Mostarlı Hasan Ziyâî Dîvânı

Mostarlı Hasan Ziyâî Dîvânı
Abdurrahman Mert tarafından yazıldı.   
Pazar, 17 Ocak 2016 11:56
Minnet ü şükr ol Mennân u Şekûra ve hamd ü senâ ol Sübhân u Gafûra ki zamân-ı evvelde ve rûz-ı pîrûz-ı ezelde ervâh-ı insânı halk idüp meydân-ı `azamet ü celâlinde ve eyvân-ı kibriyâ-yı bî-zevâlinde tertîb-i dîvân-ı `azîm itdükde vezâîf-i rızklarını defter-i "nahnü kasemnâ"da ve nefâîs-i enfâs-ı `ömr-i ma`mûrelerin "ellezi kaddere fehedâ" fehvâsınca takdîr idüp halâyıkuñ kimini lâyık-ı ni`am-ı cennât-ı kerîm ve kimini müstehak-ı `azâb-ı nâr-ı elîm eyleyüp "İnne’l-ebrâre lefî mostarlı hasan ziyai divanı Târık İleri Ayfer Aytaç Volkan İleri gazel şiir mesnevi kaside arapça farsçana`îm ve inne’l￾füccâre lefî cahîm" hükmi mukarrer oldı ve ol cem`iyyet-i `uzmâda "Cennâtün tecri min tahtihe’l-enhâr" gül-istânında sürûr ile server-i sâhib-i serîr ve niçe `âkıbetü’l emr `ikâb-ı `azîm ile mu`âkıb ve sicn-i siccînde esîr oldı. "Farîkun fi’l-cenneti ve farîkun fi’s-sa`îr" âsârı zuhûr eyledi. Meger ki cumhûr-ı şu`arâ şu arada muntazır-ı fermân-ı hümâyûn olup hayretde ve müterakkıb-ı emr-i Hudâyî “kün feyekûn” olup havf u haşyetde tururken nâ-gehân bir nidâ-yı mehîb ve bir sadâ-yı `acîb gelüp "Ve’ş-şu`arâü yettebiühümü’l-gâvûn" âyeti istimâ` olındı. `Acebâ bu nekbet ü zillete bâ`is nedür diyü birbirine su’âl iderken "Elem tere ennehüm fi külli vâdin yehîmûn" hitâbı ile muhâtab "Ve ennehüm yakûlûne mâ lâ yef`alûn" töhmeti ile müttehem olup `aybları yüzlerine urıldı. Ve `âkıbet başlarına ne gelecekleri âşikâre görüldi. Külliyet ile hâtırlarına ye’s ve şikeste dillerine havf-ı ye’s `ârız olup tamâm nevmîd olduklarında nâ-gâh münâdî-i rahmet-i Rahmân âvâz-ı bülend ile "İlle’l-lezîne âmenû ve `amilü’s-sâlihâti" âyetin tilâvet idüp şu`arâ-yı ehl-i îmânı ve sulehâ-yı nev`-i insânı istisnâ eyledi. Ol istisnâ senâ-yı şu`arâ-yı ehl-i İslâma bâ`is olup senâ-yı Hudâ-yı cihân-âferîne ve midhat-i Hâlık-ı âsumân u zemîne şurû` eylediler.
 
Kıt`a: 
 
Kibriyâsı kulzüminden katredür bahr-ı muhît 
Bûstân-ı kudretinden berg-i sûsen âsumân 
Zerredür nûr-ı cemâlinden anuñ şems-i münîr 
`İzzeti sahrâsına daglar uvak kumdur hemân 
Mushaf-ı `ilmine harf-i dâldur `ilm-i beşer 
Hân-ı lutfından eserdür hâsıl-ı bâg-ı cihân 
Çâr `unsur heft yemm nüh âsumân u şeş cihâd
İki `âlem birliginüñ şâhididür bî-gümân 
Hâr u hasdan tut ki bir tıfl eylemiş cüz`i binâ 
Mülkine nisbet anuñ mülk-i Süleymân-ı zamân 
mostarlı hasan ziyai divanı Târık İleri Ayfer Aytaç Volkan İleri gazel şiir mesnevi kaside arapça farsça
 
 
Ve salavât u selâm ol enbiyâya ki dîvân-ı kazâ-yı Rabbânîde töhmet-i şi`rden müberrâ kılınup "ve mâ `allemnâhü’ş-şi`re ve mâ yenbagî leh" teşrîfi ile müşerref kılındı. Ve eyvân-ı kibriyâ-yı sübhânîde şâ`irlik isnâdından mu`arrâ kılınup şân-ı şerîfinde "ve mâ hüve bişâ`irin mecnûn" bürhânı nâzil olup nazm-ı Kur’ân-ı `azîm aña mu`cize oldugı bilindi. Salâvatu’llâhi aleyhi ve selâmühü. 
 
Mesnevî: 
 
Âfitâb-ı sipihr-i kün feyekûn 
Vemâ hüve bişâ`irin mecnûn 
Ene efsah bahârınuñ bâgı
Gül-sitân-ı şefâ`at ırmagı
Rahmet-i halk-ı `âlemüñ sebebi 
Fahr-ı `âlem Muhammed-i `Arabî 
 
Ve çâr-yâr-ı güzîne ki beyt-i İslâmuñ çâr erkânıdur. Ve sâir âl u ashâba ki her biri `asker-i ümmetüñ sultânıdur. "Rıdvânu’llâhi te`âlâ `aleyhim ecma`în". `Ale’l-husûs Hazret-i Hassân’a ki “şu`arâü’l-İslâm taht-ı livâuke” kerâmeti ile tekrîm olınmışdur. "Ve’hcil’-müşrikîn feinne Cibrîlü me`ake" sa`âdeti ile ta`zîm olınmışdur. 
 
Kıt`a: 
 
Ne sa`âdetdür ögile Cebrâ’il 
Ola nazm-ı suhanda aña mu`în 
Niçe kez Şâh-ı enbiyâ vü rüsül 
Hüsn-i tab`ına eyledi tahsîn 
 
"Eş’şebâbü şu`betün mine’l-cünûn" hasebince dîvânelügüm deminde ve mest-ânelügüm `âleminde `aşk u mahabbet `âlemine düşüp derd ü mihnet vâdîlerinde hayrân u ser-gerdân gezerken vuslat ümîdine heves idüp ol heves bâd-ı hevâ olup `ömr-i nâzenîn bâd-ı hevâ-âsâ gelüp gitdi. Ve tab`-ı selîm ol hevâda kelâm-ı mevzûna meyl itdi. Ol sebebden niçe nazm-ı garîb ve niçe şi`r-i dil-firîb diyüp safahât-ı müsveddâtda kalmışdı. Âhirü’l-emr evrâk-ı hazân-misâl perîşân u zâyi` olmasın münâsib görmeyüp hurûf-ı hecâ tertîbince kasâ’id ü gazel ü gayrıdan bir dîvân cem` eyledüm. 

mostarlı hasan ziyai divanı Târık İleri Ayfer Aytaç Volkan İleri gazel şiir mesnevi kaside arapça farsça

Mercûdur ki bu dîvânenüñ dîvânına nazar iden yârân-ı safâ ve ihvân-ı vefâ "El `özrü `inde kirâmü’n-nâsi makbûl" muktezâsınca kusûrın ma`zûr buyuralar. Zîrâ dîvâne-i bî-`akldan kelâm-ı ma`kûl istemek `inde’l-`ukalâ `akla mülâyim degüldür. Ve ekser `ömr-i nâzenînüm belâ vü mihnetde ve `anâ vü meşakkatde mürûr itmegin ba`zı evkâtda sanâyi`-i şi`riyyeye kasd itmeyüp kelâm-ı mevzûn ile mücerred hasb-ı hâl murâd olınmışdur. Ve ba`zı eş`ârumuz ibrâm-ı yârân ile söylenüp mücerred hâtırları ri`âyet olınsun diyü nazm olınmışdur. Ol sebebden kimi zülf-i dil-ber gibi musanna` ü muhayyeldür ve kimi ruhsâr-ı dil-dâr gibi bî-hatt ü hâl misâl-i sâde-rû güzeldür. Ammâ eş`âr-ı şu`arâ-yı zamâna nisbet her biri bir hâlden hâlî degüldür. Belki mahbûb-ı siyeh-çerde- mânend bakduguñca mütâla`a duyar. Ve aña göñül virüp meyl idene câzibesin izhâr ider. 
 
Kıt`a: 
 
“Umarın kim ola nazmumda benüm 
Ekser ebkâr-ı ma`ânî zâhir 
Mâlik olmış gibi tab`-ı pâke 
Añladugum bu ki her bir şâ`ir 
Vasf idenler sühan-ı matbû`ı
Yedhulü’l-izne bilâ izn dir” 
 
 
Turkish Arabic English