Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

TANSİYON İLACIM HEM PARALANDI, 
HEM ALIM ALANI DARALDI.
 
Bundan beş yıl öncesine kadar o kadar çok sağlıklıydım ki, komşularım dinçliğime gıpta ederlerdi. Nazar mı ettiler, bilmem. Bir süre sonra doktorlar beni hasta ettiler... Nasıl derseniz, bir diş ağrısıyla başladı her şey. Azı dişim yaşlanmış ve bakımsız kalmış halini bana ağrıyla hissettirdi. Umursamayınca, şiddetini dayanılmaz derecede artırdı. Doktora gitmek zorunda bıraktı. 
İşte ne olduysa bundan sonrası oldu. Diş hekimleri beni antibiyotiğe boğdu. Dişin apse yapmış çekemeyiz" dediler, kutu kutu antibiyotikleri reçete edip verdiler. Tam altı kutu hapı yutmakla diş ağrım dindi, sonrasında kökünden çekildi sıkıntısı bitti. Fakat diş ağrımı ve dişimdeki apseleri tedavi eden antibiyotiklerin yan etkisiyle, tansiyon derdi girdi sinsice bedenime. Hiç düşüş göstermeyen hipertansiyon, kalbimin ritmini de bozdu ve ben böylece ilaç sektörüne kazandırılmış bir bağımlı, sürekli hap kullanıcı oldum. O gün bugün tam beş yıldır kalp ve tansiyon hastasıyım. Ara sıra belki kullandığım hapların yan tesirlerinden beyin damarlarım da ağrıyor, bünyeme yeni ilaçlar yüklememek için doktoruma durumu söylemiyorum. 
SSK emeklisi olmamdan dolayı çok şükür sağlık güvencem bulunduğundan kalp ve tansiyon ilaçlarımı beş yıldır düzenli alabiliyordum. Şimdi alamıyorum, çünkü depoda bu ilaç yok diyorlar. 
Ne yapacağız, sorumuzun muhatabını bulamıyoruz. Doktorlarca rapor çıkartılarak, önce ölene dek zorunlu kullanmam gerektiğini söyledikleri ilaçların abonesi ettiler. Şimdi para ödemezsen aboneliğin iptal, der gibiler. 
Duyduğuma göre kalp ilaçlarını devlet kesintisiz ödeyecekmiş, ya tansiyon hapları? Kalple ilintili şu  hipertansiyon dedikleri...
Son yıllarda hapsız ne oluvermiştim birden ben, çok şükür ilaçlarıma beş senedir para ödemiyordum. SGK'dan kesiliyordu. Amma bu 2 ay öncesine kadar böyleydi. 
İki ay önce eczaneden ilaçlarımı almaya gittiğimde eczacı benden üç küçük kutu tansiyon ilacım ve iki kutu kalp hapım için 19,5 lira para istemişti. Nasıl olur, soruma yanıt "Fark tansiyon ilaçlarınızdan çıktı" denilerek cevaplanmıştı. Eczacıma: "Ama ben beş yıldır, tansiyon ilacıma para vermiyordum. Sigortamdan kesiliyordu."dedim. Eczacım ilaçlarımı torbaya koyarken, "Bundan sonra böyle, fark ödeyeceksiniz. Ve bundan sonra böyle üçer kutu alamayacaksınız, depolarda bu ilaçlar yoklar." dedi. Dünkü günde dediği oldu, ben ilaçlarımı bulamadım, alamadım. Çok üzüldüm. Limonlu sular kâr etmiyor, bitki çayları tansiyonu düşürmeye yetmiyor.
Devamını oku...
Şu anda 799 konuk çevrimiçi

Anlayana Saz
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 28 Ağustos 2012 10:15

altBir zamanlar her soruya insanı şaşırtacak cevaplar veren akıllı bir çoban çocuğu varmış. Şöhreti etrafa öyle yayılmış ki, kral da merak edip çocuğu saraya davet etmiş:

“Sana üç soru soracağım.” demiş.

“Birinci sorum şu: Dünyadaki bütün denizlerde kaç damla su vardır?”

“Haşmetli kralım...Yeryüzündeki bütün ırmakların akışını durdurun bir süre...Ben sayarken yanlış olmasın. Sonra ben size denizlerde kaç damla su olduğunu söyleyeceğim...”

Devamını oku...
 
İyi Bayramlar Güzel Ülkem
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Ağustos 2012 17:51

Her giden güzellik gibi Ramazan ayı da ardında güzellikler olduğu kadar burukluk ve hüzün bırakıp gitti. Ne kadar özlesekte, yolunu gözlesek de 11 ay sonrasına kadar yok artık gelmeyecek. O büyük nimetti, yararlanan yararlandı; bakıp kalan nice fırsatlar kaçırdı. Bir daha ki Ramazan ayına kadar kim öle, kim kala.. yüce Allah (C:C) tüm Müslüman Alemine güzellikler versin. Her zor da, darda olanı korusun, kollasın ve nice Ramazanlara ulaştırsın inşaallah.

Devamını oku...
 
Dervişlik Budur
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Ağustos 2012 09:14

Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:

- "Vur usturayı berber efendi!" der.

Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- "Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!" diye kükrer.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki111112113114115116117118119120SonrakiSon»

Sayfa 111 / 130
 
Turkish Arabic English