Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 
 
"İlhâmını Osmanlı'dan alan bir aydınlanmanın zamanı geldi."
 
[ Prof. Marc Gopin / Harvard - Center for Diplomacy with World Religions (2011) ]
 
Devamını oku...
Şu anda 152 konuk çevrimiçi

TOKYO'YU TURLADIM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 25 Şubat 2017 13:27
"İspatın var mı" diyenler 
Okuyup ispat bulabilirler.
altÇoğunluk batı hayranıdır, ben doğunun... İnsanının kültürünün, nezaketinin yemeklerinin velhasıl doğunun her bir şeyi batıdan parlak. Niye mi, güneş dogudan doğuyorda onun için, değil tabi... bana göre Doğu islamitetin güneşinden nasiplenmiş, nurlanmış. Doğunun insanı ılımlı, güler yüzlü, nazik, sevecen.
Avrupa’da hiç huzurlu insan yok. Çünkü Avrupa’da örnek olacak hakikat adamları yok. 
Batı edebiyatını baştan sona inceleyin, hikmetli söze pek rastlayamazsınız. Arada sırada görülenler de İslâm kaynaklıdır, İslâmî eserlerden alınmıştır. 
Günümüzde İslamiyetin az yaşandığı Müslümanlığın azınlıkta olduğu Japonya, Çin, Hindistan gibi ülkeler pek çok Avrupa ülkesinden çok daha medeni ve ilim yüklü. Doğunun en çok hayranlık duyduğum insanlarından bir bölümü Japonlardır. Rabbim onları farklı yaratmış, kısık gözlü ve çoğu kısa boylular. Ama onlar da birbirinden çok farklılar. Hiç bir Japon fizik bakımından birbirine benzemiyor. Lakin Güleryüzlülükte, nezaket kurallarında, saygınlıkta neredeyse birbirlerinin aynılar. hatta daha fazlası olmak için yarış halindeler.

alt

Japonya da bizde olması gereken selamlaşma yaygın, herkes tanısın tanımasın, her gördüğüne sempatikce selam veriyor. Sokakları çok kalabalık, adeta insan yığılı gibi her bir cadde, kıyı, köşe, bunca kalabalığa rağmen insanlar arasında itip kakmaca, fırlarcasına koşmaca yok. her alanda nazik ve kibarlar. Davranışlarından nezaket akıyor.Japonya"nın hiç bir caddesinde sokağında çöp tenekesi, çöp bidonu, çöp varili gibi koku yayıcı, göz zevkini yıpratıcı düzenekler yok. buna rağmen Japonya"nın hiç bir noktasında bir tek çöp dahi yok. japonlar o kadar da temiz insanlar, asıl bizim olmamız gerekirken. "O halde çöpleri yok mu, var da buharlaşıp uçuyor mu" diye akla soru getirenlere, japonlar sokakta çöp üretecek bir şey tüketmiyorlar. Tüketen turistler varsa da onlarda kendi çöplerini torbalar içinde yanlarında taşıyorlar.
Japonya da güzel olan bir başka özellik de, dahası insanlık adına temel hizmetlerden biride tuvaletlerin yaygın ve ücretsiz oluşu. Her bir iş merkezinin girişlerinde, modern tuvaletler, pırıl pırıl temizlik ürünleri. Pis olanı bile arındırıcı, caydırıcı özellikler, güzellikler. Çiçek düzenleme sanatlarına zaten sözümüz yok. İkobana etkinliklerini, daha ilkokul yaşlarımızdayken duymuş öğrenmiştik. Bitkilerin hakkını veriyorlar, onları bir arada yetiştirirken dünyaya yaraşır güzellikler sergiliyorlar. Japonlar gayretli insanlar, hareketli insanlar. olmamız gereken olduramadığımız daha neler, neler...
Devamını oku...
 
TELEVİZYON TEHDİTLERİ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Şubat 2017 17:07

TEKNOLOJİ YANLIŞ KULLANILDIĞINDA TOPLU İMHA SİLAHI OLUR

HEPİMİZ HER ŞEYİ YAŞIYORUZ YANLIŞI DOĞRUYU GÖRÜYORUZ

altHELAK OLMUYORSAK EĞER  RABBİMİN RAHMETİNDENDİR.
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Bakara/148
Din, öleceksin diyor. Akıl, tarih, tecrübe bunu teyit ediyor. Ama insan ölmeyecekmiş gibi yaşıyor. Bu cehaletin ötesi olmadığı gibi, öleside yok...
 
Bilgisayar kullanımını hala pek çoğu orta yaş üzeri beceremiyor, dolayısıyla internet ve sosyal medya meselesi genellikle gençlerin geleceğini gasp etmiş hallerde; bu vahim vaziyet bir yana televizyon her eve girmesi ve her yaştan kişilerce izlenmesiyle büyük kitlelere fitnesi daha kolay oluyor. İyi görünerek kötülük yay ve kitlelerin beynini kitle sistemiyle yönetilen televizyon ağı, dilinden dua düşmeyen insanları bile ablukaya alıyor, bağımlısı yapıyor. Masum görünüşlü, ama tehlikesi yüksek bir silah...
Televizyon bugünden geleceğimizi tehdit ediyor. iyi giyimli, ağzından bal damlayan, "kuzumlu-annem-li yaklaşımlarla nabza göre şerbet sunan, boyalarla güzelleştirilmiş sunucular halka riya yapıyor.
TRT dahil, benim ara sıra yokladığım televizyon ekranlarından ilim yerine kir akıyor. Yetkililerse bu gidişata sadece bakıyor.
 
Ínsani duygularım hayattaki amacımın dinimi doğru yaşamak olduğunu söylüyor, televizyonu açtığımda kapitalist çağrışımlar, o çağrışımlara kapılmış insanlara baktığımda stresli bir açgözlülük. Kültürel gelişimimiz dizilerle, evlilik proğramları arasında... Buralara çıkan erkekleri söz meclisten dışarı teşbihte hata olmaz godaş yapmışlar. Daracık kısa paça pantolonla. Kızların sergiledikleri etlerini konu bile etmiyorum. Eskiden alay ederlerdi bu kılıklarla kısa giyse kardeşinin küçüleni mi diye...Ve ne tesadüfse erkeklerin çoğunun mesleği müzizyen. Ne işle meşgulsün, sorusuna verilen cevap "sahne alıyorum" diyorlar. Nerede, nasıl alınıyorsa artık. Herkeste mide bulandırıcı eski ilişkiler, bunlara kavgalı tepkiler, teprikler, çetrefelli çelişkiler. Adeta önceden ilişkisi olmayanlar kınanıyor, üç beş ilişki yaşamışlar yavanlaşıyor. Aman, aman, halleri pek yaman.alt
Bir de "oturmasını kalkmasını bilen" diye bir beğeni sergiliyorlar ki sanırsınız edeb abideleri... Başkaları takla atarak mı oturup kalkıyor. Kıçları görünmesin diye, açtıkları yeri elleriyle kapatmaya çalışıyorlar oturup kalkarken aymazlar...
Curcuna,kandırmaca, oyalamaca velhasıl hayatımızın ta kendisi olmuş, dava adamı ararken gözlerim mechule dalmış...
Kameraları gören mayışıyor, klavyesi olan yazıyor. Ağzı olan konuşuyor, ayağı olan koşturuyor. İlim, bilim hak getire... Herkes, arenada gösteride kullanmak için günlerce aç bırakılan hayvanlar gibi her şeye saldırıyor. Dine saldırılıyor.Tarihe saldırılıyor. Geleneğe saldırılıyor....Ortak değerlere saldırılıyor. Milli değerlere saldırılıyor. Düşünmeden , araştırmadan, sorgulamadan her şeye ama her şeye saldırılıyor.Çok şükür, İtibarsızlaştırılmayan hiçbir şeyimiz kalmadı.Bu gidişat hiç iyi değil. Pek düzelecek gibi de görünmüyor.
Biz Müslüman'ların yaşamı için seçtiği tarz bu mudur, nasıldır, nedir? 
Devamını oku...
 
DAHA NELER GÖRECEĞİZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Şubat 2017 16:44
BİR ŞEHİDİN DÖRT YALANCI ŞAHİTİ
altBundan üç hafta önce El Bab ‘ ta şehadet şerbetini içen Şehidimiz vatanına getirildi. 
Herkes şehit naaşına sarılıp ağladı. 
Tüm Türkiye ağladı. 
Göz yaşları içerisinde toprağa verildi.
Devlet, yirmi bir gün sonra 240 bin lira şehit tazminatı ve aylık 3 ile 5 bin lira arasında bir maaşı baba ve annesine verileceğini ailesine bildirdi.
Buraya kadar her şey normal.
Şehidimiz olmuş ve devletimiz de şehidine sahip çıkmıştı. Ailesine elbet kıyaslanamaz ama acılarını az da olsa dindirmek, yaralarını sarmak için bir ev, bir araba parası ödemiş, ömür boyu bir ailenin geçineceği kadar da maaşı ailesine bağlamıştı.
Zaten ne olduysa bundan sonra oldu.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 372
 

Turkish Arabic English