Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

   Manisa ili Soma ilçesindeki bir madende meydana gelen büyük felâket vesîlesiyle Rahmet-i Rahmân'a kavuşarak âhiret hayatına irtihâl eyleyen tüm Mü'minler inşaallah şehidlerden yazılmışlardır. Zîrâ Âyet ve Hadîslerde belirtildiğinden anladığımız kadarıyla şehadet çok kapsamlı bir rütbedir.

Devamını oku...
Şu anda 815 konuk çevrimiçi

Ben Demedim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 24 Mayıs 2019 06:25
ZEKÂTINIZI CAMİYE DEĞİL BORÇLUYA VERİN 
 
altZekât cami yapımı için derneğe veya Kuran kursuna verilirse kabul olmaz, haram olur. Bu sözü ben demiyorum. Televizyon da iftar saati öncesi bir ilahiyat profesörü Allah'ın buyruğunu duyurarak açıkladı. 
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı dolayısıyla ekranlarda sıkça gördüğümüz ilahiyatçı hocalara vatandaşlar telefonla arayıp soru yöneltiyorlar ve aydınlanmak istiyorlar. Her yıl kanıksadığımız “Sakız çiğnersem orucum bozulur mu?” gibi basit ve saçma soruları bile sabırla dinleyen ve cevaplayan hocalarımıza, ben bazen bu sabırlarından dolayı gıpta ediyorum. 
Bazen de “Televizyon hayatımıza gireli şu kadar yıl oldu. Sizler her yıl Ramazan ayı içinde millete dini öğretilerde bulunursunuz, bunca öğrettikleriniz akılda kalıcı türden değil midir de, size tekrar aynı sorular sorulup duruyor.” diyesim gelir. Beni duymayacakları için, demekten vazgeçerim. Biraz gülmek adına, bazen bu sinir bozucu saçma soruları bende dinlerim. 
Dünkü gün de “Oruçluyken öpüşürsem orucum bozulur mu?” diye saçma bir soru geldi. Hoca cevap vermeden kanalı değiştiriyordum ki, ardından başka bir soru devreye girdi. Hoca, Allah’tan “Bu soruyu da alalım, telefonda izleyicimizi bekletmeyelim.” dedi.
Bir hanım izleyiciydi arayan ve hocaya “Hocam ben zekâtımı camiye veya kuran kursuna vermek istiyorum makbul olur mu?” dedi.
Bu soru benim de ilgimi çekti. Onca gariban vatandaşımız varken ve zekât kişiye verilir diye bilinirken, bu hanım neden camiye veya Kur’an kursuna zekâtını verecek ki? “dedim. 
Hocanın cevabını beklemeye koyuldum. Hocam sağ olsun, tam benim tahmin ettiğim gibi mantıklı bir cevap verdi. “Zekât kurumlara ve kuruluşlara değil, kişiye verilir. Siz bir binaya zekât veremezsiniz, verirseniz zekâtınız kabul olmaz, haram yerine geçer.” dedi. 
Telefondaki hanım ısrarla “Hocam insanlara vermek istemiyorum, onlar kredi borcu ödüyorlar. Benim paramla kredi kartı harcaması yapacaklar.” diyor. 
Hoca da “Daha iyi ya insanları rahatlatmış olacaksın, borçtan yana kim bilir nasıl sıkıntı çekiyorlardır. Sen zekâtını borçlu olana ver, o kişi aldığı parayı nereye harcarsa harcasın.” açıklaması yapıyor. 
Soruyu soran hanım hala tatmin olmamış olacak “Ama hocam etrafımda fakir yok ki, herkes kredi kartı kullanıyor, her istediğini alıyor.” diye kendi mantığına, hocadan olumlu cevapla katkı bekliyor. 
Hoca son derece sabırla ve tebessümlü yüz ifadesiyle “Hanımefendi Allah böyle emretmiş, zekât kişiye verilir binaya değil.” diyor. 
Hanım bu defa “O zaman hocam benim de borçlarım var, bana da zekât verilebilir mi?” diye tekrar bir soru yöneltiyor. 
Devamını oku...
 
Ramazan'ın Hatırına
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 15 Mayıs 2019 09:44
MÜBAREK RAMAZAN’DA BARİ İNSANA BİRAZ SAYGI LÜTFEN
BAZILARI DÜNYA YALNIZCA KENDİLERİNİN SANIYOR YANILIYOR
altRamazan ayı mübarek bir aydır, bu ayda şeytanlar bile bağlanır. İnsanlar Ramazan ayının faziletine uygun yaşamaya yönelirler. Her konuda pür dikkat olmamız gereken ayda insanın insana ettiği eziyeti başka hiçbir mahlûkat etmiyor. Bir kaç sene evveline kadar, Ramazan ayı öncesi geceleri belli bir saatten sonra sokaklar köpeklere kalıyordu. İnsanlar inzivaya çekiliyordu adeta. 
İnsanların evlerine çekildikleri vakit sonrası, sokaklardan tek yükselen ses köpek havlamaları oluyordu. Şimdilerde ne olduysa, bu mübarek aya hürmeten köpeklerin bile sesi duyulmazken başka seslerle insanları rahatsız etmenin anlamı var mı?
Yok, ama oluyor. Bakın size birkaç örnek: 
Gecenin tamamen karanlığa gömüldüğü anlar, çoğu insanlar iftar sonrası teravih namazını kılmışlar, evlerinde ya hatim dinlemişler, ya Yasin okumuşlar, ya da televizyon izlemişler ve uyku saatleri gelmiş, sahura kalkmak için yataklarına çekilmişler. Kafada bin bir düşünce, zira ertesi gün işine gidecek, belki borcunu harcını temin için dolaşacak. “Ali'ye, Veli'ye bir de evdekilere ne verilecek, aman aman!Hangisi için ne yapayım, bu ayı sıkıntısız nasıl atlatayım?”sancısıyla uyuma zorluğu çekilmekte. 
Binbir düşünceye rağmen bir şekilde ağırlaşan gözler tam uykuya teslim olmuşluğun da, komşu daireden feryat figan. Evin kadınının tiz sesi "Yapma, etme!" diye çığlıklar atıyor. Gecenin kör karanlık bir vakti korkuya kapılıp "Ne oluyor?" endişesiyle dış kapıya yöneliyorsunuz. Yardıma koşmak için tam kapıyı açacakken, bu kez gür erkek sesi giriyor devreye: "Ne demek yapma? Sokağa attığın 325 lira, o kadar para uyduruk bir giysiye verilir mi be insafsız kadın? Nereye gidiyorsun, nerde giyeceksin, parayı kolay mı kazanılıyor sanıyorsun?"
Kadının kocasından yükselen bu sese karşılık, kavgalarının aralarına girmeye çekiniyorsunuz. Konuşulanlardan belli ki şiddete uğrayan bir çaput parçası ve kadın buna izin vermek istemiyor. Kavgaya yol açan konuyu duymazdan gelip kendi evinizde sessizce bir kenara çekiliyorsunuz. Sıklıkla duyulan hane halkı tartışmalarının gündüzü ıskalayıp geceye taşmasıydı sıkıntı veren, keşke hiç olmasa dedirten...
Karı koca kavgasına dahil olmaktan uzaklaşılıp tekrardan uykuya uymaya çalışılıyor. Bu defa sokaktan acı bir fren sesi duyuluyor. İrkilip yatağında doğruluyorsun “Bu da neydi?” diye yeni bir korkuya kapılıp kafa yorarken, bu defa sokaktan çok kötü sesli motosiklet geçiyor. Ne bitmez bir sestir öyle, kilometrelerce uzaklaşsa motosiklet sesi hala kulağınızda yankılanır.
Devamını oku...
 
Bizimkiler Bilmiyorlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Mayıs 2019 09:05
TAKLİDİ YAPILAN NE VARSA ASLA ASLI GİBİ OLMUYOR.
altSağlığıma zarar verdiğinden Türk televizyonlarının yayınlarını izlemekten imtina ediyorum. Hipertansiyon rahatsızlığımdan dolayı, kalp doktorum da özellikle haberleri dinlememem gerektiğini ve siyasi yazılar okumaktan, yazmaktan kesinlikle kaçınmamı öğütledi. Doktoruma duyduğum güven neticesinde tavsiyelerini tutmayı uygun buldum. Fakat nefs işte, bazen isyankar oluyor, yapma dediğini inatla yapıveriyor.
Böyle zamanlarda Türk ekranlarından sadece birine bakıyorum. O da yabancı yayınlar gösterdiği için. 
En son dün akşam baktım bu Türk kanalına ve Türk yüzler görünce, dublajsız Türkçe konuşanlar duyunca oldukça şaşırdım. Merakımdan bir süre baktım durdum. 
Hayır, yayını hiç beğenmedim. Biri erkek, üç kişi bulmuşlar güya kirli diye gösterdikleri bir evin temizliğini yaptırıyorlar. Her hareketleri o kadar yapmacık ki, alenen belli oluyor rol yaptıkları, dikkat çekmek için kameraya baktıkları.
İzlenimime göre figüran ajanslarından bir hanım ayarlanmış, evi  gelişigüzel dağıtılmış. Sonra temizlikçi diye lanse edilen bu üç kişi tarafından ev önce pis gösteriliyor ki, bunlar pisliğin nasılını hiç görmemişler. Açmış çiçeklerin küçücük saksılarını bile çöp diyerek atıyorlar. Sanırım programın özgününü hiç izlemeden yayın yapıyorlar. 
Evin bir iki köşesine köpek pisliği özellikle konulmuş gibi, onları elleriyle tutuyorlar. Bir yandan da kameraya sıklıkla bakarak "Biz böyle kirli ev daha önce görmedik" diyerek sanki latife yapıyorlar. 
Ve ev bu üç kişi tarafından görünürde el birliğiyle derlenip toplanıyor. 
Sonrasını izlemedim yayının, yavanlığa bakarak gözlerime yazık edemedim. 
Yağsız, yanında katıksız yemek nasıl ki tat vermez, karın doyurmazsa, böyle basit programlarda beyinleri aç bırakır. İnanın birazcık bile bakmaktan bıkılır.
Bu programın orijinalinde takıntılı insanların yaşamı konu ediliyor. Örneğin istifçi bir insanın evinin hali gösteriliyor. Her odası dağ gibi eşya yığılı. Ne, nerede belli değil. Ne yana baksanız her taraf kir pas içinde; banyo, mutfak girilmez bir biçimde, ev evlikten çıkmış. Adım atacak yer kalmamış, ortam yaşanmaz hal almış. Görene "Aman Allah'ım" dedirtiyor.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 103
 
Turkish Arabic English