Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Kadınların siyasete alınmasından, sorumluluk verilmesinden kaçınılıyor. Bir kadın belediye başkan adayını bu seçim öncesinde de görememiş olmak, benim de siyasi partilere “Neden?” diye sormamı gerektirdi. "Galiba bir hanım aday var, neden dahası yok demek lazım."
Acaba “siyaset kurtlar sofrasıdır” denilip, kadınlar mı siyasetten uzak duruyor. 
Yoksa “Kadınlar hak- hukuk içinde daha iyi yönetirlerse, bizim bir daha seçilme şansımız hiç olmaz” diyerek erkekler mi, hanımları siyasete almak istemiyorlar? Doğrusu sorumun cevabını siyasilerden duymak isterim. 
Kadınların pek çoğu bir evi yönetiyorlar. Evlatlar yetiştiriyorlar. Vatanın korunmasına asker gönderiyorlar.Sevgi ve şefkat duygularıyla evi sarmalıyorlar. Ailede ayırımsız, demokratik düzende birleştiricilik yapıyorlar. Sanırım siyasette de aynı yöntemle topluma güzellikler yaşatabilirler. 
Erkek kısmı biraz siyaseti farklı görüyor, öncelikle partisi ve kendisini destekleyen çevresinin çıkarlarını göze alıyor. Siyaseti güç olarak değerlendirebiliyor. Rant kapısı olarak ön yargılı yaklaşımda bulunabiliyor. Her ne kadar seçilmeden öncesi dilleri farklı söylese de, aslı astarı bu olarak aynı şekilde defalarca gündeme gelmiş bir konudur bu yazdıklarım.Kısacası siyaset, koltuğu kapma yarışıdır ve kaptığını bırakmama marifetidir. Siyaset bana göre akıl alır bir durum değildir. Günümüzde siyaset, bir şekil ticarettir. Sermayesi olan adam siyasete soyunur. Bir koy, 15 al. Hesabıyla siyasete koyulur. Velhasıl: Vatan, Millet, Sakarya, olmuş artık hikâye.
Ben siyasette kadınlarında katılımcı olmalarını istiyorum. Tebessümlü kadın idareciler görmek istiyorum çevremde. Hayallerim bir gün ilimiz içinde gerçekleşir, umudumu taşıyorum.
Bilinen problemleri göz önüne alarak, seçimleri çok detaylı ele almalı. Seçilecekleri, “her sorunumuzda gerçekten yanımızda olacak kişi” diye adlandırabiliyorsak, ona göre seçmeliyiz.
Doğrusunun ne olacağını, vatandaş doğru olarak kendisi ayırıp yapmalıdır. 
Devamını oku...
Şu anda 2587 konuk çevrimiçi

Ramazan Hazinedir
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 19 Nisan 2021 04:10

HAZİNEYE BAKIP GEÇMEKTE VAR 

HEPSİNİ ALIP ZENGİNLEŞMEKTE 
 
altKişinin kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz. Kötülüğünden komşusu emin olmadıkça kişi cennete giremez. 
Hz. Muhammed (s.a.v)
 
Ramazan Allah'ın insanlara lütfettiği bir hazinedir. Ve bu hazinenin kapısı bir ay süreli ardına kadar açık tutulur. Kimisi bu hazineyi görmeden geçer gider, kimisi bir avuç alır, kimileri de bir dağ gibi yığın alır. Siz bu kimilerinin hangilerindensiniz acaba? Günümüz insanının pek çoğu maalesef hazinenin farkındalığında bile değil.Oysa aynı insanlar markete gittiklerinde yiyeceklerin en güzelini alıyorlar. terziye gittiklerinde elbisenin en güzelini diktirmek istiyorlar. Lüks tüketimde yarışı kimselere kaptırmama mücadelesi veriyoruz. kimsede olmayan bende olsun sevdası kaplamış çevremizi. Bu çevre ki maneviyatımızı hasara uğratıyor, bilincine varamıyoruz. Ne yazık ki, günümüz insanının pek çoğunun hali bu ahvalde...Uykudayız uyandıranımız yok.
 
Gün, her geçen günle geçiyor, ömrümüzle bu geçen günlerle kısalıyor. Her doğan güne yeniden uyanıyor olmamızda bize ahirete götüreceğimiz azığımızı edinmemiz için sunulmuş bir fırsat.Ramazan ayını da fırsat bilip ibadetin en güzelini yapmak için yarışmalıyız. Doğru kul, dürüst insan olmak için gayret sarfetmeliyiz. Yüce Allah'a kulluğumuzu kaliteli yapalım ki rızasını alabilelim.Gün öyle ya da böyle geçiyor, ama geçen gün bizlerden çok şeyler alarak, bir daha geri dönmemecesine gidiyor. geriye baktığımızda koca bir boşluk görmekteysek, hayatı da boşu boşuna yaşamışız demektir. Oysa dünyaya gelme nedenimiz bu değil. Ebedi hayata erzak depolamaya geliyoruz bu dünyaya...Bu anlamda bazılarının dediği gibi dünya yalan değil. Bize sunulmuş bir fırsat alanı bu dünya.İyilikler ekip mükafatını ürün olarak alabileceğimiz bir tarla...Bu tarlada yılanlar içinde yaşamayı tercih edişimiz, bize ancak kayıplar verir. 
 
İnsanımızın giderek yozlaşması, ülkemizin geleceğine yönelik kaygılar verir.Yarınlarda yaşayacak olan torunlarımıza karanlıklar verir. Gün bu gün diyerek, zararın neresinden dönersek kar belliyerek, gelin bugünden birbirimizin iyi ve kötü gününe ortak olarak yaşamaya başlayalım. Bir başlayalım bakalım iyi niyete, gerisi nasıl toparlanıp gelecek. Hemde iyilikler çığ gibi büyüyerek üşüşecektir hanemize, yöremize. Biliyorsunuz ki,iyiliğin karşılığı iyilik, kötülüğün karşılığı kötülüktür. Önce en yakınımızdan, ailemizin dışında bize çok yakın oturan komşularımızdan başlayalım hatır sormaya. derdi, tasası var mıdır öğrenmeye. Sonra da derdinin dermanını aramaya yoldaş olalım.Göreceksiniz bu uğraşı komşunuzla birlikte sizi de mutlu edecektir. İç huzuru beraberinde güzellikler yansıtacaktır. 
Devamını oku...
 
Hayırlı Bereketli Ramazanlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 14 Nisan 2021 10:51
Ya Şehr-i Ramazan 
Hanelerimize hoşğeldin, şifalar getirdin. Bereket getirdin, huzur getirdin.
alt
 
EY İMAN EDENLER! ALLAH'A KARŞI GELMEKTEN SAKINMANIZ İÇİN ORUÇ, 
SİZDEN ÖNCEKİLERE FARZ KILINDIĞI GİBİ, SİZE DE FARZ KILINDI. Bakara. 183.
 
Şükürler olsun bu yıl da Ramazan ayının güzelliklerini idrak ediyoruz. Şifa ve rahmet ayı ramazanın; gönüllerimize genişlik yüreğimize ferahlık, hastalarımıza ve uzuvlarımıza sağlık sıhhat şifa olması ve hanelerimize huzur bereket ve sürur, ülkemize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Rabb'imizden niyazla isteriz. Hayırlı ve Bereketli Sahurlar! Sağlıklı İftarlar. Ramazan-ı Şerif'iniz mübarek olsun. 
 
"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Ramazan gelince cennet kapıları sonuna kadar açılır,cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar bağlanır. "(Buhârî, Savm 5, Bed'ul-halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5)
 
Sözlüklere bakacak olursak, orucun “kendini tutmak ve susmak” mânâlarına geldiğini görürüz. Bazı tefsirlerde, bu kelimenin sabretmek mânâsına da geldiği yazılıdır. Bu da nefsi muhafaza etmek, sebatkâr olmak, tahammül etmek demektir.
 
ORUÇ İBADETİ, SADECE MİDEYİ AÇ BIRAKMAK DEĞİLDİR. MÜHİM OLAN, VİCDANA DA ORUÇ TUTTURABİLMEKTİR.
 
Orucun faydalarından biri de; karnı tok olanların, zenginlerin, karnı aç olanların, yoksulların, yetim ve öksüzlerin durumlarını, çektikleri zorlukları anlamalarıdır.Orucun amacı Allah yakınlığına insanı ulaştırmaktır. Allah’ın çağrısına, yalansız, riyâsız, samimi olarak kendini veriştir. Samimi inanıştır, tam teslimiyettir. Oruç, nefsaniyetin karanlıklarından, pırıl pırıl aydınlıklara hicrettir. Oruç, aşktır, niyâzdır, orucun ahlâk ve irade terbiyesi bakımından değeri çok yücedir. Oruç, insana sabrı, tahammülü, beklemeyi öğretir. 
 
Oruç aynı zamanda Allah’ın Peygamberi vasıtasıyla insanlara bahşetmiş olduğu, büyük ve yüce ilâhi ihsana bir şükürdür. Gerçek oruçla ortaya çıkar, her şeyden önce takvâ, kalbin temizliği ve sadeliğidir. Kur’an-ı Kerim’de 
“Ey iman edenler, sizden evvelkilere oruç farz olduğu gibi, size de farz oldu. Ta ki günahlardan sakınasınız.” buyuruyor. (Bakara Sû­resi, 183
 
Oruç, içimizi kötü düşüncelerden, dışımızı çirkin davranışlardan temizler, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olur. Peygamberimiz müjde veriyor: “Kim inanarak ve mükâfâtını Hak’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”
Devamını oku...
 
Ramazan Öncesi Kebapçılara Akın
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 09 Nisan 2021 09:43

 

altYE TATLIYI İÇME SUYU YANARSA YANSIN, YE TUZLUYU İÇ SUYU SÖNERSE SÖNSÜN.
 
Ramazan ayına doğru geri sayımın başladığı şu günlerde bazı insanlar sanki kıtlıktan çıkmış gibi, bazıları da sanki açlık grevine gideceklermiş gibisine, önceden midelerini ve nefislerini doyurma telaşına kapıldılar. Bu nedenle olduğunu düşünüyorum, kebapçılar neredeyse her öğün müşteri akınına uğruyorlar. Dokunsanız vatandaşın çoğunda "paramız yok, borcumuz çok " diyerek bin ah işitiyorsunuz, bir bakıyorsunuz çoğu kebapçıya koşuşturmuşlar. 
 
Kimi kıymalı pideye yumuluyor, bir porsiyonu 11-12 lira. Dublesi 17 lira, yanında ayranı salatası, suyu 25 lira. Kimileri şiş köfte sipariş ediyor, porsiyonun bir buçuğu 35 liraya... En çok talep ettikleri yiyecekte kilosu 100 küsur lira olan kebap oluyor. Arkasından şiş köfte ve kıymalı pideler kebapçılarda insanların tercih ettikleri yemek çeşitleri olarak dikkat çekiyor. 
 
Genelde et obur müşterilerin rağbet ettikleri kebapçılar, ramazan öncesi  dolup dolup taşıyor, kapısında kuyruk oluşturanlar bile bulunuyor. Bir süredir pandemi krizinden şikayet edip duran kebapçılar, ramazan öncesi sayıları artan müşterilerden dolayı oldukça keyifliler. Künefesi, kaymaklı kadayıfı, cevizli baklava dilimleri, parası olanın kebap üstüne tercih sebepleri...
 
Et sever insanlar etrafımızda hayli çoğunluktalar, hal böyle olunca paraları olmasa da kredi kartına borçlanıp illa kebap çeşitlerini tercih ediyorlar… Bazıları et çeşitleri yanında ayran içmekle kaloriden aldığı harareti söndürüyor. Su içiyor olsalar daha iyi yapmış olacaklar. Zira benim büyüklerimden duyduğum tuzlu yenilince yanında bol su içilmeli ki, içerde hazımsızlığı tetikleyen yangın varsa sönsün.
 
Tatlı yemişseniz de asla yanında veya tatlı sonrasında su içilmemeli, bunun sebebi de tatlı suyla birlikte mide de genleşir, şeker emilimi daha zorlaşır, mide çevresine zamanla hasar meydana getirir. Velhasıl tatlı ne kadar hararet verirse versin, vücudumuz tatlının verdiği enerjiden isterse yangın yerine dönsün akabinde asla su içilmemeli... Burada şu sözümüzü tekrarlayalım ki akıllarımıza yer etsin. malum akla giren 'iyi kötü neyse' kolay çıkmıyor. "Ye Tatlıyı İçme Suyu Yanarsa Yansın, Ye Tuzluyu İç Suyu Sönerse Sönsün."
 
RAMAZAN ÖNCESİ DÜĞÜNLER ÇOĞALDI 
 
Sanki Ramazan ayı geri dönüşü olmayan bir yol gibi, insanlar bu yola koyulmuşluklarında, bir daha fırsat bulamayacaklarmış gibi, bir telaşa kapılıp tüm yapmak istedikleri işleri ramazan ayı öncesinden halletmeye çalışıyorlar. Haftalardır yapılan planların içinde hep “Ramazan ayına girmeden şu telaşı bir bitirsek” sözleri ediliyor. Bu planların arasında şüphesiz evlilik düğünleri başı çekiyor. Kimi ailelelerde sünnet düğünü telaşına girişmişler. Korona bahanesiyle, ilerki günlerde ne olur ne olmaz telaşesiyle hısım akraba katılımlıyla, tam eski usul olmasa da yine bildiğinden şaşmamacasına, ramazan ayına girmeden  düğünlerini aradan çıkarıyor. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 7 / 155
 
Turkish Arabic English