TEVÂZU

Meğer ülkemde ne kadar işsiz ve dar gelirli varmış. Umut tacirlerinin yaptığı bir açıklama üzerine,  insanların ardarda dizilmiş hallerini haberlerde gördünüz mü? Vaat edilenden pay kapmak adına, insanoğlundan umut kuyruğu oluşturulmuş. Kadın, erkek, genç, orta yaşlı, eğitimli, eğitimsiz; bilgili, bilgisiz, donanımlı, donanımsız, işin içeriğini bilmeden adeta haberi duyan koşmuş.  Hangi yaştan, boydan, soydan insan ararsanız hepsi iş ve işçi bulma kurumu önünde upuzun kuyruk oluşturmuşlar. Vaatte “Toplum yararına program kapsamında bir proje adı altında altı aylık işsize iş” deniliyor. Yani verilen işe katlanana altı ay kesintisiz para kazanma umudu…  Lakin çoğu insanca sanılıyor ki “Kapağı attım mı, tamamdır.” Garantili, güvenli biliniyor, sunulan hizmet altı ay da olsa muhteşem belleniyor. Emek gücü karşılığı geçici bir yardım, diye değerlendirilmiyor... Yahu belki işi ağır bulacaksın, kaytarmaya kalkacaksın, çıkarılıp kapı önüne konulacaksın. Neyin ne olduğunu bilmeden hemen balık istifi yığılma yapılıyor. Kadın, erkek aralarından su sızmamacasına dizilmişler. Tespih tanelerinin aralarında bile çekme boşluğu bulunur. Bu nedir böyle, mahremiyetimiz kalmış şöyle.

İnsanların birbirine yardımı kalkınca, torpil olayı ülkem geneline yayılınca gavurun dağıttığından medet umuluyor. Nedeni umursanmadan, usulsüzlüğe umut bağlanıyor. Allah rızka kefildir, çık dışarı yapabileceğin düzeyde ara nasibini. Zira ilgililerce işe alım bu şekil olmaz!

Bahsettiklerimi ben de haberlerden öğrendim. Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR)  İl Müdürlükleri tarafından düzenlendiği belirtilen (TYP) açılımı “Toplum Yararına Program”mış. Nasıl bir program, işsize becerisine göre iş imkânı mı, altı aylık geçici iş diye açıklanmış. Bu açıklamanın ardından kurum önünde izdiham oluşturulmuş.

Başvuru süresinin ilk günü iş başvurusu yapmak isteyen vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren İŞKUR  İl Müdürlükleri binası önünde yoğun kalabalık katmeri yapmışlar. İşsizlikten çaresizliğe düşmüş olanlar bu programı umut belleyip “Erkenden gidersem ben kaparım” düşüncesiyle, yemeyip içmeden kurum önüne koşmuş; işi kendisi sahiplenmek adına, diğerleriyle kavgaya bile kalkışmış.  Toplum Yararına Program denilerek halka sunulan bu iyiliğin maksadı nedir, zira vatandaşa 6 ay para kazanmaya fırsat sağlayacak sistemde, ödenecek bütçe,  dış güç yardımı olarak belirtilmiş. Bunlar babalarının hayrına yapabilirler mi, “vay canına, bu soruma gülesim geldi.” Sanki bana bu iş içinde başka bir iş-planmış varmış gibi geldi. Müslümanları köle gibi dizilmiş görmek bile, onların egolarını tatmin eder bilesiniz.

(TYP) Toplum Yararına Program kapsamında il merkezi ve ilçelerde belediyeler ve kamu kurumlarda 6 ay geçici süreyle beden işçiliği ve çevre temizliği olarak değerlendirilecek olan bu program için, yurt genelinde 3 bin kişinin istihdam edilmesi planlanmış. (Belediyeler zaten yığınla kayırma partili adamla dolu. Yeni alımları nerede değerlendirecekler acaba?)

Devamını oku...

TEVÂZU
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Nisan 2017 09:10

Bir çiçek diğer çiçekle rekabeti düşünmez.
Benim renklerim daha güzel diye böbürlenmez, sadece açar...

altResûlullah Efendimiz bir hadis-i şerifte “Size, Allah’ın kulla­rının en kötüsünün kimler olduğunu bildireyim mi? Kibirli ve katı yürekli olanlardır.” buyuruyor. Tevâzu, kibrin zıddıdır, alçak gönüllü olma halidir. İyiye, doğruya ve güzele saygılı ol­mak, Hak’ka boyun eğmek, kibirden uzak olmak, bütün mahlû­kata karşı edeple hareket etmek, güleryüz göstermek, ince, zarif ve nazik olmak tevâzunun bazı tezâhür şekilleridir.

Tevâzu, Peygamberlerin, velilerin, ilim ve adalet sahiplerinin, Allah’ı tanıyanların, Allah dostlarının ilk görülen vasıflarındandır. Şuara suresinin 215. âyetinde, Peygamberimize “Sana tâbi olan müminlere kanadını indir, tevâzu göster” buyruluyor. Peygamberimiz, çarşıya pazara giderek, evinin ihtiyacını bizzat temin eder; fakirlerle, kölelerle birlikte sofraya oturur; fakirlerin hâl ve hatırlarını sorar, gittiği yerde en müsait köşeye oturur, kendisine hürmeten ayağa kalkanlara engel olur, bu suretle İslâmî tevâzuyu fiilen göstermiş ve yaşamış olurdu. Kendisini aşırı methedenlere karşı, “Ey insanlar, Allah’tan sakınınız, şeytana uymayınız. Ben sadece Abdullah’ın oğlu Muham­med’im. Allah’ın kuluyum. Yüce Allah beni Peygamberlikle şereflendirdi. Bana bundan fazlasıyla tâzim göstermenizi istemem.” buyurmuştur.

Bir gün bir adam Peygamberimize “Allah’ın ve Senin di­lediğiniz olur” demişti. ResûluIlah Efendimiz üzüldü ve “Sen Allah’a şerik koştun. Yalnız Allah’ın dilediği olur de” buyurdu.

“Biri size gelir de, her biri birinden kötü oldu, hiçbir iyi insan kalmadı derse, bilin ki, en şerli insan odur.” sözündeki yüceliği yaşayıp gördükçe, her gün biraz daha iyi anlıyorum.

 

 

Tefekkür, kainatı imanına şahid kılmaktır.. mevlana hz. şöyle demiştir: "şahidin yoksa davayı kazanamazsın.."

En ufak bir sıkıntıları olunca, karamsarlığa düşen insanlar vardır, sanki dünya yıkılmış, onlar altında kalmışlardır. Açarlar ağızlarını, yumarlar gözlerini... Başlarlar, cahiliyeden kalma ne kadar söz varsa sıralamaya... Her zaman kaçtım böylelerinden, davranış tarzlarına akıl erdiremedim. Kuzum siz hayatı ne sanıyorsunuz Allahaşkına... Tabii sıkıntılar olacak, üzüntüler olacak, anlaşmazlıklar, maddi sıkıntılar, hastalıklar, ölümler ola­cak. Biz de gücümüz yettiği kadar, olanca varlığımızla bunları yenmeye çalışacağız. Sorunlar, sıkıntılar bizlere, demire su verilip çelik haline getirilişi gibi, daha fazla mücadele gücü kazandıracak. Daha güçlü olacağız. Ondan daha önemlisi onlarla yoğrulup olgunlaşacağız. Her gün daha iyiye, daha güzele gitmenin sevincini yaşayacağız.

 

Bismillahirrahmanirrahim.
De ki;
Ben,ağaran sabahın
RABB'ine sığınırım
(Felak,1)...

 
 
Turkish Arabic English