak. Ne tuhaf değil mi, sapasağlam otururken, aniden ölüyorsunuz, ertesi gün toprağın altına giriyorsunuz. Bir daha dünyaya ait bir şeyi görmüyorsunuz. Toprak altında insan bir avuç kemik oluyor, koy torbaya taşı, sanki hiç yaşamadı.
Niye sanki ölen hemen toprağa veriliyor, diye insan sağken düşününce üzülüyor. Dünyadan gitmek istemiyor. 
Malum dünya güzel, gündüz güneşli, gece aylı yıldızlı ışıl ışıl misali; toprak altı hepten kapkaranlık. Börtü böcek cabası...
Devamını oku...
 
Esip Savuruyoruz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 11 Nisan 2019 08:08
altBir kişi hayırlı olanı, çıkarına uygun olana tercih etmedikçe kâmil bir mümin olamaz... Merhamet herkesin harcı değildir. Acımak kibirdendir, merhamet ise gönülden.Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Bilakis zenginlik göz tokluğuyladır.
Giderken yanında götüreceklerinin bir önemi yoktur. Aslolan ardında bıraktıklarındır. Sevgin, saygın, insanlığındır senden hatırlanan! Nefesler sayılıdır ve her an geçtikçe azalmaktadır! Her nefes iyi olmamıza bir fırsattır.
Dünyada var olan hiçbir şey gerçekte bizim değildir. Giderken dünyada neyimiz varsa geride bırakıyoruz, yaptıysak iyiliklerimizden başka bize hiçbir şey yanımıza kalmıyor…
Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından incitmeyle gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur. Bakara - 263)
Büyük zatlar Allah aşkıyla ve Allah yolunda yürümüşler pek güzel sözler söylemişler, ne mutlu öğrendiklerinden ders alabilene...  "Zahid incitmez, Veli incinmez." demiş dünyanın geçici olduğunu akıldan hiç çıkarmayan, dünya hırsına kapılmayan ecdadımız. Biz onların torunları olarak gün içinde isteyerek veya istemeyerek ne canlar yakıyor, kimleri nasıl incitiyoruz. Kırılan kalplerin onarılmasını da düşünmüyoruz, çünkü kalp kırdığımızın bile çoğu kez farkında olmuyoruz.
Günlük hayatımızda çoğumuzun aynı şekil davranacağı muhtemel, küçük bir örnekleme aktaracağım. Acaba bu anlatım da kendimizden ne kadarını görmüş olacağız?
Pazara giden bir kadın yumurta ve kabak satan yaşlı bir adamla karşılaştı ve sordu:
-" Yumurtaların fiyatı nedir?"
Yaşlı satıcı dedi ki: 
-" Yumurtanın tanesi 25 kuruş hanımefendi".
Bunun üzerine kadın dedi ki:
-Çok pahalı, sana 6 yumurta için 1 lira veriyorum ister misin, yoksa almam giderim?"
Yaşlı adam beklemekten yorulmuştu. Üstelik müşterisini geri çevirmek istemiyordu. Tüm iyi niyeti ve gülümsemesiyle satıcı, kadına dedi ki: 
Devamını oku...
 
Dünyanın Sonu Değil
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 11 Nisan 2019 07:35

PARTİLERDE SANDIK  DIŞI KALANLAR VATANDAŞA HİZMETTEN UZAK KALACAKLARINA MI ÜZÜLDÜLER DERSİNİZ? VAH VAH! BEN ONLARI MAKAMA ULAŞAMAMAKTAN ÜZÜNTÜ DUYUP ÖFKELENDİKLERİNİ SANIYORDUM. BEYLER, YAPACAK BİR ŞEY YOK. BİR DAHA Kİ SEFERE, SİZ PARALARINIZI KATLAYA DURUN, GEÇMİŞİNİZDE KARANLIK VARSA AKLAMAYA KOYULUN. UMUDUNUZU NADASA BIRAKIN, DİNLENMEK HIRSINIZA İYİ GELECEKTİR. HA, HİZMET İÇİN MAKAM GEREKMEZ, PAYLAŞMAYI ÖĞRENMENİZ YETERLİ...

altBaydılar! Samanlıkta iğne arar gibi, sandıklardan oy arıyorlar. Bu uğurda haksızlık yaptıklarını bile umursamıyorlar. Bu uğurda ülkemin ve insanların maddi manevi kayıpları önemsenmiyor.. Güçlülük değil, haklılık önemlidir. Hakkı dikkate almıyorlar. Umutsuzca çare arıyorlar. Herkes biliyor geminin su aldığını, herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini, herkes biliyor zarların hileli olduğunu, ama kimse doğrusu bu demiyor, diyemiyor. Çünkü şeytanları boş durmuyor, durmadan dünyalık için gıdıklıyor...

"Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır." (Zuhruf/62)

"Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür." ( Bakara 2/191.)

"İnsanlara hesap verme vakti yaklaştı. Onlar ise hala gaflet içinde aldırmıyorlar." (Enbiyâ/1)

De ki: "İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kâdir'dir." (Âli İmran - 29)

De ki: "Ey mülkün sahibi ALLAH'ım, dilediğine mülkü (sen) verirsin ve dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziz kılar, dilediğini de zelil kılarsın. Hâyır (mutlak) Senin elindedir. Muhakkak ki Sen, herşeye kâdirsin." (Âl-i İmrân/26)

"Yer üzerinde bulunan her canlı fanidir (yok olacaktır). Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zâtı baki kalacaktır." (Rahmân/26-27)

“Sabah akşam Rabbinin adını an.” (İnsan Suresi / 25)

Dünyalıkla çok meşgul olmamalıyız.

"Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz. "Fâtiha/5

Bu duayı günlük yaşantımızda çoğumuz sıklıkla tekrar ederiz. Fakat bazılarımız üç günlük dünya sefası için beşere kul olur, makama kul olur, para uğruna sisteme pul olur. Değmez bu dünya, onca uğraşınıza, çalıp çırpmanıza, haram yemenize vallahi değmez. Makamlar, mevkiler, eş dost, arkadaşlar, türlü zenginlikler hepsi gelip geçicidir. Önemli olan insanların gönlündeki makamınızdır. O makama gönül okşamadan ulaşılmaz. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 98
 
Turkish Arabic English