GÜZEL DÜŞÜN

11 yıl önce suça teşebbüs etmiş ve hatasını anlayıp pişmanlığını hayra dönüştürmüş, on bir yıldır insanlığa hizmette yarışan bir vatandaşımıza hakimler; durmuş düşünmüş, on bir sene sonra 7 yıl ceza vermişler. Başka işleri yokmuş gibi, dostlar alış verişte görsün misali, geçmişi araştırmışlar onca kötü kişi, kemlik yapıyor ve yan gelip yatıyorken, bu düzelmiş, Hak yoluna yönelmiş insanı bulup "Biz bu ülkede düzgün insan istemiyoruz" dermişcesine yedi yıl cezaya mahkum etmişler.

oysa bu vatandaş geçmişte sokaklarda yaşarken, suçtan suça batıp çıkarken hiç kimse "halin nice" diye sormamış. Şimdi değişmiş, gelişmiş, evlenip çoluk çocuğa karışmış, kötülere karşı iyilikte yarışmış. Kendi gibi sokaklarda büyüyen nicelerini topluma kazandırmış bir insana "Biz azgınlara ceza veremiyoruz, sen de geçmişte masum değilmişsin, bari şimdi cezanı çek, biz de işimizi yapmış olalım" der gibi, adamcağıza cezaevinin yolunu göstermişler.

Devamını oku...

GÜZEL DÜŞÜN
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 30 Mart 2017 06:04

Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen sağlıklı, mutlu ve başarılı olur, hayatından zevk alır. Resûlullah Efendimiz: “Benden şer hakkında soru sor­mayın. Hep hayırdan sorun bana” buyuruyor. Ne olur her söze “Hâl” katabilsek... Bir Veli zat “Ben hüsnü zanna memu­rum” diyor ve ilâve ediyor, “Kötüye, çirkine, bayağı olana davetiye yazmayın ki gelmesin...”

alt

Oğlum ananı atanı say, bereket büyüklerle beraber olmadadır. Büyüğünü bilmeyen Allahını bilmez.

(Şeyh Edebali)

Rahmetli büyüklerim çok küçük yaşımdan itibaren “Aman yav­rum” derdi, “elektriği lüzumsuz yere bir dakika yakma. Suyu bir yudum da olsa gereksiz yere akıtma.” Bir kere dahi olsa rahmetli büyüklerimiz çöpe yemek atmadı. Ecdadımız evliliklerinde kavga döğüş, ağız dalaşı yapmadı. Annemle babamın kırk yedi yıllık evlilikleri içinde bizim evde ne bir tabak, ne bir bardak, ne bir fincan kırılmadı. Nezih, temiz, güzel bir hayat yaşamanın yolu dikkat, saygı ve tasarruflu yaşamaktan geçiyor.

Banka kartları yüzünden günümüzde nice insan helâk oldu. Banka kartını bir mirasyedi dikkatsizliğiyle berbat ettik. Birçok insan cebimde banka kartı var diye israf yoluna gitti. Kanaatkâr olmaktan, tasarruflu yaşamaktan uzaklaştı. Bunun acı sonuçlarını hepimiz, her gün televizyonlarda görüyor, gazetelerde okuyoruz. Yıkılan aileler, bozulan sosyal ilişkiler, boşanmalar, intiharlar, cinayetler birbirini takip ediyor. Pek çok insan banka kartıyla alışveriş yaparken bir ay sonra bankadan ekstrenin geleceğini hiç dü­şünmüyorlar. Hırsla alınan kilolarca yiyecek, içecek israf olup çöpe atılıyor. Hepimiz bunları görüyoruz. Ama ibret almıyor, nice felâketlere kucak açıyoruz. Bu insanlara küçük yaştan itibaren ailede ve okulda tasarruf terbiyesi verilse, ayağını yorganına göre uzatması öğretilseydi bunlar olur muydu? Fert olarak, toplum olarak borçlanmaların ne acı sonuçlar getire­ceğini bir türlü görmek istemiyoruz.

İnsan vardır, mütevazı sofrasına oturur, çorbasını içer, Allah’ına sonsuz şükürler eder. İnsan vardır, yemeklerini Hil­ton’un kral dairesinde yer, yine de şükretmez. Şükürle açıl­mayan dudaklarında, hep bir memnuniyetsizlik çizgisi vardır. Bunalım içindedir. Zaman zaman intiharı düşünür ve dudak­larından dökülen hep şikâyet sözcükleridir. Toplumdan şikâyet, insanlardan şikâyet, hayattan şikâyet.

Acaba insanları bu kadar farklı durumlara iten nedir? Aklıma Yunus’un bir mısraı ...geliyor:

“Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı”

Huzursuzluğunun, mutsuzluğunun, sıkıntısının, daha çok para pul ile, mal mülk ile geçeceğini sananlar, ebedî bir aldanış içindedirler. Onlar tıpkı susadıkça tuz yalayan insanlar gibidirler. Bugüne kadar, madde hiçbir insanı doyuramadı ki onları do­yursun. Ne diyor büyük Yunus:

Mal sahibi, mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan, mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

Allah’tan Tevfik dilen. Gönül âlemi gam ile kirlenir, tövbe ile temizlenir. Bütün güzellikler, incelikler bu âlemin cefasında gizlenmiştir. Ne güzel anlatılır bir ilâhide:

“Güzel âşık cevrimizi çekemezsin demedim mi?

Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi?”

Asırlar ötesinden Büyük Yunus, ne güzel anla­tıyordu: “Hiç kimse bilmez bizi, biz ne işin içindeyiz.” Bâtın ilmini öğrenmeden, zâhir ilmiyle ahkâm kesenler, farkına var­madan helâke gidiyorlar. İyi, güzel, sâlih kişilerin kadrini bil­meyenler, onların arkasından atıp tutanlar, acaba en büyük kötülüğü kendilerine yaptıklarının farkındalar mı?

İlâhi aşkla yananlar, çevrelerine renk, ışık, güzellik verirler. Onları ara, bul, ziyaret et. Sohbetlerine katıl. Ellerini öp. Hayır dualarını al. Renklerine boyan. Katı, sert, yoz insanlardan uzak dur. Münâkaşadan kaç. Akıllı insanlar münâkaşayı sevmezler. Münâkaşa ile kimse bugüne kadar bir şey elde edemedi. Mü­nâkaşada tek kazanan, kibir, gurur, benlik ve nefsaniyettir. Seni AIlah’a yaklaştıracak kimselerle dost ol, görüş, sohbet et.

ALLAHIM MUTLULUK SENİNLEDİR

NEDEN CENNETİ GOSTERIYORSUN

(Seyyid Ebul Hasan harikası.K.s

*NİCE NEŞELİ VE SEVİNÇLİ İNSANLAR

VARDIR Kİ ONLARA NASİP OLACAK

KEFENLİKLER DOKUNUP SATIŞA

ÇIKARTILMIŞTIR BİLE

(Fudayl b.iyaz.k.s

*İKİ ŞEYİ İSTERSİNİZ

AMA BULAMAZSINIZ BUNLAR

NEŞE VE RAHATLIK OLUP HER İKİSİDE

CENNETTE OLUR

(Ebu Turab_i Nahsebi.k.s

 
 
Turkish Arabic English