Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

   Siyâsetnâmeler ve nasihatnameler gibi (buna Farsça’da pendnâme de denir), seyahatnâmeler de bütün bir cemiyetin, bir ülkenin, hatta dünyanın tamamına şâmil olmak üzere; bütün bir coğrafyanın gündelik hayatına ayna tutan, çok mühim bir vesâiktir.   

 Seyahatnâmelerin tarzı, bir bakıma şahsî hâtıratlara benzer. İçerisinde gözlem, tespit, anekdot ve tefekkür kıvılcımları bulunduğu gibi, tahassüslenerek dile getirilen ifâdelere de rastlanır. Bu yönüyle işin içerisinde şâhid olunan zaman, mekân ve toplum davranışlarının yansıtılması, sâdece gözlemle kalmayıp, yazarın his ve fikir dünyasından yansıyan unsurlar da yer alır. Demek oluyor ki, seyahatnâmeler tıpkı hâtıratlar gibi, tam/salt/sâde fotoğraf çeker gibi manzarayı olduğu şekliyle yansıtmayabilir; kezâ resim yapar gibi yazardan ilâveler veya çıkarmalar da görülebilir.

  Türk diyarlarını bir uçtan bir uca dolaşma imkânı bulan meşhur seyyahlar Evliyâ Çelebi ve dahî İbn Battûta gibi yolu bilvesîle Türk diyarlarına uğramış olan İbn Fadlan da, ihtivâ ettiği gözlem ve analizler muvacehesinde oldukça mühim ve kıymetli bir eser miras bırakmıştır.

Devamını oku...
Şu anda 3275 konuk çevrimiçi

İbret Alınırsa...
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Nisan 2012 18:30

Zengin bir adam yaşlılığa erişince, ölümü aklına getirmeye başlamış ve henüz hayattayken görkemli bir mezar yaptırmış kendisine. “Arkamda kalanlar beni umursamazlar nereye olursa gömer, sonra da bir güzel paramı yerler” diye endişeli düşünerekten… Sonra da bu şatafatlı mezarlığın içine mevta olarak gireceği ilk gecenin endişesi sarmış bütün bedenini… Zira bilirmiş pek çok kişinin hakkını gasp ederek zengin olduğunu, o yüzden de ilk gece sorgu meleklerinin suallerini atlatırsa, gerisi gece ve gündüzlerini zorluk çekmeden, uykuda geçireceğini sanmaktaymış. Bu yüzden de ölümü hâlinde kendi yerine mezarda bir gece kalacak bir gönüllü aramaya koyulmuş. Kim ki onun yerine mezar çukurunda bir gece yatarsa, ona dilediği yerden güzel bir ev almayı vaat etmiş. Ne var ki, çevresindeki tüm yakınları şaşırtıcı bir şekildeki bu teklifi geri püskürtmüşler.  Oysa etrafında ev sahibi olma düşleri kuran pek çok yakını bulunmaktaymış.

Devamını oku...
 
Fırtına gecelerinde nakış işlenmez - Tiryâki Sözleri
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 07 Nisan 2012 01:43

Kıymetli dostlar, Cenâb Şahâbeddîn'in (1870-1934) kütüphânemde bulunan 1978 İstanbul baskısı Tiryâki Sözleri eserinde yer alan 1800 küsur vecizeden seçtiklerimi bölümler hâlinde yayımlayacağım.

Servet-i Fünûn'culardan biri olan Şahâbeddîn Arabca, Farsça, Fransızca ve Türkçe'ye hâkim bir zâttı.

Vaktin kıymetini bilmek husûsunda kendisinin şu sözünü bir ibret vesîkası olarak nakletmek istiyorum:

"Vakti geçirmek için bana "briç-plafon" ya da "majör" (gibi oyunlar) teklif ediyorsunuz. Bense vaktin geçtiğinden müştekiyim. Aradığım vakti geçirecek değil, geçmekten men edebilecek bir vâsıtadır."

"Vakit geçmiyor ya!" diyen bugünkü gençliğe güzel bir sitemimiz olsun onun bu sözleri.

Şimdi geçelim meşhûr Tiryâki Sözleri'ne:

Devamını oku...
 
Bir Selçuklu Alpereni Şeyyat Hamza'dan
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Nisan 2012 04:56

14. Asır’da âhirete irtihâl eden Selçuklu alperenlerinden Şeyyat Hamza’nın ilâhî tarzındaki manzûmesinde yer alan ince mânâları kıymetli okurlarımızla paylaşmaktan berhordâr ve bahtiyâr olacağımı bilmenizi isterim. Hakîkat nâmına hatırlanmasına vesîle olacağım şeylerden dolayı da duâlarınızı ümîd ederim.

Evvelâ şiiri yazayım, ardından da izâhına geçelim: 
 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki101102103104105106107108109SonrakiSon»

Sayfa 104 / 109
 
Turkish Arabic English