Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Denizin sakin olduğu günlerdendi. Sahil balıkçılarla nede şendi. Bir saatten beri denizde uğraşmışlar bağrışmışlar, yorulmuşlardı.

Uzaktan onları seyrediyordum. Nihayet deniz üzerinde geçen bu şiddetli yorgunluk, ve ezici soğugun mükafatı olan palamutları sahile getirdiler. Büyük naylon kovalar içine boşalttılar. Deniz üzerindeki görüntü ne kadar da zıttı. Denize ait olan balıklar cansız duruyordu. Karaya ait insanlar deniz üzerinde yoğun hareketliydi. Adlarına balıı denilen bu adamlar içi bitik yağ tenekeleriyle denizden sular aldılar. Her biri el becerilerini konuşturarak kimi tekneyi, kimi balıkları temizliyorlar, yıkıyorlar, ayırıyorlardı.

Devamını oku...
Şu anda 638 konuk çevrimiçi

MESNEVÎ’DE KADIN GÜZELLİĞİ VE ŞEYTÂN - MEVLÂNÂ'DAN
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 11 Mayıs 2012 13:45

 

Hakk ve hakikat şâiri, ârif ve mütefekkir Mevlânâ Molla Muhammed Celâleddîn-i Rûmî’nin Selçuklu’nun son zamanlarından günümüze dek damlayan hikemî îzâhlarına çokça âşinâyız.

Ben de bugün mesnevî tarzında dile getirilmiş meşhûr eserinin beşinci cildinde yer alan bir husûsa dikkatleri çekmek istiyorum. 

 

گرنه بهر نسل بود ای وصی

آدم از ننگش بکردی خود خصی

Ger ne behr-i nesl bûd(î) ey vasî

Âdem ez nengeş be-kerdî hod hasî

Eğer şehvet nesil (soy) devam ettirmek için olmasaydı

Âdem aleyhi’s-selâm ondan utandığı için kendini hadım ederdi

 

Devamını oku...
 
Bereket Denilince
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 08 Mayıs 2012 12:36

altHikâye bu ya, diye anlatılır ya hep... Gerçekle alâkası vardır elbet...

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. Büyüğü Halil. Küçüğü ise İbrahim...

Halil, evli çocuklu… İbrahim ise bekârmış...Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.

Devamını oku...
 
Hüzün ve Arab Şâirlerinin Buğulu Gözleri
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 05 Mayıs 2012 12:51

   Arap şâirleri en fazla hislendirip en çok hüzünlendiren şey çöllerdeki cidâr (duvar) kalıntılarıdır. Zîra Arab Yarımadası'nda eski çağlardan beri, tıpkı bizim Yörükler gibi göçebe bir hayat süren kabilelerin sayısı az değildir. Yerleşik bir kabilenin yamacına muvakkat (geçici, vakitle sınırlı, bir vakit), mukayyet (kayıtlı, eğreti, ancak bir kayda/şarta bağlı) göçebe çadırları kurulup da, o civârın delikanlısı göçebeden bir kıza vurulsa, su azalıp, otlak kuruyup orası göçebe kabile tarafından terk edilse, geriye âşık tarafından duvarları öpüp koklamak ve hâtıralar arasında kaybolmak kalıyor.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki919293949596979899100SonrakiSon»

Sayfa 100 / 108
 
Turkish Arabic English