Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

Şâirlere Dâir

 
Yahyâ Baba

 

İp üstünde oynatır bütün dünyâyı fendi,
Habbeyi kubbe yapar şâir Kemâl Efendi!

Devamını oku...
Şu anda 822 konuk çevrimiçi

Güzeldi Geçmiş Günler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 13 Mayıs 2019 10:29
RAMAZAN GELDİ GÖNLÜMÜZE SU SERPİLDİ
 
altHer şeyin hızlı yaşandığı günümüzde Ramazan’da hızlı yaşanıyor. İnsanların hayat gailesi Ramazan ayının içlere sindirilerek yaşanması gereken güzelliklerin göz ardı edilmesine vesile oluyor. 
Bu durum, çağın genç ve orta yaşta insanlarına göre böyle. Yaşı kemale ermiş, geçmişten kopmamış, eski bildiklerini, gördüklerini bugünlerde de yaşatmaya çalışan, torunlarına benimsetmeye gayret eden dedeler, nineler eski Ramazanları özlemle yâd ederek “Ramazan geldi, gönüllerimize su serpildi. İç huzurumuz, maneviyatımız daha bir arttı” diyorlar.
Böyle diyenlerden biri de Halime Tekin. Bu Ramazan’da 81 yaşında olan Halime Tekin, bize gençliğinde yaşadığı Ramazan günlerinin özelliklerini anlattı. Halime Hanım, iki kızından biri olan Nuran Hanımın yanında üç torunuyla birlikte yaşıyor. Kocasını 27 sene önce kaybetmiş. Ardından ahla, vahla geçmiş ömrü. “Yanında kaldığın kendi öz evladında olsa onunda yanında kocası var. Damat bin iyi olsa da eloğlu, kendi erin gibi olmuyor." diyor. Ve geçmişte kalmış gençliğini "Güzel günlerdi o vakitler." diyerek özlemle yad ediyor. Sonra yaşantısının anlatımına devam ediyor.
"Damat sağ olsun iyi bakıyor bana, lakin ben üzerine yük olduğumu düşünüyorum. Bu devir zor devir. Her şey ateş pahası, çocukları okutuyorlar kolay değil. Nedense evlerde eski bereketlerde yok, pişir taşır bir öğünde yeniyor. Öğün dışında acıksam isteyemiyorum. Ramazan’da ibadetimi yaparken bile “Aşırıya kaçarsam laf mı işitirim” stresine giriyorum. Ama Allah var damadımın hiçbir şey dediği yok. Benimkisi kuruntu işte, yaşlılıktan dolayı alınganlık, “diyerek, Ramazan ayıyla da ilgili konuya girdi Halime Hanım ve derin bir “Ahhh” çekerek geçmiş günlerin derinliğine daldı. Ve başladı geçmişi, anılarını aktararak yaşamaya ve bizlere yaşatmaya… 
Söz Halime Tekin’de, bakın neler anlattı:
“Eskiden ataerkil aileler vardı. Eltiler, görümceler, kaynana, kaynata, kayınbiraderler hep bir arada yaşardık. Kazançlar bir araya toplanır, kime ne lazımsa alınırdı. Senin paran, benim param, denilmezdi. Bolluk bereket vardı. Kimse kimsenin üzerine yük olduğunu düşünmezdi. Ailenin çocuklarıyla birlikte neredeyse 25 kişi bir evde kalırdık. Şimdi 20-25 kişi bir apartmanın katlarında yaşıyor artık, birbirini görmeden, tanımadan... 
Ailenin en büyük kadınları olan evin büyük gelinleri Ramazan ayı süresince gecenin bir yarısı kalkarlar bir senit dolusu hamur yoğurup börek açarlardı. Evin en değerli hanımı kaynana dediğimiz, kocamızın anası sahura kadar uyurdu. Kaynanaya gelinler iş yaptırmazlardı. 
Biz bazı gecelerde de pişi yapardık. O yağlı oluyor, diye sahurda pek büyüklerimizce tercih edilmezdi, ama arada bir değişiklik olsun isterdik. 
Devamını oku...
 
Annelerimizin Üzerimizdeki Hakları
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 12 Mayıs 2019 08:04
GÜZEL ANNELERİMİZ GÜNLERİNİZ KUTLU OLSUN
 
altAnnelerin Olmayan Gün mü Var?
Hayatları boyunca bizler için her türlü yokluğa ve zorluğa göğüs geren, bizler için özveriyle çok şey veren;  "Üşüdü mü, karnı tok mu, gece rüyasında korktu mu? Ona gelmesin bana gelsin ayağına taş değmesin." telaşıyla günlerini geçiren, koşulsuz seven, cefamızı çeken, uğrumuza gençliğini hiçe sayan, uyutmadan uyumayan, doyurmadan doymayan, gerektiğinde canını verecek olan hayatımızdaki en büyük varlıklarımız, ayaklarının altı öpülecek Annelerimiz. ALLAH sizleri başımızdan eksik etmesin, ALLAH sizlere cennetin en güzel yerlerini nasip etsin İnşaALLAH. Başta şehit anneleri olmak üzere bütün Annelerimizin ellerinden öpüyorum. Vefat etmişlere Allah'tan bol rahmet diliyorum.
Kendi anneciğime: "Bana verdiğin emekten dolayı Allah senden razı olsun diliyorum. Annem, bana ayırdığın her vakte çok teşekkür ediyorum. Sadece beşeri türetilen özel günlerde değil, her zaman kalbimdesin. Mekanın cennet olsun. "diyorum.
Tüm annelere ve anne adaylarına sevgiler. Anneler Gününüz Kutlu Olsun...
Bismillahirrahmanirrahim
"Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "Of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.
Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et." (İSRA SURESİ/23-24)
Bazılarımız zor zamanlar geçirdiklerinde "Dünyaya gelmeyi biz istemedik, ana babamızı seçme şansına sahip değildik." diyoruz. Dünyaya gelmemizi Allah diledi ve ana babamızı bize vesile kıldı. Yeryüzündeki imtihanın gereği buydu. Bu bakımdan efkarlandığımızda yanlış söz etmemeli, bizi dünyaya getirenlerin, emek verip büyütenlerin değerini iyi bilmeliyiz. 
Her canlı gibi bende zor zamanlar geçirmek zorunda kaldım. Ama annemden öğrendiklerimle, onun verdiği bilgece ipuçlarıyla hep ayakta durdum. Bundan sonra da yine annemden öğrendiklerimle yaşamıma devam edebiliyorum. Annem benim ilk öğretmenim, ilk değer verenim, ilk sevenim... Hayatta olan analarımızın kadrini kıymetini iyi bilelim. Dünyalık geçici zevkler için annelerimizin emeğini, sevgisini kimselere değişmeyelim. Özellikle erkek evlatlar, evlendikten sonra anayı çok ihmal ediyorlar. Hepsi aynı olmasada, çoğunluk hanımı buldu mu anayı unutuyorlar. Oysa büyüklerimiz bu konuda erkek evlatlara ne demiş? "Bir erkeğin kalbine 4 kadın yerleşir. Bunlar: 1. Öncelikle Annesi, dünyaya getireni, emek verip büyüteni. 2. Eşi, hayırlıysa tabi ki. 3. Varsa kız kardeşi ve 4. Kızıdır. Birinciyi razı etmek Allah'ın rızasından geçer. İkinciye ikram etmek Rasulullah'ın vasiyetidir. Üçüncüyle ilgilenmek bereket vesilesidir. Dördüncüyle ilgilenmek Cennete açılan kapıdır. Bunları Müslüman evlatları iyi bilmelidir.
Anne babamızın üzerlerimizde pek çok hakları vardır. Bu hakları da öğrenelim, iyi bilelim...
Ana-babanın çocukları üzerindeki bazı hakları:
Devamını oku...
 
Ramazan'ın Değerini Bilmeli
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 09 Mayıs 2019 08:53
GÜNAH ÂLEMİNDE SEVAP PAZARI KURULMUŞ 
BİR ŞEY ALMADAN BAKIP GEÇMEK OLUR MU?
 
altRamazan ayının bugün dördüncü günü, çevremizde gördüğümüz kadarıyla da herkes gücü yettiğince ibadetini yapıyor.
Oruçlu insan sayısı geçtiğimiz yıllara oranla çok fazla artmış görünüyor. “Elhamdülillah Müslümanız elbette öyle olacak” demeyiniz. Geçtiğimiz yıllarda sokakta sigara içen insanların sayısı hiçte küçümsenecek oranda değildi. Din de zorlama olmaz, üstelik bizim dinimiz müspet yönde, kimseyi “Oruç tutacaksın, namaz kılacaksın.” diye, kimsenin zorlamaya hakkı yoktur. İbadet Allah’la kulun arasında olan bir bağdır. Bu bağın yakınlık derecesini biz bilemeyiz. Yüce Allah’ın katında, hiç meyhaneden çıkmayan insan, başını secdeden kaldırmayandan daha hayırlı olabilir. Bunu biz bilemeyiz ve bu konuda, insanları eleştirme ve yönlendirme hakkına da sahip değiliz.
Zaten en güzel donanımlarla en yüksek mertebeye layık bulunup yeryüzüne insan olarak gönderilmiş olan biz canlılar, aklımızla ve fikrimizle şunun bilincinde olmalıyız. Biz dünya ya gönderilmişsek ve bir daha gelme şansımız yoksa, bu bir kez gelişimizi çok iyi değerlendirmemiz gerekir. İyi insan olmayı başarmışsak, iyi şekilde yaşamayı da hak etmişiz demektir. Herkes yeryüzüne iyi olarak gönderiliyor şüphesiz, kötülüğü ergenliğe eriştikçe öğreniyoruz, sonra da olgunlaştıkça bu öğrendiklerimiz kötü huylar olarak üzerimizde kalıyor. Ramazan ayları bu kötü addettiğimiz huylarımızı üzerimizden atmaya vesile olacak iyi bir fırsat. İnsanoğlunun değişmesine, kötülüklerden arınmasına, yenilenmesine, ruhunu ve bedenini kötülüklerden arınmasına yönelik, her Ramazan ayı kaçırılmayacak bir fırsattır, erişebilene ne mutlu. 
Aslında her yeni güne sağ olarak başlamak, her nefes alış, günahlardan silkinmeye bir fırsattır. Hadi bu fırsatı günlük hengâmeler içinde fark edemiyoruz diyelim. Ama Ramazan ayı apaçık iki ay öncesinden geleceğini duyurarak geliyor. Recep, Şaban ve Ramazan… 
Bu aylar insanoğluna “Günah âleminde sevap pazarı kurulmuş, insanlık için etrafa iyilik incileri saçılmış, üstelik alış verişi zahmetsiz, parasız pulsuz. Bir ay süresince açık olan bu pazara bakıp da, almadan geçmek olur mu?” dercesine tüm tövbe kapıları açık olarak sunulmuş. 
Rus pazarına gidildiğinde bile çar-çaput da olsa bir şey almadan dönülmüyorsa, her tezgahta güzellik sunan böyle bir Pazar yerinden boş dönmek olmaz, bu fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım. Bizden istenen iyi insan olmak, iyi insan olmanın da çok özel şartları bulunmuyor. Elini, dilini, gözünü, kulağını haramdan sakınmak. Bu kadar basit. Bir yerde dedi-kodu mu var, hemen oradan uzaklaşacaksın dinlemeyeceksin, bu davranış kulağı kötülüğe kapatmak olur. Bir yerde albenili bir menfaat mi var, elini, gözünü sakınacaksın. Hemen uzanmayacaksın, uzaklaşacaksın. Yani kendini çekici olan her şeye karşı tutacaksın, orucun anlamı budur işte tutmak. Yüce Allah kullarını kötülüklere karşı siper olsun, haramın karşısında kendini tutmaya karşı vesile olsun diye orucu ve namazı farz kılmış. Oruç tutan, namaz kılan kulum kötülüklerden sakınır, demiş.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 7 / 103
 
Turkish Arabic English