Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

وزن: مفعول مفاعیلن مفعول مفاعیلن

Vezni: Mef'ûlü/Mefâîlun/Mef'ûlü/Mefâîlun

 

آن میر دروغین بین با اسپک و با زینک

شنگینک و منگینک سربسته به زرینک

Şu atıyla, eyeriyle gelen sahte beye bir bak

Neşe içinde sermest, dünya süsüne tutsak

 

چون منکر مرگست او گوید که اجل کو کو

مرگ آیدش از شش سو گوید که منم اینک

“Ne eceli? Hani ecel?” deyip ölümü inkâr eder

Altı yönden gelir ölüm, işte burdayım, der.

Devamını oku...
Şu anda 3841 konuk çevrimiçi

Özümüz Ölümsüzdür
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 02 Mart 2019 09:19
DÜNYA GÜZEL DİYORUZ YAŞAMAYI SEVİYORUZ.
ÖTE TARAFI BİLMEDİĞİMİZDEN ÖLÜMDEN KORKUYORUZ.
 
altBu sabah kalktığımda, saat 6.30 sularıydı. evimin karşı sokağındaki camide kısa aralıklarla üç selâ verildi. Saat dokuza doğru bu sayı beşe çıktı. Her zamanki gibi araba seslerinden kimin vefat ettiğini selâ bitiminde yapılan duyurudan duyamadım.. Vefat eden zatın nereye defnedileceğini de anlayamadım. Selâları dinlerken asudelik hissettim. İçimi derin bir huzur kapladı. Bir yandan da tuhaf bir gariplik hissettim. "Dün sağ olan birileri bugün ölüler grubuna dahil oldular. Ecel işte, ummadığın anda geliveriyor. Vade dolunca Allah'ın verdiği karardan kaçınılmıyor." diye düşünüp hayatını kaybedenlere yüce Allah'tan rahmet diledim. 
Her şeyin bir miadı, bir sonu var. İnsanın da bu dünyadaki yaşama süresi bitince hayatı yitiyor, ruhu kalkıp başka bir âleme gidiyor. Bir göç gibi düşünmek lâzım. Amirin emriyle Ankara'dan İstanbul'a tayin edilmiş gibi, tek başına sefere çıkılmış gibi...
Her ölüm zamansız bulunur, her ölenin ardından şaşkınlık yaşanır. Tuhaflık hissedilir. Ölen kişilerin evlerinde muhtemelen gözyaşı vardır. "Daha dün bizimle şakalaşırken, bugün aramızdan ayrıldı." diyerek belki de çok yakınları çok ağlamaktan kahrolup bitap düşüyorlardır.
Metanetle düşünecek olsak ki bunu hiç birimiz yapmıyoruz, yapamıyoruz. Bu satırları yazan ben bile annem babam vefat ettiğinde için için ağladım. Geçmişte beraberce yaşanılanlar geliyor göz önüne hisleniyorsunuz. Yüreğiniz daralıyor, iç sıkıntısı yaşıyorsunuz. En yakınlarımız ölümle bir anda yanımızdan yok oluyor sanıyoruz. Bir daha onları göremeyecek olmanın karamsarlığına kapılıyorsunuz. O anlarda hüzün sarıyor benliğimizi, üzüntüye bürünüyoruz. İsyan değil bunlar, duygusal anlar. Haşa 'Niye öldün, gittin! Erkendi daha, bari sen gitmeyeydin?' gibisine feryat figan değildi benim ağlamalarım.
Allah'ın emrine itaat etmek lazım. Allah'tan geldik Allah'a dönüyoruz. Özümüz ölmüyor, aksine ölümsüzlüğe kavuşuyor. Bu dünyada ölmekle yok olmuyoruz, başka bir yerde yeni bir yola koyuluyoruz.
Devamını oku...
 
Yenilenme Zamanı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 01 Mart 2019 10:03
MART AYI AĞAÇ DİKİMİ VE ÇEVREYİ YENİLEME ZAMANIDIR
 
altÇok şükür kış mevsimini sonları soğuk geçen Şubat ayıyla birlikte geride bıraktık. Cemreler düştü, çayır çimen yeşillendi; papatyalar gelincikler kırlara serilmeye başladı. Şayet Mart kapıdan baktıran ve kazama kürek yaktıran olmazsa, bu ay süresince bahçelerimizin bakımını yapabilir, boş alanlara fidan dikimleriyle donatabiliriz.
Çevremiz ve kendimiz için ne yapabiliyoruz? Bu soruyu da kendimize en çok soracağımız ay, Mart ayıdır. Bu ayda sıklıkla duyulan kuş cıvıltılarıyla, yeşille donanan doğayla yenilenelim. Mümkün olduğunca doğal beslenelim, doğadan bolca  yararlanarak, doğal yaşama gayretinde olalım. Her halimizden mutlu olmaya bakalım. Mutlu olan, başkalarını da mutlu eder.
Ülkemiz çevre konusundaki imkânlar bakımından çok şanslı. Galiba bu imkânları kullanmasını bilmeyen çevreci geçinenler açısından şansız bir ülkeyiz. Paraya verdiğimiz değerden dolayı yeşili yok edip, betona teslim ediyoruz. Okumaya gösterdiğimiz duyarsızlığımızı, çevremize de göstermiyoruz. Mevlam tüm güzellikleri ülkemin her yerine cömertçe vermiş elhamdülillah. Tabiatı hoyratça kullanmamıza rağmen çevre sorunlarımız şimdilik az ve çözümsüz sorunlarda değil. Üstelik birçok yörede göremediğimiz, 'Gönüllü Çevreciler”imiz var. Çevre sorunlarını çözmek için durmadan planlar, projeler hazırlayan Çevre İl Müdürlüklerimiz var. Bildiğim kadarıyla; pek çok yörede adı olan, ama yeri bilinmeyen bir Çevre Gönüllüleri Dernekleri var. Çevre çalışmalarına ödenek sağlayan “Çevre Vakfı”mız bile var. Bunun da ötesinde hevesi kursağında kalan, çevreci olmak için ne yapılması gerektiğini bilmeyen hevesli, her yaştan çevrecilerimiz var. Yetmez mi, daha ne olsun?
Ülkemin çevreyi alet ederek kendini ön plana çıkaracak, televizyonlarda boy göstermekten öte bir şey yapmayacak söz de çevrecilere ihtiyacı yok. Çevreyi koruyacak, çevre için çalışacak ve çevre imkânlarını en iyi şekilde değerlendirerek, çevre projelerini hayata geçirecek güzel yürekli insanlara ihtiyacı var.
Devamını oku...
 
Başkana Bakalım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Şubat 2019 09:11
Halkımız Nasıl Bir Belediye Başkanı İstiyor?
 
altHaberin merkezi Kaymakkapı’dan, güncel olan ne varsa detayıyla ve yorumlarıyla öğrenebilirsiniz. Kaymakkapı Meydanı bizim ilin nabzıdır. Yaz kış insan kalabalığı olduğundan etrafa bakınacak göz, her şeyi duyacak çok kulaklar bulunur. Yürüyenlerden çok banklarda oturanlar kalabalığı oluştur. 
Buralarda bütün gün oturarak vakit doldurmaya çalışanların pek çoğu bir yerlerden emekli insanlardır. Onları bütün gün meydanlıkta oturur görenler, bu şekil gün geçirmeye nasıl dayandıklarını merak ediyorlar. “Bu insanlarda peygamber sabrı mı vardır? Gelip geçtikçe görüyoruz. Bütün gün aynı yerde oturuyorlar” diye konuşuluyor onlar için.
Bazıları da,  bütün gün banklarda popolarını eskiten bu insanların görüntüsünden dolayı, Kaymakkapı’yı ‘emekliler mezarlığı’ diye adlandırıyorlar.
Gerçekten de Kaymakkapı’nın pek çok yeri, bundan 60 yıl öncesi mezarlıktı. şehrimin insanları ölmüşlerini sıklıkla ziyaret etmek için, üzerinde bugün ki hiçbir binanın olmadığı Kaymakkapı alanını mezarlık haline dönüştürmüşler.
Ne zaman ki, şehir büyümeye ve kalabalıklaşmaya başlamış, Kaymakkapı’nın şehir Meydanı olmasına karar verilmiş. Buradaki ölmüşlerin mezarları kazılarak, kemikleri Yukarı mahalle denilen Yenice Mahallesi mezarlığına nakledilmiş. 
O günden sonra mezarlık alanına önce belediye binası ve Halkevi, sonra Halk sineması ve Halk Kütüphanesi yapıldı. Sonra da, şimdiki belediye binasının yapımı sonrası, buralardaki halka yakın iş yerleri yıkılarak yerlerine, bugünkü Kültür Sarayı Sineması ve dükkânların bulunduğu binalar konduruldu. Yer, asfalta bulandı şehrin merkezi olduruldu.
Şimdiki zamanda ise, bu yeni var oluşun devamını emekliler mekân edinerek sürdürüyorlar. Çoğunun yaşı 50 nin üzerinde olan bu vatandaşların içinde Ispartalı olmayan, bir şekil dışarıdan gelmiş, sonrasında Isparta’ya yerleşmiş olanlar çoğunluk olarak varlar. 
Ama onlarda artık 40 yıllık Ispartalı olmuşlar. Hepsinin de bu şehre yerleşme nedenine yönelik ortak görüşleri; Isparta’nın sakin, ucuz ve korkmadan yaşanılası bir şehir olduğu...
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 87
 
Turkish Arabic English