Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

AĞLANACAK HALLERE GÜLMELER

***Kenan Evren Paşa musalla taşında yalnız kalmış, “onca insanı gözler görmemiş.” Siyasilerden kimse cenazeye katılmamış, cenazeyi yalnız askerler kaldırmış. “Oh ne şeref, paşa Mehmetçik eliyle toprağa girmiş.” Cenaze arkasından yuhalanmış. “Ne büyük ayıp; bir dönem ikinci Atatürk diyerek, gördüğünüz yerde eline ayağına sarıldığınız, yapılan her yere adını verdiğiniz, bu ülkeye yıllarca hizmeti olmuş paşayı yuhalamakla kendiniz cezalandırmaya kalkmışsınız. Hâşâ Allah kulunu, Allah’tan önce haddini bildirmek istemişsiniz. Kişi günahkârsa günahlarının bedelini hesap günü kendi verecek, son anını biz bilemediğimizden cenazesi kılınan birine bize rahmet dilemek yakışır. Ölenin arkasından yorum yapmak biz aciz kulların haddi değildir. Bugün “iyi kötü, kalbini bilemediğimiz” bu memleketin bir evladının cenazesini yuhalamakla soğuyanlar, biliyor musunuz? Sevgili Peygamberimiz Sallalahu Aleyhi ve Sellem Yahudi cenazesi geçerken bile ayağa kalkarmış. Şefkatli Peygamberin nasıl ümmetiyiz, bir düşünmez miyiz? Ölünce cenazeye kimin geldiği kimin gelmediği ölen için değil, dünyalıklar için önemlidir. “Kim gelmiş kim gelmemiş,” gündemi belirlensin, bu vesileyle görünülsün, dedi kodu konuları medyada da günlerce sürsün diye…

Mevtanın nasıl uğurlandığı değil, gittiği yerde nasıl karşılandığı önemlidir. Müslümansan cenazende saf tutacak dört Müslüman bulunması yeterlidir. Zira gidildiği yerde “Ay şu mevtada cumhurbaşkanıymış, törenle uğurlanmış, törenle karşılansın” denilmez. “Kul hakkı yemiş mi, görevini hakkaniyetli davranmış mı,” onlara ve yüreğindeki iman oranına bakılır. İnsanoğlunun dünyada geldiği, gittiği, dediği, duyduğu pek önemli değildir. Çünkü insanoğluna hiç güvenilmez, bugün işine gelip övdüğünü, yarın işine gelmez yerer, hatta söver, elinden gelse döver. Bu bakımdan bu âleme pek takılmayın… Herkes yorumcu başı olmuş, başına göre basından duyduğunu yorumlayıp ortalığı kızıştırıp tıklanma rekorları ummuş.  Ha, bu konuyla ilintili dahası da var…

Devamını oku...
Şu anda 4840 konuk çevrimiçi

KUDÜS BİR BÜTÜNDÜR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 14 Aralık 2017 09:42

 

Kudüs Bir Bütün Değil mi

altABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından, Türkiye’nin öncülüğünde İstanbul’da bir araya gelen İslam İş birliği Teşkilatı üyeleri, yayınlanan ortak sonuç bildirgesinde; Doğu Kudüs’ü Filistin'in başkenti olarak ilan etmişler. Sanki lütfetmişler.

Sormak gerekmez mi, neden tüm Kudüs değil? Batı Kudüs'ü İsrail kendine başkent yapsın diye mi bıraktınız? İslam toprağı olan Kudüs'ü ikiye ayırmak ne demek? Bu Filistin mücadelesine ihanet değil midir?

Kudüs Peygamberler diyarıdır. Kudüs "3 büyük dinin" değil, tek hak din İslam'ın kutsalıdır!

Çünkü; “Allah indinde hak din İslam’dır” İsrail adıyla bize devlet diye sunulan yer İsrailoğullarının türlü dalaverelerle ele geçirdikleri, sonra sahiplenmeye çalıştıkları kutsal topraklardır. İsrailoğulları peygamberleri öldüren nesil diye bilinmektedir. Yüce Allah Kur'an'ı Kerim'de buyuruyor ki: “Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.” Kuranı Kerim Maide Suresinin (5. Sure), 70. Ayet Meali. Kuran 5/70.

Devamını oku...
 
Kudüs'e Yanmak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 10 Aralık 2017 08:03

 9 ARALIK 2017.Kudüs'ü Kaybetmemizin 100.Yıl Dönümü İdi.

alt

9 ARALIK 2017.Kudüs'ü Kaybetmemizin 100.Yıl Dönümü İdi. Hüzün verici bu yıldönümü dolayısıyla tüm duyarlı insanımız sokağa döküldü, Kudüs’ü İsrail'in başkenti olarak kabul eden Amerika'ya tepkiliydi.

Kudüs bizden çok Allah'ındır. Allah kutsal yerlerimizi şüphesiz korur. Buna vesile olmak her Müslümanın cesaretiyle bir araya gelip cenk etmesiyle mümkündür. Belki bu vahim vaziyet bizim bir araya gelmemize vesile olacaktır. "Şüphesiz doğrusunu Allah bilir."

Rabbimiz bize cihadı emretmiştir, klavye başında efelik taslamamızı değil. Lakin günümüz savaşları öyle göğüs göğüse, yürek yüreğe değildir, maalesef... Kalleşlikler girer devreye, nükleer girer, füzeler girer. Bu durumda pek çoğumuz belki de siner. Çünkü bizde bunlar yok ki... Vaktiyle bu günlerin olacağını düşünmemişiz, gidene gerisinden bakmış kalmışız. Sonrasında devlet olarak İsrail”i ilk biz tanımışız. Şimdi sızlanmamız bir işe yaramıyor. Üzülmemiz elden gideni geri getirmiyor.

Müslümanlar bir araya gelip, birleşip, bir olup ne yapılması gerekiyor diye derin düşünmeli ve kararlı uygulamalıdır. Bunca ayrı gayrı düşmüşlük, batıla yönelmişlik varken bu mümkün müdür? Düşündürücüdür...

Kudüs’e sahip çıkmak böyle olmamalıdır. Sokağa çıkıp kendimizden başka kimsenin duymayacağı şekilde bağırmak durumun ciddiyetini anlamamaktır. Bu, bir kuru emektir.

Vatandaşın cebinde Amerikan sigarası, evinden eksik olmayan kolası, altında Amerikan arabası... Arada bir, belki ay sonlarında pahalı diye çamaşırlarımız için Ariel kullanmıyoruz ya, tepkimiz onunla kabul olmaz mı?

Neler Yahudi malıdır bilmeden hepsine paranı say, Yahudi firmaların hazırladığı film ve dizileri seyret, sonrada kahrolsun Amerika, batsın İsrail diye sokaklarda bağır, öyle mi? Vah ki ne vah!

Televizyon ekranlarında da konuşmacılara gün doğdu. Bilen bilmeyen ahkam kesiyor, atıyor, attığıyla mangalda kül bırakmıyor. Hadi önden buyur cepheye desen, kaçmaya bahane uydurur. Bu kadar basit olmamalı... Hayatımızda Kudüs diye bir yer olmalı...

Bugün KUDÜS diye, kahrolsun Amerika diye sokaklara dökülenlerin çoğu; yarın yılbaşında çam ağaçları süsleyip, NOEL kutlamaları diye sokaklara dökülmeseler bari...Sözün özü, Kudüse sahip çıkabilmek için müslüman olmak yetmez, şuurlu müslüman olmak lazım.

Devamını oku...
 
Mevlâna’yı Anlamak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Aralık 2017 12:18

"Bilmek başka, bulmak başka, olmak daha başkadır."

altMevlânâ Kur'ân ilmi yaparak Mevlâ’sını bulmuş ve kendisinin öğrendiklerini başkalarına da öğretme gayretinde olmuş. Şimdi herkes kendince Mevlâna’dan bir deyiş öğreniyor. Kendini âlim sanıyor. Âlim, ümmetin ileri gelen şahsiyetidir. İslam doğrultusunda ilim yapmış bilgindir. Öğrendiklerini ilim ışığında bilmeyenlere öğretendir. Dahası kendisi de yaşantısında bildiklerini uygulayandır, davranışıyla, konuşmasıyla örnek şahsiyettir.

Günümüzde Mevlana’ya gönül vermiş bilinenlerden kaçı onun gibi olmaya gayret ediyor yahut bugünün gençlerine heveslendirici misaller sergiliyor?

Sosyal medya Mevlâna sözleri kaynıyor. Öylesine gafletle yapıyorlar ki bu paylaşımları, başkalarının yazıları bile Mevlâna olarak lanse ediliyor. Bu şekil kul hakkına da giriliyor.

Ülkemde her yılın Aralık ayında Mevlana Haftası düzenlenir. Bir hafta süresince özel programlar gerçekleştirilir ve sema gösterilerinden, Mistik Müzik Festivali'ne, sergilerden konferanslara, panel ve film gösteriminden tiyatro oyununa kadar çeşitli etkinlikler yapılarak Mevlâna anılmaktadır. Sonrası? Bir daha ki yılın anmalarına kadar anlatılanlar muhtemel zihinlerden unutulmaktadır.

Anadolu’mda Mevlâna Üniversitesi kuruldu, Mevlâna endüstrileri açıldı. Mevlâna’yı araştırma merkezleri oluşturuldu. Buralar her gün doldu taştı. Hocalarla, öğrenciler Mevlâna ahlakıyla derslerinde ne çok kaynaştı. Sınıf dışına taşmıyorsa öğretilenler, özel hayatlara yansımıyorsa ne anlamı kalıyor? Aksi olsa ülkemde yaşam böyle mi olur?

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 391
 
Turkish Arabic English