Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahi'r - Rahmani'r - Raheem

 

Travel is good for the soul...

Turkiye, Turkey, Old Ottoman... Anatolia and Thrace... It's greatest, magnificent and beautiful hometown. My hometown... 

Certainly a must visit places in Turkish Land...

 

1 - Isparta, Lake Egirdir

Devamını oku...
Şu anda 1148 konuk çevrimiçi

Tevazu
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 22 Kasım 2012 11:22

SİZ HİÇ BÖYLE BİR TEVAZU ÖRNEĞİ GÖRDÜNÜZ MÜ ?

altBir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu, o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan bir dergaha bağışlamak ister.

Adam Hacı Bektaş-ı Veli'nin dergâhına gider. Durumu Hacı Bektaş-ı Veli'ye anlatır ve o ' helal değildir' diyerek

bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu kurbanı kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş-i Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve ona, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş-ı Veli'ye sorar. O da şöyle der:

Devamını oku...
 
İnsanoğlu Doymaz
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Kasım 2012 00:00

Halinden çok fakir olduğu anlaşılan bir adam, oltayla balık tutuyordu. Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona, "Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim" dedi. Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. Hükümdar balıkçıya, "Ne yapalım, kısmetin bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek onu da alıp saraya döndüler.

Devamını oku...
 
Kim Hızır, Kim Hınzır, Allah Bilir.
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Kasım 2012 10:35

altİnsanları gördüğümüz hal üzerine değerlendiriyoruz. Kalp gözümüz kapalı bulunduğundan açma gayretinde olmadığımızdan kim hızır, kim hınzır anlayamıyoruz. Dış görünüşe, kişilerin kılık kıyafetine göre karar vermemiz bize yanlışlar yaptırabilir, yanlış kararlar aldırabilir. Gıybete yönlendirip günaha sokturabiliyor. Hatta nefsimiz iftiraya sebebiyet verip masum canları yaktırabilir. Allah korusun.

Değerli ecdatlarımız padişahlarımız bu tür hatalara düşmemek için küçük yaşta ilim yaparlarmış. Önce arif olurlarmış ki, dünya hayatlarında kabir hayatlarını da inşaa edebilsinler... Şimdi okuyacağınız hikaye bilmeden ahkam kesmenin, doğrusu ne, araştırmadan konuşmanın ne kadar yanlış olduğuna güzel bir örnektir.

Büyüklerimizin anlatılarına göre Sultan Murad Han sıklıkla saraydan dışarı tebdil-i kıyafete bürünüp çıkar, halkının yaşam şeklini yakından izlermiş. Yanlış bulduğu davranışlara müdehale eder, fakiri, açı, muhtaçı bizzat tesbit ederek yardımda bulunurmuş. Allah onlardan razı olsun... 

Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister,sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
 

- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi
var?

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki71727374757677787980SonrakiSon»

Sayfa 73 / 94
 
Turkish Arabic English