VAROLUŞUN ÖZETİ

   Hakikattir ki ağlamanın verdiği zevk, gülmedeki zevki katlar da katlar. Ağlamanın tadı katbekat yüksektir ve yücedir gülmenin tadından. Ancak elbet, ağlamanın niye olduğuna da bağlı bu. Cam bilyesini en değerli şey zannedip kaybedince ağlayan çocuğun ağlaması gibi, dünyâ metâını en değerli şey zannederek onun elden çıkmasıyla feryâdı basanların, figânlar koparanların ağlaması her zaman yılan zehrinden farksızdır.

   Hüzünlenmeye sıra geldi mi, hüzünlenmek gerek; ağlamaya sıra geldiğinde de ağlamak. 

   Hani Arab şâirlerini en çok hüzünlendiren şey çöllerdeki cidâr kalıntılarıydı ya. Ya'ni giden sevgiliden kalan hâtıralar. Cismânî şeyler ve beşerî muhabbet.

   M. Celâleddîn-i Rûmî'yi hüzünlendiren, ağlatan bu içimizdeki muhabbet kuvvetinden başkası değil. Hakîkî muhabbetin verdiği lezzetle ağlayan Mevlânâ bakalım ne yazmış:

 

Devamını oku...

VAROLUŞUN ÖZETİ
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 18 Nisan 2019 01:38
Makale İçeriği
VAROLUŞUN ÖZETİ
VAROLUŞUN ÖZETİ
Tüm Sayfalar

Ömer bin Abdülaziz, halifeliği döneminde adalet konusunda dedesi Hz Ömer gibi çok titizdi. Bu yüzden 2.Ömer diye anılırdı. Bu mübarek Cuma gününde Ömer bin Abdülaziz’in bir Cuma hutbesini sizlere arz etmek istiyorum.

Ey müminler,

Muhakkak biliniz ki, boş yere yaratılmış olmadığınız gibi, yaptığınız işlerden sorgu ve sualsiz kalacak değilsiniz. Hiç kimse unutulup ihmal olunmaz. Muhakkak evveli ve sonu toplayan gidilecek bir alem vardır. Orada kurulacak adalet makamının tek hakimi Cenab-ı Hak'tır. Asıl hayat ahiret hayatıdır. Hesabı ve azabı çok yamandır. Celal-i ilahi'nin zuhur ettiği o günün şiddetinden peygamberler ve melekler bile korku içindedir. Celal-i ilahi'ye karşı kimde takat kalır ki! Bununla beraber nihayeti olmayan Rahmet-i ilahi'den ümit kesip de dalalet ve helake düşmeyiniz.

Ey müminler!

Muhakkak biliniz ki, mahşer gününde kurtuluş, Allah'tan korkan, küfürden ve günahlardan sakınan, baki olan ahireti, fani olan dünyaya tercih eden kimseler içindir. Bu işin aksini yapan aldanır, ömür sermayesini bitirir, eli boş kalır.

Şimdi geçmişlerin yerine siz geldiniz. Sizlerin yerine de başkaları gelecek. Görüyorsunuz, gelenler gidiyor, gidenler geri dönmüyor. Ahiret evine gidenleri her gün uğurlayıp duruyoruz. Onları ebedi istirahatgâhına götürüyor, kara toprak altına yataksız, yastıksız bırakıp dönüyoruz. Ölüm evine giden o fanilerin hali ne kadar düşündürücüdür. Bilmedikleri bir aleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlardır. Bu hayatın gafletinden uyanmışlar, lakin iş işten geçmiş, telafi imkânı elden çıkmıştır. Naz ve nimet içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuştur. Yaptıkları incir çekirdeği kadar bir hayırdan kurtuluş beklemektedirler. O dar ve korkunç yerde işlediklerinin karşılığını gördükleri halde, haşır günü olan kıyametin gelmesini beklerler. Düşünmeye değer bu hallerden ibret almaz mısınız?

Zannetmeyin ki, kendimde fazilet gördüğüm için sizlere nasihat ediyorum. Belki hepinizden fazla ben Allah’ın rahmet ve mağfiretine muhtacım. Kendim için de, sizin için de Allahü Teala'dan mağfiret istiyorum.

Yüce Allah’ın kitabını, Resulullahın S.A.V. sünnetini ve ahlakını kendinize örnek alınız, selamet ancak bundadır.

Halife Hazretleri bu sözleri ağlayarak bitirdi. Akan göz yaşlarını kollarına silerek minberden indi. Bu onun son hutbesiydi. Aynı zamanda evine de son gidişiydi.

Allah hepimizi mağfiretine ve rahmetine eren kullarından eylesin.


FAİZİN HER TÜRLÜSÜ HARAMDIR, KAR PAYI LAFI BİR ALDATMACADAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR, FAİZİN BAŞKA TÜRLÜSÜDÜR

"Faiz (riba) haramdır." buyruluyor Yüce Kitabımızda. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam da bunun her türlüsünün haram olduğunu bildirmiş bizlere. Ancak, ekonomik hayatta bunun küçümsenemeyecek bir yeri var. 

Gerek Kur’an-ı Kerim’de, gerek Hadis-i Şeriflerde faiz Müslümanlara haram kılınmıştır. Yalnız hiçbir İslam ülkesinde insanları çeşitli ihtiyaçları için faizsiz bankalar açılması yolunda hiçbir adım atılmamaktadır. Bunun yerine bazı kuruluşlar çeşitli ayak oyunlarıyla temiz Müslümanların paralarını kendilerine çekmek istemektedirler. Bu oyunun adı kar payı. Aslında burada “faiz” ile “kar payı” kelimeleri yer değiştirmekte, bir Ali Cengiz oyunu oynanmaktadır. Sözümona Müslüman zenginler petrol gelirinden palazlanan, şımaran kimseler paralarını İslam düşmanı kuruluşlara yatırmaktadırlar. Diğerleri ise kar payı oyununa devam etmektedirler. Adam gazetelerde “Paranı bize bir aylığına yatırırsan, kar payın şu kadar, üç aydan aya yatırırsan şu kadar, altı aylığına yatırırsan bu kadar” diye ilan vermektedirler. Peki kardeşim, sen, benim paramı ticarete yatırıyorsun, bir ay sonra, üç ay sonra ne kazanacağımızı ne biliyorsun? Bir kelime oyunu ile Zati Sungur numaraları yapılmakta, gözler boyanmaktadır. Benim çocukluğumda illüzyonist Zati Sungur vardı. Sahnede numaralar yapardı. “Alaçi, malaçi, kakolaçi” der, sonra şapkadan tavşan çıkarırdı. Size soruyorum, hiç faizsiz banka ile ilgili yazılmış bir kitap, bir makale okudunuz mu? Bir konferans dinlediniz mi? Bu yolda bir sohbete şahit oldunuz mu? Ne yapıyoruz, önce faiz haram diyoruz, sonra gidip paralarımızı İslam düşmanı kuruluşlara yatırıyoruz.

Lütfen inancımızda samimi olalım. Önce faizsiz bankaların oluşumunu sağlayacak entellektüel bir platform oluşturmaya çalışalım. Kitaplarla, dergilerle, konferanslarla, sohbetlerle bir katkıda bulunmaya çalışalım. Unutmayalım ki önce faiz haramdır demek, sonra miskin miskin bir köşeye çekilmek bizleri sorumluluktan kurtarmayacaktır. Her görüş kendi ihtiyaçlarını karşılayacak müesseseler kurmaya mecburdur.

 
 
Turkish Arabic English