VAROLUŞUN ÖZETİ

در دیر مغان آمد یارم قدحی در دست
مست از می و میخواران از نرگس مستش مست
 
Der deyr-i mugân âmed yârem kadehî der dest 
Mest ez mey u meyhârân ez nergis-i mesteş mest 
 
Sevdiğim/yârim meyhâneye geldi; elinde bir kadeh mey içmekten sarhoş olmuş 
Nergis gibi mahmûr/humarlı bakan gözleri yüzünden mey içenler de sermest olmuş 
 
Devamını oku...

VAROLUŞUN ÖZETİ
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Nisan 2019 01:38
Makale İçeriği
VAROLUŞUN ÖZETİ
VAROLUŞUN ÖZETİ
Tüm Sayfalar
{idkey=6214b0[url=http%3A%2F%2Fayferaytac.com%2Fpusula%2F1991-varoluun-oezet.html][title=VAROLU%C5%9EUN+%C3%96ZET%C4%B0][desc=]}

Ömer bin Abdülaziz, halifeliği döneminde adalet konusunda dedesi Hz Ömer gibi çok titizdi. Bu yüzden 2.Ömer diye anılırdı. Bu mübarek Cuma gününde Ömer bin Abdülaziz’in bir Cuma hutbesini sizlere arz etmek istiyorum.

Ey müminler,

Muhakkak biliniz ki, boş yere yaratılmış olmadığınız gibi, yaptığınız işlerden sorgu ve sualsiz kalacak değilsiniz. Hiç kimse unutulup ihmal olunmaz. Muhakkak evveli ve sonu toplayan gidilecek bir alem vardır. Orada kurulacak adalet makamının tek hakimi Cenab-ı Hak'tır. Asıl hayat ahiret hayatıdır. Hesabı ve azabı çok yamandır. Celal-i ilahi'nin zuhur ettiği o günün şiddetinden peygamberler ve melekler bile korku içindedir. Celal-i ilahi'ye karşı kimde takat kalır ki! Bununla beraber nihayeti olmayan Rahmet-i ilahi'den ümit kesip de dalalet ve helake düşmeyiniz.

Ey müminler!

Muhakkak biliniz ki, mahşer gününde kurtuluş, Allah'tan korkan, küfürden ve günahlardan sakınan, baki olan ahireti, fani olan dünyaya tercih eden kimseler içindir. Bu işin aksini yapan aldanır, ömür sermayesini bitirir, eli boş kalır.

Şimdi geçmişlerin yerine siz geldiniz. Sizlerin yerine de başkaları gelecek. Görüyorsunuz, gelenler gidiyor, gidenler geri dönmüyor. Ahiret evine gidenleri her gün uğurlayıp duruyoruz. Onları ebedi istirahatgâhına götürüyor, kara toprak altına yataksız, yastıksız bırakıp dönüyoruz. Ölüm evine giden o fanilerin hali ne kadar düşündürücüdür. Bilmedikleri bir aleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlardır. Bu hayatın gafletinden uyanmışlar, lakin iş işten geçmiş, telafi imkânı elden çıkmıştır. Naz ve nimet içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuştur. Yaptıkları incir çekirdeği kadar bir hayırdan kurtuluş beklemektedirler. O dar ve korkunç yerde işlediklerinin karşılığını gördükleri halde, haşır günü olan kıyametin gelmesini beklerler. Düşünmeye değer bu hallerden ibret almaz mısınız?

Zannetmeyin ki, kendimde fazilet gördüğüm için sizlere nasihat ediyorum. Belki hepinizden fazla ben Allah’ın rahmet ve mağfiretine muhtacım. Kendim için de, sizin için de Allahü Teala'dan mağfiret istiyorum.

Yüce Allah’ın kitabını, Resulullahın S.A.V. sünnetini ve ahlakını kendinize örnek alınız, selamet ancak bundadır.

Halife Hazretleri bu sözleri ağlayarak bitirdi. Akan göz yaşlarını kollarına silerek minberden indi. Bu onun son hutbesiydi. Aynı zamanda evine de son gidişiydi.

Allah hepimizi mağfiretine ve rahmetine eren kullarından eylesin.



 
 
Turkish Arabic English