Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

بسم الله الرحمن الرحيم، الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على أشرف الأنبياء والمرسلين سيدنا محمد مصطفی وعلى آله وصحبه أجمعين.
 
Asrımız Mevlevî âlimlerinden olan, Arabî ve Fârisî lisanlarına son derece vâkıf ve hâiz-i mutlak bir üstâd.
 
44 ciltten müteşekkil ve dünyâda emsâli bulunmayan İslâm Ansiklopedisi'nin muhtevâsına da hatırı sayılır derecede muazzam katkılar sağlayan Muhterem Adnan Karaismailoğlu, Ankara vilâyeti Kızılay Meydanı'ndan Maltepe'ye doğru çıkarken sol tarafta bulunan Menekşe Sokak'taki bir binada kurduğu Mevlânâ Araştırmaları Derneği'nde yıllardır meccânen, fî sebîlillâh Osmanlıca ve Farsça dersleri vermektedir. Eğer ki yolunuz bu dergâha düşerse nasiblenmenizi tavsiye ederim.
Devamını oku...
Şu anda 726 konuk çevrimiçi

Sabah Beri Sallanıyorduk
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 08 Ağustos 2019 14:46
BAŞLADI BİTMEZ SANDIM 
 
altÇOK ŞÜKÜR ALLAH KORUDU
Ege Bölgesi birbirine komşu pek çok yerleşim yeri dolu. Bizim ilimiz öyle bir yerdeki ege de bir yerin karnı ağrısa Isparta hisseder, Akdeniz tarafında bir yer hapşırsa Isparta'nın da hapşırığı tutar. 
Bu sabah  İzmir yakınlarında 4.8 şiddetinde deprem olmuş, bizim yerde de az da olsa sarsıntıyı duyduk. "Hayır olsun inşallah," dualarıyla günlük yaşama koyulmuşken öğle saatlerinin ikindiye geçmeye hazırlandığı sıralarda saat 14.25 te (gündüz 2.25 şi) geçmek üzereyken ve ben koltuğumda oturmuş, öğle yemeği sonrası çay içerek dinlenirken, evimiz birden beşik gibi sallanmaya başladı. Aman Allah'ım nasıl bir sallantı anlatamam, onca yıllık yaşantımda ve de evimizde otururken böylesine şiddette bir sallantıya daha öncesinde hiç rastlamadım. Geçmiş yıllarda Burdur ve Dinar depremini mesleğim gereği yakından takip etmiş biri olarak hayli endişelendim. 
Önce gözümü tavandaki avizeye diktim. Durmadan hızla sallanıyordu. Karşımdaki televizyon ünitesi üzerindeki eşyalar yere düşüyordu. Hemen açık olan ve sendeleyip duran televizyonu kapattım. Bir yandan da oturduğum yerde büzüşerek  sarsıntının durması için dualar ediyordum. O an neler geliyor insanın aklına, ölüm korkusundan öte şeyler. 
Geçmiyordu, bitmeyecek gibiydi. Çok saniyeler sürdü, bana bu anlar dakikalarca gibi geldi. "Aman Allah'ım, sen koru!" Çok şükür Allah korudu. Aksi halde bu şiddete pek çok çürük bina yerle bir olabilirdi. Hamd olsun yüce Rabb'ime...
Elimdeki çay bardağını fırlatıp yakınlarımı aramaya koyuldum. Konu komşu bağır çağır can havliyle sokağa yaydan fırlamış ok gibi hızla çıkıyorlardı. Can tatlı, o anlarda malın değeri akıla gelmiyor olmalıydı. (Kıyamet kopunca bu insanların hali nasıl olurdu? Düşünemiyorum. Bu can korkusu başka türlü bir şey, Allah Allah!)
Saatler 2.49 u gösterirken, insanlar panik halinde nefes alıp verirken, birden yerden bir sarsıntı daha geldi. Bu artçı dedikleri mi neydi? Yoksa bana mı öyle gelmişti...
Ben çıkmadım evimden, oturduğum yerde çakıldım kaldım sanki; avizenin sallantısı azalmaya başlayınca endişem artı. Acaba nerede, ne olmuştu?
Telefondan depremin yerini öğrenmeye çalıştım. Merkez üssü Denizli'nin Bozkurt ilçesi 6 büyüklüğünde, yerden sarsıntıyla falan deniliyordu. 6 büyüklüğünde deprem ürkütücüydü.  Bizim ilden çok güçlü hissedildi. Denizlililer Allah bilir ne haldeydi.
Sonrasında öğrendiğim kadarıyla çok şükür can ve mal kaybı yaşanmamış. Yıkım olmadığı sevindiriciydi elbet, ama insanın yüreğinde "Ya bir daha olursa, ya uykuda bizi bulursa," endişesi yer ediyor. Tedbirli olmakta fayda var, takdir elbet Allah'tan. Allah her türlü afetten hepimizi muhafaza eylesin.
Devamını oku...
 
Bayram Baklavası
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 08 Ağustos 2019 12:19
BAKLAVA SİPARİŞİ VERİRKEN DİKKATLİ OLUN
 
altDini bayramlarımızın vazgeçilmez ağız tadı baklavadır. Tatlıların içinde en çekicisi olarak da baklava bilinir. Çok ince açılmış, 40 kat yufkadan yapılarak arasına ceviz, badem döşenerek hazırlanan bu tatlı, misafirler içinde onurlandırıcı bir ikramdır.
Aslında en güzel, damağa lezzet bırakan baklava evde hazırlanandır. Şimdiki zamanda evde baklava yapanlar azaldı.Tatlı sektörü yaygın halde, siparişinizi üç gün önceden veriyorsunuz. Sonra gidip, parasını ödeyip tepsi dolusu baklavayı alıyorsunuz. İsteyene kilo kilo, isteyene tepsi tepsi baklava yapılıyor. Yeter ki siz paradan haber verin. Bu kadar kolaylaştı artık her şey.
Kurban bayramı öncesi canı tatlı çekenleri sevindirmek için tatlıcıları dolaştım. İstedim ki tatlandırmak istenen ağızlar, haksızlıkla yanmasın. Neredeyse bütün pastaneler tatlı siparişi alıyor. Ayrıca, yaz mevsiminden bu yana yalnızca dondurma imalatı yapanlar bile bayram öncesi baklavacılığı başlatmışlar. 
Sade tatlı üretimine dönük, yerlerde var. Bu saydığım yerlerin hepside, günler öncesinden vitrin camlarına tatlı siparişi alınır, diye yazmış. Bir kısmı da sadece “baklava siparişi alınır” diye tabelalar asmışlar. İri harflerle, göze girecek şekilde yazılan bu cümlelerin altlarına da baklavanın fiyatını, küçük harflerle iliştirmişler. Kiminde 60 lira, kimi baklavacıda 70 lira, kiminde de 100 lira yazılı. Bu belirtilen rakamlar baklavanın kilo fiyatı mıdır, tepsi ebadına yönelik fiyat mıdır, belirtilmemiş. İsteyen bunu, tatlıcı dükkânından içeri başını uzatıp öğreniyor.
Bende sevdiklerimin ağızlarını tatlandırarak mutlandırmak adına, kapı kapı dolaşıp her bir baklava siparişi alana, bunun aslını sordum. İstedim ki en kalitelisini, en uygun fiyata alayım. Camlara yazılanlar baklavanın kilo fiyatıymış. Bir tepsi baklava küçük ya da büyüklüğüne göre 199.90 ila 250 lira arasında değişen bir para ödeniyormuş.
Yani “Etin üzerine baklava iyi gider, mutlaka almalıyım” diyenlerdenseniz. En az 250 lirayı cebinize koymadan baklavacıya uğramayın. Nüfusunuz kalabalık değilse, tadımlık olacak kadar alacaksanız, 50 lira ile evden baklavacıya doğru gidebilirsiniz. Artık en ucuz olandan mı alırsınız, en pahalısından mı, yoksa tatlı almaz, zaten sevmez misiniz, orasını ben bilemem. Kesenizle ve sizin kararınızla aranızdaki meseledir.
Fakat benim bildiğim bir şey var ki, sizde öğrenince bana hak vereceksiniz. Bu baklava yapanlar, denetlenmiyor anlaşılan. Serbest piyasa ekonomisi diye, isteyen istediği fiyatı keyfine göre belirleyip camına yapıştırmış. Aradaki fiyat farkını merak edip soruyorum kendilerine, dedikleri şu. “Bizim baklavamız bol cevizli ve hakiki tereyağlı oluyor.”
Devamını oku...
 
Kurban Bayramı Gelirken
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 07 Ağustos 2019 10:22
altÇarşı, Pazar, nerede, ne kadar alış veriş merkezi varsa dolu. İnsanlar sanki bayrama hazırlanmıyorlar da, kıtlık gelecekmiş gibi, eve ne bulurlarsa, alıp dolduruyorlar. Parası olanlarla, olmayanların kim oldukları asla bilinemeyecek şekilde... Bazıları bankalardan kredi mi çekmişler ne? Elleri kolları, arabalarının bagajları dolu dolu...Çoğunluk peşin parayla alış veriş ediyor. 
Esnaf her ne kadar “İşler kesat, istediğimiz gibi olmuyor” diye sızlansa da, torbalarla evine dönen insanların görüntüleri esnafı yalanlar nitelikte...
Giyim-kuşam satıcılarının durumları da farklı değil. AVM'ler denilen alış veriş mekanları tıklım tıklım insan dolu; kıyafet ve ayakkabı mağazalarında adım atacak yer yok. Herkes zevkine göre, bütçesinin oranına göre alış veriş yapıyor. Kimileri de var ki, gıda giderinden artırdığı parasına göre, bayramlık giysi almayı ihmal etmiyor. "Ne yediğim görünmez ama ne giydiğim herkesçe görünür" diyenler bayram çeşitliliğinden ve 'sözde'indirimlerinden yararlanmak istiyor. Bunlardan başka daha çok halk pazarlarında bulunan, sosyete pazarı olarak tabir edilen yerler adeta insan seline dönmüş.
Baklavacı, börekçi, hatta çerezciler bile tıklım tıklım tüketime odaklanmış insan kaynıyor. Bu kadar kalabalık insanı alış veriş ederken gördüğünüzde, ülkemizdeki ekonomik kriz söylentilerine gülüp geçiyorsunuz. Yastık altları doluydu da, oralar mı deşildi bilemiyorum. Bildiğim bayram öncesi satış da, alış da önemli hareketlilik olduğu... 
Bir tek girilmeyen yerler olarak kasaplar ve manavlar olarak gözlemledim ben. İştahı artırmak için sanırım sebzeden bir süreliğine uzak durulmaya, mide de ete daha geniş yer ayrılmaya karar verenler çoğunluktalar. Çarşıda pazarda gezerken sizde sağınıza solunuza bakın görürsünüz, sarraflar bile müşteri dolu. Ancak onlar altın bozdurup para alanlarla mı, yoksa para verip altın alımı yapanlarla mı meşguldüler, şahsım tarafından yakından görülemediğinden bilinemedi.
Bunlardan gayri; hamamlar, kuaförler, berberler. Her birinin müşterisinin patladığı bir haftaya girildi. Esnaf hala “Veresiye alan parasını ödemiyor artık. Alacağımızı istediğimizde de azarlanıyoruz” diye sızlanan olsa da, bayram alış verişi yapanlar arasında bulunan veresiyeci müşterilerin sayısı çok olunca, küçük esnaflar yine de ‘hayır’ diyemediler. Veresiye defterini gözler önüne serdiler. 
Kuru kahvecilerin bile kahve tartmaktan kolları yoruldu. “Etin yanına iyi gider” diyen vatandaşlar, 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 8 / 112
 
Turkish Arabic English