Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 
Hiç yağmuru düşündük mü?
Neyini mi? Birçok cihetini düşünebiliriz.
 
 
Biz şimdi sadece yağmurun yağışına bakalım;
 
 Yağmur damlaları 6 mm. çapındadır. Bundan daha fazla büyümezler. Yağarken ise asla birbirlerine değmezler. Yukarıdan aşağıya doğru bırakılan bir cisim, yerçekimi tesiri altında hızı artarak yere düşer, minicik damlamız ise adeta yerçekimine meydan okuyarak, sabit bir hızla yere doğru düşer. Bu olayın hayati bir hikmeti vardır. Çünkü yer çekimi kanununa uygun olarak, bir kaç bin metre yukarıdan düşecek damla, yere kurşun hı­zıyla ulaşacaktı. Hızlı, delici ve tahripkâr…
 
Yağmurun oluşumundaki yüzlerce hikmetli faaliyeti bir kenara bırakarak soruyoruz?
 
 1- Bu yağmur damlalarının boyunu kim ayarlıyor? Ve daha fazla büyümesini kim önlüyor?
 
 2- Milyonlarca damla aynı anda yere doğru inerken, rüz­garların da etkisine rağmen birbirlerine değmiyorlar. Bu damlaları birbirine değdirmeyen kudret sahibi kim?
 
 3- Yağmur damlaları yerçekimi kanuna rağmen sabit bir hızla yere düşerler. Yağmur damlalarının kurşun gibi inmesine müsaade etmeyen merhamet sahibi kim?
 
 4- Yağmurun bu şekilde yağma fiili bir failin varlığını gerekli kılmaktadır.
 
 O halde gökten bu suyu hikmetle indiren ve onunla yeryüzüne hayat fail kim
 
 O halde gökten bu suyu hikmetle indiren ve onunla yeryüzüne hayat veren Allah’tan başka kim olabilir?
 Tüm bu sorularımıza Kuran cevap versin?
 
 
 Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kim?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. Ankebut: 63
Devamını oku...
Şu anda 2075 konuk çevrimiçi

Haşhaş Hatırına
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 31 Mayıs 2018 09:35

Haşhaşı bilir misiniz?

alt

Bir adı da afyondur. Afyon ili asıl ismini bu bitkiden almıştır. Karahisar lakabı sonradan, (2005 senesinde TBMM'ce kabul edilen bir kararla) eklenerek “AFYONKARAHİSAR” denilmiştir. Malum Afyon karahisar kalesinin tarihimizdeki büyük zafer de, bölgeyi korumadaki önemi büyüktür. Fakat biz yaş grubundakiler alışkanlığından dolayı Afyon'dan bahsederken “Afyon” der. Misal: “Afyonkarahisara gideceğim” demez. “Afyon'a gideceğim. Afyon'da yaşayan ablamı göresim geldi” gibi...

 

Haşhaş bitkisi Afyon ve ilçelerinde neredeyse Hititler zamanından beri ekilip dikilmiştir. Buralarda yaşamış gelmiş geçmiş nice insanlar, haşhaş bitkisi sayesinde yurdunu yuvasını kurmuş, kalkındırmıştır.

Yakın geçmişe kadar “Afyon” denilince, haşhaş akla gelirdi. 1974 yılı öncesi ve daha sonrası Afyon ili; kaymağıyla,sucuğuyla, kaplıcalarıyla ve mermeriyle anılır oldu. Ankara güzergahı olduğundan da ünü hayli duyuldu. Büyüdü, gelişti.

Çocukluğumda Afyonu görmüşlüğümde kasaba görünümü vardı. Halkı da hayli çalışkandı. “Gayretliye Allah yürü ya kulum deyiveriyor, şükürler olsun.” Afyon'da bunun örneği çok görülüyor.

Konumuza dönersek; haşhaş bitkisi Afyonla özdeşmişti. Günümüzde neredeyse Afyonlular dışında kimsece bilinmez duruma geldi.

Devamını oku...
 
Okumayan Öğrenmez İnanır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 22:16

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Isparta'da Düzenlediği Mitingde

Isparta'da Üniversiteyi Biz Kurduk Dedi. Kendini İzlemeye Gelenleri İnandırdı.

SDÜ 1992 Yılında Açıldığında Sayın Erdoğan Daha Belediye Başkanı Değildi.

altIsparta 27. 05. 2018 Pazar günü (bugün öğle sonrası) siyasi tarihinde bir Cumhurbaşkanını daha ağırlamış oldu. Seçimlere kısa bir vakit kala, 81 ilden her birine uğranması mümkün değildi. Isparta'nın miting için seçilmesindeki amaç “şundan- bundan dolayıdır” yorumuna girmeyeceğim. Benim dikkatimi çeken bir konuyu, hatta iki konuyu buradan irdeleyeceğim.

Birincisi: Bugün Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin sınavları vardı. Bizim SDÜ fakültelerinde sınava giren öğrenciler, Cumhurbaşkanının mitingi bitip ilden ayrılıncaya kadar kampüs alanında sınav sonrası saatlerce mahsur ve mağdur kaldılar. Çünkü her boş alana tepesi pervaneli demir Türk kuşları (Helikopterler) kondurulmuştu. Onlar Cumhurbaşkanının korumalarına aitti ve bu sebeple tüm yollar tıkalıydı.

İkinci bir önemli konuda: Cumhurbaşkanının kendisini izlemeye gelen vatandaşlara “Isparta'ya Üniversiteyi bile biz kurduk, size beş yıldızlı şehir hastanesi yaptık,” demesiydi.

Herkes duyduklarıyla çoştu, ağızları yerine ellerine ellerini konuşturdu; meydanı alkışla doldurdu. Kimseden soru yok, ama bir ağızdan hatibi memnun edici slogan çok.

Demiryollarımız işlemez oldu. Trenimiz şehrimizden kaldırıldı. İşsizimiz çoğaldı. Sümerbank fabrikası kapatıldı, yıkıldı. Yerine niye başka fabrika açılmadı da şehir hastanesi kuruldu” diye soran olmadı.

Kimse neyin ne olduğunu bilmiyor ki, insanlar kameralara el sallıyor, cep telefonlarıyla çekim yapıyor. Candan geçmişcesine slogan atıyor. Onun dışında adeta dün yediğini unutmuş gibi...

Ben sanıyorum ki, gerçek Ispartalı Isparta'dan çoktan göçmüş. Dışarıdan gelenler Ispartalıları oluşturmuş. Onlarda Isparta'nın dününü nereden bilsinler? Doğru olanı okumadıktan sonra duyduğuna inanacak elbet... Ne yapalım, herkes bizim yurdumuzun insanı. Seviyoruz Yaradan'dan ötürü Yaradılanı...

Devamını oku...
 
Çağımızın Çenebazlığı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 12:01

 

ÇAĞIMIZIN EN GÖZ YORAN OYUNCAĞI

VE CEP TELEFONU MUHABBETLERİ

Görgüsüz birisinin cep telefonu olmuş, tutmuş elinde, şarjı bitesiye konuşmuş...

alt“Beni otobüste yakaladın gız ayol, ne iyi ettin de aradın. Ben de seni özlediydim. Azcık bi gonuşalım, hemen gapatma. Gız Zübeyde valla otobüsteyim, herkeste bana bakıyo, inanmazsan yanımda oturana sorabilirsin.”

Halk otobüsü mahalleden şehir merkezine gelirken, belki on kişinin cep telefonu çalıyor ve her çalan telefonu açanda, karşısındaki arayanla ineceği durağa kadar konuşuyor.

Hatta kimileri var ki, otobüsten indikten sonra bile gözden kaybolana kadar eli kulağında, telefonunda oluyor. Onu öteki yanından görenler, eli kulağına yapışık sanabilirler. Çağımızın bu modern oyuncağı, günümüzde küçük büyük, kadın- erkek, köylü- şehirli herkesin elinde ve herkes lüzumlu, lüzumsuz konularda bile cep telefonuyla iletişim sağlıyor.

Cep telefonu hayatımıza gireli çok uzun seneler olmadı. Ama biz onu çabuk benimsedik, eli değmeyen insan kalmadı. Fakat bunca yaygın olmasına rağmen hala havasını atmaktan vazgeçmedik.

Bugün hafta sonu olmasından dolayı halk otobüsü ile şehir merkezine kadar gidip, uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla buluşup sohbet etmek istedim. Geçen hafta arasında, yaptığımız bir telefon görüşmesinde kendisine verilmiş bir sözüm vardı. İşte bu sözümü yerine getireyim, dedim. Koşulları düşünmeden yanlış bir zamanlama yapmışım. Hava parçalı bulutlu, her an gökyüzü ağlamaklı. Yağmura yakalanmamak adına otobüsle gideceğim yere ulaşmayı tercih ediyorum. Fakat bu tercihimden hiç hoşnut kalmadığımı belirteyim. Bunun nedenini buradan sizlerle paylaşmak istedim.

Otobüs tıklım tıklım, ben en son koltuklarda, gençlerin arasında bir yer bulup oturdum. Hemen önümde adının Makbule olduğunu yan koltuktaki bir hanımın seslenmesinden öğrendiğim kadın, çantasından çıkardığı cep telefonuyla bağırarak konuşmaya başladı. Kendisine “Makbule Hanım” diye sesleneni bile duymadı, ya da duymazdan geldi, umursamadı. O telefonunu kulağına yapıştırıp başladı sohbete.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 358
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ