Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

SİZ HİÇ BÖYLE BİR TEVAZU ÖRNEĞİ GÖRDÜNÜZ MÜ ?

Bir adam, kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu, o zamanlar aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan bir dergaha bağışlamak ister.

Adam Hacı Bektaş-ı Veli'nin dergâhına gider. Durumu Hacı Bektaş-ı Veli'ye anlatır ve o ' helal değildir' diyerek

bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu kurbanı kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş-i Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı'na gider ve ona, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş-ı Veli'ye sorar. O da şöyle der:

Devamını oku...
Şu anda 4842 konuk çevrimiçi

SORMA VER BEDELİ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 28 Aralık 2017 07:14

Ekstra Bedeller Yağlı Çalı. Kazık mı demeli, diyemedim…

altEmekliye, memura, işçiye yeni yılda maaşlarında yeni artışlar var. Üç kuruş, beş kuruş, nasıl yorumlarsanız… Lakin verilenden fazlasıyla geri alış var, bundan kaçımız haberdar… Daha maaşlar ele geçmeden aldığımız her nesnede, ödediğimiz her faturada yüklü bindiriş var, hem de gereksiz bahanelerle… Velhasıl kaşıkla verip kepçeyle geri alıyorlar.

Elimize gelen faturaların üzerlerinde, bir tek bizim bakışımıza bedel bulunmuyor. “Aman akıllarına getirmiş olmayayım, neme lazım bir de bakma bedeli başlatırlarsa, sebebi olmaktan ben de vebal altına alınırım, Allah muhafaza…”

Henüz faturayı elimize alışa, gözümüze götürüşe, vergi konulmamışken, gözünüzü dikip iyicene bakın, göz atma vergisi dışında faturalar üzerinde yok yok. Şu bedeli, bu bedeli… Olmayan, fakat olması gereken tek şey üretim bedeli, onu da yazmamışlar. Onun yerine enerji fonu, TRT payı, damga vergisi; kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, güvence bedeli. (Neyin güvencesi anlamadım? Bizim emekli maaşlarımızı koruma güvencemiz yok mudur? Onca yıl koşuşturmuşuz, emeğimizin hakkı olan karşılık nerede? Şükürler olsun bir maşımız var, ama aldığımız gün paralar kuş olup uçuyor elimizden, geldiği yere gidercesine…)

Sayaç okuyucusunun adımlarının algısı, zile parmak basmasının bedeli de var mıydı? O da olur bir gün, belki… Ha bir de elektrik faturalarının içeriğinde belediye tüketim vergisi var. (Su faturalarının içindeki maddelerde de sakın elektrik üretenlerin, tükettiği suyun vergisi bizden alınıyor olmasın?) olur mu olur.

Yazık belediyelere, festivallerde sanatçı beslemekten, yandaş kayırma maaşı ödemekten faturalara para ayıramıyorlar olabilir.  Etkinliklerde elektrik israfı yaparlar, gece gündüz tüm aydınlatmayı farlatırlar, ama ödemeyi yapamadıklarından bedelini zayıf vatandaşın sırtına sararlar. Mümkündür. Belediyelerin su faturalarına yığdığı yük yetmezmiş gibi… Ne yaparsınız, bizim burası her daim kuzuların sessizliği sahnesi…

Faturalar, bankalara verilen talimatla otomatik ödeniyor. Sahi, çoğumuz bu kolaylıktan yararlanıyor. Pekâlâ… Fakat yine de fatura üzerinde kesme-açma adı altında ödeme bedeli gösteriliyor. Anlamadım, gitti…

Dünyaya gelme bedeli, havayı soluma bedeli… Evet, ellerinden gelse, dilleri söyleyebilse Allah’ın bedavadan dağıttığı havanın da bedelini kâğıt üzerine dökecekler. Rabbimin insanoğluna bahşettiği her güzelliğin bedelini, evinize getirdik diye bağırta bağırta haddinden fazlasıyla alıyorlar. Evime getirdiysen sadece hizmet bedeli al, niçin bir faturaya on soygun sığdırıyorsunuz? Doymak bilmezler, yiyip şişmezler. Aldıklarınızda haklı olduğunuzu düşünmüyorum. Bizler bu durumlarda ne mi yapalım, sesimiz duyulmasa da canımız sağ olsun bakalım…

Devamını oku...
 
TEHLİKELİ TAKİP
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Aralık 2017 11:58

Taklitçi Zihniyet Taklitte Zaafiyet

altOrman Güvenlik Görevlileri, çam ağacı hırsızlarından, masum çamları daha dikkatli koruma adına, bir tatbikat yapmış. Onlarca orman muhafızı, elinde baltasıyla çıtır çamları katletmek isteyen gözü dönmüşlere karşı daha tedbirli hale getirilmişler.

Görevlilerin gözü dönmüşlere karşı aldıkları tedbirleri;  takipçi bir muhabir, haber haline getirmiş. Haberci, ciddi konuya birazda muziplik katarak haberi izleyenlerin beğenisine uygun halde, ekranlardan sunuyor.

Gerçeklikte gözler önüne serilen, bana göre vahim bir vaziyet… Çünkü hırsızlar ormandan çaldıkları çam fidanlarını boyutuna göre 300, 400, 600 liraya satmaktalarmış. Kime? Müslüman bilinen memleketimin insanlarına; niye, yılbaşında insanlar çam süslesinler diye… Anladığımız, ayağa hizmet; insanlar çam ağacı aranıp durmasınlar, naylon çam almasınlar diye…

Bu konuda ne denli iştahlı olduklarını bildiğimiz insanlarımız belli ki, taklit ve Taassup hallerindeler. Kısaca, körü körüne batıla bağlanma var. Ama neyi, nasıl, ne şekil yapılacağını bilmiyorlar. Onlara şöyle demek lazım gelir. “Eyy! Taklitçi zihniyet, taklidinte var zaafiyet…”

Doğrusunu söyleyelim… Hristiyanlar çam ağacı süslemesini, onlar açısından Noel zamanı olan 25 Aralık’ta yapıyorlar. Geleneklerine göre “İnanışlarına göre demiyorum. Zira onların batıl inançlarında da Noel saçmalığı yok.”

Vaktin birinde çocukları sevindirmek isteyen bir aksakallı, kar yoğunluğunda kırmızılara bürünüp, gizliden bacadan girip çocuklu evlere hediye bırakırmış. Sonraları, kurnaz bir kişi bu işi kâra dönüştürmek için o günü gelenekselleştirmiş.

Masal yazıcıları da geyiklerin çektiği kızaklarla uçan bir Noel baba figürü uydurmuş. Olmuş ortaya bir pamuk sakal bir Noel baba. Muhtemelen Noel, bu hayali kahraman… Çam ağacı süsleme geleneği de, “Noel babanın bacadan girerek bıraktıkları hediyeler bir arada bulunsun, görüntü keyifli olsun” diye, çam ağacı süslemeyi akıl etmiş gavur kısmı… Bizlik bir şey değil yani…

Devamını oku...
 
Vekiller Kötü Etkiler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 23 Aralık 2017 23:44

altMeclis Tatile Girmiş… Kavga dövüş gayrısı ne yaptınız da, hak edip tatile girdiniz ey vekillerimiz? Daha kendi güvenliklerini koruyamayanlara başka ne denilebilir ki? Yaptıkları yanlışlar asillerine saygısızlık ve anlamsız geliyor. Gönüllerimizi yeşillendirecekleri yerde, içimizi karartıyorlar. Kötülüğe örnek oluyorlar. Asillerinizden biri olarak 9 Ocak sabahına kadar kimileriniz, kimseleri nerede, ne kadar, hangi palavrayla nasıl etkileyeceğinizi merak etmekteyim…

İki partinin vekilleri mecliste kavga etmişler. Millette ekranlardan, temsilcilerinin temsil hallerini bir güzel izlemişler. Ben izlemedim, izlemem de… Öncelikle kendi menfaatlerine yönelik kıyaklıkları kolaylıkla sağlamak için, ceylan derisi koltuklara kurulup ahkâm kesenleri; dolgun imkânlarla donanmalarına rağmen doymak bilmeyenleri izleyip de strese girmeye ne gerek var?

Yine yemişler birbirlerini… Öfke patlaması yaşamış olmalılar... Dokunulmazlıkları var, ama kendi kendilerine bir güzel dokunuyorlar.

Oysa bizim haklarımızı korumakla yükümlüler, o sebeple koltuklara kuruluyorlar. Fakat kendilerini, kendi öfkelerinden bile koruyamıyorlar. Önce bir kendi güvenliğinizi sağlayın, bize iyi örnek olun. Bağırmadan konuşarak anlaşmanın nasılını uygulayın. İyiliği yaşamınıza getirin, sonra doğru yasaları ülkemizin geleceğine yönelik yeşertin. Bu şekil toplumda tansiyon yükseltmek, hoş olmuyor. Üzerinizdeki misyona takındığınız tavır uymuyor. Bağır, çağır. Kavga, dövüş. Bu gündeme gülelim mi, ağlayalım mı?

Sizler birbirinize karşı bu kadar sevgisiz, saygısız, hoşgörüsüz olursanız; temsil ettiğiniz millet ne yapmaz? “Öfke gelir göz kızarır, öfke gider yüz kızarır.” Sözü sizce de dikkate alınmalıdır.

Her ihtimale karşı tedbirli olmaya çalışarak yazdığımı sanıyorum. Maazallah dikkat etmezsem bu hırçınlıklarınızla asil demez, beni de bir güzel keyfinizce demlendiriverirsiniz.

Bir şey daha; geçtiğimiz günlerden taze haber, vatanımızın korkusuz bekçileri olan askerimize at eti yedirilmiş ki, nerede kokmuş, bayat ne varsa; (Yurt gibi, kışla gibi) toplu kalınan yerlerde onlar kakaklanıyor. Bunu televizyon zaman içinde haber olarak veriyor. Hiçbiriniz bu olanlara yaygara koparmadı. Varsa yoksa kendi nefsiniz… Bam teline basılan bağırıyor. Bilmem bu hallerinize aileleriniz ne diyor?

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 391
 
Turkish Arabic English