Sessiz Sesleniş

AMERİKA SANKİ LÜTFETMİŞ 
SURİYE'DEN ÇEKİLECEKMİŞ
 
Amerika 2 binden fazla askeriyle yıllardır babasının malı gibi sakıncasız çöreklendiği Suriye'den çekilme ve askeri operasyonlara son verme kararını açıklayınca hiç şaşırmadım. "İnsanlık damarları kabardı, iyilik ediyorlar" falan sanmadım. "Yine bir şeytanlık kuruyor olmalılar kafalarında" diye düşündüm. Müslümanlar için hiç hayır duası okumaz gavur bildiklerimiz. Mutlaka yine bir hinlik düşünüyorlardır. Amerika'nın sözüne ve vaatlerine güvenmemek gerekir.  
Amerika Birleşik Devletleri ekonomik gücünden aldığı destekle koskaca  bir ülkeyi tarumar etti. Paralı askerler sahiplerini memnun etmek için insanlığa emir aldıklarından fazlası kötülük yaptılar. Kirli postallı coniler Müslüman ülkeyi kırdı, döktü, güzelliklerin içine etti. Anaları ağlattı, masumları katletti. Sonrada: "Biz Suriye'de teröristlere karşı savaştık, işimiz bitti şimdi çekiliyoruz" dedi başkanları Donald Trump. Irak'a da bir bahane uydurup girmişti. Müslümanlara akla hayale gelmedik eziyetler etmişti. Vatansız, yurtsuz koydu sivil halkı, yaşam haklarınıgasp etti. Zerre üzüntü duymadıkları gibi, iyi şeyler ettiklerini söylerler.
Gavurun gayesi belli büyük orta doğu projelerini hayata geçirecekler. Fırat'ın doğusunu siyonistlere verecekler. Güya mukaddes saydıkları kitapları Tevrat'da Yüce Mevlâ "Fırat'ın doğusu sizin, gidin yerleşin" demiş. Haşa. Kendileri değiştirmişler her bir satırı,işlerine geldiği gibi uyarlamışlar kitabı; çarpılasıcalar. Onca yıldır çabalarında sona erişmek üzereler. Yüzdükleri deride kuyruğa geldiler. Sözde orta doğu ülkelerinde hakimiyet kuracaklar, istedikleri gibi at koşturup cirit atacaklar. Sonrasında sanki çok rahat edecekler. "Kötülerin bir bildiği, kurduğu tuzak varsa, şüphesiz Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. ENFAL Suresi 30.ayet.
Devamını oku...

Sessiz Sesleniş
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 15 Eylül 2019 06:10

Susmak ve anlamak, susarak anlatmak güzel sey olsa gerek.Kelimeler elbette konusabilmemiz için var. Ama sükûtun da bir ihtisami yok mu?

Iki talebesi,bir nasihat eder ümidiyle bir Allah dostunu ziyarete giderler. Otururlar saatlerce, ne bir tek söz, ne bir sohbet… Cani sikilir iki arkadasin. Müsaade isteyip kalkarlar. Kapiya geldiklerinde , üstadimiz niye sohbet etmedi diye sorarlar birbirlerine. Fisildasmalari duyan evin hanimi seslenir arkalarindan;
-Hiçbir sey duymadiniz mi? Oysa o neler anlatti sizlere…

 

Vaktiyle bir dervis, memleketinden uzaklara gitmek zorunda kalmis. Ne halden anlayan bir dost, ne kapisini çalabilecegi bir ev, ne ayni dilden konusabildigi bir yoldas… Dervis, bir gece vakti yalnizligin ne zor bir sey oldugunu iliklerine kadar hissederek yürürken, yanindan geçmekte oldugu evden gelen bir kokuyla sendelemis. Bir muhabbet, bir nese, bir tanidik his... Eve dogru yürümüs. Bahçe kapisindan içeri süzülünce kalbinin atislari hizlanmis, muhabbet kokusu bir baska yakmis içini, ayaklari bedenini tasiyamaz olmus. Kapinin önüne gelip oracikta boynunu büküp beklemeye koyulmus.Bir süre sonra kapi açilmis. Ev sahibi , kapida duran dervise bakmis. Bir selamlasmadan sonra sözsüz konusmalar baslamis. Ev sahibi bir süre kaybolmus, sonra elinde agzina kadar suyla dolu bir kapla dönmüs ve bu kabi dervise uzatmis. Bu, yeni bir kisiyi kabul edemeyecek kadar doluyuz demekmis. Dervis evin bahçesine dönmüs, aldigi bir gül yapragini kabin içindeki suyun üstüne birakmis. Ne su tasmis, ne de agirlasmis kâse gül yapragiyla.

Ev sahibi saygiyla egilmis ve kapiyi açarak dervisi içeriye almis.

Suyu tasirmayan bir gül yapragina her zaman yer varmis.

 
 
Turkish Arabic English