Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Merv: Büyük Selçuklu Devleti'nin eski başkentlerinden olup günümüzde Türkmenistan hududları içerisindedir. Horasan'a yakınlığıyla bilinir.

Horasan halkıyla başlıyoruz söze... Merv şehrinin halkına özel bir yer veren Horasanlılarla..

Mervli'nin birisi, zengin bir tüccar. Eğer bir misafiri gelir ya da bir iş için gelen birisi gitmek bilmezse, ona: "Bugün yemek yedin mi?" diye sorar. O da; "Evet, yedim" diye cevaplarsa, "Eğer yemeseydin sana lezzetli bir yemek yedirecektim." der.

Şayet misafirin cevabı: "Hayır, yemedim." olursa, bu defa ev sahibi tüccar, "Yemiş olsaydın sana beş bardak su getirecektim" der. Yani cevabı ne olursa olsun ziyaretçinin eli de midesi de boş kalır.

Tüm Ortadoğu ve Afrika'da olduğu gibi su, şimdi olduğu gibi o zamanlarda da Merv ve Horasan (İran, Afganistan vb.) bölgesinde en kıymetli ikramların başında gelmektedir. Bilhâssa buzlu su çok pahalı ve özel bir ikramdır.

 

Lâmba ışığında bile cimrilik

Mervliler cimrilikleriyle meşhûr insanlar... Şimdi de şu kıssaya bakalım:

Devamını oku...
Şu anda 723 konuk çevrimiçi

Düşünce Gücü Niyete Bağlı
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Nisan 2012 03:56

altDünyada her ne oluyorsa, düşünce gücümüzle yapılıyor. O gücü de niyetimiz belirliyor. Niyetimiz ise, tamamen nefsanî arzulara dayalı oluyor. Ağzımızın tadı bile niyetimize göre değişiyor.

Kral, atına binip arazide dolaşırken, sıcaktan hararet basmış ve boğazı kurumuş. Su ihtiyacını giderecek ve kendisine ferahlık verecek bir şeyler yeme, içme ihtiyacı duymuş. Etrafına bakınırken, bir nar bahçesi görmüş. Atını o yana doğru sürüp, bahçede çalışan delikanlıya selam vererek; “Bana bir nar ikram eder misin?” diye sormuş.

Devamını oku...
 
İBN FADLAN’IN SEYAHATNÂMESİ
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 22 Nisan 2012 15:54

   Siyâsetnâmeler ve nasihatnameler gibi (buna Farsça’da pendnâme de denir), seyahatnâmeler de bütün bir cemiyetin, bir ülkenin, hatta dünyanın tamamına şâmil olmak üzere; bütün bir coğrafyanın gündelik hayatına ayna tutan, çok mühim bir vesâiktir.   

 Seyahatnâmelerin tarzı, bir bakıma şahsî hâtıratlara benzer. İçerisinde gözlem, tespit, anekdot ve tefekkür kıvılcımları bulunduğu gibi, tahassüslenerek dile getirilen ifâdelere de rastlanır. Bu yönüyle işin içerisinde şâhid olunan zaman, mekân ve toplum davranışlarının yansıtılması, sâdece gözlemle kalmayıp, yazarın his ve fikir dünyasından yansıyan unsurlar da yer alır. Demek oluyor ki, seyahatnâmeler tıpkı hâtıratlar gibi, tam/salt/sâde fotoğraf çeker gibi manzarayı olduğu şekliyle yansıtmayabilir; kezâ resim yapar gibi yazardan ilâveler veya çıkarmalar da görülebilir.

  Türk diyarlarını bir uçtan bir uca dolaşma imkânı bulan meşhur seyyahlar Evliyâ Çelebi ve dahî İbn Battûta gibi yolu bilvesîle Türk diyarlarına uğramış olan İbn Fadlan da, ihtivâ ettiği gözlem ve analizler muvacehesinde oldukça mühim ve kıymetli bir eser miras bırakmıştır.

Devamını oku...
 
Gazeteci Nâmık Kemal Dostum'dan
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Nisan 2012 15:51

“Kadınlar indinde kukla ile kocanın farkı yok gibidir. Biriyle çocuklukta ve diğeriyle de büyüdükten sonra eğlenirler.”

(4 Şubat 1871, Nâmık Kemal, Diyojen Gazetesi’ndeki yazısından)

 

Uzun zamandır ezberimde olan Hürriyet ismiyle ma'rûf kasîde tarzındaki eseriyle tanıdım kendisini. 1840’da er meydanına indi, 48 sene pehlivanlık edip 1888’de dünya hayâtından terhis olarak âhirete irtihâl etti. Cenâb-ı Hakk’ın (Subhânehû ve Teâlâ) kendisine biçtiği ömür kumaşı ancak bu kadarmış. Az da bir müddet sayılmaz. Mühim olan ömürden verim ve randıman sağlamak, âhirete eli boş varmamak.

 

Ben bu yazımda vatanperverlik, hürriyet ve musavatperverlikten dem vurup yazar hakkındaki ma’lûmları ilâm etmeyeceğim.

 

Kendisi sağlam bir edib olduğu kadar, iyi bir gazeteciydi de. İşte bundan bahsedeceğim.

 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki919293949596979899100SonrakiSon»

Sayfa 97 / 103
 
Turkish Arabic English