Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

Bir grup eski öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş.

İşlerinden ve sosyal yaşamlarındaki sorunlarından, aileleriyle paylaşamadıklarından ve bunun getirisi stresten söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş eski öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra, değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş.

Tüm eski öğrenciler, kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde, hocaları onlara şunu söylemiş:

Devamını oku...
Şu anda 511 konuk çevrimiçi

Kolay Gelsin
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 29 Mayıs 2019 07:44
HANIMLAR  BAYRAM TEMİZLİĞİ SEZONU BAŞLAMIŞTIR
SUYA SABUNA DOKUNUN TEMİZLİKTE DAHA DİKKATLİ OLUN 
 
altMüslüman insana temiz bir evde, temiz bir çevrede yaşamak yaraşır. Çoğumuzun evleri her daim temiz olmasına rağmen bayram temizliğine ayrı bir önem veririz. Bayrama yakınlaştığımız günlerde, arife gününden de önce evlerimizde genel temizlik yaparız. Elimizde renkli bezler camları, kapıları sileriz. Evimizin dört bir yanını çamaşır suyuyla, kimimiz beyaz sabunla, sirkeli- limonlu suyla ovar dururuz. Bal dök yala, durumu oluştururuz. Sonrasında mis kokulu, pırıl pırıl bir evde tertemiz giyinmiş kuşanmış olarak bayram ziyaretçilerimizi bekleriz.
Yine yeni bir bayram öncesindeyiz. Evet hanımlar, bugün itibariyle bayram temizliği sezonu açılmıştır, hayırlı olsun. Islak yerlere naylon terlikle basmayın, kayarsınız. Eviniz yüksekse camların dışını silerken ucuna bez sarılmış sırık kullanın. Sakın sarkarak, balkondan halı çırparak temizlik yapmayın. Allah muhafaza canınız malınızdan değerlidir. Mübarek günde çok yorulmayın, arada bir dinlenmeye özen gösterin. Ev işleri nankördür, kadir kıymet bildirmez. Sürekli yaşanılan yerlerde evi devamlı temiz tutmak  çok zordur.  Bu bakımdan bayram öncesi evlerimizi derinlemesine temizlemek görenektendir. Kollar sıvanır, analardan görülegeldiği gibi bayram temizliğine başlanır. Bu geleneği sürdüren tüm hanımlar! İşleriniz kolay gelsin, Allah kaslarınıza kuvvet versin. Temizlik ürünlerinize zeval vermesin. Emeğinizin karşılığını bayramda evinize çok misafir gelerek alasınız. Bu duaya âmin dedikten sonra sokaklarımız içinde tertemiz demek isterdim. Ama bizim sokaklarımız o kadar bakımsız ve kirli ki, “Biz bu kirlilikle nasıl Müslüman’ız” dedirtiyor insana. 
Avrupalıların cadde ve sokaklarını kimimiz gidince, kimimiz filmlerden görüyoruz. Hıristiyan insanlar bizim dinimizde emredileni bizden iyi uyguluyorlar. Çevrelerinde bir çöp kırıntısı bile görülmüyor. Biz çevre temizliğimizi maalesef sadece Dünya Çevre Günü’nde etkinlikler yaparak ve bu etkinliklerde nutuklar atarak kutlamasını biliyoruz. Ancak, ertesi gün de dün yaptığımızı, ağzımızdan çıkan nutuklarımızı unutuyoruz. Tıpkı bayramlar haricinde evimize haberli gelecek misafir öncesi, evimizi paklayıp, misafirin ardından normale dönüşümüz gibi, yalnızca çevre gününde çevremize önem veriyoruz.
Sözde dünya insanlarına o gün için ayak uyduruyoruz. Hâlbuki yaşadığımız yer bizim ülkemiz, bizim şehrimiz. Elâleme göstermelik iş yapmayalım. Bu şehrin içinde kendimiz yaşadığımız için çevremizi temiz tutalım. Özellikle içinde bulunduğumuz Ramazan ayı ve bayram günleri çevrenin daha temiz olmasına vesile olsun. Ramazan Bayram’ına tertemiz girelim ve hep temiz olalım.
Devamını oku...
 
Otobüslerin Bayramı Başladı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 28 Mayıs 2019 09:14
altRamazan ayının sonlarına yaklaştığımız şu günlerde vatandaşlar akın akın otobüs firmalarının yazıhanelerini doldurur oldular. Ramazan Bayramı’nda dokuz günlük tatil olacağının açıklanması üzerine, bu fırsatı tatil yörelerinde değerlendirmek isteyen vatandaşlar daha tatile girmeden, günler öncesinden gidecekleri yere gidiş dönüş olarak biletlerini almaya başladılar. Vatandaşın bu yoğun ilgisi otobüs firmalarının bayramlarını başlatmış oldu.
Özel arabası olan vatandaşlar bile, bayramda yollarda trafik akınında stres yaşamamak için otobüsle seyahati tercih ediyorlar. En çok gidilmek istenen yerlerin başında denize yakın yerler geliyor. Örneğin Antalya ve Muğla'ya seferler dolu, bilet bulunmuyor. Otobüs firmaları şimdiden gelen yolcuların talebini karşılamakta zorluk çekmeye başladılar. 
Gidiş bileti alabilenler, dönüşlerini de garantiye almak için ‘gidiş- dönüş’ bileti kestiriyorlar. Bu zorlu hayat şartlarında, ekonomik sıkıntıların görüldüğü bir dönemde bu kadar insanın otobüs firmalarına akın etme sebepleri arasında, bankaların düşük faizli tatil kredisi vermesi, vatandaşı bayramda evlerinden uzaklaştırmaya etken nedenlerden olarak biliniyor.
Bankadan kredi, hükumetten de 9 gün gibi uzun bir süre tatil imkânı verilince, artık eskiden olduğu gibi bayramlar, aile büyüklerini ziyaret olarak düşünülmüyor. Tatil kaçamağı olarak görülüyor. Dolayısıyla geleneksel değerlerimiz çocuklarımıza öğretilmeden törpüleniyor. Aslımıza, neslimize, kültürümüze sahip çıkamıyoruz. Batının davranışına özeniyoruz.
Bayramlar gibi güzel günlerimizi aile büyüklerimizle, akrabalarımızla beraber kaynaşarak kutlamaya özenmiyoruz. Oysa o batı bildiğimiz Avrupalı insanı yılbaşı yortusunda, Noelinde ailesiyle birlikte oluyor. Pazar günleri ayinlerinde çoluk çocuk hep birlikte kilisede toplanıyor. Her hafta sonu öğle, akşam yemeklerini aynı sofra etrafında toplanıp birlikte yiyorlar. Tıpkı bizim eskide kalmış kültürümüzde olduğu gibi...
Bundan 25-30 yıl kadar öncesi, yani daha düne kadar denilecek bir zaman diliminde bizlerde büyüklerimizle birlikte bayram kutlamaları yapardık. Bayram yemeklerimizi tüm kardeşlerimiz toplanır aile büyüklerimizle beraber yerdik. Sonrasında akrabalarımızın bayramlarını kutlama adına ziyaretlerine giderdik.
Ya şimdi ne yapıyoruz? Türk geleneğine ve Müslüman dinine tamamen ters olan bayram kutlamalarını keyfimize göre takılarak, yahut denize girerek yaşıyoruz.Yeni yetişen nesil, özellikle de günümüzdeki çalışan kesim yıllık tatilleri haricinde böyle uzun süreli bayram tatillerini de güney illerinde sahil kenarlarında geçirmeyi uygun buluyorlar.
"İnsanlar kadın erkek çalışmaya başlayalıdan beri pek çok değerlerimizi göz ardı eder oldular." 
Devamını oku...
 
Ben Demedim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 24 Mayıs 2019 06:25
ZEKÂTINIZI CAMİYE DEĞİL BORÇLUYA VERİN 
 
altZekât cami yapımı için derneğe veya Kuran kursuna verilirse kabul olmaz, haram olur. Bu sözü ben demiyorum. Televizyon da iftar saati öncesi bir ilahiyat profesörü Allah'ın buyruğunu duyurarak açıkladı. 
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı dolayısıyla ekranlarda sıkça gördüğümüz ilahiyatçı hocalara vatandaşlar telefonla arayıp soru yöneltiyorlar ve aydınlanmak istiyorlar. Her yıl kanıksadığımız “Sakız çiğnersem orucum bozulur mu?” gibi basit ve saçma soruları bile sabırla dinleyen ve cevaplayan hocalarımıza, ben bazen bu sabırlarından dolayı gıpta ediyorum. 
Bazen de “Televizyon hayatımıza gireli şu kadar yıl oldu. Sizler her yıl Ramazan ayı içinde millete dini öğretilerde bulunursunuz, bunca öğrettikleriniz akılda kalıcı türden değil midir de, size tekrar aynı sorular sorulup duruyor.” diyesim gelir. Beni duymayacakları için, demekten vazgeçerim. Biraz gülmek adına, bazen bu sinir bozucu saçma soruları bende dinlerim. 
Dünkü gün de “Oruçluyken öpüşürsem orucum bozulur mu?” diye saçma bir soru geldi. Hoca cevap vermeden kanalı değiştiriyordum ki, ardından başka bir soru devreye girdi. Hoca, Allah’tan “Bu soruyu da alalım, telefonda izleyicimizi bekletmeyelim.” dedi.
Bir hanım izleyiciydi arayan ve hocaya “Hocam ben zekâtımı camiye veya kuran kursuna vermek istiyorum makbul olur mu?” dedi.
Bu soru benim de ilgimi çekti. Onca gariban vatandaşımız varken ve zekât kişiye verilir diye bilinirken, bu hanım neden camiye veya Kur’an kursuna zekâtını verecek ki? “dedim. 
Hocanın cevabını beklemeye koyuldum. Hocam sağ olsun, tam benim tahmin ettiğim gibi mantıklı bir cevap verdi. “Zekât kurumlara ve kuruluşlara değil, kişiye verilir. Siz bir binaya zekât veremezsiniz, verirseniz zekâtınız kabul olmaz, haram yerine geçer.” dedi. 
Telefondaki hanım ısrarla “Hocam insanlara vermek istemiyorum, onlar kredi borcu ödüyorlar. Benim paramla kredi kartı harcaması yapacaklar.” diyor. 
Hoca da “Daha iyi ya insanları rahatlatmış olacaksın, borçtan yana kim bilir nasıl sıkıntı çekiyorlardır. Sen zekâtını borçlu olana ver, o kişi aldığı parayı nereye harcarsa harcasın.” açıklaması yapıyor. 
Soruyu soran hanım hala tatmin olmamış olacak “Ama hocam etrafımda fakir yok ki, herkes kredi kartı kullanıyor, her istediğini alıyor.” diye kendi mantığına, hocadan olumlu cevapla katkı bekliyor. 
Hoca son derece sabırla ve tebessümlü yüz ifadesiyle “Hanımefendi Allah böyle emretmiş, zekât kişiye verilir binaya değil.” diyor. 
Hanım bu defa “O zaman hocam benim de borçlarım var, bana da zekât verilebilir mi?” diye tekrar bir soru yöneltiyor. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 8 / 106
 
Turkish Arabic English