Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

HİKAYE BU YA..
 
Bir gün, bir bilgeye sormuşlar: ”Sevginin sِözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar
arasında ne fark vardır?”
 
“Bakın, göِstereyim .” demiş bilge kişi.
Bir sofra hazırlamış, Sevgiyi dilinden düşürmeyen, ama dilden gِönle de indirmeyen
kişileri çağırmış bu sofraya.
 
Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken, tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından
da bir metre boyunda kaşıklar.
Bilge :
“Bu kaşıkların sapının ucundan tutup ِöyle yiyeceksiniz” diye şart da koşmuş.
 
"Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.”
 
“Peki” demişler ve çorbayı içmeye girişmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiği için, sofradaki hiç kimse bir türlü dِöküp saçmadan gِötüremiyormuş
çorbayı ağzına. En sonunda, bakmışlar bu iş bu şekil olmuyor, vazgeçmişler çorbadan ve  aç
kalkmışlar sofradan.
 
Onlardan sonra bilge :
“Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım yemeğe. “ demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen nurlu insanlar gelmiş oturmuş sofraya.
 
Bilge:
 
Aynı yöntemle ikramına “Buyurun bakalım “ deyince, bu insanların her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki
arkadaşına uzatıp içmişler çorbalarını.
Bِöylece her biri diğerini doyurmuş ve kendisi de doymuş olarak kalkmış sofradan.
 
“İşte” demiş bilge:
 
”Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini gِörür ve doymayı düşünürse,
hakikatte daima aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini de düşünür  doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
Hikayedeki kıssadan hissemizi alabildiysek ne mutlu bize. 
 
Şu anda 2994 konuk çevrimiçi

Üç Na't-ı Şerîf (Nazîm)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 02 Mayıs 2018 19:41
Asıl ismi Yahyâ olan Nazîm, Ali Çelebi'nin oğlu olup, İstanbul'da doğdu. Enderun'da öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. Şiir ve musikideki muvaffakiyeti ile tanındı ve öne çıktı. Kilâr-ı Hassa Nöbetçibaşılığı ve İstanbul Pazarbaşılığı yaptı. Nazîm Mevlevî meşreb olup, Edirne Mevlevîhânesi postnişinliğinde de bulunmuştur. Aynı zamanda bestekâr ve hânendedir. Dîvânının üçte birini oluşturan na'tlariyle ün salmıştır. Önceleri Halîm, sonradan Nazîm mahlasiyle şiirler yazmıştır. Eser olarak sadece bir dîvânı vardır. 
 
 
NA'T-I ŞERÎF
 
 
Mefâ'îlun / Mefâ'îlun / Mefâ'îlun / Mefâ'îlun 
 
Reh-i ışkunda bî-sabr u şekîbem yâ Rasûlallah 
Seni her kim severse ben rakîbem yâ Rasûlallah 
 
Kabûl eyle civâr-ı izzetünde çekmeyem gurbet 
Bilirsin kendi şehrümde garîbem yâ Rasûlallah 
Devamını oku...
 
Asabiyet ile ilgili şiirler (2)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Ekim 2017 14:52
Arap kabileleri cahiliye devrinde Araplar Asabiyet ile ilgili şiirler Târık İleriArab cemiyetinde kabileyle iftihâr edilen hususların başında, hiç süphesiz ki muhârebelerde gösterilen kahramanlıklar geliyordu. Câhiliye şâiri Bişr bin Ebî Hâzim el-Esedî, Nisâr ve Cifâr savaşlarında Temim kabilesine ve diğer kabilelere üstün gelişlerini bir kasidede şöyle dile getiriyor.
 
سائِلْ تَميماً في الحروبِ وعامِراً
وهَلِ المُجَرَّبُ مثلَ مَنْ لم يَعْلَمِ
 
Ey muhâtap ! Yapılan savaşlar hakkında Temim ve Âmir kabilelerine sor. Tecrübe eden bilmeyen gibi midir?
 
غَضِبَتْ تَميماً أَنْ تُقَتَّلَ عامِرٌ
يَوْمَ النِّسارِ فأُعْقِبُوا بالصَّيْلَمِ
 
Temim kabîlesi, Nisâr savaşında Âmir Oğulları çok zâyiat verdiği için gazâba geldi, ama meydana gelen Cifâr savaşında kendileri daha büyük bir felâketle cezâlandırıldı. 
Devamını oku...
 
Hicaz: Mekke, Medîne, Tâif
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 06 Ekim 2017 16:09

 

Hicaz Mekke Medine Taif İznik Çinisi lâleler çifte lâle Târık İleri tarık İleri Isparta İstanbul Hasanpaşavi Ayfer Aytaç Volkan İleri Ayfer İleri

   Hicaz'ın coğrafi hududları hususunda pek çok farklı görüşler olsa da, Arap Yarımadası'nın beş bölgesinden biri olduğu ve Mekke, Medine, Yemâme, Tâif ve Tihâme şehirlerini kapsayan araziye Hicaz ismi verildiği, bu ismin de sözlükte bağlamak, ayırmak ve engellemek mânâlarına geldiği belirtilmektedir.

   Arab bir âlim olan Âlûsî  (ö. 1858) Büluğu’l Ereb isimli eserinde kaleme aldığı toparlayıcı bir tanımlamayla, Hicaz'ın Necid çölleri ile Tihâme arasında bulunduğunu, güneyde Yemen'den, kuzeyde Şam'a (Suriye'ye) kadar uzandığını, Necid ve Tihâme'yi birbirinden ayıran dağlık bir yer olduğu için de Hicaz diye isimlendirildiğini ifâde etmektedir.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 2 / 69
 
Turkish Arabic English