Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Enîsu'l Fukarâ, Fakirlerin Arkadaşı mânâsı taşımaktadır. 

Osman Kemâlî Efendi'nin divânçesindeki bölümlerden biridir. 

İşbu manzûmeden çarpıcı beyitler şöyledir:

 

Devamını oku...
Şu anda 4660 konuk çevrimiçi

Nerede O Eski Seçimler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 20 Ocak 2019 08:37
alt1977 yılının yerel seçimleri yapılıyor. O günlerde aktif gazeteciyim. Ve seçimleri yakından takip ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin bir kahvehane toplantısına katılayım dedim. 
O vakitler CHP’liler bu günden daha iddialılar. Ben bu iddialarına Isparta halkı ne kadar katkı da bulunacak, seçim öncesi CHP’ye karşı coşkuları nasıl, onu yakından öğrenmek maksadıyla CHP’lilerin yanında kahvehaneleri dolaşıyorum. 
Akşamın bir vaktinde bizim şehrin Karaağaç Mahallesi’nde meydanlıktaki kahvede konuşulacak. Toplantı saatinde kahvehanedeyiz. İçerisi tıklım tıklım dolu; kahveci çay yetiştiremiyor. Kadınlar ve çocukların kalabalığı dışarılara taşmış, ama onlara da çay ikramında bulunuluyor. 
Ortalık sessiz. Toplantıyı düzenleyen Cumhuriyet Halk Partisi Isparta teşkilatının konuşmacıları, oldukça hararetliler. 
Yerlerini aldılar ve mikrofonu da ellerinden ağızlarına götürdüler. Tam konuşmaya başlayacaklar ki, o da ne?
Kahvehanenin tamamı Adalet Partililerle dolu; başlarında da o zamanın Esnaf Odaları Başkanı Tevfik usta var. Namıdiğer Çingen Tevfik. 
Konuşmanın başlama anında Tevfik usta, koro şefi gibi ellerini havaya kaldırıyor. Salonu dolduranlar ise hep bir ağızdan, Tevfik usta ne derse, söylediğini tekrarlıyorlar. Fakat denilenler asla karşı tarafa hakaret değil, kötüleme değil. Süleyman Demirel kastedilerek "Buralar babanın, burda size ekmek yok, kalemizi size teslim etmeyiz." Gibi sözler, yüksek sesle ve hep bir ağızdan söyleniyor. Kahvehane "Baba!" nidalarıyla inliyor, Chp'lilerde sakince denilenleri dinliyor...
Devamını oku...
 
Önceden Böyle Değildi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 16 Ocak 2019 10:51
TANSİYON İLACIM HEM PARALANDI, 
HEM ALIM ALANI DARALDI.
 
altBundan beş yıl öncesine kadar o kadar çok sağlıklıydım ki, komşularım dinçliğime gıpta ederlerdi. Nazar mı ettiler, bilmem. Bir süre sonra doktorlar beni hasta ettiler... Nasıl derseniz, bir diş ağrısıyla başladı her şey. Azı dişim yaşlanmış ve bakımsız kalmış halini bana ağrıyla hissettirdi. Umursamayınca, şiddetini dayanılmaz derecede artırdı. Doktora gitmek zorunda bıraktı. 
İşte ne olduysa bundan sonrası oldu. Diş hekimleri beni antibiyotiğe boğdu. Dişin apse yapmış çekemeyiz" dediler, kutu kutu antibiyotikleri reçete edip verdiler. Tam altı kutu hapı yutmakla diş ağrım dindi, sonrasında kökünden çekildi sıkıntısı bitti. Fakat diş ağrımı ve dişimdeki apseleri tedavi eden antibiyotiklerin yan etkisiyle, tansiyon derdi girdi sinsice bedenime. Hiç düşüş göstermeyen hipertansiyon, kalbimin ritmini de bozdu ve ben böylece ilaç sektörüne kazandırılmış bir bağımlı, sürekli hap kullanıcı oldum. O gün bugün tam beş yıldır kalp ve tansiyon hastasıyım. Ara sıra belki kullandığım hapların yan tesirlerinden beyin damarlarım da ağrıyor, bünyeme yeni ilaçlar yüklememek için doktoruma durumu söylemiyorum. 
SSK emeklisi olmamdan dolayı çok şükür sağlık güvencem bulunduğundan kalp ve tansiyon ilaçlarımı beş yıldır düzenli alabiliyordum. Şimdi alamıyorum, çünkü depoda bu ilaç yok diyorlar. 
Ne yapacağız, sorumuzun muhatabını bulamıyoruz. Doktorlarca rapor çıkartılarak, önce ölene dek zorunlu kullanmam gerektiğini söyledikleri ilaçların abonesi ettiler. Şimdi para ödemezsen aboneliğin iptal, der gibiler. 
Duyduğuma göre kalp ilaçlarını devlet kesintisiz ödeyecekmiş, ya tansiyon hapları? Kalple ilintili şu  hipertansiyon dedikleri...
Son yıllarda hapsız ne oluvermiştim birden ben, çok şükür ilaçlarıma beş senedir para ödemiyordum. SGK'dan kesiliyordu. Amma bu 2 ay öncesine kadar böyleydi. 
İki ay önce eczaneden ilaçlarımı almaya gittiğimde eczacı benden üç küçük kutu tansiyon ilacım ve iki kutu kalp hapım için 19,5 lira para istemişti. Nasıl olur, soruma yanıt "Fark tansiyon ilaçlarınızdan çıktı" denilerek cevaplanmıştı. Eczacıma: "Ama ben beş yıldır, tansiyon ilacıma para vermiyordum. Sigortamdan kesiliyordu."dedim. Eczacım ilaçlarımı torbaya koyarken, "Bundan sonra böyle, fark ödeyeceksiniz. Ve bundan sonra böyle üçer kutu alamayacaksınız, depolarda bu ilaçlar yoklar." dedi. Dünkü günde dediği oldu, ben ilaçlarımı bulamadım, alamadım. Çok üzüldüm. Limonlu sular kâr etmiyor, bitki çayları tansiyonu düşürmeye yetmiyor.
Devamını oku...
 
Seçim Havasına Girdik
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 16 Ocak 2019 09:25
SEÇİM ATMOSFERİNE KAPILDIK GİDİYORUZ
 
altSeçimlere 2,5 aydan daha az bir süre kaldı. Seçmenin oylarını toplamaya yönelik çalışmalar hızlandı. Parti merkezlerinde çoğunluğun sahibi olmak için yeni fikirler üretiliyor, vatandaşın gönlüne girici sözler türetiliyor. Her semte seçim bürosu açan seçileceklerden bazıları vatandaşa "Bu kadar paralar nerden bulunuyor?" dedirtiyor.
Ben aslında yeni yılın hemen ertesinde partilerince yöremin belediye başkanlığına aday gösterilmiş olanlarla bir görüşme yapacaktım. Fakat ne mümkün, adaylar adeta bana küskün.
Gerçi bir hayli telaşlılar, hiç bir vakit yerlerinde yoklar. Kimi üniversite yollarında, kimi bir seçmenin kahvaltı sofrasında, kimi ellerinde karanfiller ev ziyaretlerinde, hepsi bir çeşit seçmenden oy kapma derdinde; kibar mı kibarlar, aman pek de paklar. Elleriyle, dilleriyle her gördüklerine şirinlik muskası dağıtıyorlar. "Keşke seçildiklerinde de hep böyle olsalar." dedirtiyorlar.
Seçmenle, seçilmek isteyenlerin aralarındaki konuşmalar has zeytinyağlı olunca, ortalık vıcık vıcık yağ bulanmış vaziyette. Adaylar kendilerini en güzel ifadelerle cesurca ortaya atmaya başladılar. Vatandaşa köprüyü geçene kadar, bin bir vaatle bir dayı hürmeti gösteriliyor ki, sormayın. 
Seçim atmosferinde henüz şimşekler çakmıyor, yıldızlar sayılmıyor. Ancak başkanlığa adaylar günlük gazetelerde resimli tanıtım ilanlarında boy gösteriyorlar. Hatta kendi tanıtımlarını ve vaatlerinin duyurularını rahatlıkla yapmak için gazete satın alanlar, yeni gazete kuranlar bile oldu. Her seçim öncesi gazete sayılarında artış, sonrasında düşüş yaşanır. Fırsatlar ülkesiyiz ya. 
Yeni gazete açan veya mevcut bir gazeteye para bastırıp destekleyici olan aday, zafere ulaşmışsa, sonrasında da gazeteyi desteklemeye devam ediyor. Böylece o gazetenin ömrü biraz ilerilere gidiyor. Aksi halde, tık nefes. Para oluğu tıkanınca, gazetenin soluğu da kesiliyor.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 2 / 82
 
Turkish Arabic English