Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

ANA İLE EVLAT, İKİ AYRI BEDENDE BİR CANDIR

BİRİ ÇİÇEKSE, DİĞERİ ONU GÜZELLEŞTİREN GÜNEŞTİR.

YÜREKLERİNDEKİ SEVGİNİN SES OLUŞU "CANIM"DIR.

Ne güzel bir kelimedir CANIM.

Varsa eğer canına, can katanın. O olur senin diğer yanın…

"CANIM" diyebildiğin, canını mutlandıran diğer yarın…

Birde vaz geçerse senden, nasılda yanar senin CANIN…

Kimse için anne evlattan, evlat anneden asla vazgeçmemeli...

Anne ve babaya saygı ve sevgi her zaman duyulmalı... 

Kuş anneler bile, gerektiğinde yavrularına bedenini siper eder.

Cennet annelerin ayakları altındadır, kelamı iyi idrak edilmeli...

"Ana-babasına iyilik edene müjdeler olsun! Yüce Allah Onun ömrünü uzatır." [Buhârî]

BİR GÜN DEĞİL, HER GÜN ANNEMSİN....

BU DÜNYADAN GİDELİ ÇOK OLSA DA  

EZELDEN EBEDE HEP ANNEMSİN.

Annenizi hatırlamayı asla bir güne, bir haftaya sığdırmayın. Zira bir tanecik annemiz her daim bizim sığınacağımız bir limanımız ve bizi beklentisiz sevenimizdir. Bizim iyi günümüze samimice sevinen, zorda kalmışlıklarımıza üzülerek derman olmaya çabalayan, dualarıyla destekçimiz olan, mutluluğumuzu dileyen, ağladığımızda ağlayacak tek varlığımızdır. Ağlarsa anam ağlar, gerisi hep yalan ağlar.

Sakın annenizi ağlatmayınız üzmeyiniz, bu gün hayattaysa sağlığında kıymetini biliniz, zira yarın çok geç olabilir...Annelerimizin kıymetini varlıklarında bilelim ...

Devamını oku...
Şu anda 196 konuk çevrimiçi

Timur'un Fransa Kralına Farsça Yazdığı Mektup
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Şubat 2017 19:30

 

alt

Timur, Yıldırım’ı Ankara Savaşı’nda mağlub ettikten sonra, Fransa Kralı’na Farsça bir mektup göndermiştir [Archives nationales, J937/II/ No7]. Mektup hem bir zafernâme, hem bir ticarî muahedenâme mahiyetindedir. Yıldırım, Niğbolu’da Fransızları da yenmişti, Timur bu yüzden “sizin ve bizim düşmanlarımız kahr u zebun edildi” demiştir. Silvestre de Sacy mektubu Latince tercümesiyle beraber neşretmiştir [“Mémoire sur une correspondance inédite de Tamerlan avec Charles VI”, Mémoires de l’Académie des inscriptions et belles-lettres, VI (1822), s. 470 – 522]. de Sacy’nin de işaret ettiği üzere mektupta imla hataları ve siliklikler vardır. Nizameddin Şami’ye bakacak olursak Timur mektup yazıldığı sırada Sivrihisar’da olmalıdır. Bu mektup haricinde Timur ve oğlu Miranşah’ın birer mektubunun Latince nüshaları vardır.

 

Devamını oku...
 
SİZİN YAPACAĞINIZ İŞİN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 11 Şubat 2017 03:38

SAPLA SAMANLA UĞRAŞACAK DEĞİLİM

İTLE KÖPEKLE DALAŞACAK HİÇ DEĞİLİM

SULARINI MAMALARINI KİM VERİYORSA

TASMASINI KİM TUTUYORSA O GELSİN

ISIRANLARI BİLİYORUM, ISIRTANLARI MERAK EDİYORUM.

altDANIŞTAY! HALİMİZE VAY!

SİZ DE DÜNYALIK MAKAMSINIZ

SİZ DE HATA YAPARSINIZ...

15 YIL GEÇTİ HALA

ADALET ARIYORUZ

Dünyadaki adaletsizliği değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey, adaletsizlik karşısındaki duruşunuzdur... 

Kanunlar örümcek ağına benzer. Küçük böcekler takılır, büyükleri yırtar geçer. Yüce Allah'ın ilahi kanunlarından hiç bir büyük böcek asla kurtulamamıştır. Tarih böyle bir olayı kayıt altına almamıştır. Yüce Peygamberler hariç herkes işlediği suçun ilahi karşılığını çeker. Çok şeye tanık oldum, çok şey gördüm. Elim kazalarla gidenleri, elektrik kazığına geçenleri gördüm yüce ilahi güç tarafından. Kulun adaleti şaşar, ama yüce Allah'ın adaleti asla şaşmaz.

"Sen Halktan gerçeği gizledin, onlar seni şeref mevkiine oturttular. Ben ise onlara gerçeği söyledim, beni taşladılar." diyerek insanların her devirde menfaate yönelik kararlar aldığını beyan etmiş Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri... Şaşmamak lazımdır; haksız makam sahiplerinin yüzü gülsün diye, haklı vatandaşa şamar atanlara...

 

Nihayet Danıştaydan beklediğim karar, beklediğim neticeyle elime ulaştı. bir kez daha anladım ki Türkiye"m de hakkını aramaya uğraşmayacaksın. Ömründen ömür gidiyor, elinden paran. Maddi manevi yıprandığınla kalıyorsun. Çok yoruluyorsun. Güce karşı koyamıyorsun. Zira düzen, nizam o doğrultuda kurulmuş. Vicdanlar yontulmuş, yerine metaryalizm sokulmuş. Kanunlar zihinlerde yapılandırılır, adaletse vicdanlarla alakalıdır. Vicdanlar maddeyle köreltildi miydi, halimize vay ki vay... 
Danıştay mevkinde bulunanlar, ülke yönetimindeki güçlü yüksek makamlara kurulanlar, "dava açmadım, avukatlara para saçmadım" diye beni ciddiye almamışlar. Hakkımı başlarından savmışlar. 
Sizleri, sizin yapacağınız işin içini en iyi bilen Rabbim"me havale ediyorum. Karar merci, oy çokluğu sağlayan beş üyeden itiraz dilekçeme red imzası atan üç üyeği... Altında imzanız bulunan son kararda "dava hakkını kullanmadığından" demişsiniz. Bahaneye bakın, iktidara göre izan takın. Elbet sizde makamınızı korumak zorundasınız, ama dünyalık için ebediyetten geçilmez. Ahiret yurdunda gerçekler değiştirilemez...
Kayıtsız şartsız teslimiyet yalnızca Allah'a ve O'nun Resûlüne'dir (sav)... Kim bunun yanına birilerini daha koyuyorsa, bilsin ki; apaçık bir ŞİRK üzeredir...
"BİSMİLLLAHİRRAHMANİRRAHİM. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir. HADİD SURESİ 20. AYET"
 
Size kalana bakın siz. Bizde olana değil. Bize kalan Allah rızası için yaptıklarımızdır. Dünyalık taptıklarımız değil. Rızkımdan artırıp sizlere dilekçe ve posta giderleri olarak harcadığım paraların heba olacağını, nihayetin böyle neticeleneceğini biliyordum, lakin ülkemde adaletin var olma ihtimalini azıcık umut ediyordum. Sizler son gönderinizle "Vallahi Ülkemde Adalet Yok" savımı doğrulamış oldunuz.15 yıl sonrasında mı bu görüşe vardınız? Madem ciddiye almayacaktınız, öncesinde üç ayrı müfettişi niçin konumu araştırsın diye şehrime gönderdiniz? 
15 yıl süresince size yazdığım, savcılara suç duyurusunda bulunarak döşendiğim dilekçeler dava gütmek değil midir? "Falanca makama diyerek valilikten havale ettirdiğim, resmiyete döktüğüm dilekçelerim, bir avukata yazdırmak yerine kendim yazmış olmamdan dolayı, hukuktan hak aramak sayılmıyor mu? Şayet sayılmıyorsa, niçin o vakit kabul görüp üzerine resmi mühür basılıyordu? Sümen altında daha afilli durur diye mi?
Hem benim sorunumda sadece iş avukat parasıyla kalsa, belki gücümü zorlardım. Fakat görüştüğüm hukukçular " dava açmak için emsal yatıracaksın, evine bilirkişi gelecek hacirah belirlenecek. Dünya tutar. " dediler. Ben asgari ücretle ev geçindiren, çocuklarına eğitim verdiren biri olarak, nerden bulacaktım, eşşek yükü tutan parayı? Tabi o sizin sorununuz değil. Vatandaş umurunuzda değil ki, vatandaşın bütçesi sizi enterese etmez ki...
Paran kadar insansın bu alemde.  Karşımda mücadele etmem gereken makam gücü var ve bu güce boyun eğen avukat bolluğu ve yalancı bir sürü tanık. Üç kuruşluk nefes, iftiracıları üfürüp atabilir mi?   
 
Devamını oku...
 
BUNLARI KİM BESLİYOR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Ocak 2017 06:31

altMemleket üzerinde can sıkıcı bir atmosfer var. 'Neler oluyor? Memleket nereye gidiyor?' Soruları gittikçe yüksek sesle soruluyor. Lakin sorular sorulduğuyla kalıyor. Duyan, cevap veren yok. Acımasız medya insanlarla dalga geçiyor, kimsenin umurunda olmuyor.

Benim umurumda mı, evet desem de tek silahım kalemimle ancak iki satırla umurumu dışa savurabilirim. Benim umurumda olanları da kimse külahına takmaz. Zira ülkemde kalemler artık kılıçtan keskin değiller. Okuyan yok ki, beyni safra dolu olanlar, yazdığım kısa satırları nasıl görsün?

Toprağın kıt , insanın bol olduğu bir yerlerden geldiği her hallerinden belli olan birileri büyük şehirlere doluşmuş, iş bulamayanlar ajanslara kaydolmuş. Sonrasın da medyanın sermayesi olmuşlar. Her kanalda bir karmaşık akla ziyan proğramlar. TRT dahil hepsi kötülüğü yağmak için adeta sidik yarışındalar. TRT kimlere kaldı, kimlere ne programlar yaptırıyor. Arkalıkları kimler... ya özelden kendinden yaşlılara bile "kuzum, guzum" diyerek insanları oyalayan, kimi nasıl anlatsam.
Kimin eli kimin üstünde belli olmayan dizilerden, hergün birini bir başkasıyla seviştiren evlilik programlarından, insanların buralarda "oturmanız, kalkmanız, -ötürmeniz, bakmanız- hoşuma gitti" demelerinden gına geldi. Milletin huzurunda alenen ahlak çöküntüsü çekimi yapılıyor derken,yakınıp dururken, şimdi türlü çeşit birbirine rakip yarışmalar yayıldı.
Kanalların akıl karartıcı, nefisleri azdırıcı yarışmalarının, yarışmacılarının her biri villalarda kalıyorlar, şık giyiniyorlar, istediklerini yiyip- içiyorlar ve dahi İstanbul un gecesinin gündüzünün tadını lüks hayatla ayrı çıkarıyorlar. Yaşı başı bardağı taşırmışlar bile, feleklerini şaşırmışlar. Fitneden fit olmaya çabalıyorlar. Rekabet, hırs, eğlencenin gırla döndüğü dolaplar ve bu dolaplarda türlü kokoşluklar. Bu kanalların çoğu büyük başların, makama kurulduklarında artı güç olarak makaslamışlar. İnsanı oylama takdiğini iyi bulmuşlar. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 373
 

Turkish Arabic English