Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

SARIKAMIŞ HAREKATI
 
Sarıkamış harekatı tam 103 yıl önce bugün başlamıştı. Osmanlı askeri Rus ordusunu geri püskürtmüştü. Enver Paşa olanla yetinmemiş, yorgun askerden daha da fazlasını istemişti. Ancak paşanın emriyle başlayan Sarıkamış harekatı hüsranla sonuçlanmıştı. Kara kışta, karda tipide, üzerlerinde yazlık giysiyle binlerce askerimiz hırsa kurban gitti, donarak can verdi. 
Komutan kesin emir vermişti. Rusya'ya geçilecekti. Sırtlan önüne kuzuları sürer gibi,kar yığınlı Allahuekber dağlarının üzerine askeri yürüttü. Komutan askerlere dağları aştırıp Rus'u fethederek kahraman olmayı düşlüyor olmalıydı. 
Her yer kar doluydu. Kar tipisinden göz gözü görmüyordu. Asker kar yığınına attığı adımını bir daha geri alamadı. Genç bedenler donmuştu. 90.000  yiğit ana kuzusu kara bulanmıştı. Onların sayesinde bu vatan vatan olmuştu.
Kıymetli şehitlerimiz, mekanınız cennetin en güzel yeridir şüphesiz. Ruhunuz şad olsun. Her biriniz karlı dağda kardelen olup gönüllerimizde açtınız. Daim dualarımdasınız. Minnetle, rahmetle bu vatan uğruna canından vazgeçen tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum.
Devamını oku...
Şu anda 1636 konuk çevrimiçi

Farkına Varabilmek
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 24 Haziran 2012 08:43

 

alt

Bir grup eski öğrenci, emekli hocalarını ziyarete gitmiş.

İşlerinden ve sosyal yaşamlarındaki sorunlarından, aileleriyle paylaşamadıklarından ve bunun getirisi stresten söz etmişler. Hoca, iş yaşamında her biri önemli yerlere gelmiş eski öğrencilerine, kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Biraz sonra, değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup, kahvelerini oradan almalarını söylemiş.

Tüm eski öğrenciler, kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde, hocaları onlara şunu söylemiş:

Devamını oku...
 
Kıssadan Hisse Almalıyız
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 20 Haziran 2012 11:34

altMerv şehri kadısının bir kızı vardı. Ülkedeki, ileri gelen zengin, makam ve mevkı sâhibi kimseler bu kızı isteyince hiç birine vermedi. Bu zâtın Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı. Aradan iki ay geçmiş meyveler olgunlaşmış bolluk bereket gelmişti. Efendisi, Mübârek'ten üzüm isteyince, toplayıp geldi. Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi. O da ekşi çıktı.

Efendisi;

"Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?" demekten kendini alamadı.

Mübârek;

"Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!" diye cevap verdi.

Devamını oku...
 
Ki ebedî kurtuluş kimseyi incitmemekle mümkündür - Hâfız'ın Gazelinden
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 17 Haziran 2012 21:41

 

altبنال بلبل اگر با منت سر یاریست
که ما دو عاشق زاریم و کار ما زاریست
Benâl bulbul eger bâ menet ser-i yârîst
Ki mâ du âşık-i zârîm u kâr-i mâ zârîst
Nâle et (inle) bülbül, ki eğer benim hakîkî yârim olmak istiyorsan
Ki biz zâr eyleyen iki âşıkız, tüm kârımız da ağlamaktır
 
در آن زمین که نسیمی وزد ز طره دوست
چه جای دم زدن نافه‌های تاتاریست
Der ân zemîn ki nesîmî vezed zi turra-i dôst
Çe cây-i dem zeden-i nâfehâ-yi tâtârîst
Dostun (Sevgilinin) kâkülünden esip gelen meltemin olduğu yerde
Tatar ceylanlarının misk elde edilen göbeklerinden bahsetmenin yeri olur mu 
 
بیار باده که رنگین کنیم جامه زرق
که مست جام غروریم و نام هشیاریست
Biyâr bâde ki rengîn konîm câme-i zerk
Ki mest-i câm-i gurûrîm u nâm huşyârîst
Getir bâdeyi, getir de elbisemizin rengini kızıla boyayalım
Ki gurur kadehiyle mest olmuşuz; güyâ nâmımız akıllı (akıllı geçiniyoruz) 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki111112113114115116117118119120SonrakiSon»

Sayfa 116 / 130
 
Turkish Arabic English