Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 Türk toplumunun geleneksel yapısında sevgiyi dışa yansıtmama, yansıtamama vardır. Çocuklarımızı içten çok severiz, onların kılına dahi zarar gelmesini istemeyiz. Ama onlar bu çok sevgimizi pek bilmezler. İçten, görünmez sevgimizi çoğunlukla fark etmezler. Çünkü bizde atadan öyle görmüşüzdür, sevgiyi dışa vurmayı ayıp sayarız. Oysa çocukların ailelerinden bekledikleri görünen sevgidir. tatlı dille, güler yüzle, saç-baş okşamayla dışa yansıtılan sevgidir. Biz sanırızki böyle yaparsak çocuklarımız şımarırlar, toplum düzenine aykırı yaşarlar. Oysa onlar biz ne kadar baskı yaparsak, ne kadar çok sevgimizi içe gizlersek, gerekli gereksiz otorite yansıtırsak, onlar o kadar çok bize ve toplum düzenine aykırı olmaya çabalıyorlar. Zira dikkat çekmeye yöneliyorlar.

Bizim dışa vurumsuz sevgiye mahkum ettiğimiz, onları baskıyla etkilemeye çalıştığımız çocuklarımız, etkiye tepki verir gibi; sevgisiz büyüdükleri hissine kapılıp hem bize kinleniyorlar, hem de bizi cezalandırmak ister gibi yaşamlarında yanlış işler, yanlış seçimler yapıyorlar. En vahimide başkalarınca kolay kandırılmaya müsait oluyorlar. Yanlış insanların menfaat elde etmek için gösterdikleri güzel yaklaşımlara, motiveye kanıyorlar.
Devamını oku...
Şu anda 4832 konuk çevrimiçi

MUTLU SENELER
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 31 Aralık 2017 16:02

Dün Geçen Seneydi,

Bugün Bu Yıl.

Hayırlı Olsun İnşallah

altBaşta Güzel Ülkem, Canım Vatanım ve Sevgili Ailem Olmak Üzere...

Tüm İnsanlığın yeni yılda sağlık, huzur, barış, sevgi, mutluluk, dostluk, sabır, hoşgörü, başarı, bolluk, bereket, iyi niyet, bol kazanç, güzel kısmetler ve beklentilerin, umutların kazanca dönüşmesini dilerim.Ağzımızın tadı hiç bozulmasın, güleryüzlü, bereketli bir yıl gelmesi arzusuyla.....★** **★* *˛.

˛ °_██_*。*./ \ .˛* .˛.*.★* *★ 。*
˛. (´• ̮•)*˛°*/.♫.♫\*˛.* ˛_Π_____. * ˛*
.°( . • . ) ˛°./• '♫ ' •\.˛*./______/~\*. ˛*.。
*(...'•'.. ) *˛╬╬╬╬╬˛°.|田田 |門|╬╬╬╬...
...- ¯˜"*°••°*"˜¯`´¯˜"*°••°*"˜¯ ` ´¯˜"*°´¯˜"*°••°*"˜¯`´
HOŞ GELDİN 2018
SAĞLIK VE HUZUR DOLU
BİR YIL GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE

Bütün dünya çocuklarının ölmediği, savaşların olmadığı, herkesin herkesle keyifli dostluklar kurduğu mutlu bir yıl temenni ederim. Yeni yılın, yeni güzellikler getirmesi dileğiyle…

Mevsimine küsmüş çiçek gibidir insan, insan bir kırıldı mı bir daha onarılmaz. Tıpkı susuz kalıp solan bir çiçeğin bir daha açmayacağı gibi… İncinmiş, kırılmış insanında bir daha yüzü gülmez, gülümsemez, gülesi gelmez. Sevgili insanlar, birbirinizi üzmeyin, kırmayın, incitmeyin. Küs olduklarınız varsa barışın, sevdiklerinizle daha çok beraberlikler yaşamaya çalışın. Birlikteliğinizin kıymetini bilin.

Dünyamızda dönüşü olmayan ayrılıklar var, ayrılık rüzgârına yakalanıp sonradan pişmanlıklar yaşamayın. 2018 yılı, umut edip beklediğiniz, el açıp dualar ettiğiniz ne varsa bu yıl gerçekleşsin inşallah…

Sevgi, dostluk ve güven dolu günlere açılsın yüreğiniz. Kulaklarınızda hangi sesin özlemi, gözlerinizde hangi anın hayali, kalbinizde hangi sevginin hasreti varsa kavuşmanız dileğiyle... Sevdiklerimizle beraber, afiyet içinde, nice mutlu seneler. Mutluluklarınız daim olsun... Sonsuz sevgilerimle…

Devamını oku...
 
Hakikatin Körüyüz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 31 Aralık 2017 06:02

Aslında Hepimiz Zenginiz

alt

Eskiden suyu içerdik testiden, günümüzde gerçekten pek çok yönden hepimiz zenginiz…Yakın geçmişte şehir şebekeleri yoktu. Eski mahallelerde özellikle de varlıklı bilinenlerin yerleşim yerlerinde, ahalinin su ihtiyacı büyük oranda çeşmelerden sağlanırdı. Sonraları durumları iyi olanlar evlerinin hanaylarına, arka bahçeye açılan avlularına kendilerine özel kuyu açtırdılar. Lakin bu kuyulardan çekilen sular güvenilir olmadığından, daha çok çamaşır yıkamalarında kullanılırdı. Yemeklik ve içmelik su ihtiyaçları mahallenin camisinden testilerle temin edilirdi. Cami şadırvanlarında bulunan çeşmelerden soğuk kaynak suları akardı. Mahalleli buralardan namaz vakitleri dışında, testilerle evinin su ihtiyacını giderirdi. Kimse kullandığı su için para pul ödemezdi. Fakat hayır dualarını da dillerinden düşürmezlerdi.

Varlıklı ailelerin evinde bir de çamaşır yıkama kurnaları bulunurdu. Bu kurnalar, kuyuların hemen yanına kurulurdu. Bir tarafına da kazanlar konulur, altında meşe odunları yakılarak kuyudan çekilip doldurulan sular, kazanlarda kaynatılırdı. Çamaşırlar emek gücüyle elde yıkanırdı. Küllü suda ıslatılan çamaşırlar, bir süre bekletildikten sonra ya kille yahut arap sabunuyla çitilenerek, birkaç defa suyu değiştirilerek yıkanırdı. Elde ovalanan al çamaşırlar, akça pakça pek temiz olurlardı. Kalabalık ailelerde çamaşır yıkama işi gün boyu sürerdi. Zengin aileler yanlarında bu işlere bakacak, gerektiğinde yemek yapacak ‘kalfa’ namında kadın hizmetkâr çalıştırırdı.

70li yılların ortalarına kadar kimsenin evinde çamaşır makinası bulunmuyordu. Şehir yöneticisi konumunda bulunan valinin, belediye başkanının evinde de kalfa kadınlar, hane halkının tüm çamaşırlarını, "donları dahil" elde yıkarlardı. Ayrıca valinin, belediye başkanının mesai vakitlerinde giydikleri Frenk gömleklerinin yakaları ile kol ağızlarını yine kalfalar kolalarlardı. Ütüler, kola harici görülen yerlerin buruşukluğu giderilecek kadar yapılırdı. Ütü denilen eşya da her evde bulunmazdı. Varlıklı kimselerin evlerinde bulunan döküm kömür sobalarından alınan korlar, tahta saplı, ağır metal ütünün üstten açılan kapağından içine doldurulur, kömürler sönünceye kadar ütü işlemi sonlandırılmış olurdu. Fakir aileler, genelde tenekeden yapılma odun sobası kullanırlardı. Odunlar, eşek yüküyle evlerin önüne kadar gelip satılırdı.

Devamını oku...
 
Hepimiz Fukarayız
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 30 Aralık 2017 16:33

altHakikatte hepimiz fukarayız. Çünkü hepimiz her an Cenâb-ı Allah’a muhtacız. Allah’ın izniyle nefes alıp veriyoruz. Allah ekmek vermese, su nasip etmese, kuraklık meydana getirse, buğday ürettirmese, o ‘çok’ paramızın bir hükmü olmaz. Paran çok var, ama ortada alabileceğin bir şey yok. Ne işe yarar?

Evin tepeleme erzak dolu, yağdan- bala kiler her yiyecekle tıkılı, lakin yemeğe elverişli sağlığın yok. Ne yapılır?

Dolabında bin çeşit giysi kakılı, giyinip salınacağın bir ortam yok. Ne işe yarar paralı ve pahalı varlığın, hal böyle olsa…

Her gece ölüyoruz. Nasıl?  Uykuya vararak… Uyku halimiz de bir ölümdür. Sabahleyin Allah uyartmasa, yeni günü, güneşi görmeyi nasip etmese, kasamızdaki paralarla ne yapacağız? Nitekim gününü keyifle geçirenlerin niceleri, gece uykuya yattıklarında, sabaha uyanamamışlardır. “Uykusunda ölmüş” denilenleri hiç duymadınız mı?

O çok sevdiğimiz parayı sayan ellerimiz tutmaz, gözlerimiz görmez oldu muydu, para bizi kurtaran olur muydu? Öyle sanıyoruz, para her kapıyı açar, her sorunu çözer biliyoruz. Allah izin vermezse, dilemezse, mümkünü yok olmaz, olamaz.

Doktorlar bile hastalandıklarında, kendi dertlerine derman olamıyorlar. Dilleri tutuluyor adeta, nereleri ağrıyor diyemiyorlar. İlim-bilim adamlarının da,  daha ne imkânlara sahip olan nicelerin, sağlıklı sanılırken apansız öldüğünü duyuyoruz. Biz o kadar âcizken, neyimize “Zenginiz” diyerek böbürleniyoruz ki?

“Param yok, ama sağlıklıyım. O halde zenginim. Her şeyin üstesinden gelecek kadar cesaretliyim, o halde zenginim.” Geçin bir kalem…

Gerçekte zengin falan değiliz. Hepimiz “Bütün beşeriyet” çok, ama çok fukarayız. Çünkü daima Yüce Allah’ımıza muhtacız. O halde, Yaradan’dan aman dilemek için, imânlarımızı zenginleştirelim ve ebedi hayatlarımızı rahatlığa kavuşturmak için gayret edelim.

Bizim dinimiz çok güzel, çok kolay, ama bir hayli de dikkat isteyen bir incelik. O inceliği bilmekte mesele, tek yapmamız gereken şey kendi dinimizin dediklerine uymak, batıldan uzak durmak…

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 391
 
Turkish Arabic English