Kur’an-ı Kerim OKU

Günümüzde boşanmaya doğru ilk adım daha nikâh memurunun önünde başlıyor. O rezil, o iğrenç, o utanç verici tepişme hareketi boşanmaya giden ilk adım olmuyor mu? Ancak aptallar, geri zekâlılar, kendilerini çağdaş, ilerici, aydın sanan maskaralar bu pisliğe bulaşıyorlar. Neymiş efendim, kim kimin ayağına basarsa evde onun sözü geçermiş. Ne demek bu? 

Kendini firavun ilan etmekten başka nedir? Eşim bir konuyu benden daha iyi düşünüyorsa, daha objektif kararlar alıyorsa ille ayak diremek, ille benim olacak demek, bu evde yalnız benim sözüm geçer demek eşşeklikten başka nedir? (Belki bu sözümüzden eşşekler alınır da bizden davacı olurlar). Bu kafada olan insanlar evlense ne olur, boşansa ne olur? Onlar, firavunluklarıyla, Mesnevideki idrarın üzerindeki çöpe konmuş sinekten başka nedirler?

Hepimizin çevresinde genç kardeşlerimiz var. Onlar hayat yolunda nasıl davranmaları lazım, daha çok erken yaşta başlayan ve çoğunda tek ölçüt dış güzellik olan kız ve erkek arkadaşlığı konularında bir çift sözüm var. Gençler! Öğrenciyken yahut aileden alınan harçlıkla geçinirken, yani ekmeğini kazanmaya başlamadan evlilik niye?

Bugün toplumda evlilik ölçüleri çok yanlış. Neymiş efendim, kız güzel mi oğlan zengin mi. Kimi de mevki, makam, şöhreti için tercih ediyor karşı tarafı. Oysa manevi eğitim almamış iki insan arasında bir güzellik yaşanması mümkün değil. Güzellik için evlendiğinde sonra daha güzel birisi ile karşılaşınca her şey bitiyor.

Hayatta her şeyin bir sırası olacak. Yoksa hayatımız alt üst olur. Şeftali bile vaktinden önce koparılırsa bir tadı olmaz. Vakti gelince, olgunlaşınca koparılacak.

Devamını oku...

Kur’an-ı Kerim OKU
Furkan İleri tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 29 Mart 2017 05:20

altYunus denince sevgi gelir aklıma, yeryüzündeki bütün in­sanları, hayvanları, bitkileri, cemâdatı içine alan evrensel bir sevgi. Ancak tevhidi görüşe varanlar, böyle bir sevgiye ula­şabilirler. İnsan Allah’a yaklaştıkça sevgisi artar. Bakın çevre­mize asık çehreli, nursuz, pirsiz, saygısız, sevgisiz nice insanlar yaşıyor. Şeytan, Allah’tan uzaklığın sırrıdır. İnsan Allah’tan uzaklaştıkça şeytana yaklaşır. Sevgiden uzak, nefretle yaşamak ne acıdır. Nefret tuzlu su içmek gibidir.... İçtikçe susuzluğu artar insanın. Bir çeşmeden akan su acı tatlı olmaya derken Yunus tevhidi ne güzel anlatır. Aslında cemâl ve celâl tecellileri bir­birlerini tamamlar. Her an bir sınavdayız. Sorular öyle de gelir, böyle de gelir. Önemli olan sınav bilinci içinde yaşamaktır. Ce­sedi ile dünyada, gönlü ile sonsuzlukta yaşayanlar ne güzel insanlardır. Gönlünde Allah aşkı olmayanlar gafillerdir. Kim olur­sa olsun netice değişmez. Gerçek mutluluğun anahtarı mihrap denilen oyukta asılıdır. Kafalarında Hak bilgisi olmayanlar cahil­lerdir. Gerçek mutluluğa erenler, gözün buğusundan gönlün kaynayışını sezenlerdir. Onlar hakiki bahar rüzgarı gibidirler. Gittikleri yere huzur, sükûn, güzellik götürürler. Allah her yerde­dir. Onsuz boş mekân yoktur. Bize şahdamarımızdan daha yakındır. Kâinatta her zerre harekettedir. Her şeyde devamlı, intizamlı, ahenkli bir kaynaşma vardır. Kâinattaki bu intizamlı kaynaşmanın ismi tesbihattır. Her şey Hak’kı tesbih ediyor. Bu Allah’ın eseridir. Hürmeten yavaş konuşmak gerekir. Allah, ya­vaş sesle konuşanları sever. Gürültünün, bağırarak konuşmanın beyni rahatsız ettiği ilmen ispat edilmiştir. Fazla gürültülü müziği uzun süre dinleyenlerde, beyin hücreleri birer birer ölmektedir. Hak her yerde hazır ve nâzır olduğuna göre fazla yüksek sesin, en azından İslâm edebine ve inceliğine saygısızlık olduğu or­tadadır. Kur’an-ı Kerim OKU diye, Mesnevî DİNLE diye başlıyor. Acaba hangi kitap KONUŞ diyor, konuş diye başlıyor. Günü­müzde kimse kimseyi dinlemek istemiyor. Sormak lâzım, kaç kişinin söylenecek bir sözü var? Bu nefsin azgınlığından, tekme atmasından başka nedir? Unutmayalım, çok konuşanların, yük­sek sesle bağıra bağıra konuşanların göğüsleri içindeki kalpleri hastadır. Allah şifâlar versin. Taze bir yumurta yanında kuvvetli çalan bir sirenden etkilenir, yumurtanın beyazı otuz saniyede pişiyor. Düşünmek lâzım.

 
 
Turkish Arabic English