Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Meğer ülkemde ne kadar işsiz ve dar gelirli varmış. Umut tacirlerinin yaptığı bir açıklama üzerine,  insanların ardarda dizilmiş hallerini haberlerde gördünüz mü? Vaat edilenden pay kapmak adına, insanoğlundan umut kuyruğu oluşturulmuş. Kadın, erkek, genç, orta yaşlı, eğitimli, eğitimsiz; bilgili, bilgisiz, donanımlı, donanımsız, işin içeriğini bilmeden adeta haberi duyan koşmuş.  Hangi yaştan, boydan, soydan insan ararsanız hepsi iş ve işçi bulma kurumu önünde upuzun kuyruk oluşturmuşlar. Vaatte “Toplum yararına program kapsamında bir proje adı altında altı aylık işsize iş” deniliyor. Yani verilen işe katlanana altı ay kesintisiz para kazanma umudu…  Lakin çoğu insanca sanılıyor ki “Kapağı attım mı, tamamdır.” Garantili, güvenli biliniyor, sunulan hizmet altı ay da olsa muhteşem belleniyor. Emek gücü karşılığı geçici bir yardım, diye değerlendirilmiyor... Yahu belki işi ağır bulacaksın, kaytarmaya kalkacaksın, çıkarılıp kapı önüne konulacaksın. Neyin ne olduğunu bilmeden hemen balık istifi yığılma yapılıyor. Kadın, erkek aralarından su sızmamacasına dizilmişler. Tespih tanelerinin aralarında bile çekme boşluğu bulunur. Bu nedir böyle, mahremiyetimiz kalmış şöyle.

İnsanların birbirine yardımı kalkınca, torpil olayı ülkem geneline yayılınca gavurun dağıttığından medet umuluyor. Nedeni umursanmadan, usulsüzlüğe umut bağlanıyor. Allah rızka kefildir, çık dışarı yapabileceğin düzeyde ara nasibini. Zira ilgililerce işe alım bu şekil olmaz!

Bahsettiklerimi ben de haberlerden öğrendim. Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR)  İl Müdürlükleri tarafından düzenlendiği belirtilen (TYP) açılımı “Toplum Yararına Program”mış. Nasıl bir program, işsize becerisine göre iş imkânı mı, altı aylık geçici iş diye açıklanmış. Bu açıklamanın ardından kurum önünde izdiham oluşturulmuş.

Başvuru süresinin ilk günü iş başvurusu yapmak isteyen vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren İŞKUR  İl Müdürlükleri binası önünde yoğun kalabalık katmeri yapmışlar. İşsizlikten çaresizliğe düşmüş olanlar bu programı umut belleyip “Erkenden gidersem ben kaparım” düşüncesiyle, yemeyip içmeden kurum önüne koşmuş; işi kendisi sahiplenmek adına, diğerleriyle kavgaya bile kalkışmış.  Toplum Yararına Program denilerek halka sunulan bu iyiliğin maksadı nedir, zira vatandaşa 6 ay para kazanmaya fırsat sağlayacak sistemde, ödenecek bütçe,  dış güç yardımı olarak belirtilmiş. Bunlar babalarının hayrına yapabilirler mi, “vay canına, bu soruma gülesim geldi.” Sanki bana bu iş içinde başka bir iş-planmış varmış gibi geldi. Müslümanları köle gibi dizilmiş görmek bile, onların egolarını tatmin eder bilesiniz.

(TYP) Toplum Yararına Program kapsamında il merkezi ve ilçelerde belediyeler ve kamu kurumlarda 6 ay geçici süreyle beden işçiliği ve çevre temizliği olarak değerlendirilecek olan bu program için, yurt genelinde 3 bin kişinin istihdam edilmesi planlanmış. (Belediyeler zaten yığınla kayırma partili adamla dolu. Yeni alımları nerede değerlendirecekler acaba?)

Devamını oku...
Şu anda 975 konuk çevrimiçi

Bahar Anne Münir Baba
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 02 Eylül 2018 16:05
 
altGünümüz dünyasında komşuluk ilişkileri geçmişte olduğu kadar sıcak yaşanmasa da, Anadolu illerinde gelenek ve göreneklerine özen gösteren, komşuluğa büyükönem verenler hala mevcut çok şükür.
Apartman dairelerinde üstüste yahut yanyana dairelerde oturanların birbirlerini tanımadıkları, birbirlerini gördüklerinde selam bile vermekten kaçındıkları dönemlerdeyiz. İnsanların yaşamına bilgisayar vasıtasıyla çöreklenen sosyal medya, komşuluk ve akrabalık ilişkilerini zedelese de Anadolu topraklarında yaşayanlar insan kalabilmenin, komşuyla konuşmanın hassasiyetine, gereğince dikkat ediyorlar.
Televizyon denilen icadın dünyalarına girmesi aralarına mesafe koymuş olsa da, komşular her karşılaşmalarında sıcak sohbetler edebiliyorlar. Birbirlerinin sıkıntılarını bu sohbetlerle gidermeye çalışıyorlar.
Özellikle benim gibi komşuluk ilişkilerinin sıcak yaşandığı bir mahallede doğup büyümüş olanlar, bu güzel dostane komşuluğun sürdürülmesi için daha dikkatli oluyorlar. Belki dikkatli olmaya da gerek kalmıyor. Aileden nasıl gördüysen, onu devam ettirmen bu dikkati farkında olmadan üzerinde taşıtıyor.
Ben ilimin Gazikemal Mahallesi'nin çocuğuyum. "Çocuğuyum" diyorum, zira sonralarım başka mahallelerde geçti.
Şehrimin en merkezi yerindeki Gazikemal mahallesinde genellikle dışardan gelenlerce yerli halk denilen, şehrin öz evladı olarak bilinenler ikamet ederdi. Benim dedelerimde  asırlarca neslini aynı yerleşim bölgesinde sürdürenlerdendi. 
Şehrimde halen varlığını koruyan, cephesi hükümet binasına, hatta valinin makam penceresine dönük, bey hamamının yanındaki sokakta bulunan, yüz yıllar öncesi atadan kalma; ahşap, üç katlı, pencereleri ahşap kafes örgülü, geniş sofaları olan evimize bitişik komşu evleri vardı.
Aynı heybetteki evlerde oturan komşularımızın simaları bugün de hafızamdaki yerlerini korur. 
Onlardan bir kaçı vardır ki, anılarımda hiç solmazlar. 
Devamını oku...
 
Mısır Maceram 2
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Eylül 2018 03:40
altKahire'ye gittim, oradaki çoğu Mısırlının Osmanlı düşmanı olduğunu öğrendim kahroldum. Diyorlar ki, "Osmanlı bize 250 senede bir şey öğretmedi, ama İngilizler 30 yılda pek çok şey öğretti." 
İngilizlerin öğretti sandıkları şey de, bizden beter dünyalık yaşam...
Malum Mısır bir Afrika ülkesi. Oralara kadar gideceğimi hiç sanmazdım. Çünkü uçak fobimi hiç aşamazdım. Lakin bir ay içinde defalarca uçağa bindim. Adeta Afrika'yı fethettim.
Gezim süresince konuştuğum Mısırlılara dedim ki: "Osmanlı size şefkatle yaklaşıyordu, merhametli davranıyordu. İyilikten anlamamışsınız. Lakin İngilizlerin silah zoruyla öğrettikleri yanlışları çabuk kavramışsınız."
"La la la" deyip durdular. Yani hayır diyorlar, sömürü altında müslümanlıktan uzaklaşıp, İngilizler gibi olma gayretllerini, onlara çok özendiklerini kabul etmiyorlar."Biz modern müslümanız"diyorlar. Genç kızların çoğu toplum içinde çıplakmış gibi, çok açık saçık giyinip gezmekten arlanmıyorlar. Kahire'de de kafeler, AVM'ler dolu. Gençler buralarda kız erkek sarmaş dolaşlar. Anlamlandıramadığım karmaşık bir yaşam içindeler. Halkın çoğunun çoktan İngiliz gibi oldukları davranışlarından alenen belli. Tek ayırt edilecek yanları, müslüman gençlerin her ortamda sıklıkla nargile içmeleri.Mısır'ın yerli halkı, bilhassa fakir kesim, erkeği kadını uzun entari giyip, başını örtüyor. Ayaklarında sandalet, kimileri de yalın ayak, başı kabak.
Nil nehri kıyısında eski bir gemiyi onarıp lokanta etmişler. Böyle bir kaç tane gördüm. Birinin levhasında "Passa restorant" yazıyordu. Gemiye girişe bir kukla koymuşlar üzerine Osmanlı paşası kıyafeti giydirmişler. Yemek yemeğe gelenlere iki büklüm eğilerek buyur çekiyor. İçeride yemek servisi yapan garsonlarda üzerlerinde sırmalı ceket, başlarında fes, ama dilleri İngilizce şakıyor.Masaya oturmadan mekanı terk ettim.
Kahire çok kalabalık şehir. Kahire'de Nil kıyısı güzel, nehrin çevresi zengin iş merkezleri ve zenginlerin kalabileceği otellerle dolu. Bunlardan birinde de ben kaldım. Lakin otelime gelirken çok şaştım. 
Devamını oku...
 
Yahyâ Baba - Çimdik
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Ağustos 2018 17:24

yusuf ziya ortaç, tarık ileri, Târık İleri, ayfer aytaç, ayferaytac.com

 

Şâirlere Dâir

 
Yahyâ Baba

 

İp üstünde oynatır bütün dünyâyı fendi,
Habbeyi kubbe yapar şâir Kemâl Efendi!

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ