BEHLÜL-İ DÂNÂ HZ.

بسم الله الرحمن الرحيم

    Gönül susuzlarına ferahlık veren satırlarla başlıyoruz yazımıza. Birinci bölümde, her kişiye bir işi yapmak için kudret tahsis eden Âlemlerin Şânı Yüce Sultânına, hepimizin gönlünden geçen ancak dilin maharet noksanlığı sebebiyle söylenemeyen sözleriyle, hamd ile başladı Ferîduddîn-i Attâr.

    Şimdi de salvaleyle devâm edecek. İnsanların en şereflisine bu kez. Biz de o yücelere hitâbın inceliklerini büyük söz üstadından öğreneceğiz.

Devamını oku...

BEHLÜL-İ DÂNÂ HZ.
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 20 Nisan 2019 04:51

BİR GÜZEL İNSAN: BEHLÜL-İ DÂNÂ HZ.


Harun Reşid bir Ramazan günü Behlül'e tembih etmiş:

- Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et.
Akşam olur, namaz kılınır, namazdan sonra Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıka gelir. Harun Reşid şaşırır:
- Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin..
- Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış.

 

***

Bir gün Behlül, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculukan gelmiş gibi Harun Reşid'in huzuruna çıktı. Harun Reşid sordu:
- Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
- Ne işin vardı cehennemde?
- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.
- Peki, getirdin mi bari?
- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar "Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir" dediler.

 

***

Bir gün İsa (a.s.), bir elinde kül, bir elinde bal ile giden şeytana sormuş: "Nedir o elindekiler?" Şeytan cevap vermiş:
"Bu kül, bu da bal! Külü, kusur ve ayıpların yüzüne serperim, ta ki insanlar kötü ve çirkinliklerini görmesinler. Balı da, ağızlarına çalarım, ta ki ayıp ve kusurları sayıp dökerken tat duysunlar, mümin kardeşlerinin gizli hallerini anlatırken zevk alsınlar.

 

***

Şeytanın en büyük silahlarından biri insana vesvese vermesi. Bir sahabe bir gün Peygamber Efendimize sorar:

-Şeytan kimlere vesvese verir?

Hz. Peygamber, kendisine şu cevabı verir:
-Hırsız, içinde bir şey olmayan eve girmez.

 

***

Büyük velilerden Şakik Belhi bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu.

Yanına yaklaştı ve sordu:
- Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun? Köle cevap verdi:
- Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor.
Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Kendi kendine şöyle dedi:
- Hey Şakik kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden Allah'a inanıyor, tevekkül ediyorsun, Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin?

 

Behlül-ü Dânâ, insanlığın yetiştirdiği en zarif, en zeki insanlardan biri. Allah’ın rahmeti, Peygamberin şefaati üzerine olsun.

 
 
Turkish Arabic English