Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Soğuktan Değil, Parasızlıktan Nefesleri Donuyor.
Borç hastalığına çare umarcasına, Müslüman ülkemin insanlarının niceleri, derde derman gördükleri bankaların tüketici kredilerinden yararlanmak adına, banka önlerinde kuyruğa girmiş haldeler. İçersi o kadar kalabalık ki, insanlar soğuğa aldırmadan banka önünde bekleşiyorlar. Parasızlık soğuğundan bezmişler, bankaları battaniye bellemişler.
Banka önlerindeki kuyruklar bir dönem emekli maaşı alanların girdikleri kadar uzun bir kuyruk olmasa da, sabahın köründe sıra kapmak için gelinmese de, bir hayli dikkat çekici kuyruk göze çarpmaktaydı.Çoğu orta yaş üstü bu insanlar, hayat pahalılığına direnmek adına, soğuğa karşı metanetli duruyorlardı.
Malum ekonomik kriz yaşıyoruz. Amerikanın karın ağrısı sancısını biz çektiğimizden, ülkemizde de büyük bir ekonomik kabızlık yaşanıyor. Parası olanlar, gidişatı izleyip, gelecek güvencelerini temin altında bulundurmak için para harcamaz oldular. Parası az olanları durumu, her zamandan daha vahim. Borç batağında debelenmekten bir hal olan geniş kitle dar gelirli insanlarda, bankaların önünde hale oluşturur hallerine bürünüyorlar. 
Hayatları borçlanmakla, borçlarını ödemek gayretiyle geçiriyor bu vatandaşlar. Buldukları kadar yiyorlar, gerisi yok mu diyemiyorlar.
 
Krizin sıkıntıları kendilerini daha çok bürüyünce, hanelerinde hayıflanma sesleri yükselince, şaşırdılar; niceleri borçlarını hepten ödeyemez oldular. Alacaklıları, icra memurları kapıya dayanmaya başlayınca da, çareyi üç kuruş maaşlarını kefil gösterip, beş kuruş kredi almada buluyorlar. 
Bilhassa emekli vatandaşlar, kış mevsiminin kapıya dayanmasıyla ısınma telaşına da kapıldılar. Giderlerin çokluğuyla baş edemeyenler, tek çıkar yolun kredide olduğunu saptayıp, banka önlerine kuyruğa giriyorlar. 
Devamını oku...
Şu anda 3870 konuk çevrimiçi

Ayşe Teyze Anlatıyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 22 Kasım 2018 09:48
“GEÇMİŞTE ERKEKLER, GÜNÜMÜZDE KADINLAR ŞANSLI"
 
alt86 yaşında, 7 evlat 20 torun ve üç torun çocuğuna sahip Ayşe teyze günümüz kadınlarının çok şanslı olduklarını buna rağmen doyumsuzluk yaşadıklarını söyledi.
“Geçmiş yıllarda, bizim gençliğimizde anamızın evinde de çilekeştik biz, koca evinde de çok çileler çektik. Buna rağmen hiç gocunmadık. Kadının kaderi belledik hep, çile çekiyorsak vardır bir sebebi dedik, yaşadıklarımıza kader adına boyun eğdik” diyen Ayşe Ada teyze, günümüz kadınlarının çoğunun koca parası yediğini ve kocalarını maddi manevi yıprattıklarını söylüyor. 
Kocalar para kazanmaya didinirken kadınların günlerde kahkaha içinde keyif çattıklarını, buna rağmen yaşamdan zevk almadıklarını, şikâyetlerle doyumsuzluklarını sık sık dile getirdiklerini anlatıyor. 
Çalışan kadınların da çok kaprisli olduğunu vurgulayan Ayşe teyze "kadın dediğin azcık sesini kısık çıkarır, ben bilirim  havasını hanımlığıyla yansıtır. Bağırıp çağırmak, kocayı aşağılamak kadına yakışmaz diyor.
Tüm yurtta kadınlarının eskiden çok çilekeş bir hayatları olduğunu dile getiren Ayşe Teyze, o yılları bu yıllarla şöyle mukayese etti.
 
“Misal bizim Ispartalı kadınlar ve genç kızlar geçmişte hem halı dokurlardı, hem ev işi yaparlardı. Üstelik şimdiki gibi elektrikli makineler yoktu o zaman. Kız kısmı ana evindeyse de, koca evindeyse de sabah kalktı mıydı. Çayı gaz ocağına koyar, yer sofrasını hazır eder hane halkını uyandırıp her birine hizmet ederek karınlarını doyururdu. 
Sofrayı toplamasının ardından, ot süpürgeyi eline alır, evin dört bir yanını, hanay dâhil, yani o zaman ahşap evler olduğundan evin girişine hanay denilirdi. Giriş kapısı önü bile baştan sona süpürülür, temizlenirdi. Herifler evden işe gittikten sonra akşama kadar eve gelmezlerdi. Öğle yemeklerini bir kaç kap hazırlar, sefer tasına doldurur ellerine tutuştururduk. İş yerinde atıştırırlardı. Şimdiki gibi iki saate yakın öğle tatili olmazdı çalışanların. 
Biz kadınlar koca evde değilse kendimize öğle yemeği hazırlamazdık. Kucağımıza bir somun koyar, halı dokurken birer lokma ekmek atardık ağzımıza gevelemekle doyardık. Şimdikiler gibi beslenme reçetelerini takip etmezdik.
 
Sonra akşamları ev ahalisi birlikte yemek yerdik, elde bulaşık yıkardık. Eltiler, görümceler, kaynana, kaynata hepsinin dağ gibi bulaşığı yıkanırdı. Kocaman sinileri külle ovalayarak akpak ederdik. İki üç nesil bir arada yaşanırdı. Kimse kimseden gocunmaz, yaşlıyı gençler yük görmezdi.
Devamını oku...
 
Uzay Profesörü Uzatmamış
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 21 Kasım 2018 16:38
altBazı şeyler vardır; doğru diye bilirsiniz onları, uzun bir süre doğru diye savunursunuz. Sonra aklınız başınıza gelir de, bir gün bakarsınız ki, doğru bildikleriniz tümden yanlışmış. 
 
Kadınlara oy vermem diyen profesöre tepki yağıyormuş. Türkiye'de kendisini tanımayan kalmamış, herkes aleyhinde konuşur olmuş. Profesörün doğrusu pek çoklarına yanlış gelmiş. Hocada konuyu uzatmamış, yazdıklarını geri çekmiş. Lafının ardında duraydın ya be hoca. Madem savunduğun doğru, eğriye kaçmayaydın. 
 
Bizlerde Hele bir hocayı eleştirmeden önce iyice bir dinleseydik, aslında ne demek istemiş, iyicene bir anlasaydık. Bir insan kolay yetişmiyor, kolay  harcamasaydık. Hemen tu kaka, yapmasak iyi olurdu. Zira her insanın fikri değerlidir. Kiminden olumsuzluğa karşı korunursunuz, kiminden gelişmek adına faydalanırsınız.
 
Hoca hanımların evde oturup çocuk yetiştirmesinin daha doğru olduğunu vurgulamış."İyi bir çocuk yetiştirmek, iyi bir ev hanımı olmak bakan, başkan, başarılı bir iş kadını olmaktan elzemdir, seçimde kadınlara oy vermeyeceğim.” demiş. Kızı kızanı okutmayın, eve kapatın. Kadın kız güçsüzdür bir iş beceremezler, dememiş ki. 
Ben profesörü ne dinledim, ne de nerde ne paylaştığını gördüm. Kendisini tanımam bilmem. Sadece haberlerde kulak misafiri oldum. Duyduklarım da doğruluk payı buldum.
 
Şöyle düşünelim. Kadın ve toprak, beynimizde bir analiz edelim. Toprak, nerede, ne şartlarda olursa olsun; üzerine ne dikerseniz, ne ekerseniz. Yağmura, fırtınaya, doluya karşı durmaya çalışıp bağrında yetişeni korumuyor mu, yazın güneşin altında, kışın karın karnında bedenindeki canı büyütmüyor mu? Sonra canından can bulanlar, insanlığa hizmet ediyor. Lakin toprak yerinde duruyor, en iyi şekilde yeni ürünler yetiştiriyor. "Ben de elmayla, ayvayla pazara gideceğim!" diyor mu?
Devamını oku...
 
Rehberim Peygamberim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 19 Kasım 2018 06:31

Allahümme salli alâ seyyidina Muhammdin ve alâ âli seyyidina Muhammed

altHOŞGELDİNİZ EFENDİM.
İZİNİZDE OLMAK İÇİN NEFSİMLE MÜCADELEDEYİM.
 
BUGÜN PEYGAMBER EFENDİMİZİN DÜNYAYA TEŞRİFLERİ GÜNÜ.
BU VESİLE İLE MEVLİD KANDİLİNİZİ EN KALBİ DUYGULARIMLA KUTLUYOR,
RABBİM BİZLERİ PEYGAMBER EFENDİMİZİN ŞEFAATİNE NAİL EYLESİN DİYORUM.. BUGÜN YAPACAĞIMIZ İBADETLERİMİZİ, DUALARIMIZI KABUL ETSİN MEVLAM.ÂMİN.
 
VE DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN EFENDİMİZ...
 
AHMED-i MAHMUD MUHAMMED MUSTAFA (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ey Âlemlere rahmet, ey bütün güzelliklerin, iyi huyların örneği Hak Peygamber, seni çok seviyoruz. Hoş geldin dünyamıza, hoş geldin gönüllerimize. Sana ümmet olmak şereftir hepimize...
 
Bugün sevgili peygamberimizi anma ve çevremize anlatma günüdür, öyle olmalıdır. Bugün yapılacak kutlamalarda bilhassa gençlere peygamberimiz doğru anlatılmalı ve anlatılanların akılda kalması sağlanmalıdır.
Mevlit Kandili sadece mesajlarla kutlanıp geçiştirilecek bir gün değildir.Peygamberimizi anlamak, idol edinmek, izini sürmek, yaşantısını örnek almaya vesiledir bugün. 
 
Resulullah Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz şöyle Buyurdular:
"Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." Hadis-i Şerif
 
Dilerim Kin, dargınlık, nefret, intikam hissinden uzak, sevmenin güzelliğini birbirimize aşılayalım bugün ve Peygamber Efendimizin “Ya hayır söyle, yahut sus” Hadis-i Şerifini olanca gücümüzle yaşamaya çalışalım her gün. Dilerim Hazreti Muhammet’in yolundan giden, peygamberimize layık ümmet oluruz.
 
Alemlere Rahmet Allah Resulünü (a.s) doğduğu günde Mevlid Kandili’nde anıyor, anlamaya çalışıyoruz. O’nunla yakınlığımızı artırmaya gayret gösteriyoruz. Fakat bunu bütün bir ömrümüze yaymamız gerekir. Zira peygamberimizi hatırlamayı belli zamanlara hasredip hayatımızın diğer safhalarında  hatırlamayı unutursak; bu, Peygamberimize muhabbetimizin samimî olmadığını gösterir. Sevgili peygamberimize binlerce salat ve selam olsun. Şefaati üzerimizde daim olsun. "Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli seyyidina Muhammed..." 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 75
 
Turkish Arabic English