Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

DÜNDEN BUGÜNE ÇOK DEĞİŞTİK BİZ, ESKİSİ GİBİ DEĞİLİZ ARTIK...

2017 senesine ulaştık şükür, benim çocukluğumdan bu yana bunca zaman içinde ne kadar değiştik anlatamam. Bu değişimler içinde ilimde, fende, sanayide, tarımda değerlendirmeye girişsem sonu gelmez. Eğitimin içine dalsam vurgun yerim. Yap yap boz şeklindeki eğitim sistemlerini, çoğalan okulları, eğitirken öğütenleri, hocaları, hacıları, kişiye hitap saçmalıkları bu yazımda saçmayacağım. Yeri geldiğince, gözleriniz okumaya heveslendiğince aktaracağım. Bu yazımda günlük yaşamımıza dair değişimden bahsedeceğim.

60 lı yıllardı benim çocukluğum. Çevremiz konu komşu sıcaklığıyla doluydu. Samimi sohbetler, çıkarsız ilişkiler, Allah(Celle Celâluhu) için sevmeler… Gün boyu insanlar birbirini görünce gülümseyerek hatır sormalar, karşılaşırken ve ayrılırken selamun aleykümler, musafaha etmeler… Salonlarımızda kocaman gösterişsiz maket denilen üzeri minder serili ahşap oturmalıklar. Odanın bir köşesinde okunası kitaplar, tefsirler… Köşede bir rahle, üzerinde mukaddes Kur’an, yanında seccade, yerde minderler… Birbirini görünce Allah(Celle Celâluhu)’ı hatırlayanlar, ayrılırken asr suresini okuyanlar… Namahremden sakınmalar, haremlik selamlıklar, onurlu utangaçlıklar…

Devamını oku...
Şu anda 26 konuk çevrimiçi

DAHA NELER GÖRECEĞİZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Şubat 2017 16:44
BİR ŞEHİDİN DÖRT YALANCI ŞAHİTİ
altBundan üç hafta önce El Bab ‘ ta şehadet şerbetini içen Şehidimiz vatanına getirildi. 
Herkes şehit naaşına sarılıp ağladı. 
Tüm Türkiye ağladı. 
Göz yaşları içerisinde toprağa verildi.
Devlet, yirmi bir gün sonra 240 bin lira şehit tazminatı ve aylık 3 ile 5 bin lira arasında bir maaşı baba ve annesine verileceğini ailesine bildirdi.
Buraya kadar her şey normal.
Şehidimiz olmuş ve devletimiz de şehidine sahip çıkmıştı. Ailesine elbet kıyaslanamaz ama acılarını az da olsa dindirmek, yaralarını sarmak için bir ev, bir araba parası ödemiş, ömür boyu bir ailenin geçineceği kadar da maaşı ailesine bağlamıştı.
Zaten ne olduysa bundan sonra oldu.
Devamını oku...
 
Timur'un Fransa Kralına Farsça Yazdığı Mektup
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Şubat 2017 19:30

 

alt

Timur, Yıldırım’ı Ankara Savaşı’nda mağlub ettikten sonra, Fransa Kralı’na Farsça bir mektup göndermiştir [Archives nationales, J937/II/ No7]. Mektup hem bir zafernâme, hem bir ticarî muahedenâme mahiyetindedir. Yıldırım, Niğbolu’da Fransızları da yenmişti, Timur bu yüzden “sizin ve bizim düşmanlarımız kahr u zebun edildi” demiştir. Silvestre de Sacy mektubu Latince tercümesiyle beraber neşretmiştir [“Mémoire sur une correspondance inédite de Tamerlan avec Charles VI”, Mémoires de l’Académie des inscriptions et belles-lettres, VI (1822), s. 470 – 522]. de Sacy’nin de işaret ettiği üzere mektupta imla hataları ve siliklikler vardır. Nizameddin Şami’ye bakacak olursak Timur mektup yazıldığı sırada Sivrihisar’da olmalıdır. Bu mektup haricinde Timur ve oğlu Miranşah’ın birer mektubunun Latince nüshaları vardır.

 

Devamını oku...
 
SİZİN YAPACAĞINIZ İŞİN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 11 Şubat 2017 03:38

SAPLA SAMANLA UĞRAŞACAK DEĞİLİM

İTLE KÖPEKLE DALAŞACAK HİÇ DEĞİLİM

SULARINI MAMALARINI KİM VERİYORSA

TASMASINI KİM TUTUYORSA O GELSİN

ISIRANLARI BİLİYORUM, ISIRTANLARI MERAK EDİYORUM.

altDANIŞTAY! HALİMİZE VAY!

SİZ DE DÜNYALIK MAKAMSINIZ

SİZ DE HATA YAPARSINIZ...

15 YIL GEÇTİ HALA

ADALET ARIYORUZ

Dünyadaki adaletsizliği değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey, adaletsizlik karşısındaki duruşunuzdur... 

Kanunlar örümcek ağına benzer. Küçük böcekler takılır, büyükleri yırtar geçer. Yüce Allah'ın ilahi kanunlarından hiç bir büyük böcek asla kurtulamamıştır. Tarih böyle bir olayı kayıt altına almamıştır. Yüce Peygamberler hariç herkes işlediği suçun ilahi karşılığını çeker. Çok şeye tanık oldum, çok şey gördüm. Elim kazalarla gidenleri, elektrik kazığına geçenleri gördüm yüce ilahi güç tarafından. Kulun adaleti şaşar, ama yüce Allah'ın adaleti asla şaşmaz.

"Sen Halktan gerçeği gizledin, onlar seni şeref mevkiine oturttular. Ben ise onlara gerçeği söyledim, beni taşladılar." diyerek insanların her devirde menfaate yönelik kararlar aldığını beyan etmiş Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri... Şaşmamak lazımdır; haksız makam sahiplerinin yüzü gülsün diye, haklı vatandaşa şamar atanlara...

 

Nihayet Danıştaydan beklediğim karar, beklediğim neticeyle elime ulaştı. bir kez daha anladım ki Türkiye"m de hakkını aramaya uğraşmayacaksın. Ömründen ömür gidiyor, elinden paran. Maddi manevi yıprandığınla kalıyorsun. Çok yoruluyorsun. Güce karşı koyamıyorsun. Zira düzen, nizam o doğrultuda kurulmuş. Vicdanlar yontulmuş, yerine metaryalizm sokulmuş. Kanunlar zihinlerde yapılandırılır, adaletse vicdanlarla alakalıdır. Vicdanlar maddeyle köreltildi miydi, halimize vay ki vay... 
Danıştay mevkinde bulunanlar, ülke yönetimindeki güçlü yüksek makamlara kurulanlar, "dava açmadım, avukatlara para saçmadım" diye beni ciddiye almamışlar. Hakkımı başlarından savmışlar. 
Sizleri, sizin yapacağınız işin içini en iyi bilen Rabbim"me havale ediyorum. Karar merci, oy çokluğu sağlayan beş üyeden itiraz dilekçeme red imzası atan üç üyeği... Altında imzanız bulunan son kararda "dava hakkını kullanmadığından" demişsiniz. Bahaneye bakın, iktidara göre izan takın. Elbet sizde makamınızı korumak zorundasınız, ama dünyalık için ebediyetten geçilmez. Ahiret yurdunda gerçekler değiştirilemez...
Kayıtsız şartsız teslimiyet yalnızca Allah'a ve O'nun Resûlüne'dir (sav)... Kim bunun yanına birilerini daha koyuyorsa, bilsin ki; apaçık bir ŞİRK üzeredir...
"BİSMİLLLAHİRRAHMANİRRAHİM. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir. HADİD SURESİ 20. AYET"
 
Size kalana bakın siz. Bizde olana değil. Bize kalan Allah rızası için yaptıklarımızdır. Dünyalık taptıklarımız değil. Rızkımdan artırıp sizlere dilekçe ve posta giderleri olarak harcadığım paraların heba olacağını, nihayetin böyle neticeleneceğini biliyordum, lakin ülkemde adaletin var olma ihtimalini azıcık umut ediyordum. Sizler son gönderinizle "Vallahi Ülkemde Adalet Yok" savımı doğrulamış oldunuz.15 yıl sonrasında mı bu görüşe vardınız? Madem ciddiye almayacaktınız, öncesinde üç ayrı müfettişi niçin konumu araştırsın diye şehrime gönderdiniz? 
15 yıl süresince size yazdığım, savcılara suç duyurusunda bulunarak döşendiğim dilekçeler dava gütmek değil midir? "Falanca makama diyerek valilikten havale ettirdiğim, resmiyete döktüğüm dilekçelerim, bir avukata yazdırmak yerine kendim yazmış olmamdan dolayı, hukuktan hak aramak sayılmıyor mu? Şayet sayılmıyorsa, niçin o vakit kabul görüp üzerine resmi mühür basılıyordu? Sümen altında daha afilli durur diye mi?
Hem benim sorunumda sadece iş avukat parasıyla kalsa, belki gücümü zorlardım. Fakat görüştüğüm hukukçular " dava açmak için emsal yatıracaksın, evine bilirkişi gelecek hacirah belirlenecek. Dünya tutar. " dediler. Ben asgari ücretle ev geçindiren, çocuklarına eğitim verdiren biri olarak, nerden bulacaktım, eşşek yükü tutan parayı? Tabi o sizin sorununuz değil. Vatandaş umurunuzda değil ki, vatandaşın bütçesi sizi enterese etmez ki...
Paran kadar insansın bu alemde.  Karşımda mücadele etmem gereken makam gücü var ve bu güce boyun eğen avukat bolluğu ve yalancı bir sürü tanık. Üç kuruşluk nefes, iftiracıları üfürüp atabilir mi?   
 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 372
 

Turkish Arabic English