Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

 

Kâmil mürşidler yeryüzünün sönmez kandilleridir. Etraflarında bulunan, kendilerine tabi olan kimseler onların ziyasından nasip ve istidatlarına göre istifade ederler.

O kadar ki pek çoğu, bu ziya sayesinde giderek güzelleşen ahlâklarının farkına dahi varamaz.

Bu yüzden kâmil bir mürşid, her zaman kibrit-i ahmer gibi kıymetli ve değerlidir. Değersiz madenleri altına dönüştürmede kibrit-i ahmer nasıl bir fonksiyona sahipse, kötü ahlâkı güzele çevirmede de “kâmil mürşid” benzer fonksiyona sahiptir.

Kâmil mürşidler, evvelce başka bir mürşid-i kâmilin elinde yetişmiş, onun vesilesiyle ahlâki gelişimlerini tamamlamış ve böylece güzel ahl

âkın imarına layık görülmüş seçkin kimselerdir.

Tek yapılması gereken, mübarek ellerini tutmak, adımlarını takip etmek, sözlerini önemseyip uygulamaktır.

Devamını oku...
Şu anda 4815 konuk çevrimiçi

Olmuş Oldurulmuş
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 02 Ocak 2018 21:37

altDuydum, gördüm, inanamadım. Hemen her kanalda evlilik programları biçim değiştirmiş, yeni bir akım başlatılmış. Ana, baba, çocuk, kardeş televizyon ekranlarından aranır olmuş. Meğer ne çok suyu bulanık varmış. Kim kiminle nerde, ne etmiş, çocuğu nereye yitmiş? Bunca yıl umursanmamış, şimdi süslü sunucuların yeni konuları olmuş. İnsanlar geçmişte yaptıkları hatalardan arınmak için, ekranlara doluşmuş.

Para için nesepler bozulmuş. Masumlar, Hristiyan yapılmış. Birikmiş günahlar, ekranlardan ifşa ile çıkartma yoluna konulmuş. Hareketleri havalı olan sunucuların yardımıyla, edep zaman aşımına uğratılır olmuş. Günümüzde bile yadırganan yanlışlar, kameralar karşısında masumiyet katılarak, meşrulaştırılmış. Ayıplar kayıplara karıştırılmış.

Eskinin evlenme programlarına (güya) ciddi aday olarak katılımcıları, birbirleriyle kırıştırıcıları da, yeni formatta baş yorumcu olmuşlar. Otellerde beslenip, giydirilip kuşandırılıp ekranlara serilmişler.

Daha neler neler olmuş, diyeceğim. Çok şeylerde yazacağım, lakin Türk kanallarının müptelası değilim. Ayrıntısını bilmeden, aktarımda abartıya girmeyeceyim... 

Devamını oku...
 
Zabıtalık Zorlaştı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 02 Ocak 2018 01:02

altÇok değil, 30 yıl öncesi sokaktan topladıkları eli boşları zabıta yapıyorlardı. Şimdi zabıta olmak için didinenlerin eciğini, ciciğini inceliyorlar. Polisliğe alır gibi, ön müracaatlara bile ağır şartlar koymuşlar. Nede olsa gıda terörü onlardan sorulur. Bu uğurda zabıtalar yorulur, (mu?) Yıllar yılı işe göre değil, adama göre iş ayarlanmış olan ülkemde, nüfus oranı arttıkça, her gün sayıları artan üniversitelerden mezunlar çoğaldıkça işe alımlarda haliyle zorlaşıyor gibi… Bu bakımdan kolay işlere dahi, adeta dâhiler aranırcasına yokuşlar yükseltiliyor. İnsanların neyi var, neyi yok. İnce eliyorlar da, sık mı dokuyorlar, dersiniz? Bence torpili kılıflandırıyorlar.  Çünkü benim ülkemde mazisi 60 yıldan fazladır, bir torpil gerçeği var. Kimin torpili daha enseliyse, ona iş bulunur. Diğerlerini ikna edecek bir şart- şurt uydurulur.

1960’lı yıllarda belediyelerin imkânı bu günkü kadar yağlı ballı değilmiş. Dolayısıyla çalışan personel sayısı da çok azmış. 60’lı yıllar köylerin şehirlere akmanın başladığı dönemler. Fakat yine de şehirler henüz büyük şehir değiller. Ortanca bile olamamış haldeler. Şehirlerin başında, idareci sıfatıyla hükümet yetkililerince görevlendirilmiş bir vali, bir de şehir halkının yakından tanıyıp seçtiği, eşrafın iyi bildiği, huyu, suyu, temiz. Eli, dili uzun olmayan bir belediye başkanı bulunurmuş.

Valiler hükümet konağında işin azlığından sıkılır, bu sebeple genellikle ilçeleri dolaşmaya gidermiş. Belediye başkanı da hükümetten ödenek gelirse, az yevmiyeyle işçisiyle, çok işler yapma gayretinde olurmuş. “Yeni yollar açacağım, şehre su şebekesi getireceğim. Fakirin ekmeğine katık imkanı bulacağım,” düşüncesinde bulunurmuş.

Devamını oku...
 
Arsızlık Arlıdır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 01 Ocak 2018 09:33

BİR LİRAYLA BİR ÇOCUK OKUTTU

altArsızlık arlıdır, ama karlıdır. Ar, utanma duygusudur. Utanmasını bilmeyen, her ortamda sıkıntısız yaşar. Utanmadıktan sonra iste paşam, oh ne rahat yaşam... Yüzünü kızartmadan istemesini bilen, istediğini alır.

Bizim dinimizde isteyen el, boş çevrilmez. İstemesini becerebilen aç, açık kalmaz...

Çocukluktan gençliğe geçiş devremizde, gülleriyle namlı şehrimin Emre Mahallesinde, bir dönem ikamet ettik. Mahallenin meydanında ulu ağaçlar arasındaki meydan kahvesine yakın yerde, caminin karşısında, iki katlı bir Rum evinin üst katında kirada oturduk.

Ülkemde Cumhuriyetin kuruluş sonrası, mübadele öncesi Rum bir ailenin oturduğu yermiş evimiz. Geniş odaları olan, her yerinden soğuk alan, büyükçe bir evdi.

Emre Mahallesi, Türkiye'deki Rumlarla Yunanistan'daki Müslümanların büyük bölümünün karşılıklı olarak yer değiştirmesi sonucu, değiş tokuşla mübadele sonrası şehrimize Yunanistan’dan gelen, Selanikli Müslüman göçmenlere özel tahsis edilmiş bir yerleşim yeriydi.  Buranın sakinlerine, halk dilinde macur “muhacir” deniliyordu. Şehrin yerli halkından bu mahalleye gelen giden, uzaktan kıyısından geçen bulunmazdı.

Babamın memuriyet hayatından macur bir mesai arkadaşı, bize bu evi buluvermişti. Gül şehrin seçkin ailesinden olan babam, yedi asırlık köklü yerli şehirli olmasına rağmen, hayatın getirisiyle birden, bu mahalleli olup çıkmıştı. Çünkü diğer yerli halkın arasında kirada oturmaya arlanıyordu. Nedeni, ağabeyiyle birlikte şehrin merkezinde bulunan atadan kalma üç katlı konağı satmışlar ve yeniden bir ev alamadan, mirası tüketmişlerdi. Dolayısıyla bizim Emre Mahallesinde ikamet edişimiz bir nevi toplumdan gizlenişti.

Bizim kiracı olarak oturduğumuz macur evinin arka tarafında, ince uzun bir sokak vardı. Dahası bahçeler içinden yola uzanan, insanlarca kestirim amacıyla adımlanarak, ezilmiş dar toprak bir geçitti. Dediklerine göre, macurlar şehrimize ilk geldiği yıllarda bu alana geliş gidiş dışkılarını yaparlarmış.  Rum evlerine hacet gidermek istemediklerinden mi, yoksa evlerinde b.. kuyusu bulunup bulunmadığından emin olmadıklarından ne? Bu alanı hacet hane bellemişler, defi hacet etme işlerini usulsüzce orada halletmişler.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 2 / 391
 
Turkish Arabic English