NUHUN GEMİSİ

 

Yarım asrı aşkındır Demokrasi Savaşı veriyoruz ve henüz kazanamadık.
 
Tarihe baktığımızda uzun savaşlar görürüz... Mesela Viyana kuşatmaları gibi... kuşatmalar uzadıkça imparatorlar değişmiş, kumandanlar değişmiş, binlerce şehidin yerine on binlerce askerler değişmiş... Netice: Hep savaşılmış, hep savaşanlar göçmüş gitmiş, yerine yenileri gelmiş... 
 
Demokrasi savaşında imparotor yok. komutanlar yok. Ordular da yok. Peki ya ne var? 75 milyonu bulan Türk Milleti var. Bu savaşta dost yok. Düşman da yok. Savaşan taraflar yine 75 milyonu bulan Türk Milleti... Küçük büyük fertleri olan, aynı çatı altında yaşayan koskoca bir aile..Çatımızın altındaki aile fertlerimize eşit muamele edilmiyorsa, öz evlat, üvey evlat farkı gösteriliyorsa, yahut aileden biri diğeri gibi değilse nedenlerini yaratılışımızda, yetişme şeklimizde aramalıyız. Mavi gök kubbenin altında yaşayan herkes farklı farklı, lakin Allah'ın yanında kullukta eşittirler. İşte bunu idrak etmemiz gerekir. Yani bu savaşta benliğimizi değil, aklımızı ön planda tutmalıyız. Aklımız egomuzdan üstün olmalıdır.
 
Bu savaşta hedef belli iyi sonuç yakalamak ve kazanmak...Demokrasi Savaşı öyle bir kaç kişinin veya belli bir zümrenin ya da topluluğun yapacağı savaş değildir. Tıpkı İstiklal savaşımız gibidir. Aklı eren, dili dönen, ülkesini seven herkesdir. Bu erkektir, kadındır, yaşlıdır, çocuktur ve en önemlisi meclisteki mebustur.
Devamını oku...

NUHUN GEMİSİ
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 30 Mart 2017 18:49

Nuh Peygamberin gemisinin ardındaki gizem nedir?

altGELİN NUH'UN GEMİSİNİN İÇİNE USULCA SÜZÜLELİM. NUH PEYGAMBERİN KUTSAL KİTAPLARDA YER ALAN ÖYKÜSÜNÜN DERİNLERİNDEKİ BİLGELİĞİ ZUHUR EDELİM.

Nuh Peygamber zamanında, insanlar yoldan çıkmıştı. Allah’tan başka bir yaratıcının olduğuna inanıyorlar, putlara tapıyorlardı. Büyük bir azgınlık içindeydiler. Nuh, şevkatli, cesur ve Hakk yolunda yürüyen bir insandı. Kavmine öğütler veriyor, sabırla, Allah’a ibadet  etmelerini söylüyordu. Maalesef ki o dönemin insanlığı Nuh’un anlattıklarına kulak asmıyor, bildikleri yolda ilerliyorlardı.

Bunun üzerine Nuh’a vahyedildi: “Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak. Şu halde onların işlemekte olduklarından dolayı üzülme.Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et.’’*

Bu vahiy ile bir gemi yapması söylenen peygambere, ilgili tüm bilgiler verildi. Zaten bir marangoz olan Nuh Peygamber, geminin inşasına başladı. Gemiyi yapıyordu yapmasına da kavminin ileri gelenleri onunla alay ediyordu. Daha önce hiç görmedikleri bu büyük eşyanın, nasıl hareket edeceğine akıl sır erdiremiyorlardı. Uzun bir zaman sonra gemi  tamamlanınca, Allah’tan gelen yeni bir vahiyle peygambere inanan, imanı Allah’a olanlar gemiye bindirildi. Her canlı türünden dişi ve erkek olmak üzere, bir çift, gemide yerini aldı .Böylece filler, timsahlar, tavuklar, serçeler ve kelebeklerle dolu bir mürettebat oluştu.Allah'ın vahyettiği üzere yenilebilecek ne varsa gemiye istiflendi.Buharla çalışan bu gemi, yola çıkmaya hazırdı artık.

İşte tam o sırada yağmur yağmaya başladı .Bir yandan da yerden sular fışkırıyordu. Bu sular yükseldikçe gemiyi hareket ettirdi. Gemi yol alırken yeryüzü de sularla kaplandı. Sefere çıkmayanlar, suların içinde yerle bir oldular. İman içinde olanlarsa bu yolculukta sağ kalmayı başardılar.

Nuh Peygamberin gemisi uzun süre su üstünde kaldı. Ve sonra

Denildi ki: “Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.” Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dağı) üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: “Uzak olsunlar” denildi.**

Böylece Nuh ve beraberindeki Hakk yolcuları, Cudi dağinın eteklerinde yeni bir yaşama başladılar.

Nuh Peygamberin kutsal kitaplarda yer alan öyküsüdür bu… Kimbilir binlerce kez dinlediğimiz. Hikayesi, anlatımı güzeldir güzel olmasına da, bize vermek istediği derin mesaj nerde gizlidir acep ? Gelin Nuh'un Gemisinin içine usulca süzülelim ve derinlerindeki bilgeliği zuhur edelim.

Allah yolunun yolcusu olanlar, hakikatten uzak olanların alaylarına rağmen, Yaradan’ın yardımıyla kendi İÇSEL YOLCULUKLARININ GEMİSİni inşa etmeyi başarırlar. Geminin içine güzel-çirkin, doğru –yanlış, büyük-küçük demeden eril ve dişil dengenin olduğu her tecellinin merkeze bakan, en saf, en nötr hallerini de alırlar. Dengenin, birliğin, tevhidin olmadığı her türlü durum geminin, yani kişinin içsel yolculuğunun dışında kalır.

Bu yolculuğun başlaması için, suların yerlerden fışkırması, kişinin kendinden taşması gerekir. Her yanından sıradışı olaylarla çevrilmesi, yani etrafının sularla kaplanması, hareketine katkı sağlayıcı bir unsurdur. Yer gök bir olmadıysa,kişi yeterince olumsuz deneyim yaşayıp,kuyunun dibine düşmediyse, geminin sefere başlaması mümkün değildir.''Nihayet emrimiz gelip gemi ateşlenmeye başladığı vakit...''şeklinde başlayan ayetten de anlaşıldığı gibi Allah'ın emriyle çıkılan bu yolculuğa başlarken, nefse dair ne varsa ateşe atılıp helak edilmesi gerekmektedir.   

Ancak o zaman, yolculuk başlar. Ancak o zaman, kişinin kurtuluşu olan bu geminin, suyun içinde yol alması mümkün olur.Hakikatı bulma seferi sırasında, geminin içinde bulunan yiyecekler, kişinin içinde bulunan kaynakların bir sembolüdür.Yani içimizde bize gerekli olan herşey mevcuttur.

Yola çıkmaya cesareti olanlar, suların dalgalarıyla yalpalayıp oradan oraya sürüklenirken, bu çalkantının artık hiç son bulmayacağını düşünebilirler. Bu yolculuk, çok uzun ve cefalı olabilir. Kimi yolcu, gemiden atlayıp suların içinde yitip gitmeye meyleder. Oysa ki gidecek hiçbir yer yoktur. Yol alma vaktidir geminin güvertesinde. Sonra bir gün bakarlar ki sular çekilmeye başlamış. İşte o zaman sımsıcak bir güneş doğar ve ışık tüm cömertliğiyle yansır.

Bu sefer, insan odağının, KURTULUŞ SEFERİ dir. Bu sefer, ŞEMS-İ EZELİ ile BULUŞMA SEFERİ dir. Her kula nasip olsun İnşallah.

 
 
Turkish Arabic English