Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

HİKAYE BU YA..
 
Bir gün, bir bilgeye sormuşlar: ”Sevginin sِözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar
arasında ne fark vardır?”
 
“Bakın, göِstereyim .” demiş bilge kişi.
Bir sofra hazırlamış, Sevgiyi dilinden düşürmeyen, ama dilden gِönle de indirmeyen
kişileri çağırmış bu sofraya.
 
Hepsi yerlerine oturmuşlar. Derken, tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından
da bir metre boyunda kaşıklar.
Bilge :
“Bu kaşıkların sapının ucundan tutup ِöyle yiyeceksiniz” diye şart da koşmuş.
 
"Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.”
 
“Peki” demişler ve çorbayı içmeye girişmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiği için, sofradaki hiç kimse bir türlü dِöküp saçmadan gِötüremiyormuş
çorbayı ağzına. En sonunda, bakmışlar bu iş bu şekil olmuyor, vazgeçmişler çorbadan ve  aç
kalkmışlar sofradan.
 
Onlardan sonra bilge :
“Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım yemeğe. “ demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen nurlu insanlar gelmiş oturmuş sofraya.
 
Bilge:
 
Aynı yöntemle ikramına “Buyurun bakalım “ deyince, bu insanların her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki
arkadaşına uzatıp içmişler çorbalarını.
Bِöylece her biri diğerini doyurmuş ve kendisi de doymuş olarak kalkmış sofradan.
 
“İşte” demiş bilge:
 
”Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini gِörür ve doymayı düşünürse,
hakikatte daima aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini de düşünür  doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
Hikayedeki kıssadan hissemizi alabildiysek ne mutlu bize. 
 
Şu anda 864 konuk çevrimiçi

Bir cimrilik hikâyesi: Mervli ve Misafiri
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Şubat 2012 18:20

Merv: Büyük Selçuklu Devleti'nin eski başkentlerinden olup günümüzde Türkmenistan hududları içerisindedir. Horasan'a yakınlığıyla bilinir.alt

Horasan halkıyla başlıyoruz söze... Merv şehrinin halkına özel bir yer veren Horasanlılarla..

Mervli'nin birisi, zengin bir tüccar. Eğer bir misafiri gelir ya da bir iş için gelen birisi gitmek bilmezse, ona: "Bugün yemek yedin mi?" diye sorar. O da; "Evet, yedim" diye cevaplarsa, "Eğer yemeseydin sana lezzetli bir yemek yedirecektim." der.

Şayet misafirin cevabı: "Hayır, yemedim." olursa, bu defa ev sahibi tüccar, "Yemiş olsaydın sana beş bardak su getirecektim" der. Yani cevabı ne olursa olsun ziyaretçinin eli de midesi de boş kalır.

Tüm Ortadoğu ve Afrika'da olduğu gibi su, şimdi olduğu gibi o zamanlarda da Merv ve Horasan (İran, Afganistan vb.) bölgesinde en kıymetli ikramların başında gelmektedir. Bilhâssa buzlu su çok pahalı ve özel bir ikramdır.

 

Lâmba ışığında bile cimrilik

Mervliler cimrilikleriyle meşhûr insanlar... Şimdi de şu kıssaya bakalım:

Devamını oku...
 
Arap Romanlarında Türkler
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 19 Şubat 2012 17:07

 Mısırlı tabib filozof İbn'ul Efkânî  (ö. 749/1348) de "İkmâl es-Siyâse fî İlm'el Firâse" isimli eserinde, her şahsın kendine mahsus mizâcı olduğu gibi her milletin de kendisine özel kılınmış birtakım hususiyetleri bulunduğunu belirtir:

 

و اعلم ان لكل طائفة من الطوائف مزاجاً خاصاً يقتضى اخلاقاً بعينها ، تكثر   وجادها في تلك الطائفة سواء كانت من سكان المن كالهند والصين والفرس والروم ، و من سكان البرارى كالترك والعرب والاكراد

 

"Bil ki her tâifenin, ona uygun bir ahlâkı icâb ettiren kendisine has bir mizâcı vardır. Bu durum, ister Hind, Çin, Fars ve Rum gibi medenî bir topluluk olsun, isterse Türk, Arab ve Kürd gibi bedevî/göçmen bir topluluk olsun değişmez"

 

Devamını oku...
 
Memur Zihniyeti Daha Ölmemiş - Yeni Memurlar Yolda
Aytaç İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Şubat 2012 23:02

altNe zaman özel sektörde çalışırken bir işi alttan almaya çalıştıysam ya da biraz tembellik yaptıysam bana söylenen söz hep bu olmuştur: "memur zihniyetiyle iş yapılmaz". Aslında duyduklarım doğruymuş, benim karşılaştığım, iş yaptığım memurların zihniyeti hep böyle, sanırım ondan hiç hoşlanmıyorum onlardan. Ticari zekaları, müşteri dediğimiz halkın işini görme, memnun etme zekaları gelişmediği için; zamanı doldurup o para kazandıkları mekanı hemen terkedip, kendi dünyalarına dönme peşindeler.

Bütün bunları herkes çok iyi bilir, örnek olarak Ziraat Bankasına gidersin ve kapıdaki yaşlı güvenlikci, mezbaha girmiş danaymışsın gibi bakar sana, yanılıp bi soru sorarsan tersler, biraz sesini yükseltirsen kovulursun, ama devlet bankası olunca bişey yapamazsın, mecbur bu yazılanları yapmadan kuyruğunu kıstırır oturursun bir köşeye. Yine örnek olarak HSBC Bankasına gidersin, genç bir ekiple aynı senin dilini konuşan insanlarla hem sohbet eder, hemde işini yaparsın, çünkü sen onların sermayesisin, sen olmasan onlarda olmayacağını bildikleri için öyle eğitilirler.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki101102103104105106107108109110SonrakiSon»

Sayfa 110 / 112
 
Turkish Arabic English