Bir Kar Manzûmesi: Kasîde-i Berf-i Şitâ

Soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Dolaşırlarken, dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup döverek tabaklıyormuş; padişah yaşlı adamın yanına yanaşmış ve selam vermiş:

-Selamünaleyküm, ey Pir’i fani!

-Ve Aleykümselam, ey Serdar’ı Cihan!

Padişah sormuş:

-Altılarla ne yaptın?

-Altıya altı katmayınca otuz ikiye yetmiyor.

Padişah yine sormuş:

Devamını oku...

Bir Kar Manzûmesi: Kasîde-i Berf-i Şitâ
Abdurrahman Mert tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Ocak 2016 16:53
Ma'lûm pek çok yerlerde kar var... Bir kar manzûmesi de benden...
 
Kasîde-i Berf-i Şitâ Der Medh-i Fahru’l Ümerâ Hasan Beg
 
Fe`ilâtün Fe`ilâtün Fe`ilâtün Fe`ilün
 
Rûzgâr ile cihâna tagılup berf-i şitâ 
Gösterür şimdi cihân sahnını bir ak deryâ
 
kar manzumesi, şiir, kaside-i berf-i şita
 
Yazda ısınmış idük zevkine bâg-ı dehrüñ 
Geldi kış mevsimi sovutdı bizi serd-i hevâ
 
Hût burcını güneş var ise sayd itdi yine 
Kazır anı dökülen pullarıdur berf-âsâ
 
Ag iderken yüzini dökdi sefîd içini bâd 
Zişt görinse bu dem pîre-zen-i dehr n’ola
 
Kar yagar sanma cihâna niçe zenbûr-ı sefîd 
Hâsılı bal yirine getürür oldı belâ
 
Karlar yagdırıcak sun`-ı Hudâ-yı Cebbâr 
Akça pul saçdı sanurdum şeh-i gerdûn gûyâ
 
Kar yagdukça düşer hâtıra bu turfe hayâl 
Âsiyâb-ı felek un atdı ne gam yir fukarâ
 
Bilmezin kar mı yagar yohsa felek bâgında 
Şecer-i Sidre bahârın mı döküpdür âyâ
 
Beyza-i mihr ü mehi var ise ekl itdi felek 
Hurde yumurda kabıdur dökülüşler meselâ
 
Yırtup atdı var ise defter-i sayfi gerdûn 
Hurde-i kâgıda beñzer dökilen berf-i şitâ
 
Kavs burcın ele mi aldı felek hallâcı 
Penbesi mi dökilür sahn-ı zemîne `acebâ
 
Tut ki ta`mîr olıyor hâne-i vîrâne-i dehr 
Kireçin dökdi yaparken anı bennâ-yı kazâ
 
Ejder-i âhum ider tevsen-i gerdûnı zebûn 
Berf sanma deheninüñ kefi saçıldı şehâ
 
kar manzumesi, şiir, kaside-i berf-i şita
 
Şimdi ak kara bakup baht-ı siyâhum añarın 
N ’oldı kim nesneye mâlik degülem ag u kara
 
Derdi mi dökdi saçın pîre-zen-i dehr yolar 
Dökilen ak saçıdur berf degüldür hakkâ
 
Gördi dil-ber leb-i esrârına hayrânem ben 
Berf yagdursa felek hey’et-i sükkerde n’ola
 
Ben niçe ıssı sovuk çekmişem ey lutf ıssı 
Dergehüñ oldı sovukdan baña âhir me’vâ
 
Arsa-i gussada kış basdı vücûd ise za`îf 
Kurtar Allâh içün ey menba`-ı ihsân u `atâ
 
Mesnedüm yok bu cihânda işigüñden gayrı 
Dergehüñde olur olursa baña zevk ü safâ
 
Sensin ol muhsin-i bî-misl Hasan Beg ki senüñ 
Hüsn ü ihsânuñı tahsîn ide Hassân şehâ
 
Menba`-ı cûd u kerem melce-i erbâb-ı hüner 
Ma`den-i lutf u sahâ mazhar-ı eltâf-ı Hudâ
 
Zulmet-i gamda kalurdum niçe ay u niçe gün 
İrmese matla`-ı mihrüñden eger nûr-ı ziyâ
 
Serdlik yüzini gösterdi felek ta`n itme 
Vâki` olursa kelâmumda eger bâr dâdâ
 
alt
 
Bagrumı deldi benüm tîşe-i derd-i tûşe 
Gam-zâd itdi ziyâde elem-i dil peydâ
 
Ger azıkdan azacık baña iderseñ ihsân 
Birine biñ vire gül-zâr-ı cinânda Mevlâ
 
Gerçi şermendeyem ihsân-ı safâ-bahşuñdan 
Beni söyletdi zarûrî n’ideyin fakr u fenâ
 
Ârzû eyler iken tûşe-i ihsânuñdan 
Kar yagsun başuña dir isen ey vây baña
 
Kûşe-i gamda sovukdan gice ditrerdi yürek 
Hâtif-i gayb hemân eyledi bu resme nidâ
 
Ey Ziyâ’î ne umarsın bu sovuk sözlerden 
Ol kemâl ü kerem ıssı bege var eyle du`â
 
alt
 
Beglerüñ gerçi yüzi ıssıdur ammâ var ümîd 
Seni sovutmaya nevmîd idüp ol kân-ı sahâ
 
Zât-ı pâkı ola ıssı vü sovukdan mahfûz 
Geldügince bu cihân gül-şenine sayf u şitâ
 
Aña Allâh nasîb ide yüz aklıklarını 
Ola mâdâm ki ak berf ile rûy-ı dünyâ
 
 
Mostarlı Hasan Ziyâî Dîvânı
 
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 
 
Turkish Arabic English