Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

“GEÇMİŞTE ERKEKLER, GÜNÜMÜZDE KADINLAR ŞANSLI"
 
86 yaşında, 7 evlat 20 torun ve üç torun çocuğuna sahip Ayşe teyze günümüz kadınlarının çok şanslı olduklarını buna rağmen doyumsuzluk yaşadıklarını söyledi.
“Geçmiş yıllarda, bizim gençliğimizde anamızın evinde de çilekeştik biz, koca evinde de çok çileler çektik. Buna rağmen hiç gocunmadık. Kadının kaderi belledik hep, çile çekiyorsak vardır bir sebebi dedik, yaşadıklarımıza kader adına boyun eğdik” diyen Ayşe Ada teyze, günümüz kadınlarının çoğunun koca parası yediğini ve kocalarını maddi manevi yıprattıklarını söylüyor. 
Kocalar para kazanmaya didinirken kadınların günlerde kahkaha içinde keyif çattıklarını, buna rağmen yaşamdan zevk almadıklarını, şikâyetlerle doyumsuzluklarını sık sık dile getirdiklerini anlatıyor. 
Çalışan kadınların da çok kaprisli olduğunu vurgulayan Ayşe teyze "kadın dediğin azcık sesini kısık çıkarır, ben bilirim  havasını hanımlığıyla yansıtır. Bağırıp çağırmak, kocayı aşağılamak kadına yakışmaz diyor.
Tüm yurtta kadınlarının eskiden çok çilekeş bir hayatları olduğunu dile getiren Ayşe Teyze, o yılları bu yıllarla şöyle mukayese etti.
 
“Misal bizim Ispartalı kadınlar ve genç kızlar geçmişte hem halı dokurlardı, hem ev işi yaparlardı. Üstelik şimdiki gibi elektrikli makineler yoktu o zaman. Kız kısmı ana evindeyse de, koca evindeyse de sabah kalktı mıydı. Çayı gaz ocağına koyar, yer sofrasını hazır eder hane halkını uyandırıp her birine hizmet ederek karınlarını doyururdu. 
Sofrayı toplamasının ardından, ot süpürgeyi eline alır, evin dört bir yanını, hanay dâhil, yani o zaman ahşap evler olduğundan evin girişine hanay denilirdi. Giriş kapısı önü bile baştan sona süpürülür, temizlenirdi. Herifler evden işe gittikten sonra akşama kadar eve gelmezlerdi. Öğle yemeklerini bir kaç kap hazırlar, sefer tasına doldurur ellerine tutuştururduk. İş yerinde atıştırırlardı. Şimdiki gibi iki saate yakın öğle tatili olmazdı çalışanların. 
Biz kadınlar koca evde değilse kendimize öğle yemeği hazırlamazdık. Kucağımıza bir somun koyar, halı dokurken birer lokma ekmek atardık ağzımıza gevelemekle doyardık. Şimdikiler gibi beslenme reçetelerini takip etmezdik.
 
Sonra akşamları ev ahalisi birlikte yemek yerdik, elde bulaşık yıkardık. Eltiler, görümceler, kaynana, kaynata hepsinin dağ gibi bulaşığı yıkanırdı. Kocaman sinileri külle ovalayarak akpak ederdik. İki üç nesil bir arada yaşanırdı. Kimse kimseden gocunmaz, yaşlıyı gençler yük görmezdi.
Devamını oku...
Şu anda 4775 konuk çevrimiçi

Yeni Bir Sektörümüz Oldu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 15 Ocak 2019 09:27
BEZ TORBA SANAYİMİZ GELİŞİYOR
 
altPoşetler paralanınca yerine hemen bez torbalar seçeneği sunuldu. Cin fikirli adamlar çevre bakanının ağzından poşetle ilgili paralı uygulama sözünü duyar duymaz, bir gecede yeni bir sektör oluşturdular. Fabrikalar kuruldu, makineler alındı. İşler tıkırına kondu, işçiler yüksek maaşlara doydu. Torbacı başı diye bir unvan bile oldu. Çevreye kirlerin akması durdu, yeni sektörümüz ülkemizin kalkınmasına vesile oldu. Torbaların poşet üzerindeki hakimiyeti hayli etkili oldu. Fakirliğimiz duruldu, zenginliğimiz dünya âleme duyuruldu. Mutluluğumuz tavana vurdu. Dert tasa hanelerden kovuldu. Çoluk çocuk coşmaktan yoruldu, sevgi seli ah ne hoştu, insanlarımız aşırı sağlıktan sarhoştu. 
-"Sahi mi? Ne zaman oldu bütün bunlar?" 
-"Bir gecede falan yani. Bakan bir baktı, bazıları o bakıştan çok kârlar kaptı."
-"Yok böyle değildir. Olmaz öyle şey, oldurtmazlar. Kolayca kovaları doldurtmazlar."
-"Tabi öyle değildir, inanmayın. Bez torba satıcıları doğru da, ülkemin kalkınmış olması hayaldi. Kendim yazdım, kendim okudum. Boşuna hayallere dalmayın, hâkikatler bizim bildiğimizden, gördüğümüzden çok farklı. Biz bize gösterileni görüyor, denileni duyuyoruz. İşin aslı astarı nedir, doğrusunu Allah bilir.Hiç bir şeyin doğrusu bizim bildiğimiz şekilde değildir." 
-"Değildirse değildir, ne diyelim?" 
-"Bir şey diyemeyiz zaten, desek de sesimizi duyuramayız." 
Aman sende, biz bakanı bakmayanı boş verelim. Bez torbalar tarlasına geri dönelim. Duyan duymayana söylesin, boşuna kimse kimselere poşet parası ödemesin. Yığınla bez torba sürüldü piyasaya, bu işte rekabet kıyasıya. Aslında para verip torba almanıza gerek yok. Evinde dikiş makinesi bulunan herkes kullanılmayan çaputlarından istediği şekil torba dikebilir. "Öf be, neyine uğraşayım eski çaputla, parama geçer sözüm." diyenler için birileri akıl etmiş, Amerikan bezinden tonlarca bez torba dikip piyasaya sürmüş. 
Bez torba ticareti yoğun olarak İnternet üzerinden başlatıldı. Güya millete iyilik ediyorlar. Resmen ürünlerini satmak için her yolu deniyorlar. Mail adreslerine reklam bile veriyorlar. Üzerlerinde vatandaşı tavlayıcı, zevkleri kamçılayıcı resimler basılmış torbalar sosyal ortamda süzülüyorlar. Evinde kedi köpek besleyemeyen bez torba üzerinde resmini taşıyacak, isterseniz üzeri sevdiğiniz sanatçının fotoğrafı basılacak, diyerek beyinlere giriyorlar. Her şarkıcının, artistin resmi basılmış olanları da hazırda var. Takarsınız kolunuza, torbanızla çarşı pazar dolaşırsınız. Onların reklamını bir de siz yapmış olursunuz. Paraları onlar kapar, havasını siz toplarsınız. 
Devamını oku...
 
Hacetten Para Kazananlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 14 Ocak 2019 11:09
GİDERDEN GELİR,ÇOLUK ÇOCUK AFİYETLE YENİR.
 
altHACETTEN PARA KAZANANLAR
Belediyelerin bildiğimiz, bilmediğimiz pek çok yerden önemli gelir kaynakları var. Bu gelirlerle belediyenin bazı giderleri karşılanıyor ve yönettiği yöreye hizmet yapmaya çalışılıyor. Hatta festivallere çağrılan sanatçıların paraları bile hacet gidermekten gelen gelirle ödeniyor.
Kendi ilimden biliyorum, bizim şehrin belediyesinin en bilinmez ve umulmadık düzeyde gelir kaynağı, yeme içmelerin hazmedilip boşaltılmasından sonra kullanılan en ucuz tuvalet kağıtlarından sağlanıyor.
Tuvalet Kağıtları Belediyelerin Önemli Gelir Kaynağı...
Markalı, markasız, üç katlı veya beş katlı hiç fark etmiyor. Evine tuvalet kağıdı alan ve sürekli tuvalet kağıdı kullanan medeni ahali, belediyenin bu önemli gelirine isteyerek olmasa da katkıda bulunmuş oluyor.
‘Bunu nasıl yapıyoruz,'un cevabı: Bir hanede ortalama beş kişi yaşıyorsa ve bunlar günde beş kez def-i hacet için tuvalete giriyorlarsa ve her girişlerinde, kaba etlerini medeniyetin getirisi kağıt peçetelerle temizliyorlarsa, sonra da o peçeteleri tuvaletin deliğinden sallandırıp, üzerine sifonu çekerek suyu boca ediyorsa, o peçeteler bir süre sonra belediyeye gelir kazandırmak için seferberliğe girişiveriyorlar. 
Hala ‘Nasıl yani,’ diyenleriniz var mı? Varsa hemen detaylı açıklayalım. TV reklamlarında gördüğünüz, süslü kelimelerle, işveli sunumlarla pazarlanma tekniğine kanıp aldığımız, ağaç katliamının baş sebepcibaşıcısı tuvalet kağıtları var ya, işte onlar öyle sanıldığı gibi, üstüne sifon çekilmekle yağ gibi kanallardan akıp gitmiyormuş meğer. Bir süre sonra logarları tıkayıp size zorlu anlar yaşatırken, belediyeye de para kazanacağı iş çıkarıyormuş. 
Bu tür tıkanıklığı olanların sorunlarını gidermek içinde, belediye peşin olarak 300 liranızı alıyor. Karşılığında size makbuz sunarken, evinizin adresini de kaydediyor. Sonra sizi sıraya koyuyor. Artık onuncu sıradaysanız bütün gün, hatta bütün gece evinize belediyenin göndereceği vidanjörü beklemeye koyuluyorsunuz. 
Merak etmeyin, belediyenin kanalizasyon ekipleri gece, gündüz iki vardiya halinde çalışıyorlar ve 24 saat içinde mutlaka size de ulaşıp, kanalınızı tıkanıklıktan kurtarıyorlar. Bu süreçte sizin yaşadığınız tek sıkıntı, tıkalı tuvaletinizi açılıncaya kadar kullanmamanız oluyor. Bir de evinizi basan pis sudan ve kokudan yemek yiyemeyişiniz, türlü rahatsızlıklar yaşamanıza neden teşkil ediyor. Bir 24 saatlik cefa ömrün yarısını götürüyor gibi geliyor, o da işin psikolojik yanı. Çaresi: “Bu da geçer” diyerek, insanın kendi kendini teskin etmesi. Stresin başka şifası yok bilesiniz... 
Devamını oku...
 
Vermeden Alıyorlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Ocak 2019 17:23
ZAMLI MAAŞLARIMIZ ELİMİZE GEÇMEDEN PARALAR BİTTİ.
 
altMarketlere, pazarlara sıklıkla gidenler görmüşlerdir, her şeye yeniden zam gelmiş. Dün beşe aldığımız, bugün on olmuş. 100 liranın zam yağmuruna karşı hiç hükmü kalmamış. Günde değişiyor fiyatlar, belki de saatte. Vah ki vah bize! Zam biraz gerile, acı halimize... 
Güya emekli maaşlarımıza zam yaptılar, maaş alacağımız günü "Oh bu ay biraz rahatlayacağız." diyerek umutla iple çekerken, aşımıza başka zamları kattılar. Zamlı paramız cebimize girmeden raflarda erimiş. Fukaranın taş kaynatmaktan tenceresi delinmiş... 
Allah'a şükür iyi ki makarna var. Makarnayı bulanlardan Allah razı olsun. Hamsinin bile 20 lira olduğu denizi bol ülkemde, makarnanın paketi 1,5- 2 lira. Ekmekten ucuz. Torba dolusu al, öğle akşam kaynamış suya sal, çoluk çocuk çanağa dal. Besleyici, karın doyurucu, tokluk hissi uzun sürüyor. Bunu makarna fabrikaları da biliyorlar, ürettiklerini hep ucuza veriyorlar, belli ki sürümden kazanıyorlar. Makarna dar gelirlinin karın tokluğu, parası olanlar bilmezler yokluğu... 
Aman duymasınlar, makarnaya da zam koymasınlar...
Bütün Yaşamsal ihtiyaçlara ortalama olarak %60-80 ZAM yapılmış olduğu halde;emekliye sadece %10,2 zam yapılması ülkem yöneticilerinin bizleri ne kadar önemsediklerinin göstergesi.
Hayat pahalılığı karşısında işçi emekli maaşlarımıza yapılan zamlar, beklentimizin çeyreği bile değiller. Yüksek faturalara bile tâkat yetiremezken nasıl başa çıkacağız pazardaki pahalı  patateslen? 
Nefisler mağrur,cüzdanlar mahcup, masum çocuklara hayat pahalılığını, maaşlarımızın pahalılık karşısında yetersizliğini nasıl izah edelim?
İşçi maaşına hiç yoktan iyi dediğimiz bir zam gelmişti, daha paranın sıcaklığı elde hissedilmeden işçinin giderine yüklü zam gelivermişti. Emekliye, memura verilen maaş zammı da daha ele geçmeden, her türlü tüketime yapılan zamlarla geri verilecek paralar peşin alınmış oldu. Bari vermeyin de, almayın da. Yahut bir çıkar yol gösterin, oraya yönelelim. Zamlar karşısında bitip tükenmemek için nasıl bir taktik uygulayalım? Kredi kartı borçlarını kredi çekerek ödeyebileceğimizi söylemiştiniz, zamlı yaşam mücadelemizde ne yapmamız gerektiğini sözle değil,fiili olarak gösterin ve yaşantınızla örnek olun. Fakir pahalılıkta eziliyor, görün.
Ey milletin vekilleri, ne olursunuz azıcık garibin sofrasını düşünün.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 82
 
Turkish Arabic English