İLMİN ŞEHRİ

Konuşurken sakin görün, iyi dinle, temiz gözlerle bak, sesini yükseltmeden sor, verilen cevaba katılmasan bile üzerinde düşündükten sonra ve terbiye sınırlarını aşmadan itiraz et, ikna olmadıysan kırmadan söyle, ikna olduysan karşındakine teşekkür et.

En etkili silah ne toptur ne tüfektir ne tanktır hatta ne de atom bombasıdır; düşüncedir, düşünce… O nedenle diktatörler, düşünce ile başa çıkamayacaklarını çok iyi bildikleri için, düşünen insanları yok etmeye çalışırlar.

İyilik yapmak için en uygun an, ne zamandır? Her zaman…

En ağır bedeli, özgürlüğünü kaybeden öder.

Çıkar, sahte dostların maskesini düşüren şiddetli bir rüzgârdır.

Hayal kırıklığı yaşamaktan korktuğumuz için, yapmaktan vazgeçtiğimiz o kadar çok şey var ki

Kime sorsan herkes yaşamayı biliyor. Hayır, insanların büyük bir çoğunluğu yaşamayı beceremeden ömrünü tamamlıyor.

İyilik her kalbi açan tek anahtardır.

Aynı yolda olup da ayrı yollardan devam ettiklerimiz de vardır; ayrı yollardan gelip de aynı yolda devam ettiklerimiz de…

Kurdun kuzuyu yemek için en az yüz tane bahanesi vardır.

Devamını oku...

İLMİN ŞEHRİ
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 30 Mart 2017 18:43

İlmin Şehri: Hz.Muhammed İlmin kapısı:Hz. Ali

altBilindiği üzere, Peygamber Efendimiz, yetim kaldığında O’nu yanına alıp, bakımını üstlenen amcası Ebu Talip’tir. Hz.Muhammed, 8 yaşından itibaren 25 yaşına kadar amcasının yanında yaşamış ve amcasının hanımına ‘’ anneciğim’’ diye hitap etmiştir. İşte böyle bir ortamda, amcasının çocuğu olarak dünyaya gelen Hz.Ali,  Peygamber Efendimize adeta bir kardeş olmuştur. Kendisi de ’’ Ey Ali, sen benim kardeşim,  vasim, vezirim ve eminimsin.’’ diyerek bu bağlılığı ifade etmiştir.

598 yılında Mekke’ de dünyaya gelen Hz.Ali , Kabe’nin içinde doğan ilk ve tek insan olma özelliğine sahiptir. Doğumunda Peygamber Efendimiz tarafından yıkanmış, “Ali” ismi de kendisine Hazreti Muhammed tarafından  vermiştir.‘’Ya Ali, doğumuna şahit olmasaydım, hikmetinin sırrına akıl erdiremezdim.’’ diyerek Hz. Ali’nin doğumuyla başlayan sırlı yaşamına işaret etmiştir.

Çocukluğunda Hz.Ali’nin en büyük arzusu Peygamberimizle bir arada olmaktı. O günleri şöyle anlatır: “Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı, lokmayı çiğner, ağzıma verir yedirirdi… Her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymamı buyururdu. Her yıl Hira Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu ben görürdüm, başkası görmezdi. Beni omuzuna alır Mekke’nin dağlarında, vadilerinde, sokaklarında dolaştırırdı. ‘’

Hz. Muhammed’in  evlenmesiyle birlikte, yanına aldığı Hz.Ali, 5 yaşından itibaren Peygamber efendimizin evinde büyümüştür. Resulullah’a iman ettiğinde 10 yaşında idi. Bu anlamda İslam’ın ilk ‘’Nurlu Çocuğu’’dur. Hz. Ali, Hz. Muhammed’ in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğini de değerli  varlığı sevgili kızı Fatıma’yı Ali ile evlendirerek göstermiştir.‘’Ali benden, ben de Ali'denim’’ hadisi de bu anlamda bütünlüklerini ifade etmektedir.

Yaşamı boyunca Allah yoluna  hizmet eden Hz.Ali, İslami inanışın yayılmasında tüm varlığını ortaya koymuştur. Maddenin ve mananın bir ve bütün olduğu Muhammedi anlayışla her şeyin özünde ve şuurunda " Allâh"ı görmenin derinliğini hissetmiştir.

 ‘’Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır. Kim  ilim isterse kapıdan girmelidir.’’ diyen Peygamber Efendimiz ilmini aklının hikmetiyle birleyen Hz .Ali’yi her daim desteklerdi. Hz. Ali, Efendimiz’in vahiy katiplerinden biri olmanın yanında, Kur’an-ı Kerim’ın tamamını ilk ezberleyenlerden arasındaydı. Ezberlemenin de ötesinde anlama ve uygulama  hususunda ashabın en önde gelenlerinden idi. Kendisine  Kur’an ilmiyle ilgili türlü sorular sorulur, O’da her soruya bıkmadan usanmadan ikna edici, keskin zeka ürünü cevaplar verirdi.

Bir keresinde : “ Doğu ile batı arasındaki mesafe ne kadardır?”  diye soran birisine “ Güneşin bir günlük mesafesi kadar” diye cevap vermişti.“ Yer ve gök yaratılmadan önce Allah nerede idi?” diye sorulduğunda da “‘Nerede sorusu mekân ifade eder. Hâlbuki her hangi bir mekân bulunmaz iken de Allah mevcuttu. Hak Teâlâ bugün de mekândan münezzehtir.”  demiştir.

Hz.Ali’nin, Hz.Fatıma ile evliğinden Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin ‘in dünyaya gelmiştir.Bu şerefli aile, Ehl-i Beyt olarak bilinir.Bunurlu aile, İslamı ve Kur’an’ı her şeyin hatta kendi canlarının bile üstünde tutmuşlardır. İlimlerini bizzat Resullah’tan almışlardır. İlahi, insani değer ve fazilet sayılabilecek bir çok özelliklere sahiptirler.

‘’Kıyamet Günü olunca, kul bir adım atmadan dört şeyden sorgulanacaktır. Ömrünü nasıl tükettiğinden, bedenini nerede eksilttiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve Ehl-i Beyt'in sevgisinden.’’(Hadis )

‘’Ya Ali, benim Ehl-i Beyt’im Nuh’un gemisine benzer. O gemiye binen kurtulur. Ve kim Ehl-i Beyt’ime buğz ederse helak olur.’’(Hadis)

İşte iç içe geçmiş bir hayatın kahramanlarıdır  Hz.Muhammed ve Hz.Ali. Biri birinden ayrı düşünülemez.

‘’ Bir kimse beni sevdiğini söyleyip Ali’ye buğz ederse, beni sevmiyor demektir.’’(Hadis )

‘’Sen bendensin ve ben de sendenim, senin etin etim, kanın kanım, ruhun ruhum, sırrıyetin sırriyetim ve senin adaletin benim adaletimdir. Sana itaat eden kişi ne saadetlidir ve sana karşı asi olan kişi ise ne bedhahtır.’’(Hadis)

Hazreti Muhammed’in vefatında 33 yaşında olan Hazreti Ali, Peygamberimizin yıkanması ve kefenlenmesi işlemini bizzat kendisi yapmıştır. Böylece kucağına doğduğu, ilmiyle büyüdüğü Zat-ı Şahaneyi son yolculuğuna uğurlamıştır.

Yaşamları her Müslümana örnek teşkil eden bu üstün aile, İslamiyet’in şerefidir. Hz. Ali ve Hz. Muhammed, asla ayrı düşünülemez. Günümüzde gelinen bölücü, ayrımcı algılayış şahısların dimalarında mevcuttur. Hiç bir zaman bütüne dokunamayacak ,ilmi ilke edinmiş zihniyetler de yer edinemeyecektir.

Muhammedi anlayışı ilke edinmiş sırlara açılan Hz.Ali’nin ‘’İlim Kapısı’’ her OKUyana nasip olsun İnşa’Allah .          

 
 
Turkish Arabic English