Dikkatli Olalım

Afgânistan nâmıyla maruf yerin târihî gelişimini ve siyâsî mâcerâlarını anlatacak değilim. Gazetelerden okuyorsunuz, kitaplardan takip ediyorsunuz. 

 
Türkiye'de statü olarak ilçe ve il olmayı dahî hak etmeyen kimi yerler var. Meselâ Bayburt'un durumu, nüfusu, yapısı belli. 80 bin var yok, ama başında idâreci olarak bir vali var. Türkiye'nin en büyük, en kalabalık ve yapı olarak en gelişmiş ilçesi Kadıköy'ün başında ise bir kaymakam bulunuyor. 
 
İşte bu nedenle Türkiye'nin bazı il ve ilçelerini Afgânistan'a, Kâbil'e, Nuristan'a, Kandahar'a, Cevizcan'a, Kunduz'a ve daha sayamayacağım kadar çok yerleşim yerlerine benzetiyorum. Yapı aynı yapı gibi. Çamur yollar, virâne görünümlü eski binalar, altyapısız, sel taşkınlarına maruz kalan ama şehir adıyla anılan koca köyler.
 
Şimdi Afgânistan ile Türkiye'yi mukâyeseye kalkışırsak yine de Türkiye'ye haksızlık olur elbet, ama işbilmezlerin elinde oyuncak olan belediyeler ve dolayısıyla şehirler nedeniyle Afgânistan'a benzemek ve benzetilmek de muazzam bir talihsizlik ve üzüntü sebebi tabii ki.
 
Bu yazının altında seyretmekte olduğunuz şu dehşetengiz resimler gözyaşlarına vesîle olabilir. İyi ki de olur. Ağlayalım, çünkü bu ağlamalar hazîn bir ağlama olacaktır. Ve menfaatsiz, kat'i bir surette menfaatsiz olacaktır. Bu mahzunları, bu masumları görüp de ağlamayan, yüreciği parçalanmayan nedir, kimdir?
 
Evvelâ okullardan başlayalım, sonrasında pek çok husûsî kareyi de peş peşe yayımlayacağım inşaallah. Sigara içenler bir sigara fişeklesin. Amma dumanını derinden çeksin.
 
Arz-ı Selâm ve Bâkî Uhuvvet ile.
 
Târık İleri

 

 

Devamını oku...

Dikkatli Olalım
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 06 Nisan 2019 06:57

Muhammed Rahim Bawa Muhyiddin (k.s) şöyle söylemiş :

" Bütün dünya, bu vücut ve bu hayat yüklerdir. Siz bu dünyayı kocaman bir şey gibi görüyorsunuz, fakat o sadece bir rüya(hayal)dır. Bütün bu gördüğünüz düşler tarafından aldatılıyorsunuz, fakat onlar sadece seraplardır. Dünya bir ilüzyon çölüdür, ve siz buna rağmen halen gördüğünüz her şeyi kapmaya çalışıyorsunuz. Bunun susuzluğunuzu gidereceğini düşünüyorsunuz, fakat bu seraptan asla içemeyeceksiniz. Orada asla huzur bulamayacaksınız. Bedeniniz, dünyanın çok daha büyük olmasına karşın, küçüktür. Fakat aklınız hatta dünyadan daha büyüktür, ihtirasınız hatta aklınızdan da büyüktür, ve hatta bütün karmanız (Akla, vehme ait sıfatlar; beş unsurun özüne ait sıfatlar; aklın sıfatları; cehenneme ait sıfatlar. Altı kötülük: arzu, öfke, hırs, bağ, bağnazlık ve kıskançlık ile diğer beş kötülük: sarhoşluk, şehvet, hırsızlık, adam öldürme ve yalan söyleme.)bundan da büyüktür.

Rüyalarınızın top yekunu budur. Bunlar sizin işinize yaramaz şeylerdir. Bir şeyhe gittiğiniz zaman , bütün bunlar yanıp gitmek zorundadır.

Orda sizde çok küçük bir şey var. Hakikat çok çok küçüktür, fakat mücevher gibi çok ağır ve çok değerlidir. Pamuk yününe benzemeyen bir biçimde, bu hakikatin müthiş bir ağırlığı vardır. Şeyhin irfanı bu hakikat gibidir, çok küçük ve çok ağırdır. Şeyh bunu size verdiği zaman, bunu çok dikkatli ve nazikçe almalısınız. Onun verdiği şeyin engin değerini fark etmeli ve onun büyük ağırlığına dayanabilecek kuvvete sahip olmalısınız. İman kuvveti, azim, istikrar ve kararlılık sizde gelişmelidir. Elinizi bu kararlılık kuvveti ile uzatmalısınız ve şeyhin verdiği şeyi kabul etmelisiniz."

Birçok sıkıntı ,çile geliyor başımıza ve hep bu hakikat çıkıyor karşımıza.Ancak biz her tercihimizde,her an yaptığımız seçimlerde Allah'ın bizi "sevgi ve ilgiden" yarattığının bilincinde olarak ,yani bu ışıklı yolu seçerek batıldan kurtulabiliriz.

 İçinde yaşadığımız dünya geçici, muvakkat. Ama hepimiz için bir okul. Öyle bir okul ki doğduğumuz andan başlıyor, son nefesimizi verinceye kadar görmesini bilenler, muhakeme, mukayese etmesini bilenler, idrak edebilenler, ders alabilenler için muhteşem bir okul. Önemli olan yaşadığımız sürece son derece saygılı, dikkatli, edepli, uyanık olabilmek. Olan bitenleri tarafsız, objektif olarak değerlendirebilmek. Kendimizi ona göre düzeltmek, hatalarımızdan, yanlışlarımızdan, önyargılarımızdan imkan nispetinde kurtulabilmek. Onun için ben bu dünyaya yalan diyemiyorum. Geçici olduğunu biliyorum. Ama beni yetiştiren bir okul olduğunu görüyor, ona saygı duyuyorum. Sade insanlara karşı değil, aynı zamanda hayvanlara da, bitkilere de, eşyaya da, cemadata da büyük saygı duyuyorum. İnsan okuduğu okula nasıl küçümseyerek bakabilir? Madem ki her zerreden zikreden Allah, o halde?...

 Aman yaşadığımız sürece son derece dikkatli olalım. Olan bitenlere karşı uyanık olalım. En küçüğünden en büyüğüne kadar bütün olaylardan bir ders çıkaralım..

 
 
Turkish Arabic English