ELHAMDÜLİLLAH

 

 
 
 
Son birkaç yıldır bu bidatin önlenemez bir tırmanışta olduğu her camiye gidenin malumudur.
 
Neden böyle oldu, aklımıza gelenleri söyleyelim:
 
1.Kötü bir beslenme, kültürümüz haline geldi ve neredeyse herkes bir nebze şişmanlık hastalığına müptela oldu. Oysa az yemek, az uyumak, az konuşmak müslümanın ahlakı olmalıydı. Bilinçsiz ekmek, hamur ve şeker tüketimi dengemizi bozdu ve daha da bozacak. Son birkaç yılda şeker hastalığının yüzde yüz arttığı söyleniyor.
 
2.Teknoloji hareket alanımızı gereğinden fazla daralttı, en yakın yerlere bile yürüyerek gitmekten erinir olduk. Tembelliğe ve hantallığa alıştık.
 
3.Dünyevileştik, rahata daldık. Namazdaki eğilip kalkmalar bile rahatımızı bozar oldu. İbadetleri dahi keyfimize göre yapmak istiyoruz. Oysa biraz zorlansak çoğumuzun normal şekilde oturabileceğimizi göreceğiz.
 
4.Sanıyorum alafranga tuvaletlerin de bunda etkisi var. Dizler tuvalette de bükülmeyince büküleceği başka bir yer kalmadı.
 
Elbette namaz sadece Allah'ı anmak için kılınır, namaz bir spor değildir, bir ibadettir ama salt ibadetlerin bile dünyaya bakan yönleri vardır. Namazdaki eğilip kalkmalar işte böyle bir dünyevi fayda da sağlar. İnsanın yaşadığı sürece esnek, hareketli ve sağlıklı olmasına yardım eder.
 
Camilerde bir an önce yarışıp bu sandalyeleri kapan insanlara bakıyorum, çoğu yetmiş yaş altı insanlardır. Bu yaşlardaki insanların oturamaması normal midir? Bu kardeşlerimiz kendi sağlıkları için olsun birazcık gayret göstermeli değiller midir?
 
İşin hükmüne gelelim:
Devamını oku...

ELHAMDÜLİLLAH
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 06 Nisan 2017 01:16

MUHYİDDİN ibn ARABÎ [K.S.]'inin NASİHATLERİ |

altŞam'da Muhyiddin Arabi (K.S.)'nin türbesini de ihtiva eden külliye Yavuz Sultan Selim (Rh.A)'in emri ile imar edilmiştir...

1- Bütün Müslümanlara, dinlerinde devamlı birlik ve bir vücud gibi olmalarını, hiç bir suretle Dinde ayrılık yapmamalarını vâsiyet ederim...

Allah'ın yardımı birliktedir. Müslümanlar ayrılığa düşmezlerse onları kimse mağlup edemez...Dinin hükümlerini nefsinde ihlâs ile tatbik edeni kimse aldatamaz. Cin ve Şeytan o insana galebe edemez.Allah, Esmâ-i hüsnâsıyla bilinir.Cenabı Hak'kın âsârından, Kudret ve azametini düşün, Zât ve mahiyetini düşünme...

Esmâ-i hüsnânın çokluğu bir kezde düşünülürse Tevhid olur. Tevhid kuvvettir.Daima Allah'tan başkasını unut... Zâkir olursun. Böyle olan kimse her yerde zâkir'dir. Kalb ve Iisaniyle AIIah'm zikrine devam edenlerin kalbine Allah Zâti Ahadiyetine karşı iştiyâk nuru ilka eder. Gözü açılana Hâya gelir...

Hâya makamında fetih başlar. Fetih, kalb gözünün Tevfik-i Rabbani ile açılmasıdır. Bu göz açıldı mı ahlâk, fazilet, doğruluk o kimse için asla değişmeyen, değiştirilemeyen bir haslet olur , Onsuz yaşayamaz.

2- Bir yerde bir günah işlemiş isen oradan ayrılmadan bir de iyilik, ibadet işle, bir eIbise üzerinde iken işlemişsen O elbiseyi çıkarmadan evvel bir de ibadet yap...

Vücudundan ayrılan sakal, bıyık, saç, tırnak, kir gibi şeylerde, senden ayrılırken tahir bulun. Ve Allah'ı zikret. Çünkü onlara sahibini nasıl terkettin diye sorarlar...

''Tırnak ve saçta sinir vardır. Fakat keserken duymaz. Vücutta bâzı kısımların ruhla alâkası vardır. DuyarIar.Geçmiş günahlarından birini hatırlayınca hemen tevbe, istiğfar et. Ve Allah'ı zikret, Çünkü Rasul-ü Ekrem (Her işlediğin suçun peşinden bir de iyilik yap ki onu mahvetsin, zira “Hasenat Seyyiati yok eder” buyurmuşlardır.

3- Nerede öleceğini, ne vakit ruhunu vereceğini biIemezsin. Onun için Rabbine her hâlinde hüsnü zan et. Su-i zan etme. Tâ ki Rabb’ine hüsnü zan ile kavuşasın...

Hadis-i Kudsi'de buyurur: Ben kulumun zannı üzereyim. Bana karşı hayırlı zan'da bulunsun. Bu haber bir vakit ile takyid buyurulmamıştır. Hatta zannını ilim derecesine çıkar...

De ki Rabbim affeder, mağfiret eder. Günahlarımdan beni temizler.Gıınahkârlara: “Rahmetimden ümidinizi kesmeyin; çünkü, Rabbiniz bütün günahları yarlığar.” Bu âyet'tir.Bir kavli şerifte hiç bir günah tahdid edilmeden mağfiret beyan buyurulmuş, bir de “cemian” ile te'kid edilmiştir. Allah'ın Rahmeti gazabına galiptir, Günahkârlara da kulum diye şeref bahşetmesi ne büyük Iütf-u ilâhidir, (Kul) kelimesi Hakk namına kelâm eden, konuşan demektir .Allah'ımıza hudutsuz şükürler olsun...

4- Gizli, âşikâr, tenhada, kalabalıkta Allah'ın zikrine devam et. “Allah, siz beni anın, Ben de sizi anayım” der.“Allah'ı çok zikreden erkeklerle, Allah'ı çok zikreden kadınlara pek büyük mükafatlar hazırlanmıştır” , buyurulur.Zikir , dil ile olduğu gibi kalb ile de olur. Hatta bütün âzalarla olur. Zikir , zikrettiği Zât’tan başkasını tamamen unutmaktadır .Daha doğrusu zikir , Halik’ı ceseden ve ruhen talep etmektir .Zikir çok büyük bir ihsandır mü'minlere...

 
 
Turkish Arabic English