Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Şu anda 1133 konuk çevrimiçi

Üç Aylar Yardımlaşma Vesilesidir
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 16 Nisan 2019 16:16

Sosyal Dayanışmayla Zorlukları Aşarız

 

altİçinde bulunduğumuz günler mübarek üç aylar. Recep ayı geçti, Şaban yarıyı aştı, Ramazan ayı yakınlaştı. Allah nasip ederse 6 Mayıs günü oruç zamanı başlıyor. 

Bu aylar zengin, fakir ayırımsız tüm Müslümanların çokça ibadet edecekleri ve yapacakları iyiliklerle ibadetlerini destekleyecekleri aylar… Yani iyi insan olmanın, yanlışlardan dönülmesine fırsat aylar, bu aylar…

Bilenler biliyor, ben Isparta belediyesinden emekli oldum. Belediye de basın müşaviri olarak çalıştığım dönemde, belediye başkanımızla birlikte, onun yakınında olarak halk gününe katılıyordum. Dolayısıyla o halk günlerine yardım ummak adına gelen pek çok gariban beni yakından tanıyordu. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen onca kişiler beni hala unutmadılar. Ne zaman yolda görseler, bir şekilde bana ulaşsalar, benden yardım talebinde bulunuyorlar. Kimi iş istiyor, kimi aş, kimileride çocuklarına eğitim imkanı. Benim emekliliğimden bu yana geçen süreçte de ben onları hiç görmezlikten gelemedim. Bu güne kadar belediye başkanlarının haricinde pek çok sorunlarında elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Yüce dinimiz yardım yapan kadar, yardıma vesile olanında sevap kazanacağını belirtir. Benim gücüm ne yazık ki maddi yardım yapmaya çok elverişli değil. Keşke fazladan gücüm olsaydı da ekmeğimi ve paramı garibanlarla paylaşsaydım.

Kapalı kapılar ardında öyle acı dramlar yaşayan garibanlar var ki. "Bu gariban vatandaşlara nasıl yardımcı olabilirim?" diye düşünürken geçtiğimiz yılların birinde bir dernek kurmayı amaçladım. Zor durumda olan vatandaşlar yardım alma gayesiyle henüz yasallaşmamış derneğimize, daha kuruluş safhasında akın ederlerken; dernek yönetiminde ve üyelikte adını ön saflarda var etmek isteyen hanımların kimi yardım etmekte duyarsız kaldı. Kimi makam için sen- ben kavgasına tutuşup koptu. Tabi ki derneğimizde olumlu çalışmalarına başlamadan kapandı. Yani yedi hanım zorda olana yardım için dayanışmayı beceremedik… 

Devamını oku...
 
Hepimiz Hastayız
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 16 Nisan 2019 13:40
altSanki öyle gibi, hastaneler insan kaynıyor. Nerede, ne zaman bir hastaneye gitsem hasta gördüklerim beni ürkütüyor. Allah'ım ne oluyor bize? Ülkemde kimse iyi değil mi ,herkes mi hasta yahu? Koridorlar insan seli, hasta kayıt kabul gişe önleri uzun kuyruk,her bir alan tıklım tıklım. Ahlayanlar, oflayanlar, inim inim inleyenler. Sedyeler dolu, tekerlekli sandalyeler dolu, aciller kakılı. Doktorların kapı önleri hasta yığılı. İçeri giren az sonra çıkıyor, ama doktor odalarının kapı önlerinde hiç eksilmi olmuyor, daha artıyor. 
Mesai saatleri sırasında hep böyle dedi sağlık görevlileri. Tansiyonumu ölçüp, çıkan sonuca göre dil altıma iki hap koyup beni evime gönderdiler. Bu kadarlık bir bakım için üç saat bekledim. Günlerdir ense ağrılarımdan sıkıntı çekmekteydim. Hastaneye gitmemekte direnmekteydim. Sanki mıknatıs gibi çekiyorlar işte. Nasıl kodlamışlarsa belli yaştan sonra hastanelerin aboneleri oluyorsunuz. Doktorunuzun verdiği ilaçları kullanıyorsunuz, ama asla iyileşmiyorsunuz. 
Kendimden biliyorum, doktora gitmeye başladığımdan beri,bu güne kadar kullandığım ilaçların faydasını görmüş olsaydım, dünyanın en sağlıklı insanı olmuş olurdum. 6 yıldır sürekli günde üç posta kalp ve hipertansiyon ilaçları kullanıyorum. Ölene kadar da kullanmam gerekiyormuş. Nasıl iş anlamadım. Doktora hiç gitmeseymişim bugün daha mı iyi olurdum acaba?
Bir diş ağrısı sebebiyle ve sigaradan kurtulmak adına doktora gitmiştim. Kalp ve yüksek tansiyon teşhisi kondu o gün bugün ilaç sayım katlandı durdu. İlaçsız yaşayamaz hale döndürüldüm. Sigarayı da kendi irademle bıraktım çok şükür, ama ölüm korkusuna olmalı. Can tatlı ya, korkuyor apansız ölmekten. 
İlk gittiğim doktor demişti, "Sen onu bırakmazsan o seni bırakacak.", diye. Doğru çıktı dediği, dumanı keyifle tüttürdüğüm bir gün nefes alamaz hale büründüm. Sonrasında kesinlikle sigarayı bıraktım, o gün bugün yakınında bile durmuyorum. Fakat anlamıyorum neden, kalp ve tansiyon hastalığı ilaçlarının bağımlısı oldum resmen. Bir ben değil, neredeyse herkes öyle ki benim gittiğim servis tıklım tıklım. Ne zaman gitseniz hastaneler her gün kalabalık oluyor. Hatta mevcut hastanelerin kapasiteleri yetmiyor ki her yere yenileri, daha da büyütülerek yapılıyor. Allah yardımcımız olsun, bilmiyorum artık bize neler oluyor. 
 
SUÇUMUZ TÜRK OLMAK MI?
Devamını oku...
 
Ölümü Hatırladım Bugün
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 13 Nisan 2019 15:15
Günün birinde son yemeğini, son çekirdeğini yiyip, son çiçeğini koklayacak,
sevdiklerine son kez sarılacaksın, ama son kez olduğundan haberin olmayacak!
alt
ÖLMEYEDE YÜZÜ OLMALI İNSANIN
Bütün bir gün televizyona bakarak kabak çekirdeği yedim bugün. İstem dışı değil, nefsimin arzusuyla. İşlem görmemişinden alıyorum. Tuzsuz, kavrulmamış ara sıra içinden acıları çıkan beyaz kabak çekirdekleri... Yemesi keyif verici, ama acısı çok kötü bir tat, insanın çıtlama zevkini bir anda bozuyor. Tükürseniz bile bir süre ağızda bıraktığı burukluk gitmiyor. En kalitelisini alıyorum, katkılı çıkıyor. Kabak çekirdeğinin fazla alıcısı yok herhalde, bayat çıktığı çok oluyor. 50 lira verip 1 kilo alıyorum, ancak 20 liralık kadarını yiyebiliyorum. Gerisi hop çöpe. İsraf haram elbette, lakin ben atacağım diye almıyorum ki, satıcı iyi diye satınca beyanına inanıyoruz. Yenmeyecek gibi olunca nimeti atıyoruz.
Kaç kabak çekirdekçisi değiştirdiysem, hepsi birbirinin aynı. Esnafımız maalesef çoğunlukla dürüst değiller. Yoğurdum ekşi diyen yok açık açık, kandırarak kazanacağını sanıyorlar...
Velhasıl çekirdekler çıtır çıtır değiller, can sıkıntısından yeniliyorlar. Neden canın sıkılıyor, derseniz hiç bir şey yapmamaktan...Okumuyorum, yazmıyorum, kimseyle konuşmuyorum. Öylece oturuyorum.
Bugün hiç bir şey yapmak gelmedi içimden. Yemek bile yapasım yoktu. Canım istemedi. Bereket akşamdan kalma bezelye yemeğim vardı. Dünden fazla yapmışım, zeytinyağını bol katmışım. Akşam öğününde bitiresiye yiyemedim. Onu bugün de yerim.
Biraz stresliyim bugün, kime kızdım bilmiyorum. Tansiyonum sabahtan beri hayli yüksek, evhama kapılmamaya çalışıyorum. Fakat enseme giren ağrıyla kendini hatırlatıyor. Balkondaki çiçeklerimi bile sulamadım bugün, önceki günlerde de sulamamış olmalıyım. Saksıdaki toprak çatlamaya durmuş, ben acele edip bir bardak su vermezsem hepten kuruyacak, bağrındaki menekşeyi öldürecek.
Ah Ölüm! Bu tansiyonda sanki apansız beni öldürecek, koltukta oturduğum anlar birden yok olacak. Ne tuhaf değil mi, sapasağlam otururken, aniden ölüyorsunuz, ertesi gün toprağın altına giriyorsunuz. Bir daha dünyaya ait bir şeyi görmüyorsunuz. Toprak altında insan bir avuç kemik oluyor, koy torbaya taşı, sanki hiç yaşamadı.
Niye sanki ölen hemen toprağa veriliyor, diye insan sağken düşününce üzülüyor. Dünyadan gitmek istemiyor. 
Malum dünya güzel, gündüz güneşli, gece aylı yıldızlı ışıl ışıl misali; toprak altı hepten kapkaranlık. Börtü böcek cabası...
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 2 / 94
 
Turkish Arabic English