Alana Ders

KİMİSİNİN NİYETİ EY KÂBE SENLE OLUP RABBİYLE MUHABBET ETMEK İKEN, KİMİNİN Kİ SENİNLE SELFİ ÇEKMEK Mİ, SANA UĞRAYAN RABBİNİ BULMAKLA COŞMAZ MI, SANA GELEN SENLE MEŞGUL OLMAZ MI?

O kadar dünyalık olmuşuz, o kadar dünyada verilenlere kanmışız ki, maneviyatın anlamını dahi unutmuşuz. Ruhsuzlaşmış, robatlaşmış hallerimizde insanlığımızdan çıkmak üzereyiz haberimiz bihaberiz. Müslümanlığımızı çoğumuz ne olduğunu bilmeden yaşıyoruz. Bazılarımız içinse namaz kılmak, oruç tutmak, Hacca gitmekten daha öteye gitmiyor. Farz ibadetleri yerine getirenler adeta gelenekmiş gibi yapar olmuşlar. (İstisnalar dışında) Örneğin hacca giden orada bulunmanın ne olduğunu ve nasıl davranması gerektiğini bilmiyorsa, Arapların turizm gelirine katkı sağlamaktan başka bir şey yapmış olmayacaktır. Hele bu ibadet (Son hac faciasında görüldüğü gibi) insanların birbirine saygısını, hürmetini, merhametini ve adaletini gölgeleyen bir duruma gelmişse; yapılan ibadetlerin anlamı nedir? geçtiğimiz sene hacdan dönen bir tanıdık demişti ki, "Hiç bir şekilde maneviyata bürünemedim. Kutsal bölge bildiğimiz alanda gökdelen binalar, oteller ve alış-veriş merkezleri ile oralar gözalıcı New York’un “Manhattan” semtine dönüştürülmüş."

Anlatılanlardan ve fotoğraflardan aktarıldığıyla anlıyoruz ki ,adetâ Ka’be ve Mescid-i Haram, gökdelenlerin, rezidansların ve otel binalarının ayakları altına gömülmüş bir “karaltı” olarak kalmış durumdadır.

Ruhlar maneviyata bürünemiyorsa, nefisler manzara önünde durur gibi, Kâbe'yi ardına alarak kendine poz verdirir. Dönüşünde çevrene caka satasın, hava atasın diye... Velhasıl pek çoğumuz dünyalığız...

Devamını oku...

Alana Ders
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 18 Haziran 2018 21:45

 

alt Baban peygamber bile olsa onun yolundan gitmedikçe baban seni kurtaramaz. Aynı âileden olmanın ölçüsü kan bağı değil din bağıdır.1. Nuh aleyhisselam…

Dokuz yüz elli yıl kavmini davet etti… Çalıştı, çabaladı… Açık söyledi olmadı, gizli anlattı olmadı… Sonunda tufan günü geldi çattı… Kendi oğlu bile ona inanmamıştı… Oğul "Nûh" dedi ama “peygamber” demedi, Nuh’un gemisine binmedi… “Ben kendimi korurum! Sen işine bak!” dedi. Uyarılara kulak asmadı. Boğulanlardan oldu… Sadece bu dünyasını değil ahretini de kaybetti…Nuh, Rabbine yalvarınca “o senin âilenden değil, onun yaptığı sâlih olmayan bir iş, seni cahillerden olmaman konusunda uyarırım!” [Hûd, 11/46] diye uyarıldı…

 Baban peygamber bile olsa onun yolundan gitmedikçe baban seni kurtaramaz. Aynı âileden olmanın ölçüsü kan bağı değil din bağıdır.1. Nuh aleyhisselam…

Dokuz yüz elli yıl kavmini davet etti… Çalıştı, çabaladı… Açık söyledi olmadı, gizli anlattı olmadı… Sonunda tufan günü geldi çattı… Kendi oğlu bile ona inanmamıştı… Oğul "Nûh" dedi ama “peygamber” demedi, Nuh’un gemisine binmedi… “Ben kendimi korurum! Sen işine bak!” dedi. Uyarılara kulak asmadı. Boğulanlardan oldu… Sadece bu dünyasını değil ahretini de kaybetti…Nuh, Rabbine yalvarınca “o senin âilenden değil, onun yaptığı sâlih olmayan bir iş, seni cahillerden olmaman konusunda uyarırım!” [Hûd, 11/46] diye uyarıldı…

 Baban peygamber bile olsa onun yolundan gitmedikçe baban seni kurtaramaz. Aynı âileden olmanın ölçüsü kan bağı değil din bağıdır.1. Nuh aleyhisselam…

Dokuz yüz elli yıl kavmini davet etti… Çalıştı, çabaladı… Açık söyledi olmadı, gizli anlattı olmadı… Sonunda tufan günü geldi çattı… Kendi oğlu bile ona inanmamıştı… Oğul "Nûh" dedi ama “peygamber” demedi, Nuh’un gemisine binmedi… “Ben kendimi korurum! Sen işine bak!” dedi. Uyarılara kulak asmadı. Boğulanlardan oldu… Sadece bu dünyasını değil ahretini de kaybetti…Nuh, Rabbine yalvarınca “o senin âilenden değil, onun yaptığı sâlih olmayan bir iş, seni cahillerden olmaman konusunda uyarırım!” [Hûd, 11/46] diye uyarıldı…

 

 Peygamberin emrine itaat görünüşte ölüm bile olsa sonu hayır getirir. 2. İbrahim aleyhisselam…

Evlat hasretiyle yandı kavruldu… Gün oldu Allah ona bir erkek çocuk nasip etti… Ama, sevgisini sadece Hakk’a hâs kılması için bir imtihana tabi tutuldu… Daha önce ateşle ve canıyla sınanan İbrahim bu sefer can pâresiyle, oğluyla sınandı… “Ey oğlum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Sen bu işe ne dersin?” dediğinde oğlu “Babacağım sana emredileni yap! Beni inşallah sabırlı bulacaksın!” dedi… Her ikisi de imtihanı kazandı… Hem bu dünya da hem de ukbâda kazandılar…

 

Zâlimden âlim doğabilir, soya çekmek mutlak bir kural değildir. Kâfir olarak ölen yakın için istiğfarda bulunulmaz.

3. Âzer... Hz. İbrahim'in babası....
İbrahim’in babası Âzer de babaydı ama sadece biyolojik baba… İbrahim babasına “ey babacağım! Gel beni dinle, gittiğin yol yol değil” diye ne kadar uyarıda bulunduysa da dinletemedi… Oğlunun hakkı haykıran sözlerini değil kavminin bâtılı fışkıran işlerini kendine yol edindi… Hem bu dünyada hem de âhirette kaybedenlerden oldu… İbrahim’in babası için tövbe ve istiğfarda bulunması bile yasak oldu…

 

Kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve sabrederse Allah iyi davranışta bulunanların bu iyiliğini asla zayi etmez… İyiler mutlaka kazanır!

4. Yakub aleyhisselam…
Evlatlarının kumpasıyla en sevdiği evladından ayrı düştü… Ağlamaktan gözlerine ak indi… Hüznünü, gam ve kederini Allah’tan başkasına açmadı… Ümidini kesmedi, Rabbe isyan etmedi… Kaderin çarkı döndü, Yusuf Mısır’a yönetici oldu… Ne babasını, ne kardeşlerini unuttu… Onların derdiyle dertlendi… Babasının ak inen gözlerini aydın kıldı…

 

Her baba, çocuğunu yakıtı insanlar ve ateş olan cehennemden kurtarmak için çalışmalı, ona sözleriyle nasihat ederken davranışlarıyla da güzel örnek olmalıdır.
5. Lokman aleyhisselam....

Peygamber olup olmadığını net olarak bilmediğimiz Lokman aleyhisselam… Oğluna en güzel öğütleri verdi… Hikmeti öğretti… “Oğulcuğum!” diye başlayan şefkat dolu öğütleriyle ona yol gösterdi… Şirki de anlattı, tevhidi de… Yolda nasıl yürüyeceğini de, sesini nasıl ayarlayacağını da…

 
 
Turkish Arabic English