Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

TIP, HİPOKRAT'TAN BU YANA BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİ !
LATİNCE TERİMLERE ÖZ TÜRKÇE KARŞILIK...
 
Tıp adamlarının yazdığı reçeteleri anlamakta zorluk çekerdik. Latin kökenli tıp dili eczacı ile doktor arasında bir iletişim şekliydi. Ya şimdi nasıl olacak? TIP dili değişecek, Doktorlar Türkçe konuşacak, reçetelerini Türkçe  yazacak. latince terimlerin öz türkçe karşılığı verilecek...
Çalışma kapsamında "by-pass" yerine "köprüleme", "check-up" yerine "tambakı", "dedektör" yerine "ararbulur", "dezenfeksiyon" yerine "bulaş savma", "efervesan" (suda eriyentablet) yerine "fışırdayan", "endoskop" yerine "içgöreç" önerildi.
 
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve çalışma grubu başkanı Prof. Dr. Cengiz Yakıncı, tıp terimlerinin daha anlaşılabilir olması amacıyla Türkçe karşılıklar bulmayı ve dil birliği sağlamayı amaçladıklarını bildirdi.
 
 
 TAMBAKI-ARARBULUR-FIŞIRDAYAN
Devamını oku...
Şu anda 945 konuk çevrimiçi

Çağımızın Çenebazlığı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 12:01

 

ÇAĞIMIZIN EN GÖZ YORAN OYUNCAĞI

VE CEP TELEFONU MUHABBETLERİ

Görgüsüz birisinin cep telefonu olmuş, tutmuş elinde, şarjı bitesiye konuşmuş...

alt“Beni otobüste yakaladın gız ayol, ne iyi ettin de aradın. Ben de seni özlediydim. Azcık bi gonuşalım, hemen gapatma. Gız Zübeyde valla otobüsteyim, herkeste bana bakıyo, inanmazsan yanımda oturana sorabilirsin.”

Halk otobüsü mahalleden şehir merkezine gelirken, belki on kişinin cep telefonu çalıyor ve her çalan telefonu açanda, karşısındaki arayanla ineceği durağa kadar konuşuyor.

Hatta kimileri var ki, otobüsten indikten sonra bile gözden kaybolana kadar eli kulağında, telefonunda oluyor. Onu öteki yanından görenler, eli kulağına yapışık sanabilirler. Çağımızın bu modern oyuncağı, günümüzde küçük büyük, kadın- erkek, köylü- şehirli herkesin elinde ve herkes lüzumlu, lüzumsuz konularda bile cep telefonuyla iletişim sağlıyor.

Cep telefonu hayatımıza gireli çok uzun seneler olmadı. Ama biz onu çabuk benimsedik, eli değmeyen insan kalmadı. Fakat bunca yaygın olmasına rağmen hala havasını atmaktan vazgeçmedik.

Bugün hafta sonu olmasından dolayı halk otobüsü ile şehir merkezine kadar gidip, uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla buluşup sohbet etmek istedim. Geçen hafta arasında, yaptığımız bir telefon görüşmesinde kendisine verilmiş bir sözüm vardı. İşte bu sözümü yerine getireyim, dedim. Koşulları düşünmeden yanlış bir zamanlama yapmışım. Hava parçalı bulutlu, her an gökyüzü ağlamaklı. Yağmura yakalanmamak adına otobüsle gideceğim yere ulaşmayı tercih ediyorum. Fakat bu tercihimden hiç hoşnut kalmadığımı belirteyim. Bunun nedenini buradan sizlerle paylaşmak istedim.

Otobüs tıklım tıklım, ben en son koltuklarda, gençlerin arasında bir yer bulup oturdum. Hemen önümde adının Makbule olduğunu yan koltuktaki bir hanımın seslenmesinden öğrendiğim kadın, çantasından çıkardığı cep telefonuyla bağırarak konuşmaya başladı. Kendisine “Makbule Hanım” diye sesleneni bile duymadı, ya da duymazdan geldi, umursamadı. O telefonunu kulağına yapıştırıp başladı sohbete.

Devamını oku...
 
Vallahi Böyle Olmaz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 24 Mayıs 2018 10:34

altFakir edebiyatı yapmayacağım, doğru ne ise onu aktaracağım. Ama önce Amasya 15. Piyade Tugayı'nda sinek ve haşerelere karşı yapılan ilaçlamanın ardından rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan, devlete emanet 81 askerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Çok şükür durumları iyiymiş, lakin ilaçlama öyle gelişi güzel olmaz. Alan boşken yapılmalı, yiyeceklerin üzerleri sıkıca kapatılmalı ve ilaçlanan kısım bir süre sonra iyice havalandırılıp, ilaç kokusundan arındırılmalı. Sözün özü, daha dikkatli olunmalı. Vatan evlatları kolay yetişmiyor, anaların emeğine ve özlemine özen gösterilmeli ve saygı duyulmalı...

 

Bakanın biri reytingine bakmış, takipçilerine tivit atmış. “Biz sahurda fakirlere gidiyoruz” diyerekten, aman ne büyük lütufta bulunmuş. Babanızın hayrına gitmiyorsunuzdur her halde, üç maket makarna götürdüğünüz evden beş oy beklentisindesinizdir mutlak...

“Halk niye fakir bırakılıyor? 2001 senesinde ülkemin ekonomisini eleştiyordunuz, fakirliğin artığını söylüyordunuz. Durumu düzelteceğinizi bağırarak duyuruyordunuz. Milletin başına geldiniz de niye daha bir karmaşa oldu her şey? “ diye bir soru yöneltmeyeceğim size. O sorunun cevabını Rabbim bilir ve bunda yönetim olarak vebaliniz varsa karşılığını mutlaka size de verir. Benim size demek istediğim:

Sevaba girme niyetiyle fakir evlerine sahur ziyareti yapıyorsanız, böyle iyilikler ifşa edilmez sayın bakan... Tivitlenme uğruna sevaplar heba edilmez... “İyilik yap, denize at. Balık bilmezse, Hâlik (Yaratıcı) bilir. Denilir. Atanızdan hiç böyle bir söz duymadınız mı?

Ya sizin ziyaretleriniz dışında kalan fakir insanımızın çokluğunu, yoksulluklarının boyutunu, boynu bükük yetimlerin varlığını hiç görmediniz mi? Umarım sizi o makamlara yükseltmeye vesile olan millete daha dikkatli davranışlarda bulunursunuz...

Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde “Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli” diyerek, fakirlere yardım yapılma konusunda gösterilmesi gereken dikkate yönelik Yüce Allah'ın buyurmasını, bize duyurmuş.

Yoksul ve kimsesizlere yapacağımız yardım gizli yapılmalıdır. Verdiğimiz sadakalar, yaptığımız yardımlar aleni olmamalıdır. Gösterişten uzak ve herkesin gözüne sokulurcasına, kameralar önünde yapılmamalıdır. Zira böyle bir davranış yardım yaptığımız kişileri de rencide edebilir. Yaptığımız yardımın bir hayrı, bereketi olmaz.

Devamını oku...
 
Biraz da İşimize Baksak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Mayıs 2018 09:16

altGündem yalnız seçim değil, bundan daha önemlisi geçim var. Her geçen gün, büyüdükçe büyüyen geçim sorununu “Kim çözecek, nasıl çözecek,”bilinmez hale geldi.

Fazilet terzi: 52 yaşında adı gibi fazilet sahibi bir insan. Mesleği terzilik değil. Terzi onun soyadı.

İkamet ettiği mahallesinde bir sokak arasında, küçük bir dükkân kiralamış Fazilet Terzi, mahalleli kadınlara giysi satıyor. Müşterisi çoğunlukla kadınlar. Sattığı ürünler Rus pazarındaki giysiler kalitesinde. Ama daha pahalı; Rus pazarında bir kazak 10 liraysa, Fazilet Hanım da aynı mal 25 lira. Fazilet Hanımın ürünlerindeki fiyat farkı, dükkânındaki malları veresiye vermesinden ve devlete vergi ödemesinden kaynaklanıyor.

Mahalle kadınları toptan alış veriş edip, sonrasında ellerine para geçtikçe, Pazar alışverişlerinden kestikleri üç- beş kuruşu Fazilet Hanımın veresiye defterine ekletiyorlar. Borçları azar azar ödeniyor. O da bu paraları toparlayıp, öncelikle dükkânının kira giderini ödüyor. Diğer giderler üstüste borç olarak birikiyor.

Fazilet Hanım da elinde kalan taksit paralarla evini geçindiriyor, çocuklarını okutuyor. Kocası 12 yıl önce ölmüş. O günden bu güne kendi ayakları üzerinde dikili durmaya çalışıyor. Fakat bugünlerde gidişattan şikâyetçi, iflas etmek üzere olduğunu söylüyor. Onu bu düşünceye iten neden, müşterilerinin bir süredir kendisine ödeme yapmamaları...

Son zamanlarda malı alan borcunu yazdırıp gitmiş, sonrasında dükkâna para vermek için uğramaz olmuş. Telefon numaralarını aldığı müşterilerini arayıp, utana sıkıla, alacağı olan parasını istiyor. Tellerin öbür ucundan aldığı cevap içini acıtıyor. Zira kadın müşterileri mahcup hallerde şu yanıtı veriyorlar.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 9 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ