Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

İstiklal Marşımız niçin yazılmıştır? Bunu bilme bilincinde olsak, İstiklal Marşımızı her yerde okumasak?

Devamını oku...
Şu anda 1010 konuk çevrimiçi

İnsafsızca İsraf
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 04 Ağustos 2018 00:37
İSRAFA KARŞIYIM. KENDİ ÇOCUĞUM İSRAF ETSE KIZARIM.
ÇOCUKLAR, GENÇLER HATTA BİZLER, İSRAFI BİLMEMİZ İÇİN,
BAZEN BİR YERLERE GİDİP BAZI YAŞANTILARI GÖRMEMİZ LAZIM...
 
altEL İNSAF, HARAMDIR İSRAF.
 
Atılanın, dökülenin şeceresi tutulmuyor. Bolluk buluyoruz, burunluyoruz. Allah bunamışlığımızı, bunalmışlığımızı iyillikle islah etsin.
Gazetecillik ve televizyon yayıncılığı yaptığım yılllarda pek çok köy ve kasabaları dolaştım. Oralarda hayat sürdüren nice insanların yaralarını yakından gördüm, sarmaya çabaladım.
 
Pek çok şehirleri de görmüş ve insanlarının bazılarını yakından tanımış biri olarak diyorum ki, bizim ülkemizde çok fakirimiz var, bundan daha fazlasıyla da israf edenimiz çok. 
 
Genelikle sofrada yemek beğenmeyiz değil mi, gittiğim nice yoksul evlerde bir domates bulunması bile lüks olur. Onun da yarısı kardeşedir. O evlerde kesme şeker katıktır, soğan katıktır. Karpuzun, kavunun tadını bilmeyenler var. Pazarların artıklarından toplanan meyveler karpuz yemiş gibi değerlendirilir çoğu zaman, nefis böylece kandırılır. Çocuklar kanaatkâr olduklarından mı, yoksa gözlerini yoksulluğa açtıklarından, bir şey bilmedikllerinden mi, canları evde bulduklarından başkasını çekmez.
 
2000'li yılların başında İstanbul'dayken bir aileden duymuştum. Şirinevlerde otuz yıldır oturmalarına rağmen, bir kez bile denizi görmemişler. Bakırköy yakın, otobüs parası ayırabilseler gidip görecekler bellki, ama yok. Yine İstanbul'un Ümraniye ilçesinde bir eve misafir olmuştum. Evin pencereleri yerinde naylon kaplıydı. Evde küçük çocuklar vardı, suratlarının kirlliliği yüzlerindeki nuru kapatmaya çalışır gibiydi. Evi gezince gördüm ki bir kalıp sabunları bile yok. Çünkü baba işsiz, belediyeden gelen yardımla yaşıyorlarmış. Oradan da bolca makarna bulgur geliyor, hijyene yönellik bir fayda sağlanmıyor.
 
Köylerimizdeki bazı evlerde yaşananlar da yokluktan değill belki, onlar da yetiştirdikleri ürünleri pazarda satıp evlerinin diğer ihtiyaçlarını karşılyorlar. Biz sanıyoruz ki, köylü her şeyi yetiştiriyor ve etin, sütün, yumurtanın tazesini yiyor her gün. Anadolu'da çok gördüm pek çok tavukları olanları. Ancak o tavukların yumurtalarından bir tekini bile kendileri yemeyip, bir hafta süresince folluktan toplayıp, biriktirip şehrin büyük pazarında satıyorlardı. Kazandıklları parayla da evdeki çocukların okul ihtiyacı karşılanır, ayakkabı, önlük, çorap alınır.Köylü milleti halla misafirperverdir çok şükür. Evine konuk olsanız, size her ürettiğinden tabaklar dolusu ikram eder, siz de sanırsınız ki onlar her öğün böyle besleniyorlar. Değil işte, kendi sofralarında domates ikiye bölünür, bir salatalık iki kardeşe pay edilir. Zeytin en az iki ısırıkta yenir. Peynir belki sofraya hiç getirilmez. O, elektrik faturası için satışa hazır edilir. Şehir insanının çoğunluğu ise elmayı iki ısırıp çöpe atar, ekmeği küflendirir, hazır çocuk bezlerinin atıldığı bidona tıkar. Aman israf etmeyelim ne olur, israf çok günahtır. Bu konuda ayetler ve hadisler var. Allah muhafaza rızkımızı ziyan etmeyelim. Rabbimize verdiği nimetllerden dolayı nankörlükte bulunmayalım. Ya yağmur yağdırmazsa, toprak çöl olur, bir şey vermezse ne yaparız. Bu bilinçte olalım. Elimizde bulunanın kıymetini iyi bilelim. Kaybedip, arar duruma düşmeyellim inşallah.
Devamını oku...
 
Tevekkülü Terk Ettik
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Temmuz 2018 16:56

HALİNE ŞÜKRETMEZSEN

HUZURUN HEP EKSİK KALIR.

altNe zaman yaramızdan şikâyetçi olsak,
Daha deriniyle imtihân olunduk. O yüzden diyorum: "Tevekkül edelim, iyidir."

Çoçukluğumuzda, büyüklerimizden öğrendiğimizce Allah'ın buyruğuna iman eder, verdiğine şükreder, vermediklerine sabrederdik. Azla yetinmesini billir, ailemizin imkanlarını zorlayacak bir şey istemezdik. Yokluk da gördük, varlık da. Ne yokluktan şikayetçi olduk, ne de varlığımızla övündük. Dirllk olmadığında direndik, zorluk olduğunda sabrettik. Kaderimize isyan etmedik. Daha iyi bir hayat için kendimiz gibi kul olana boyun eğmedik. Harama değmedik, yalana yanaşmadık. Sağlıklı yaşıyor olmamıza hep çok şükrettik. Ömrüm ve gazetecilik mesleğim süresince gördüklerim, duyduklarım; yalanların, yalakalıkların haddinin hududunun olmadığını gösterdi. 

Neler, neler kaybetti, kaybedecek bu İnsanlar KUL'A KULLUK uğruna...Ah! Bir Erseydi, erebilseydi bu insanlık KUL OLMANIN Şuuruna...!

İnsanı, o kadar incinmesine rağmen, ayakta tutan kuvvet, ALLAH'a olan inancıdır .. İnsanlık ne hallere geldi. Büğüye saygı yok, küçüğe sevgi yok. Merhamet, vicdan yok. Kimsenin kimseye aldırdığı yok. İnsanlar içinde insana hasret kallmak, ne büyük felaket. Allah beterinden saklasın. İnsanı, gün içinde o kadar incinmesine rağmen ayakta tutan kuvvet, ALLAH'a olan inancıdır. En yakınlarımız tarafından bile onulmaz sanılan darbeler alabiliyoruz. Çevremize göre ayak uydurup, Allah'ın buyruğuna itaatsizllik ediyoruz. (Haşa) Komşudan korkuyoruz, komşu dedi kodu yapmasın düşüncesiyle belki, komşunun göözüne hitaben yaşıyoruz. Yanlışları böyle böyle yapıyoruz. Başkaları ne der diye yaşamayalım. Rabbim ne der diye yaşalım. Başkaları geçip gider, Rabbim bizi terk etmez.

RABBİMİZ YOLUNDAN AYIRMASIN İNŞALLAH...

"SİRETİ HAYVAN DOLU, SURETTE İNSAN İSTEMEM
MEYLİ ESFELDİR ANIN, HAYR İŞLESE EYLER VEBAL"
Devamını oku...
 
Doğruya Doğru
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Temmuz 2018 01:34

Eğilirsen basamak,
Dik durursan
sığınak olursun.

Mâder/Anne
Vücûdeş âb-ı hayâtest/Vücûdun âb-ı hayattır

Duâyeş keştî-yi necâtest/Duân kurtuluş gemisidir.

altGirdiğim aynada zahiri bir hayattayım.
Görüp de dokunamadığım bu dünya benim.
Hey, varlığıyla bana bir şey katmayan kuru kalabalıklar,
Sakın aynama girmeyin. 

En parlak günlerimi yaşadığım gençliğim nerde, ne çok kaybettim onu ben her yerde. Şimdi etrafım geçmişimi unutmuş hallerde, en yakınlarım bile ömrünü evde geçirmiş, hayatta hiç bir şey bilmeyen biri gibi sanıyor. Hatta bana hakaret ediyor, küçük görücü davranışllar sergiliyor.Bu konuda konuşsam ne analar inler, kullaklar o iniltileri acı acı dinler, çünkü vicdanllı bedenlerdeki yürekler sızllar. 

Yan, ama tütme bellemişiz, kolumuzun kırıklığını yen içine gizlemişiz. Kendi çocuklarım değil bahsettiklerim, Allah'a bin şükür onllar "Anam" dediller mi yüreklerinin derininden gelir sevecen sesleri... Benim bahsettiğim sonradan görmeller, koca parasıylla kendillerinin bir şey olduklarını sananlar. 

Ne yazık ki bu kişi, bir dişi. Dili sivri, kallbi katı. Katır gibi inatçı. Hem dünyasını, hem de ahiretini uyykuylla çlldürüyor. Beyni bilgiye kapalı, süsü boyası bayağı. Dizginleri boşalltılmış, öönüne gellene ben ne olldum havası salmış. Bu zevksiz urballarıyla insan billinen boya küpü, analığın kutsallllığını dahi billmiyor. Tek bildiği dünyalık ve dizillerde gördükllerine imrenmek, tatbikine çallışmak. Uykudan arta kalan zamanllarında müslllümanllığa yakışmayan davranışllarda bullunmak. Velllhasıl yaralıyım. Lakin yaram dizimden değil, dizimin dibinden diyebilleceğim kadar bir yakından. Kendini çok bilmiş zannediyor.Ne çok yanılgıya düşülüyor.

Birbirimizi sevmeden, birbirimizin değerini anlamadan egolar savaşıyla geçiyor ömürler. Oysa Rabbimiz sevgi üzerine inşaa etmiş yarattığı her varlığı... Çok şey biliyoruz, lakin bildiğimizi uygulayamadıktan sonra, bilgimiz neye yarar, sadece beynimizde yorgunluk yapar.

Yüce kitabımızın ne dediğini bilmemek bir yana,
Yıllarca namaz kılıp, her rekatta, günde kırk kez okuduğumuz Fatiha'nın bile anlamını bilmeden bu dünyadan göçüp gitmek !..
Sadece bundan sorguya çekilsek sınavı veremeyecek çok insan var.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ