Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

ALLAH  DAR GELİRLİLERİN YARDIMCISI OLSUN
Türk-İş araştırması neticesi 4 kişilik ailede açlık sınırı 943 lira, yoksulluk sınırı 6 bin 328 lira olarak belirlenmiş. Ve Türk-İş yönetimi askeri ücret 2000 lira olsun demiş. Üyelerini açlıkla yoksulluk sınırı arasında yaşamaya layık görmüş. Kendileri tok olunca açın halinden ne bilsinler? Bu ülkede çoğunluk dar gelirli, işçi ve esnaf bir şekil değirmeni döndürüyor yine; ya işi gücü bulunmayanlar geçimlerini nasıl sağlıyorlar acaba? Eski yapı evlerin kirası bile 1000 liradan başlıyor, gerisini düşünün. Sanırım günübirlik iş bulanlar bir şişe yağ ve bir ekmek alıyorlar. Akşam sabah ekmeği yağa banıp banıp yiyorlar. 
 
"Sadece bağkur primi 500 lira ne kadar sıksam aylık gider 1000 liranın altına düşmez" diyor, Sebahat Terzi. 52 yaşında, adına yakışır gibi güzel ve sebat sahibi bir hanım... Mesleği terzilik değil. Terzi onun soyadı. 
 
Bizim ilin Ayazmana Mahallesinde bir sokak arasında, küçük bir dükkân kiralamış Sebahat Terzi, mahalleli kadınlara giysi satıyor. Müşterisi çoğunlukla kadınlar. Sattığı ürünler dar gelirliye yönelik kurulan Rus pazarındaki giysiler kalitesinde. Ama daha pahalı; Rus pazarında bir kazak 20 liraysa, Sabahat Hanım da aynı mal 35 lira.Sebahat Hanımın ürünlerindeki fiyat farkı, dükkânındaki malları veresiye vermesinden kaynaklanıyor.
 
Mahalle kadınları toptan alış veriş edip, aldıkları ürünlerin tutarını Sebahat Hanımın veresiye defterine ekletiyorlar. Sonrasında ellerine para geçtikçe, pazar alışverişlerinden kestikleri ve kocalarına duyurmadıkları üç- beş kuruşu getirip, borçlarını azar azar ödüyorlar. 
 
Sebahat Hanım da bu biriken paralarla evini geçindiriyor, bir kız, iki erkek çocuklarını okutuyor. Kocası 12 yıl önce ölmüş. O günden bu güne kendi ayakları üzerinde dikili durmaya çalışıyor. Fakat bugünlerde gidişattan şikâyetçi, iflas etmek üzere olduğunu söylüyor. Onu bu düşünceye iten neden müşterilerinin bir süredir kendisine ödeme yapmamaları...
 
Malı alan yazdırıp gitmiş, sonrasında dükkâna para vermek için uğramaz olmuş. Telefon numaralarını aldığı müşterilerini arayıp, utana sıkıla, alacağı olan parasını istiyor. Tellerin öbür ucundan aldığı cevap içini acıtıyor. Zira kadın müşterileri mahcup hallerde şu yanıtı veriyorlar: 
-“Valla Sebahat abla borcum borç da, adam işten çıkarıldı. Eve ekmek alacak paramız bile yok. Elimize para geçince öderiz, biraz sabret.”
 
Bir başka müşteri:
Devamını oku...
Şu anda 727 konuk çevrimiçi

Vahşî'nin Bir Gazeli: Biz bir kapıdan ayak çektik mi çektik
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 05 Şubat 2013 21:30

Sâmânîler döneminde yaşamış Sebk-i Horasânî (şiirde Horasan Tarzı) temsilcilerinden İranlı şâir Vahşî-yi Bâfikî'nin bir gazelidir aşağıdaki. Sebk; üslûb, tarz gibi mânâlara gelebilmekte. Şiirde de dönem dönem değişimler yaşanmış olduğundan dönemin izlediği müşterek rotaya dâhil olmasıyla şâirler gruplandırılmaktadır. İran şiirini özellikle Sebk-i Horasânî, Sebk-i İsfahânî ve Sebk-i Hindî ana dönemlerine ayırabiliriz. Aslında daha başka tarzlar da var elbette, ancak bunlar ana ve belirleyici tema kalıpları ihtiva eden, sert değişim rüzgârları estiren tarzlardır. 

 

Gazel: 

Târık İleri Vahşi'nin bir gazeli biz bir kapıdan ayak çektik mi çektik

ما چون ز دری پای کشیدیم کشیدیم

امید ز هر کس که بریدیم ، بریدیم

Mâ çûn zi derî pâyî keşîdîm, keşîdîm

Ummîd zî her kes ki borîdîm, borîdîm

Biz bir kapıdan ayak çektik mi çektik

Herkesten ümmîdimizi kestik mi kestik

 

دل نیست کبوتر که چو برخاست نشیند

از گوشه‌ی بامی که پریدیم ، پریدیم

Dil nîst kebûter ki çû ber hâst neşîned

Ez gûşe-i bâmî ki porsîdîm, porsîdîm

Gönül güvercin değil ki kalktığında/havalandığında (aynı yere tekrar) otursun/konsun

Biz bir çatı köşesinden uçtuk mu uçtuk

 

رم دادن صید خود از آغاز غلط بود

حالا که رماندی و رمیدیم ، رمیدیم

Rem dâden-i sayd-i hod ez âğâz galet bûd

Hâlâ ki remândî û remîdîm, remîdîm

En baştan avımı ürkütmek hata idi

Şimdi de sen bizi ürküttün, biz de ürktük mü, ürktük

 

کوی تو که باغ ارم روضه‌ی خلد است

انگار که دیدیم ندیدیم، ندیدیم

Gül tezhib tazhip tarık ileri Târık İleri TARIK İLERİ ISPARTA AYFER AYTAÇ VOLKAN İLERİ VAHŞİ'NİN GAZELİ FARSÇA ŞİİR

Kûy-i tû ki bâğ-ı İrem ravza-yi huld est

Engâr ki dîdîm, nedîdîm, nedîdîm

İrem bağı ve cennetten bir bahçe olan senin mahalleni

Sanki gördük, görmedik mi görmedik  (veya görmedik ne olacak sanki)

 

صد باغ بهار است و صلای گل و گلشن

گر میوه‌ی یک باغ نچیدیم ، نچیدیم

Sed bâğ-ı behâr est u salâ-yı gul u gulşen

Ger mîve-yi yek bâğ neçîdîm, neçîdîm

(Orası ki) bir bahar bahçesi gibi bizi çiçeğe ve çiçek bahçesine çağırıyor

Biz de o bahçenin bir meyvesini (bundan gayrı) koparmadık mı koparmadık

 

سرتا به قدم تیغ دعاییم و تو غافل

هان واقف دم باش رسیدیم، رسیدیم

Ser tâ be kadem tîğ-i duâyîm ve tû gâfil

Hân vâkıf-i dem bâş resîdîm resîdîm

Baştan ayağa duâ okuyuz (hedefe varması için ok gibi duâ okuyoruz) ve sen bundan gâfilsin (uzaksın)

Hey âna vâkıf ol, ânı anla, (yolun sonuna) vardık mı vardık

 

وحشی سبب دوری و این قسم سخنها

آن نیست که ما هم نشنیدیم ، شنیدیم

Vahşî sebeb-i dûrî ve în kısm-i suhenhâ

Ân nîst ki mâ hem neşenîdîm, neşenîdîm

Vahşî (sevgiliyle) uzaklığın ve bu tür (yaralayıcı) sözlerin sebebi(ni)

O değildir ki biz de duymadık mı duyduk, (duymadığımızdan değil/duyduk mu duyduk) 


Selâmetle.

Tercüme Târık İleri

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

https://www.facebook.com/ileritariq

https://www.youtube.com/user/tarikileri/videos

 
Otoparkın Altında Kral İskeleti
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 04 Şubat 2013 22:01

 

   Her gün düzenli bir şekilde Euronews ve BBC'nin haber sitelerinin Türkçe sayfalarını da enine boyuna incelerim. Bunların youtube kanallarına da aboneyim. Bu vasıtayla dünyanın neresinde ne oluyor en ince detayına kadar malumat sahibi olmaya çalışıyorum. 

otoparkın altında kral iskeleti arkeoloji ingiltere england london leicester university great britain   Bugün karşılaştığım bir haber de yine câlib-i dikkat derecesinde olanlardandı. Bu haber, 1485 senesinde, yani bundan 528 yıl evvel bir savaş hengâmında öldürülen  o dönemki Britanya kralının iskeletinin ticârî maksadla kullanılan bir otoparkın asfaltının altından çıkmış olması. Haberin detayları ile ilgili siz okurlarımıza bağlantıları vereceğim. 

   Bu araştırmayı yürüten Leicester Üniversitesi'nden proje heyeti başkanı kadın doktorun ısrarlı çalışmaları neticesinde günışığına çıkan bu hakikate ne demeli? Kral dirilse idi, kendisine ihtiram ve itibar eden olur muydu acaba? Fânî dünyanın içinde yaşayan yok hükmündeki her insan gibi miadını doldurduğu, makamını başkalarına devrettiği, tâc u tahta artık mâlik olmadığı için elini öpenlerin sayısı sâdece tarihçi ve araştırmacılarla mı sınırlı kalırdı bilemeyiz. 

Devamını oku...
 
Dervişin Fikri
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Ocak 2013 07:30

DERVİŞİN FİKRİ NE İSE; ZİKRİ DE ODUR.

HEM FİKRİNE, HEM ZİKRİNE İŞTİRAK GEREKİR.

Sarhoşun biri şarap şişesiyle caminin önünden geçerken camiden çıkan bir dervişin dikkatini çeker ve derviş sarhoşa derki:

-Birader şu şişeni bana versene !.

Burnundan gelesiye içtiği için ayakta zor duran s

arhoş gözleri afallamış şaşkın şekilde .

- Sen yeni camiden çıktın şarabı ne yapacaksın be adam ?

Derviş derki :

-Şarabı caminin içene dökeceğim ! Sarhoş hiddetlenir kızgın bir ifadeyle:

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki71727374757677787980SonrakiSon»

Sayfa 77 / 101
 
Turkish Arabic English