Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Önce şunu söylemek isterim, biz akrabalığı yanlış anlıyoruz.

Akraba demek önce bir inancı, bir güzelliği, bir yüceliği paylaşan insanlar demek.

Siz, sadece kan akrabalığı ile bir yakınlık olacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz demektir. 

Önemli bir örnek: Tufan olacağı Hz. Nuh’a bildirilir. Hz. Nuh, gemisini yapar, kendisine yürekten bağlı olanlar gemiye binerler. Hz. Nuh’un oğlu direnir. “Ben inanmıyorum böyle şeylere” der. O gece Allah Hz. Nuh’a hitabeder: “Biz, Senin akrabanı koruyacağız.” der. Gemi hareket etmek üzeredir. Hz. Nuh, son defa oğluna seslenir, “Haydi yavrum, “der, “kalkıyoruz. “ Oğlan yine itiraz eder. “Ben gelmiyorum.” der. O sırada bir dalga gelir, çocuk boğulur. Hz. Nuh, yola çıkar. Ama azcık da kırgındır. “Allah, akrabanı koruyacağız dedi. Ama aslan gibi oğlum öldü, gitti” der. Onun üzerine bir ayet gelir, “Ya Nuh,” der, “Biz Senin akrabanı koruyacağız dedik. Oğlunu koruyacağız demedik.”

herhalde gerçek akrabalığın ne olduğu bu ayetle ortaya çıkmış oluyor. 

Hasılı kelâm: Kan bağıyla sözde akraba olunuyor. önemli olan özde akraba olmak bana göre...

Akrabalar, kardeşler varlıkları ne kadar çoksa, birlik ve dirlikleri de o kadar güçlü olur. Birliği dirliği olan bir topluluğu da kimse zarar vermeye cesaret edemez. Sürüyle uçan kuşlar mı daha kolay av olur, tek başına kanat çırpmaya çalışan serçe mi? Kedi gözüyle bunu görmek gerekmez. Akıl birlikten kuvvet doğduğunu örneklerle saptamıştır. (Bu söylediklerim Müslüman kardeşliği için de geçerlidir.)

Devamını oku...
Şu anda 165 konuk çevrimiçi

GAZETECİ OLMASAYDIM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Mart 2017 16:43

GAZETECİ OLMASAYDIM ÜNLÜ BİR YAZAR OLUR MUYDUM,

TÜRKİYE ŞARTLARINDA OLAMAZDIM. ARKALIKSIZ YÖN BULAMAZDIM.

altVE DE SÖYLEMEK  İSTEDİKLERİMİ YAZARLIKTA YÜREKLİLİKLE DİYEMEZDİM.

Bizim milletimizin büyük bir kısmı doğuştan şairdir, edebiyatçıdır ve de tiyatrocudur. Hele ki iletişim teknolojisinin her haneye tel ağı attığı günümüzde, her tuş kullanımı öğrenen yazar, gazeteci, hatta düşünür. Sosyal ortamda görüldüğü üzere herkes biraz zamane Mevlana'sı, biras Yunus Emre'si, biraz karacaoğlan'ı; hatta daha ne kadar edebiyatcı, yahut filozof, âlim varsa hepsinden bir tutam karılmalar. 

Ben de doğuştan Allah vergisi, yetenekli bir yazarım, ama yazarlığımı çok gündeme taşımıyorum. Gazeteciliğe bulaştığım günden bu güne, yazarlığımı geri plana attım. Oysa ilk tanıştığım yerel gazetenin kadrosuna baş yazar olarak dahil olmuştum. Roman ve hikaye yazıyordum. Arada bir şiirlerimde yayınlanıyordu. Edebiyat yaparken gerçekleri fazla dile getiremiyorsunuz, söyleme gereği duyduklarınızı kaleme ifade ettiremiyorsunuz. Okurlar edebi yazılarda entrikalardan ve hayal güçlerine hitaplardan etkileniyordu genelde... Dürüst gazetecilikte ise yanlışa yanlış denilebiliyordu. İnsanlar doğru bilgilendiriliyordu. İşte ben gazetecilikte bunu sevdim ve bir de halkla içiçe olmayı, onların sorunlarını dobraca dile getirmeyi. 

Vatandaş da çalıştığım gazetelerde ve televizyonlarda onların sıkıntılarını, arzuladıkları şekilde konu etmemi sevdi. Ben bu şekil gazetecilik mesleğini çok benimsedim ve böyle kabul gördüm, kabullendim. Yazarlığımı da köşe yazarlığı olarak devam ettirdim yıllar yılı profesyonelce...

Lakin çoğu sözde gazetecile beni kendileri gibi yalaka olmadığım için, yanlışa muhalif olduğumdan beni sevmezler. Onlar överler makamları, döverler dolu paraları. ben makamların yanlışını çıkaran olduğumdan çekerim ezaları. Sonucu her ne olursa olsun, doğrusu benim yaptığımdır. Zira eleştirme, sorgulama, analiz etme, mihenge vurma kabiliyetini kaybetmiş kitleler bu ülkenin bugünü ve geleceği adına en büyük tehdittir... Bunun bilinciyle gazetecilik yapanlar, kalem kullananlar, hakkaniyetlidir. İnsanın yolu cesareti kadardır. Allah'a şükür onca engellemelere ve takılan çelmelere rağmen azimle ve cesaretle kırk yılı devirdik mesleğimizde...

Gazeteciliği bu kadar çok sevmesem ve mesleğim olarak kabullenmeseydim, kitapları sık yayınlanan ve çok satan, sıklıkla okunan bir yazar olabilir miydim?

Bir güce dayanmadan, onun buyruğuna uyarlanmadan olamazdım. Olamadım da. İlk kitabım yayınlandığında pek çok yayıncıyla tanışma imkanım oldu. Onlarda aynı vurguyu yaptılar bana. "En kalite kalem de olsan, bir gücün fikirleri doğrultusunda kalemini oynatmazsan seni kabullenmezler." diyenlerin yanı sıra, "yazılarını kendi keyiflerine göre değiştiren güçlere de rıza göstermen gerek, ancak bu şekil ünlenirsin. Ünlenince de ne yazsan çok satarsın" diyenlerde oldu. Ve "bu alanda bir derneğe, bir birliğe üye olman, aidat ödemende gerekiyor" diye sektörün şeytani şeklini dile getirenlerde bulundu.

Devamını oku...
 
BEŞ BİLGİSAYAR YEDİM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Mart 2017 23:54

altBeş senede beş bilgisayar tükettim. Hem de her parçası çok kapasiteli, kaliteli, en pahalılarından, en markalılarından ve en verimli olanlarından... Masa üsttü, diz üstü, çifter çifter kullanmadığım kalmadı. Şimdi de aya üstünü deniyorum. Avuç içinde taşına bilenle ne kadar ne yapabilirim bilmiyorum. İdareten, yapabildiğimce, bilgisayarımın altıncısı en kısa sürede alınana kadar.

Mesela mecburen kullanmak zorunda kaldığım, çantamda bile taşınabilir ufak olan ekranda bu yazıyı yazabiliyorum, Lakin gözlerimi yorduğundan, facebook arkadaşlarının yorumlarına cevap yazamıyorum. Allah korusun dert değil elbet, alışkanlık. Ne kolay alışmışız, nice değerlerin yerine onu koymuşuz değil mi?

Aman bir süre de beni iznim olmdan durmadan paylaşımlarına etiketleyen, gruplarına ekleyen arkadaşlar cevapsız kalsınlar ne yapayım, angarya gibi geliyordu zaten. Sokakta görsem tanımayacağım insanların paylaşımlarına, tıklamalarına cevap vermekte zorunluymuşum gibi hisseder olmuştum kendimi. Karşılıksız, paylaşımlarını tıklamasız yapsınlar da göreyim... Facebook da falan işim olmazdı benim, yıllarca direndim o alana dalmamak için. Sosyal ağlara takılma nedenim, farkındasız bende gelişen fotoğraf biriktirme tutkumdan vazgeçerim amacıydı. Fakat hepten artı, ne yapacağım, şimdilik hiç bir fikrim yok. Düşünme evresindeyim...

Gerçekten hiç abartmıyorum. Çocukların kullandıkları bilgisayarlar hariç, çünkü onlarınkiyle alakam yok. Bu beş bilgisayar kendi şahsıma aitti, çürüye çıkardım.

Beşini aynı anda almış, kullanmış değilim canım. Biri bozulunca yaptırdım, olmadı, diğerini aldım. O bozulunca ötekini, derken beş yılda beş bilgisayarı sudan sebeple harcadım. En sonuncusu ortanca oğlumun hediyesiydi. İyilerin en iyisiydi. dedim "oğlum buna gözüm gibi bakarım, ne oyun oynar, ne de çok yükleme yaparım." Bu konuda sözümü tutamamış olmak, beni bu defa fazlasıyla üzdü. Oğlum "canın sağolsun anne" diyor, ama ben mahcubum işte. Sokaktan savrulmuş gelmiş gibi acımasızca yedim. Yazık, bunun başka izah tarzı yok.

Nasıl mı yedim, çatır çutur öyle çayın yanında yemedim tabi ki de... ilim yolunda da sarfiyat yapmış değilim. Keşke öyle olsaydı, tamamen hırsımın neticesinde nihayetlendirdim... Söylemesi ayıp olmasın biraz fazlaca bağımlıyım bilgisayara... Şehrimin sınırları dahilinde piyasaya ilk çıktığı gün alanlardanım. Şimdi girmediği ev yok, ama ben daha kimselerde yokken gerekli görüp almıştım. Komşularım henüz bilmezken, ne olduğuna anlam veremezken, 1997 baharındayken... Yirmi yılı geri de bırakıvermişiz, dile kolay. Servis getirip masamın üzerine kurulum yaptığında, ilk kolay öğrendiğim adam as oyunuydu. Belediye de yoğun işlerim arasında bile fırsat buldukça bu oyunu oynardım. Harflerin bilinmesiyle oynanıyordu, tıkladığında çıkan hafleri bilemedin mi çizgi adam asılıyordu ve oyunda yanılıyordu. Ne günlerdi?

Devamını oku...
 
TEŞEKKÜR EDİYORUM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Mart 2017 10:56

alt

Doğum günümü kutlayan ve iyi dileklerde bulunan tüm dost,akrabam ve arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Seviyorum sizi.

Üstteki resim, hayatımda sevdiğim ve benimsediğim nadir insanlardan biri olan Asiye kızımın özel bir çalışması. Şahsıma, doğum günüm namına yoğun dersleri arasında vakit ayırıp özenle hazırlamış. Bu güzel insana yürekten teşekkür ediyorum. Emeğine, göznuruna sağlıklar diliyorum. İyi ki hayat yolculuğumda karşıma çıkan güzelliklerden biri oldu. Onu kalpten seviyorum ve içtenlikle hayatı boyunca mutluluklar, başarılar temenni ediyorum. Dualarımla yanındayım can kız, gönlünden geçenlerin yaşamına yansımasını, tüm güzelliklerin çevrende toplanıp sağlıklı bir hayat sürmeni, senin için Mevla"mdan diliyorum. Selam ve sevgilerimle.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 2 / 372
 

Turkish Arabic English