Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Uzun yolculuklar otobüsle çok sıkıcı oluyor. Yollar adeta ikiye katlanıyor. Varmak istediğiniz yer ulaşılmaz sanılıyor. Uzakta kalanların özlemi artıyor. Kafanızın içinde geçmişten bu güne tüm anılar canlanıyor. Pişmanlıklar, keşkeler hafızayı yoruyor. Yaşanmışlıklar mı, yoksa yaşanamamışlar mı elem, merak beyni düşünmeye zorluyor. Düşünmek istemiyorsunuz aslında, ama belleğiniz sizi dinlemiyor. Hele bir de otobüsün içi kalabalıksa tüm koltuklar birilerince doldurulmuşsa ve o kalabalığın içinde yanınızda elinizi tutacak, başınızı omuzuna yaslayacağınız biri yoksa, zihniniz sizi epeyce yoruyor, rahatlıkla oturamıyorsunuz koltuğunuzda, diken üstünde dikiliyor hissine kapılıyorsunuz, zaman geçmek bilmiyor. 
Bu defa ki yolculuğumda yalnız değilim çok şükür, yanımda ilkgözağrım, büyük oğlum var. Anasının yakışıklısı, başını arkaya yaslamış, gözleri sıkı sıkı yumulu, yolculuğu uykuda geçiriyor. Yolcuların çoğunluğu da aynı eylemde. Çok şükür koltuk arkalarındaki mini televizyonlar kapalı, ekranlar karanlık, ama hava aydınlığa açılmış. Karanlık geceden, gündüz sıyrılıp çıkmış. Işık gelince karanlık gitmiş. Gün ışığı umut verici, yaşam sevinci dağıtıcı, görebilene güzellik gösterici. Oğlumu dürtüklüyorum. "Ey oğul gözünü aç bak dışarda zaman geçiyor. Asfalt yol geriye aktıkça zamanda anda tükeniyor." Yaşarken boşuna heba ettiğimiz anların farkına varamıyoruz, anın kıymetini anlamıyoruz... Keder konuk oluyor. Geçmişi düşündürüyor. Geride bıraktığım zaman içindeki, güzel anlarımı hatırlamaya çalışırken bir çığlık koptu arkadan...
Otobüsün içine gün ışığı dolmuştu. Anlaşılan sabah çoktan olmuştu. Ön koltukta oturanlar aynı anda kafasını çevirip çığlığın geldiği arka tarafa baktılar. Az sonra da tüm meraklılar çığlığın sebebini anladılar. Otobüsün en arkasında bulunan yanyana dizili koltuklarda bir kadın, içi geçtiği için kucağındaki çocuğu yere düşürmüş. Allah korumuş. Çocuğa bir şey olmamış. 2-3 yaşlarındaki çocuk canı yanmamış ki ağlamıyor, ama annenin avazı tüm uyuyan yolcuları uyandırıyor. Allah'tan kaptanın dikkati bu bağırtıyla dağılmıyor. 
Yolculardan bazıları kadına yardım için yerinden kalkıyor, kimi de uykusu bölündüğü için kendi kendine söyleniyor. Her kafadan bir ses çıkması üzüntülü anneyi mahcup edip susturuyor. Sıkı sıkıya sarıldığı çocuğunu öpüp kokmaya koyuluyor.
Ön sıralardan kalkıp arka koltuğa kadının yanına yaklaşan orta yaşlı bir başka kadın, üzerine vazife gibi: "Senin gocan yok mu hanım, ne demeye küçük çocukla yalnız yola çıktın," diyor. O da ona: "Sana ne, sana mı düştü tasası? " diye sert bir dille soru yöneltiyor. Beklemediği bu yaklaşımla ve kendini tatmin edecek cevabı alamamanın hırsıyla, meraklı kadın daha bir hiddetleniyor. Dolayısıyla otobüsün içinde, arka koltuklar önünde volümü yüksek, kaba, çirkin bir sözlü tartışma başlıyor. Etraftan yangına körükle gidenler, harareti artıranlar oluyor. 
Devamını oku...
Şu anda 799 konuk çevrimiçi

Korona Kor Ona
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 04 Nisan 2020 10:11
alt20 YAŞ ALTINA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI GETİRİLDİ
SANKİ SEN MİSİN DEDELERLE KAFA BULAN DENİLDİ
"Yaa işte yaşlı dedeler ninelerle dalga geçtiniz, sonunda sizde onlar gibi eve tıkıldınız...Dedelerin âhı tuttu yeminle... Sen misin dedelerle dalganı bulan, hadi şimdi güzel güzel odalar arasında dolan..."
Evin büyükbabası böyle diyordu. Bıyıkları yeni terlemeye başlamış, ergenlik çağındaki torununa; torun dedeyi umursamaz gibi odasına çekildi. Evin gelini, torunun annesi dedeyle laf dalaşına girmemek, evin sakinliğini bozmamak için balkona attı adımlarını... Karşı balkonda da başka bir apartman sakini kadın, demire gerili ipe çamaşır sermekle meşguldü. Birden komşuluğun önemi hatırlandı sanki...
 
Balkondan balkona selamsız, sualsiz komşu komşuya seslendi:
-"Şu korona çok koydu bana, dokunsalar ağlayacağım o kadar doluyum. Kocalar yetmiyor gibi çocuklarda eve kapandı. Bi de evde dedemiz var. Kuşaklar arası çatışmalar arttı. Vay halimize!" 
Öteki komşu: "Sorma" diyor ve karşı komşusunun konuşma bahanesini değerlendiriyor. 
-"Sabret komşum geçer, bu günlerde geçer. gençleri eve tıkmayalardı iyiydi ya."
-"Bırak şimdi gençleri onlarda dışarda tek durmuyordu. geçen gün cam ardından gözledim. 
Devamını oku...
 
Çember Daralıyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Mart 2020 11:51
altHASTA SAYIMIZ ARTIYOR... MİLLİYET İNTERNETTEN OKUDUĞUMA GÖRE TOPLAM VAKA SAYISI 9 BİN 217, ÖLÜ SAYISI 131'E YÜKSELDİ DENİLİYOR...
20 günden beri koronavirüsüyle uğraşıyoruz. 20 günden beri eşin dostun, konu-komşunun yüzünü yakından görmüyoruz. 20 günden bu yana evde çocuklarımıza sarılamıyoruz. Yanaklarından öpmeye bile yaklaşamıyoruz. Akrabalık bitti, arkadaşlık bilinmezliğe gitti. Virüs belirtisi görülenlerin sayıları arttıkça, sokağa çıkmalar hepten kısıtlandı. Evlerde huzur kalmadı. Çoğunluk ekmeğini kendi yapar oldu. Elektrik faturaları kabardı. Ruhlarımız aynı haberleri dinlemekten karardı. Allah'ın ufacık görünmeyen askeri bizlere böyle neler yaptı? Neredeyse hepimizi evlerimize kapattı. Güneşin doğuşu, ufukta kayboluşu günlük seyirlerimizden oldu. Camdan bakıyoruz ıssız caddeler, salgını kabul etmeyen aklı firarda tek tük insanlar...Gün boyu televizyon hep açık, yeni umut yeni haberler bekliyor insan..Gece uzun, okuyoruz durmadan... 
MART AYI BİTİYOR, NİSAN'A GİRMEK ÜZEREYİZ. DIŞARIDA GÜNEŞ IŞILDIYOR, AMA BİZLER HEP EVDEYİZ. KOMŞUYA BİLE KAPIYI AÇMIYORUZ. NE OLACAK HALİMİZ BİLMİYORUZ.
Devamını oku...
 
Arınmamız Lâzım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 26 Mart 2020 23:29
altBUGÜNLERDE SANA SENDEN BAŞKA YARDIM EDECEK YOKMUŞ GİBİ YAŞA
Kapsama alanına kapıldığımız kötü enerjilerden kurtulmak, güvende olduğumuzu hissetmek için iç dünyamızda arınmamız lâzım...
Günlük hayatımızda güvenlik tedbirleri adına hayallerimizle değil, hakikatle içiçe olmamız, huzurla dolmamız, dünyanın sıkıntılarını ardımıza atmamız imkânına ulaşmamız için, hırs misali, nefsani tutkularımızdan kurtulmamız  lâzım...
7 Nisan'da idrak edilecek bir Berat kandilimiz var. O güne serapa yenilenmiş olarak iştirak edelim. Beratını sağ elinden alanlardan olalım inşallah...Bu yenilenme aşamasında bize bizden daha iyi yardım edecek kimse yoktur. Bizim kendimize yardımımız ise istememizle olacaktır. Yürekten istersek aşamayacağımız zorluk yoktur. Yapmamız gereken, doğru bir karar almamız ve doğrudan şaşmamamız adına mücadele göstermemiz  lâzım...
Sadece samimiyet sürecini sergilememiz gerekir. Bu arınmada mübarek üç ayların bereketiyle çok istifade edeceğimiz bazı hususlardan yararlanmaya gayret edelim. Bireysel çabamızla, yürekten samimiyetimizle, salgın hastalıktan, sıkıntılı günlerden ve türlü kötülüklerden kopmak ve korunmak adına Allah'ımızla yakınlık kuralım. Dua etmek kadar tövbe  istiğfarda bulunalım. Haramdan kaçınalım. Helal hanesine yönelenim. Günahlardan gocunduğumuz, arsızlıklardan arındığımız oranda güzellikler gönlümüze dolacaktır. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 129
 
Turkish Arabic English