Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

KİMLERE ŞEYH DENİLİR? ÇIPLAK LUGAT MÂNÂSI VE ISTILÂHÎ MÂNÂLARI NEDİR?
 
(Arapça isim: şeyhûhat (ﺷﻴﺨﻮﺧﺖ) "yaşlanmak, ihtiyarlamak"tan şeyh "yaşlı şahıs")
1. Bir tarîkata girip seyr u sülûkunu tamamladıktan sonra o tarîkatın başı durumundaki en yüksek mertebeye çıkmış bulunan ve kendisine derviş yetiştirme (irşad) müsaadesi verilen kimse; tâliplere rehberlik edip onları tarîkat usûllerine göre irşad etmek ehliyetine sâhip kâmil insan, mürşid.
 
Misâl: Semâhânede dervişler şeyhin karşısında diz çöktüler (Rûşen E. Ünaydın). 
 
Misâl: Tasavvuf muhitlerinde, “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” sözü yaygındır (Mehmed Demirci).
 
2. Ahî teşkîlâtında ve loncalarda bir esnaf teşekkülünün başı durumunda olan kişi: "Sahaflar şeyhi."; "Tabaklar şeyhi." gibi.
 
Misâl: Şeyh ve kethüdâ ve ehl-i hibreleri mârifetleri ile âlâ ve evsât ve ednâ îtibârınca bahâları takdir olunup füruht oluna (1640 Narh Defteri).
Devamını oku...
Şu anda 858 konuk çevrimiçi

Ramazan Rahlesi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 08 Mayıs 2019 09:40
RAMAZAN AYI YARDIMLARIN ARTTIĞI BİR AYDIR
 
altRahlemin başına oturdum, ramazandan öğrendiklerimi düşündüm. Öğretici olmak maksadıyla değil, paylaşmak adına düşündüklerimi yazıya döktüm.
Yüce Allah dinimizi hoşgörüyle donatmış, yarattığı kullarını iradeleriyle birlikte özgür bırakmış. Kullarını çok seven Allah (Celle Celaluhu) bizim daha sağlıklı yaşamamız için bazı yasakları bildirerek bizleri iyi kul olmaya davet etmiş. İyi kul olursan da işte sana mükâfat diyerek, altından ırmaklar akan cenneti vaat etmiş. 
O cennete girmek için de bizden vize falan istenmiyor. Makam ve para gücümüzün de sözü dinlenmiyor. Dayı, amca torpili hele hiç geçerli değil. Tek gerçek giriş izni var. O da doğru kul olmak, kul hakkı yememek; yani dünya da kimseyi incitmemeye çalışarak ömür vadeni doğru insan olarak yaşamışsan, cenneti hak etmiş birisin demektir. Evet aslında cennete girmek bu kadar kolay, aksini asla düşünmeyelim.
"Ne de olsa insanız, bunca sıkıntıların arasında bire bir nasıl doğru oluruz? Biz iyi olsak da başkaları kötü olabiliyor, kötüye karşı nasıl iyi olalım?" diyorsak, hele bir biz kendimiz için iyi olma gayretine girişelim, elimizden geleni yapalım, herkese iyimserlikle  bakalım, kötüye de iyiliğimizle örnek olma çabasında bulunalım, gerisini Yüce Mevla’ya bırakalım. 
İnsan olduğumuz için ve hataya açık olarak yaratıldığımız için, bilerek bilmeyerek yaptığımız çok yanlışlarımız olacaktır elbette. Sonradan samimi pişmanlık duyarak hatadan kaçınmaya karar vermek, elden geldiğince doğru insan olmak, yanlışların farkına varıp tekrarlamamak, irademizi ve nefsimizi dizginleyebilmemize bağlı. Biz yaratılmış insan olarak birbirimizi sevmeyi ve anlamayı başardığımız sürece Yaratıcı'mız Allah’ın hoşgörüsü, affediciliğiyle cennete kolaylıkla gireriz inşallah. 
Bu umuttur ki, bana beni doğru insan olarak yaşamaya yönlendiren, sizlerin de aynı hisler içinde olduğunuzu düşünüyorum ve ramazan ayını fırsat bilerek oruç tuttuğumuz kadar, çevremize de iyilikler yapalım diliyorum. 
Bu günler yoksullara, hasta, dul ve yetimlere daha hassas olmamız, daha sevecen davranmamız gereken günlerdir. Bu günler iyi yanlarımızı yakalayacağımız , kalbimizi feraha erdireceğimiz fırsat günleridir. Değerlendirmesini ve kıymetini bilmelidir.
Ben ara sıra hastanelere hiç tanımadıklarıma ziyarete giderim. Hastaların hatırını sorar, onlara şifa dileklerimi sunarım. İlk başta gelişimi yadırgayanlar, "Kimsin, nesin?" der gibi bitkin halle yüzüme bakanlar bile, duamı duyunca iyi niyetimi anlıyor ve dinçleşmişcesine yatağında doğrulmaya çalışarak, yüzünde beliren tebessümle memnuniyetini vurguluyor. Yanında biraz daha fazla kalmamı istiyor, yine gelebilir miyim, diye ısrarla soruyor. İşte beni de o anlar, gülümseme dolu sıcak bakışlar mutlu ediyor. Tavsiyemdir.
Devamını oku...
 
Sultanımıza Kavuştuk
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 06 Mayıs 2019 10:32
Hoş Geldin Şehri- Ramazan
 
altGeçen yıldan bu yana tam 11 aydır özlemini çektiğimiz, ayların ve kalplerimizin sultanı Şehri- Ramazan tüm Müslüman âlemine hoş geldi. Beraberinde hayırlarla yuvalarımıza bolluk- bereket getirdi. Yurdumuza da dirlik düzenlik getirir, insanların birlik ve beraberliğine vesile olur inşallah…
Ramazan ayı bilindiği gibi oruç tutma ve ibadetlerimizi daha fazla yapma imkânı bulduğumuz bir ay. Nefsimizi ister istemez dizginlediğimiz, gönüllerimizi hoşluklarla doldurarak ruhumuzu da rahata erdirdiğimiz bir ay. Bu ayın hatırını gözetip birbirimize daha hoşgörülü, daha sevecen, yaklaşmalıyız. Bu Mübarek aya erişebilene ne mutlu. Tövbekâr olma, günahlardan arınma, iyilik ve dürüstlükle, samimi duygular içinde edeceğimiz dualarımızla Yüce Allah’ın vaat ettiği güzellikleri kazanmak için işte fırsat. İş işten geçmeden, keşke yapsaydı demeden, önümüze yapabileceğimiz güzelliklerin imkânı serilmiş ve bugünler ömür olarak bizlere verilmiş. Gerçekten ne mutlu bu mübarek günlere erişebilen bizlere ve ne kadar yazık, bu günleri boşu boşuna geçirenlere…
Dinimiz o kadar hoş görülü bir din ki, hiç zorlanma yok. Allah’ın rızasını kazanmak için yapacağımız tek şey Allah’ın emirlerine uymak. Zaten Kuranı kerimi rehber edinip orada emir olunana harfiyen uyulduğunda cennetle müjdeleniyoruz.
Yeryüzünde de çalıştığınız ortamda amiriniz size bir emir verdiğinde yapmam diyebilir misiniz, derseniz zaten işinizi kaybedersiniz, yerinize yapacak birisi gelir. Ayrıca bu dünya da amirinin emrini yerine getirmeyen insan sayısı azınlıktadır. Daha çok yağlama, yıkama şeklinde, göze girmek için yalakalık boyutunda, amirin istediğinden fazlasını yapanların giderek çoğaldığını görüyoruz. Çünkü bu dünya da rahat yaşamak için insanlar biraz da buna mecbur hissediyor kendisini. Yani rahat ekmek yemenin yolu artık yalakalık raconundan da geçiyor. Peki, insanlar yalan dünya da ki geçici bir yaşam için, kendisi gibi etten kemikten birine sırf patron diye yalakalık derecesinde emirlerini üstün bir gayretle yerine getirmeye çalışırlarken neden Âlemlerin Rabbi için ve onun cennet vaadi için, neden itaatsizlik yaparlar. Allah’ın affediciliğine mi güveniliyor, yoksa emirlere karşı bir kafa tutma mı söz konusu. Hele zamanımız da bazı insanlarımız bu dünya gailesiyle gaflet uykusuna dalmışlar ki, onların vay hallerine. “Öte dünya diye bir şey yok. Cennet de cehennem de bu dünya da” diyerek, hiç ölmeyeceklermiş gibisine vur patlasın, çal oynasın havasında yaşıyorlar. Ölüm kapıya geldiğinde de ne yapacaklarını şaşıyorlar. Neyse her koyun kendi bacağından asılır tabi ki, ama iyiliğin çoğalmasını istediğimiz bir ortamda kötülük iyiliğin önüne geçince, iyi yöndeki çabalarınızın yetersiz kalacağı korkusu duyuyor bazen insan ve bundan hayıflanıyor.
 
ORUÇ AYI BAŞLADI
Devamını oku...
 
Ekran Balonları
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 04 Mayıs 2019 02:56
altAh şu televizyon dünyası. İnsanları oyalama kutusu. Televizyon tiryakilerinin zamanlarını zapdediyor. Televizyonun kurdu olmuş yayıncılara da reytig uğruna ne dümenler çevirtiyor. 
Televizyondan ekmek yiyenler, yedikleri ekmeğin kesilmemesi için büyük gayret sarfediyorlar. Yabancı ülkelerden esinlenme dedikleri yayınların Türkçe versiyonlarına akıllarını katıyorlar. Kimde ışık gördülerse hemen onu ön plana çıkarıp 'moda deyimle' fenomen ediveriyorlar.
Televizyon tetikçileri diyorum ben farklı proğramlarla insanların ilgisini çekecek konuyu ekranlara getirenlere. İzleyiciyi iyi tanıyorlar, reklam sektörünün kalbini tam on ikiden vuruyorlar.
Artık ünlü olmak için dekolte göstermenize, frifik vermenize gerek yok. Şöhret meraklısı hanımların, beylerin televizyon ve 10 bin lira kzanmak isteyenlerin daha çok kadın izleyiciye yönelik gündüz kuşağı yarışma proğramlarına katılmaları tercih sebepleri. 
Saçlarınızın bakımını yaptırıp, sakal bıyık bırakmanıza, cilt gerdirmenize de lüzum yok ün heveslisi beyler, hanımlar. Katılın günlük magazinsel yayınlara tanımayan kalmasın sizi. Fenomen olun, toplumda ayrıcalık bulun.
"Delidir, ne yapsa yeridir" misali çoğunluğun ilgisini çekecek kırıtma, sırıtma türü davranışlarda bulunun, duruşunuza biraz da neşe katın, normal halinizi abartın, hareketlerinizi kabartın, meşhurluğa erişin. Sonrasında kazandığınız paralara sevdiklerinizle girişin. Ekranda soytarılık yaptığınız müddetçe kanal sahibi reklam alır. Sayenizde yayının reytngi yükselirse, siz uzun müddet kalıcı olur, hep oynatılırsınız. Para kazandırmayı kestiğiniz an patron bıkar sizden kapı önüne koyar. Sizin şöhretiniz iğneye değmiş balon gibi söner, televizyoncularda kendini vazgeçilmez fenomen sanan maskaralık edecek başka birilerini bulur. 
Hayat kimileri için çok sıkıntılı çekilmez haldeyken, kimileri için de üne ve paraya kavuşmak ve rahat yaşamak bu kadar kolay.
Bir yerde okumuştum. Bir düşünür herkes beş dakikalığına da olsa, bir gün şöhret olacak" demişti. Ne kadar haklı bir laf etmiş. Kısa zamanlı da olsa, sık aralıklarla ekran fenomenlerimiz oluyor. Şişirilmiş balon gibi, bu gün varlar. Yarın patlamışlar, yoklar. Lakin onlar, geçicide olsa şöhret anlarının keyfini güzel sürüyorlar.
Ben şöhrette sıramı savdım. 20 yıl kadar önce şehrimin yerel televizyonunda hayli ünlü bir yüzdüm. Her gün, her saat ekrandaydım. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 8 / 103
 
Turkish Arabic English