TEVÂZU

 

Bu Memleketin Taşı Biter Köpeği Bitmez.

 
 
Hoşt, Hoşşt! Gidin sahibinizin kapısında hırlayın, ürün!. Kim Taş Attı Bunlara? Sesleri bir türlü kesilmediği gibi, daha fazla çıkar oldu. Kirli patilerini papuçlar içinde gizleyerek, insan görünümünde aramızda gezen köpeğin biri daha havlamış. 
 
Adam sıfatındaki melûna kim kemik verdiyse, hangi sahibi ipini gevşettiyse artık; daha çok kemik ve iliklisini almak için haddi aşıp uludukça ulumuş. Sizi bizlerden, biz "Mü'minler"den sanıyorduk; meğer dininizi ve dilinizi bugüne kadar anlayamayacak kadar iyi niyetliymişiz. Müslümanlığımız gereği bittabî... Fakat yular takmış, entel gibiymiş havası veren görünümüze uygun: " Hoştunuz, havlamayınız..." "demesini de biliriz biz!
 
Evet, bu memleketin iti bitmez... Ekmeğimizi yer yer ayağımıza dolanıp dururlar. En azından kuduz olanlarını, salya sümük akıtarak gezenlerini itlaf edebilsek... Gerçi o kadar çoklar ki, itlaf ekipleri yetersiz kalırlar. Her yerde varlar, her perdenin ardındalar. Sizi gidi bir kemik uğruna kuyruk bulayıcılar sizi!
 
Kimi sanatçı çerçevesine bürünmüş, aslı yılan; kimi kalemi silah diye kuşanmış, her yazdığı yalan. Kadın cinsi dekolte açmakla makbûl sanılmış, erkekse hristiyan dolaması kravatı takmayla îtibarlı bilinmiş. Oysa ki şeytan görse sıfatlarını, "Eûzübillah" çeker. O kadar pislikler. Cenâb-ı Allah nûrunu almış bunların üzerinden. Zîrâ az bir şey kalmış olsa, bu kadar hadsizce havlamazlardı. Boşuna dememişler; "Küpte ne varsa dışına o sızar" diye...  Niyetleri bozuk bunların, tövbe tutmazlar...
Devamını oku...

TEVÂZU
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Nisan 2017 09:10

Bir çiçek diğer çiçekle rekabeti düşünmez.
Benim renklerim daha güzel diye böbürlenmez, sadece açar...

altResûlullah Efendimiz bir hadis-i şerifte “Size, Allah’ın kulla­rının en kötüsünün kimler olduğunu bildireyim mi? Kibirli ve katı yürekli olanlardır.” buyuruyor. Tevâzu, kibrin zıddıdır, alçak gönüllü olma halidir. İyiye, doğruya ve güzele saygılı ol­mak, Hak’ka boyun eğmek, kibirden uzak olmak, bütün mahlû­kata karşı edeple hareket etmek, güleryüz göstermek, ince, zarif ve nazik olmak tevâzunun bazı tezâhür şekilleridir.

Tevâzu, Peygamberlerin, velilerin, ilim ve adalet sahiplerinin, Allah’ı tanıyanların, Allah dostlarının ilk görülen vasıflarındandır. Şuara suresinin 215. âyetinde, Peygamberimize “Sana tâbi olan müminlere kanadını indir, tevâzu göster” buyruluyor. Peygamberimiz, çarşıya pazara giderek, evinin ihtiyacını bizzat temin eder; fakirlerle, kölelerle birlikte sofraya oturur; fakirlerin hâl ve hatırlarını sorar, gittiği yerde en müsait köşeye oturur, kendisine hürmeten ayağa kalkanlara engel olur, bu suretle İslâmî tevâzuyu fiilen göstermiş ve yaşamış olurdu. Kendisini aşırı methedenlere karşı, “Ey insanlar, Allah’tan sakınınız, şeytana uymayınız. Ben sadece Abdullah’ın oğlu Muham­med’im. Allah’ın kuluyum. Yüce Allah beni Peygamberlikle şereflendirdi. Bana bundan fazlasıyla tâzim göstermenizi istemem.” buyurmuştur.

Bir gün bir adam Peygamberimize “Allah’ın ve Senin di­lediğiniz olur” demişti. ResûluIlah Efendimiz üzüldü ve “Sen Allah’a şerik koştun. Yalnız Allah’ın dilediği olur de” buyurdu.

“Biri size gelir de, her biri birinden kötü oldu, hiçbir iyi insan kalmadı derse, bilin ki, en şerli insan odur.” sözündeki yüceliği yaşayıp gördükçe, her gün biraz daha iyi anlıyorum.

 

 

Tefekkür, kainatı imanına şahid kılmaktır.. mevlana hz. şöyle demiştir: "şahidin yoksa davayı kazanamazsın.."

En ufak bir sıkıntıları olunca, karamsarlığa düşen insanlar vardır, sanki dünya yıkılmış, onlar altında kalmışlardır. Açarlar ağızlarını, yumarlar gözlerini... Başlarlar, cahiliyeden kalma ne kadar söz varsa sıralamaya... Her zaman kaçtım böylelerinden, davranış tarzlarına akıl erdiremedim. Kuzum siz hayatı ne sanıyorsunuz Allahaşkına... Tabii sıkıntılar olacak, üzüntüler olacak, anlaşmazlıklar, maddi sıkıntılar, hastalıklar, ölümler ola­cak. Biz de gücümüz yettiği kadar, olanca varlığımızla bunları yenmeye çalışacağız. Sorunlar, sıkıntılar bizlere, demire su verilip çelik haline getirilişi gibi, daha fazla mücadele gücü kazandıracak. Daha güçlü olacağız. Ondan daha önemlisi onlarla yoğrulup olgunlaşacağız. Her gün daha iyiye, daha güzele gitmenin sevincini yaşayacağız.

 

Bismillahirrahmanirrahim.
De ki;
Ben,ağaran sabahın
RABB'ine sığınırım
(Felak,1)...

 
 
Turkish Arabic English