Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Şu anda 4841 konuk çevrimiçi

Bu Gün Dünya Çocuk Hakları Günüymüş
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 20 Kasım 2017 17:23
ÇOCUK İŞÇİLER
Bugün, Dünya Çocuk Hakları Günü...Hakları Gözetilmeyen, Öğretilmeyen,
Bilinmeyen, Bildirilmeden büyüyen, Görmezden Gelinen Çocuklar...
Sadece Bu Gün İle Hatırlanmaya Çalışılan Çocuklarımız!..
altHer gün, her yerde görüyoruz onları... Hele şu ekonomik dar boğaza girilmesi konu edileliden beri sanki sayılarında büyük bir artış oldu. Sokakta yürürken dikkatli bakmanız gerekmiyor. Zira yanıbaşınızda bitiveriyorlar.
Bazen bir bankta oturuken tartısıyla yanımıza geldiği oluyor. Bazen işlek bir cadde de simit satarken, arabaların camlarını silme isteğiyle yola atlarken görüyoruz onları. Bazen de neredeyse kendi boyu kadar olan, boyacı sandığını taşırken karşılaşıyoruz onlarla.
Evet, çalışan daha doğrusu çalışmak zorunda bırakılan çocuklardan bahsediyorum. Onlar ki, daha çocukluklarını yaşamadan; büyüklerinin karışık ve zorlu dünyasında, büyüklerine katkıda bulunmak adına çalışma mücadelesi veriyorlar. Çocuk bedenlerinde geçim yükünü taşıyorlar.
Devamını oku...
 
Kavurma - Kapama - Helva - Kabune
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 19 Kasım 2017 18:55
GI BU NE- KABUNE YEMEĞİ NEDİR?
altBenim şehrimin düğünlerinin, mevlitlerinin ve resmi toplantılarının değişmez yemekleri "kavurma, helva, kabune"dir. Yöre halkım bu lezzetli yemekler yoksa, düğüne düğün demez. "Hediye bahanesi için yapılmış eğlence " diye adlandırır. Ve yakın akrabada olsa, sıradan bulduğu düğüne, ya bir bahene bulur gitmez, yahut öylesine görünür gelir. 
Düğüne götürülen hediyeyi de ikram edilecek  yemek belirler. Ne yazık ki kuru fasulye- pilavın hediyesi, bir cam kaseden öteye geçemez. Zira bu yemekler herkesin evinde sıklıkla yediğindendir. Düğün yemeği, düğün yaptığına değmelidir. 
Kavurmalı, helvalı ve kabuneli düğün yemeklerine götürülen hediyeler gönülden kopmanın ötesinde, her görenin beğeneceği, "Vay canına, çok hoş" diyeceği, zevke hitap eden değerde alınır. Hal böyle olunca düğün yapmaya kalkışanların iyi hediyeler arzuluyorlarsa, keselerinin ağzını açmaları gerekir. Kabuneler dolarsa siniye , hediyelerin kalitesinde olmaz sinsice düşünce...
Kavurma: Kekik otuyla beslenmiş kuzu etinin - bazıları dana ve erkeçten de yapar.) Lakin kuzu etinin lezzette çok fazla artısı vardır. Odun ateşinde özenle pişirilmiş, haşlanmış okkalı, albenili, yedikçe yenilesi bütün ettir kavurma. Diğer bir adıyla kapama... Kalaylı, özel bakır düğün kaplarının tamamını kapladığı için kapama da denilmiştir. Kemiksiz, löp löp ettir. Et tabağının altına pide sıralanır, etin yağı bu kuru pideleri lezzetlendirir. Uluborlu ilçemizde benzeri yapılan bu et yemeğine "Banak" adı verilir banağın pideleri parçalanmış pidelerdir.
Kabune ise: Küçük küçük doğranmış veya elle didilmiş etlerin nohutla birlikte pişirilmiş pirinç pilavıdır. Pilavın suyu tamamen et suyudur, üzerine sonradan karabiber ekilebilir. Bazı düğün sahipleri pilav konusunda pirinç yerine bulgur da tercih ederler. Ama bulgur pilavının ardından tatlı olarak zerde ikramı olur. Helva, bulgur pilavının ardına "iki sarı yanyana" diye yakıştırılmaz.
Devamını oku...
 
Naim Süleymanoğlu da Tarih Oldu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Kasım 2017 22:48
 
altEfsane halterci Naim Süleymanoğlu dünyaları kaldırdı, hastalığını kaldıramadı. Hayata veda etti. Allah rahmet eylesin. İyi adamdı, efendi insandı. İnsan için bu dünyadan göçerken arkasından iyi denilmesi ve gittiği ebediyet aleminde iyi bilinerek karşılanması çok önemlidir. Bundan gayrısı, yalandır, dünyalık bir oyalanmadır.
Kendisiyle ilk kez 1995 yılında tanışmıştım. Şehrime gelmişti. Yerel televizyonumuz ve gazeteler adına röportajlar yapmıştım kendisiyle, çok mütavazı bir kişiliği vardı. Sonraki yıllarda da Halter Milli Takımı ile defalarca ilimize gelmiş, Eğirdir ilçemizde kapm yapmıştı. Yanında yakın arkadaşı Halil Mutlu ile göl kenarında dolaşırken " Böyle güzellikleri olmasa dünyamız yaşanacak yer değil," demişti. Sesinin tonu sanki içten içe o yıllarda öldüğünü vurguluyordu. Öyle mahsundu ki, dünyaları yerinden kaldıran adam o değil gibiydi. Biraz durgun ve yorgundu. Daha o yıllarda maddi manevi sorunları var gibiydi. Hiç bir şekilde cüssesinden büyük yüreğinde olup biteni dillendirmedi. Belki de hep yandı, ama tütmedi. Dünyaya geldi, dünyaca tanınarak yaşadı. Lakin iç dünyasını hiç tanıtmadan kondu - göçtü oldu. 
1997 senesinde de ben Isparta belediyesinde basın müşaviriyken belediye imkanlarıyla konuk olarak ağırlamıştık kendilerini. Hiç özel bir talebi, kaprisi olmamıştı. Oysa havalı olur, özgüveni görenleri gölgeler sanılıyordu. Belediye başkanı bile bu hisle kendini endişelendiriyordu. Beyinlerden geçen sorgulamalar anları kötü etkiliyordu. Neyse ki Naim"in duru davranışlarıyla harika zamanlar anı olarak belleklerde kaldı.
Şöhretlilerle fotoğraf çekilmeyi sevmem, ama o başkaydı. Ona cep herkülü deniliyordu. Namını yedi düvel biliyordu, duruiu güven veriyordu. İlerki yıllarda olur da ben birine "Cep herkülüyle yakından tanışmış biriyim" dediğimde, "İspatın var mı" diye sorarlarsa, ispatlık göstermek adına objektife onca poz vermiştim. Anılarda kalan yadiğarlardan biri  oluverdiler bir günde. Ne olacak, hayat budur, bu kadardır  işte...Allah taksiratını affetsin. yakınlarının ve ülkemin başı sağolsun.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 10 / 391
 
Turkish Arabic English