Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

YETİM HAKKI YİYENLERİN, DOYMAYIP HARAMLA DONANANLARIN VAY HALLERİNE.

Hz. Ebubekir vefat etmiş…

Hz. Ömer hilafeti teslim almış, devlet emanetlerini inceliyor bir akşam

vakti. Sandıklar açılıyor, evraklar ve mali hazineye ait altınlar,

dirhemler tasnif edilip devir teslim yapılıyor. Evrakları tek tek

inceleyen Ömer sandıklardan birinde bir kavanozla karşılaşıyor. İçi

dirhemlerle dolu kavanozu merak ederek açıyor. İçinden şu not

çıkıyor:

Devamını oku...
Şu anda 2064 konuk çevrimiçi

İnsana Yatırım Yapacaksın
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 14 Haziran 2018 00:48

 

altDünyaya bir defalık gelme şansına sahip olan insan neslini, dizilerle, şeytanı sevindiren yarışmalarla oyalamayacaksın. İnsana insan olduğundan dolayı değer vereceksin. Hakikatleri öğreteceksin, doğruluğun daniskasını belleteceksin. Dinen, vicdanen hakkında hayırlı olacak konularda koşullandıracaksın. İnsan beynini bilgiyle, kalbini sevgiyle donatacaksın.

Ruhsal gelişmenin yolu, sevgiyi, bilgiyi beyne edinmekten geçer.

 

Televizyon haberlerinde izliyoruz sapıkları, kadına, çocuğa canilik, sarkıntılık yapanları, şiddet uygulayanları, kısaca hasta ruhları...

Sunucular ahkam kesiyorlar, “Bunları tıkacaksın içeri gün yüzü göstermeyeceksin.”

“Böylelerini asacaksın, keseceksin” diyerek halkın gözünde değer bulmaya, sosyal medyada fanlarının sayısını artırmaya çalışıyorlar.

Hiç kimse demiyor ki; “Hastayı, sapığı, caniyi, cezalandırmadan önce terapiyle tedavi ettir.” O da Allah'ın dünyaya cennetten nur gibi gönderdiği bir kulu. Masumken bir şey yokken, sonra neden böyle olmuş? Bir öğrenin bakalım hangi şartlarda, niçin o hale dönüşmüş.

Her önüne gelen evleniyor, ana-baba oluyor da acaba devletçe çocuklarını yetiştirme konularında takibe alınıyorlar mı?

Cahil hata yapmaya açıktır ve işin en kötü yanı cahilliğini bilmez, kendini herkesten bilgili sanır. Böylelerini azaltmanın, azgınlığın önüne geçmenin yolu, öncelikle insana yatırım yapmaktır.

Bence her konudan daha çok gerekli, eğitin insanları...

Bir yandan da yüreklere sevgi aşılayın, kine, nefrete karşı koyun. İyiliğe yönelik, kötülüğe tepkili, temkinli, dirayetli insanlar yetiştirin. Kime ne verirsen, onu alırsın. Tarlaya ne ekersen, onu biçersin. İnsanı yanlışa karşı, doğru olarak aydınlatırsan, hakkaniyetle eğitirseniz, toplumun düzelmesi daha hızlı ve kolay olacaktır.

İnsanımız eğitimsiz, okumuş cahilimiz çok fazla, zira okullarda ezbere dayalı dibloma sahibi olunuyor. Bence buna okumak denmemeli, diploma almış, ama böylelerinin çoğu da torpille iş bulmuş. Emek vererek diplomayı hak edenin hakkı gasp edilmiş. Doğru eğitim olsa, vicdanlar devreye girer, hak yemeye, harama göz dikmeye Müsaade etmez.

Görüyorsunuzdur. Öğrencilerin pek çoğu kafelerde kızlı, erkekli gruplar halinde vakit öldürüyor. Sınav zamanı gelince derslerine yönelik çıkabileceği muhtemel soruların cevaplarını ezberliyor ve diplomayı alan herkes eğitilmiş sanılıyor.

Hayır, benim sözünü ettiğim eğitim şekli bu değil. Üniversitelerin her şehre, yöreye göre açılması, bakkal dükkanı gibi çoğalması gençlerin eğitimine yönelik değil ne yazık ki... O şehrin kalkınmasına katkı sağlasın düşüncesiyle üniversiter çoğalıyor, şehirlerin gelişmesinde öğrenci giderlerinden medet umuluyor.

Turistler bile öğrenciden daha ucuza ülkemizde tatil yaparken, çoğu emekli ailenin çocuğu olan nice gençler okumak için evden ayrılıyor sanılıyor. Oysa pek çoğu baskısından kurtulmak, dolu dolu özgürlük yaşamak için eğitim ayağına, evinden sırra kadem basıyor. Ailesinin geleceğe dair umut tuttuğu öğrenciler, makarnayla beslenerek dişten tırnaktan ayrılarak gönderilen paraları kafelere kazandırıyorlar.

Ülkeler üretimle kalkınır. Makarna yiyerek, ezberden sınıf geçen çocukların dört yıl süresince şehirlerin esnafına bıraktığı üç beş kuruşla değil.

Devamını oku...
 
Sultanım Hünkarım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 13 Haziran 2018 22:35

II. Mahmud, 30. Osmanlı padişahı ve 109. İslam halifesidir

altDünyalık kazanç için ceddine ihanet eden böylesine fütursuz kimseler, bizden başka ülkelerde görülmemiştir.

Reyting kaygılı kanalların birinde, yaz sezonu süresince parsayı toplamak adına, yine bir Osmanlı dizisi başlayacağını duydum. “ Osmanlının şanınından nasiplenmek isteyenler bu defa kimler,” sorusuna cevap bulmak adına ilk bölümüne şöyle bir on dakika bakayım dedim. Gördüğüm sahnelerden tiksinti duydum. 2. Mahmut ve bir Rus muallimin aşkını anlatıyorlarmış güya...

Allah aşkını her değerin üstünde tutan, Allah rızasını kazanmak ve İslamiyeti dünyaya yaymak uğruna hayatlarının çoğu zamanlarını cenk ederek geçiren ecdadım Osmanlı; uçkuruna düşkün, halkına küskün, saltanatına ve saadetine öncelik veren olarak gösteriliyor dizilerde...

Doğrusunu Yüce Allah bilir elbet, ama ben de inanıyorum ki en kötü, en aciz bilinen padişah bile böyle bir saçmalık ve basitlik yaşamamıştır. Ceddimizi gençlere nasıl tanıtıyorsunuz, hiç bir tarihi bilgisi olmayan, iftiralara dayalı Osmanlı dizileriyle neyi elde etmeyi amaçlıyorsunuz bilmiyorum. Bildiğimse çok yanlış yapıldığı. Osmanlıyı saraydan çıkmayan, haremdeki hatunlarla oynaşan zamanımızın yeni yetme zengin delikanlıları gibi gösteremezsiniz.

Umarım reytinginiz hayallerinizi boşa çıkarır da, Osmanlının sırtından geçinmekten vazgeçersiniz. Aksi halde veballeriniz giderek kabarıyor. Altından nasıl kalkacağınızı bilemiyorum. Çünkü ahiret yurdunda reyting hesabı yapılmıyor, dünyada neyi, nasıl eden, ettiğinin karşılığını buluyor. Hatta bu dünyada da yanlışınızın cezası ummadığınız bir yerlerden yakanıza yapışıveriyor.

Benim gibi düşünenlerden rica ediyorum, lütfen iftiralara dayalı Osmanlı dizilerini izleyip, bu dizileri yapan, yaptıran fitnecilere fırsat vermeyiniz.

Osmanlı hükümdarları aşkla meşkle vakitlerini sarayda, eğlenceyle geçirmiş olsalardı. 630 yıl, dünyaya hükmetmezlerdi. Osmanlının hanımlarıda temsili de olsa, sarayda göğüsleri açık kıyafetlerle dolaşmayı, bu kadar kıskanç ve entrikacı gösterilmeyi, hak etmiyorlar.

Yabancı hanımlarla evlenen padişahlarımızın eşleri müslüman olmuşlar ve müslümanlığa yaraşır şekilde Allah'a kulluk yapmışlardır.

Ceddim Kur'an ilmine dayalı dayanakla tebasını ve tüm dünyayı dirayetle idare ediyorlardı. Fakat Osmanlı dizileriyle halkı uyutanlar sanırım bilgisizlikle beyinleri donatmak istiyorlar. Sanki biri bir yerlerden düğmeye basıyor, günahı umursamıyor, amaçları uğruna Osmanlıdan düşüncesi doğrultusunda nebalanıyor.

Daha önce bir yazımda konu etmiştim, buradan da kısaca bir kez daha belirteyim. “Cehalet doğruyu öğrenmek istemez; duyduğuna, gördüğüne inanır.”

Amacınız halkı cehalet içinde bırakmak değilse, soyunma sahneleri yerine inancımızı, kültürümüzü, imanımızı güçlendirecek yayınlar yapın. İlimle, bilimle halkın beynini aydınlatın. Aksi halde ahlaki çöküntüden sorumlu, şeytana kulluk yapan kimselerden olarak ahirete göçtüğünüzde yaptıklarınız görmezden gelinmeyecektir bilesiniz.

Devamını oku...
 
Çevremiz Çinli Doldu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 31 Mayıs 2018 12:01


altGünümüzün Çin coğrafyasında yaratılmış olan, yaşadıkları bölgenin toprağıyla sahipleri Uygur Türkleri, Özbek Halkı, Tatarlar, kısaca Türk soydaşlarımız, Müslüman dindaşlarımız Çin ülkesinde zulüm görürken, bilhassa mübarek ramazan ayında oruç tutmaları dahil evlerinden çıkmaları dahi yasaklanırken ve de camilerin minareleri Çin bayraklarıyla donatılırken; bizler ülkemizin dört bir yanında Çinlileri ağırlıyoruz. Keyiflendirip, zenginleştiriyoruz. Ne acı ! Hem de çok acı !..

Çinlilerin Müslümanlara yaptıkları zulüm karşısında hiç bir sesin çıkmaması, hatta feryatlarının duyulmazdan gelinmesi daha da acı.
O bölgedekiler de Müslüman. Üstelik hem Müslüman hem Türk.... Niye bir müdahale yok? Çin'e niye bir ekonomik yaptırım yok? Çok üzülüyorum ve ne yazık ki bireysel bir şey yapamıyorum.

Sizler hiç yolda belde rastlaştınız mı bilmiyorum, ama ben Ankara'da ve Anadolunun bazı illerinde Çinlilere pek çok kez karşılaştım. Öyle Japonlar gibi turist olarak gelmiş bulunmuyorlardı. Bizden toprak almış, bağ- bahçe, apartman almış Çinlileri gördüm tanıdım ve hayretimi çekik gözlerinden gizleyemedim.

Bizim Isparta'mız da da AKP'li belediye başkanımız var olduğu dönemde (2004), ortalıkta adeta birden bire Çinliler peydah olmuştu. İlk görüşümüzde gariban turistler zannettik. Hatta mahallelerimiz arasında gezerlerken, bazı evler türk misafirperverliğini göstermek istercesine, Çinlileri konuk etme, karınlarını nefis yemeklerle doyurma yarışına girdiler.

Kimileri de vardı ki, Çinlileri pis bulup yanlarından kaçarcasına uzaklaştılar. Bazıları diyordu ki, “Bu çinliler kedi köpek yiyorlarmış, evde baktığınız hayvanlarınıza mukayyet olun, sokağa salmayın. “ Kimi de yarı alaysı dille “Kedi, köpek değil sadece her türlü böcekleri, fareleri de yerlermiş. Kedileri yormayalım.Fareleri bunlara yakalatalım bari” diyerek Çinliler hakkında çeşitli konular üreterek gün boyu konuşuyorlardı.

Sonradan yerel basından öğrendiğimiz kadarıyla AKP'li belediye başkanı getirtmiş bu Çinlileri Isparta'ya. Nedeni, giderek daralmış olan biricik krater gölümüzün çevresinde termal tesisler kurma amaçlı araştırma yapmalarıymış. AKP'li belediye başkanı bir süre Isparta halkını bu sözlerle uyuttu. Sonra çevresini Çinlilerden oluşan bir toplulukla büyüttü.

Belediye başkanlığı süreci sona erince bir de duyduk ki, AKP'li belediye başkanı çinlilerle ortaklaşa bir madencilik şirketi oluşturmuş. Isparta'nın neresinde, ne madeni var, onu arar, bulup- üstüne konar olmuşlar.

Ulusal medyadan da o günlerde konuyu okumuş olanlarınız vardır. Haberler “Antalya, Burdur, ve Isparta da faaliyet gösteren 100'e yakın maden Çinli şirketlerin eline geçti. Çinliler bölgedeki tüm maden ocaklarını satın aldı.” diye yayınlandı.

AK Partili belediye başkanı vesilesiyle o ilk geldikleri günlerdeki görünümleriyle hor görülen Çinliler, şimdi patron oldular Türkleri yanlarında işçi olarak, ağır işlerde çalıştırıyorlar.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 358
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ