BİSMİLLAH

BİSMİLLAH
FURKAN İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 29 Mart 2021 03:06
''Allah, O'dur ki sizin için yeri bir karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o Allah'tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir''! Mü’min: 64 
''Daimî bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur''.Mü'min : 65
 
ECELİN NERDE NASIL OLACAKSA, GELIR VAKTİ SAATİ DOLUNCA ISABET EDER ! 
Azrail'den kaçan adamın hazin sonu!
Hz. Süleyman devriydi. Saf bir adam, bir kuşluk vakti, kudretli peygamberin sarayına telâşla girdi. Nöbetçilere, hayatî bir mesele için Hazret-i Süleyman’la görüşeceğini söyledi ve hemen huzûra alındı. Süleyman –aleyhisselâm-; benzi sararmış, korkudan titreyen adama sordu:
“–Hayrola neyin var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana!”
Adam korku ve heyecan içinde başladı anlatmaya:
“–Bu sabah karşıma Azrâil –aleyhisselâm– çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı!..”
Hazret-i Süleyman sordu:
“–Peki, ne yapmamı istiyorsunuz?”
Adam yalvarıp yakardı:
“–Ey canların koruyucusu, mazlumların sığınağı Süleyman –aleyhisselâm-!
Sen nelere muktedirsin. Kurt, kuş, dağ ve taş senin emrinde!..
Rüzgârına emrediver de beni buradan alsın tâ Hindistan’a götürsün. O zaman Azrâil –aleyhisselâm– belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!”
Süleyman –aleyhisselâm-; adamın, kaderin bir sırrından bir başka sırrına intikal edeceğinin idrâki içinde rüzgârı çağırdı ve;
“‒Bu adamı hemen al, Hindistan’a bırak!” emrini verdi.
Rüzgâr bu; bir esti, kükredi ve adamı aldığı gibi bir anda Hindistan’da uzak bir adaya götürdü.
Adamın arzusu yerine gelmişti.
Öğleye doğru Hazret-i Süleyman, dîvânını toplayarak, gelenlerle görüşmeye başladı. Topluluğun içinde Azrâil –aleyhisselâm-’ı da gördü. Hemen yanına çağırıp;
“–Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti bir adama hışımla bakmışsın? Neden o zavallıyı korkuttun?..” diye sordu.
Azrâil –aleyhisselâm– cevap verdi:
“–Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama hışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı.
Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah Teâlâ bana o adamın canını Hindistan’da almamı emretmişti. Ben onu burada Kudüs’te görünce;
«Bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan’da olamaz. Bu nasıl iştir?!.» diye hayretlere düştüm. İşte onun öfke sandığı farklı bakışımın sebebi bu idi.”
Hazret-i Mevlânâ bu kıssayı anlattıktan sonra sorar:
“Kimden kaçıyoruz? Kendimizden mi? Bu hayalî bir şey…
 Kimden kapıp kurtarıyoruz?.. Allah Teâlâ’dan mı? Ne boş hayal!..
 Dünya, Allah’tan gafil olmaktır. Dünya; para-pul, kadın, giyim-kuşam, ticaret değildir. Bunu bil!..”
 
 
Büyük Şeyh teknolojinin biteceğini söylediğinde kimse ona inanmadı. Lakin şimdi aynı şeyi söylüyorlar, bilim adamları ve bilgisayar mühendisleri teknolojiye bağlı olan insanların hayatı, 1999'un son günü ile biteceğini söylüyorlar. Bilgisayarlar ve tüm bu insanların hayatını kolaylaştırmak için tasarlanan, lakin hakikatte fiziksel gücümüzün sıfıra düşmesini sağlayan teknik icatlar bitecek. Cünkü daha önce fiziksel gücümüzle yaptığımız şeyler artık makineler tarafından yapılıyor. Yüce Allah bu döneme son verecek çünkü herşeyin bir sonu olmalı...
Takipçilerime tavsiyem, doğaya geri dönmeleri, kendi fiziksel güçlerini uygulamaya ve harekete geçmeye başlamaları, makinelere şunu yap bunu yapma diye komut vermemeleridir. Adım adım kendimize gelmek için özgürlüğümüzü teknolojiden kurtarmaya çalışmalıyız. Şimdi bizim ne dediğimiz önemli. Bu makineleri ve aletleri kullanmamaya çalışmalısın. Onları kullandıkça daha az kullan.. elektrik birden kesildimi milyarlarca insanlar ölecek. Kendini yeni bir döneme hazırlamayan birden ölmeli veya delirmeli. Depresyon, insanlar tedavisinin imkansız olduğu çok kötü bir depresyona girecek çünkü ilaçların zamanı geçecek. Fabrikalar ve herşey duracak... Doktorlar birdaha insan kesemeyecek, birdaha ameliyatlar, sezeryanlar olmayacak...
Adım adım doğal mevkine ve insan gücünü kullanmaya dön. Nasıl davranıp ve teknolojisiz nasıl yaşaman gerektiğini öğren. Uyuma! Yüksek yapılar yapma, en fazla iki kat. Beton, çimento, demir kullanma lakin çamur, kereste, taşlar kullan... ve kuyular kullan çünkü birdaha akar su olmayacak... Birdaha elektrik, araba, telefon olmayacak... Elhamdülillah...
Şimdi Seyyidina Mehdi as. gelene kadar, üç ila altı aylık bir dönemde çok şeyler olacak. İnsanlar delirecek, intihar edecek veya ölecek, yedi insandan sadece biri kalacak... Teknolojiye bağlı yaşayan katiyen yaşamayacak.. sadece bir gecede, akşamdan sabaha kadar, milyarlarca insan ölecek... Nükleer bomba olursa dünyayı zehirleyecek. Lakin umuyorum ki inşaAllah bunu yapmaya müsaade olmaz. Her ülkede emniyetli alanlar olmalı.. iki ülke arasında ki bölgeler gibi, kimsenin kullanmadığı geçitler... İlhamlarına göre git.. ve ilk işaret suyun yakın olması.. beş, on, onbeş metre...
İnançlı kimseler emniyette olmalı, mümin kimseler daha fazla ve Allah'ın İlahi Varlığında olan kullar tümüyle güvencede olmalılar...
Deccal geleceği vakit, hızla Şam'a gelmen için bir fırsatın olmalı. 40 gün boyunca her müslüman orada olmalı, sonra Deccal İsa as. tarafından öldürülmeli... Sonra butün dünya açılmalı...
Mehdi as. geleceği vakit, o dönemde kimsenin teknolojiyi aramadığı başka bir güç açılacak. Yüce Allah sıradan insanlara İslam'ın gücünü verecek- mucizevi güçler, daha önce Peygamberlerine ve Evliyalarına verdiği gibisinden. Böylece uçmaya ihtiyacın olmayacak, lakin hızlı adımlarla hareket edeceksin. Buradan oradaki ufuklara bakacaksın ve: "BismillahiRahmanirRahim" ile gözlerinin yetiştiği yere kadar, ayağını basabileceksin...
60 yıldır bu günü bekliyorum.. 1940'dan beri. İstanbul'da bir büyük Şeyh vardı, "Baharın geldiğini, Armageddon'un başladığını ve Mehdi as.'ın zuhur ettiğini görürüyorum." diyordu. Mehdi as. gelmesini bekliyorlardı o dönemde. Lakin hayır, 60 yıl sonra geliyor... Seneye inşaALLAH ve onunla olmayı umut ediyoruz. Bi Hürmeti Habib, Fatiha.
DERT, BELA, MUSİBET...
Maneviyat büyükleri, başa gelen musibet ve sıkıntıları ikiye ayırarak derler ki:
- Kulun başına gelen musibetler bazen makamının yükselmesi için gelmiş olur. Bazen de işlemiş olduğu günahın cezasını çekmesi için gelmiş olur. Her iki hal de kulun lehinedir. Çünkü cezasını dünyada çekiyor, ahirete kalmıyor demektir.
Buna ait bir misal de irşat eserlerinde şöyle verilir.
Sahabeden bir zat cahiliye devrinde tanıdığı kadınla karşılaşır yolda. Kısa bir konuşmadan sonra yoluna devam ederken arkasına dönerek giden kadına bakar. İşte bu bakış sırasında ayağı bir çukura düşüp kırılır. Sonra Resulüllah'ın (sas) huzuruna vardığında durumu açıkça anlatır. Efendimiz'in açıklaması şöyle olur:
- Allah, bir kulunu severse onun işlemiş olduğu günahının cezasını hemen verir, ahirete tehir etmez! Böylece kul burada cezasını çektiğinden ahiretini kurtarmış olur.
Demek ki ayağının kırılma musibeti, kadına arkasından ısrarla bakmasının dünyevi bir cezası olarak gelmiştir.
Her ne sebeple gelirse gelsin sıkıntı ve musibetlere sabreden hep kazanır, hiç kaybetmez. Çünkü Allah'ın hakkındaki takdirine razı olandan Allah da razı olmaktadır.
Başa gelen musibetleri böyle rıza ile karşılayan iman sahipleri kolay yıkılmaz, hep ayakta dururlar. Kuvvetli iman sahibi bir mümin bilir ki dünyevi musibetlerin hiçbiri ebedi ve kalıcı değildir. Bir gün kendi gider, sevabı kalır. Asıl musibet, dine gelen musibettir. Çünkü dine gelen musibette hiçbir kazanç yoktur, tümüyle kayıptır. Hem de ebedi hayatta kayıp.
***Bazen işgâl ettiği makamla, mevkiyle, bazen sahip olduğu unvanla övünen çalımlı, cakalı insanları görünce onlar adına üzülürüm ve derim ki; “Hayatta önemli olan hayata, insanlara, varoluşa Muhammedî bir aşkla bakabilmek. Hiçbir kültürde, hiçbir medeniyette görülmeyen o İslâmî zarâfete, edebe bürünebilmektir.” O hâli yaşayanlara ne mutlu. Allah onlardan razı olsun. İnşallah bizler de o güzellikleri yaşayabilelim, onların yolunda yürüyebilelim.
 
Ey Rabbimiz! Senin rızanı umarak
Mübarek Cuma Akşamında Yüce huzuruna geldik, boynumuzu büktük, elimizi açtık, bizi kapından boş çevirme. Ey Rabbimiz! Yüce kitabın Kur’ân ile bizleri huzura ve mutluluğa ulaştır. Kur’ân’ı okumayı, anlamayı ve gereği gibi yaşamayı hepimize nasip eyle. Bu mübarek Akşamda bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hatalara, kusurlara, günahlara pişman olduk, tövbe ediyoruz, bizi affeyle, bizi bağışla. Ya Rabbi! Bizi Sırat-ı Müstakim üzere daim eyle. Şeytanın kalbimize girip bizi saptırmasına fırsat verme. Zikrinle kalplerimizi nurlandır, sevginle kalplerimizi doldur, rahmetini bizden esirgeme. Bazı yüzlerin ağarıp, bazılarının kararacağı o günde, yüzleri ak, gönlü pak olan; sevgili Peygamberimizin Liva-ül hamd sancağı altında toplanan mesut ve bahtiyar kullardan olmayı, onlarla beraber cennete girmeyi ve cemalini Nûr seyretmeyi bizlere nasip eyle. Ey Mevla’mız! Mülkün sahibi sensin. Dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın. Hayır, senin elinde, sen her şeye kadirsin. Kalplerimizi doğru yola ilettikten sonra bir daha eğriltme. Sen lütufkârsın, istediğini verensin. Bize dünyada da ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin; bizi ve bütün inanları affeyle. Bizi korktuklarımızdan emîn kıl, umduklarımıza ulaştır. Ey Rabbimiz! Yurdumuzu, milletimizi ve bütün İslâm diyarını her türlü afetlerden; belalardan, zelzelelerden, yangınlardan ve düşman istilasından koru. Ülkemize kem gözle bakan iç ve dış düşmanlara fırsat verme. Birlik ve beraberliğimizi bozmalarını izin verme. Kalplerimizdeki her türlü ayrılık sebeplerini gider. Ülkemizi ve milletimizi ve vatanımızı ilelebet payidar eyle. Ya Rabbi! Bizi ve neslimizi İslam'a ve Kur’an’a bağlı insanlar eyle. Bizi Müslüman olarak yaşat, Bizi İslam’dan ayırma, Müslüman olarak ölmeyi nasip eyle. Gönlümüzdeki İslâm nûrunu söndürmek isteyen İslâm düşmanlarını fırsat verme. Hakkı, hak olarak görmeyi ve ona uymayı, batılı batıl olarak görmeyi ve ondan kaçınmayı bizlere nasip eyle. Ey Yüce Rabbimiz! Bu mübarek akşamda okuduğum Kur'an-ı Kerim'i Yasin Sûresini ve evradiyeleri, âyetleri ve salâvat-ı şerifeleri dergâh-ı ulûhiyetinde en güzel şekilde kabul eyle. Hâsıl olan sevabı, Peygamberlerin ilki Hz. Âdem ile sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa (a.s) ve her ikisi arasında gelmiş-geçmiş bütün Peygamberlerin mübarek ruhlarına hediye eyledik, sen haberdar eyle. Sevgili Peygamberimizin âlinin, ezvacının, ashabının ve etbaının ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle. Ahirete İntikal etmiş Anne Babalarımızın, kardeş, akraba, komşu, arkadaş ve ümmet-i Muhammed kardeşlerimizin, Şehitlerimizin Evliyanın, asfiyanın, âlimlerimizin ve ahirete imanla gitmiş tüm müminlerin ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle. El açarak âmin diyen burada sayfamdaki din kardeşlerimizinde geçmişlerinin ruhlarına hediye ediyoruz, kabul eyle. Şu mübarek akşamda, camilerde veya evlerinde ellerini açan mü’min ve mü’mine kardeşlerimizin, ahirete göç eden anne, baba, eş akraba ve çocuklarının da ruhlarına bağışlıyoruz, onları da haberdar eyle. Allah’ım! Gönderdiğin Tevrat, Zebûr, İncil ve Kur’ân hürmetine… Bütün sevdiklerin hürmetine, habibin Hz Muhammed Mustafa (a.s) hürmetine dualarımızı en iyi şekilde kabul eyle. Allah’ım! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur...Mübarek Üç aylarımızı bizler için yeniden dirilişe Korona Kovid 19 hastalığından kurtuluşa vesile kıl. Yüce Allah’ım! Şu an hastanede yoğun bakımda olan çaresiz hastalığı olan tüm hasta kullarına eş Şâfi isminin tecellisiyle acil şifalar lutfeyle. Dertli olan kullalarına deva, Borçlu kullarına edâlar nasip eyle. Sıkıntıda olan kullalarına es Selam isminin tecellisiyle selame ulaştır. Allâh’ım! Ömrümüzün kalan kısmını geçen kısmından hayırlı eyle. Ömrümüzün sonunda Son nefeste cümlemize iman ve Kur’an selameti ile “Eşhedü enla ilâhe illallâh ve Eşhedü enne Muhammeden abduhü ve rasülühü….diyerek Kelimei şehadeti getirmeyi nasip eyle…Rabbimiz bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellik ver. Rabbimiz bizi, annemizi babamızı kardeşlerimizi ve bütün mü’minleri cehennem azabından koru, cennetine koy. Yapmış olduğumuz duaları Kâbetullah’ta, Arafatta, Ravza-i Mutahhara’da yapılan ve kabul olan dualara ilhak ile Dergah-ı İzzettinde kabul eyle..YaRab!
 
 
 
Turkish Arabic English