Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Yeni Asgari Ücret Evdeki Hesaba yetmiyor.
 
Ben patron olsam, fabrikamda 200 işçi çalıştırsam, her ay her birine 2020 Türk lirası maaş versem yolumu şaşırırım. Niye derseniz, sadece işçiye asgari ücret maaş vermekle işim görülmüyor ki, işçinin hakları var. Öğle yemeği var, işçi urbası var, ayakkabı vereni bile var. Her işçinin algısı var, vergisi var. Ürettiğinin girdisi var, çıktısı var, bir dolu vergisi var. Gelirin gideri var, her elimizi attığımızın tuzu var, biberi var, bir dolu vergisi var, fabrikanın girdisi çıktısı var. Ağır vergiler altında iş yürütmek kolay değil, zor. Bu durumda ben ne yaparım, her halde işçi çıkarırım...
İşçiye verilen maaş zammı pek çoğumuzu sevindirdi elbet. Hatta bazı evlerde yüzler güldü, işçiler sahip oldukları işlerine daha bir şevkle sarıldı. Haberlerde dinledikleri Avrupa'nın en ucuz işçisi Türkiye'de, Avrupa ülkeleri işçilerine şu kadar dolar veriyor." Sözlerine bile kulak tıkayanlar oldu. Bazıları da başka ülkelerin işçilerinin aldığı maaşı bizim işçilerin hiç bir zaman alamayacak olmasını üzüntü verici buldu. Ama hiç kimse küçük işletmelerin patronlarının halini düşünmedi. 
Kodamanların halleri bilinmez, ama küçük işletmelerin patronları gelirlerinin giderlerini karşılamayacağını düşünerek işçi çıkarmaya, hatta bazıları iş yerlerini kapatmaya hazırlanıyor. 
Allah muhafaza o vakit küçük işletmelerde çalışan işçilerin halleri nice olur? İnşallah herkes için bir kolaylık bulunur. Bizim ülkemizde her nedense hiç bir şey tam kıvamında olmuyor. Lakin her şartta yolunu bulan buluyor.
İşçiye verilen zam bir şeylere zam yapılıp mutlaka gerisin geriye alınır bakın, demedi demeyin sakın...
Devamını oku...
Şu anda 3480 konuk çevrimiçi

İnsanoğlu Doymaz
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Kasım 2012 00:00

Halinden çok fakir olduğu anlaşılan bir adam, oltayla balık tutuyordu. Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona, "Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim" dedi. Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. Hükümdar balıkçıya, "Ne yapalım, kısmetin bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek onu da alıp saraya döndüler.

Devamını oku...
 
Kim Hızır, Kim Hınzır, Allah Bilir.
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Kasım 2012 10:35

altİnsanları gördüğümüz hal üzerine değerlendiriyoruz. Kalp gözümüz kapalı bulunduğundan açma gayretinde olmadığımızdan kim hızır, kim hınzır anlayamıyoruz. Dış görünüşe, kişilerin kılık kıyafetine göre karar vermemiz bize yanlışlar yaptırabilir, yanlış kararlar aldırabilir. Gıybete yönlendirip günaha sokturabiliyor. Hatta nefsimiz iftiraya sebebiyet verip masum canları yaktırabilir. Allah korusun.

Değerli ecdatlarımız padişahlarımız bu tür hatalara düşmemek için küçük yaşta ilim yaparlarmış. Önce arif olurlarmış ki, dünya hayatlarında kabir hayatlarını da inşaa edebilsinler... Şimdi okuyacağınız hikaye bilmeden ahkam kesmenin, doğrusu ne, araştırmadan konuşmanın ne kadar yanlış olduğuna güzel bir örnektir.

Büyüklerimizin anlatılarına göre Sultan Murad Han sıklıkla saraydan dışarı tebdil-i kıyafete bürünüp çıkar, halkının yaşam şeklini yakından izlermiş. Yanlış bulduğu davranışlara müdehale eder, fakiri, açı, muhtaçı bizzat tesbit ederek yardımda bulunurmuş. Allah onlardan razı olsun... 

Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister,sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
 

- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi
var?

Devamını oku...
 
OSMANLI'NIN İNKISÂMI
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 11 Eylül 2012 02:58

alt

 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki101102103104105106107108109110SonrakiSon»

Sayfa 108 / 129
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ