Ağacınızı Kurutmayın

 
گفته اند اهل وفا بالاتفاق
اصعب الایام ایام الفراق
 
Gofteend ehl-i vefâ bi'l-ittifâk
As'abu'l-eyyâmi eyyâmu'l-firâk
 
Vefâlı insanların tamamı, en dertli günlerin ayrılık günleri olduğunu söylemişlerdir.
Devamını oku...

Ağacınızı Kurutmayın
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 01 Nisan 2021 08:16
 
AĞACIMIZI KURUTMAYALIM, KİMSELERİ ELEŞTİRİP DARILTMAYALIM...
BUGÜN CUMA, HAYIRLI GÜL KOKULU CUMALAR...
 
Dünya yüzeyinde her insanın bir ağacı varmış. Her daim abdestli, namazında olan bir adam bakmış bir gün kendi ağacının kuruduğunu görmüş. O adamı bilenler, yakından tanıyanlarda ağacının kuruduğunu görmüşler ve üzülmüşler haliyle. Adamın adına Allah’a yakarmışlar :
-“Yüce Rab biz bu kulunu iyi biliriz, fakat gördük ki ağacı kurumuş, nedendir?” 
Kerim Allah: “O kendisine farz olan namazını eksiksiz kılıyor, ancak kılmayanları da eleştiriyor. Eleştireceğine doğru olarak örnek olsaydı” diye cevap vermiş bu yakarmalara… 
Adamı tanıyan kullar yine yalvarmışlar :
-“Yüce Rab biz ona gerekeni söyleriz düzelir, ne olur ağacını yeniden yeşert. “ 
Allah (C.C): “ Bir şartla, onun iyi dediği ailesi onun için ne yapabilirler, gelsinler bunu ağacın altında ispatlasınlar. Ben de ağacını yeniden yeşerteyim” demiş. 
 
Bunu öğrenen Salih kullar koşarak adamın yanına gitmiş ve durumu izah etmişler. Adamcağız kendi gibi namazdan hiç kalkmayan karısına durumu anlatmış:
- “Hanımcığım benim için ağacın altına gidip sende Rabbin uygun gördüğü bir şey yapar mısın, “ demiş. 
Karısı tüm sevecenliğiyle:
- “Yapmaz mıyım bey, merak etme şimdi hemen ağacın altına gidip senin için gerekirse canımı vereceğimi söyleyerek Allah’a dua ederim,” diye adamın içini rahatlatmış. 
 
Adamcağız sabırla sonucu beklemeye koyulmuşken, kadıncağız abdestini almış, doğru ağacın altına gitmiş. Orada namaz kılıp kocasının affı için Allah’a yakaracakmış. Fakat bir de ne görsün, çok yakışıklı, genç bir delikanlı kadına yaklaşıp iltifatlar yağdırmaya başlamış. 
-“Sizin gibi iffetli bir kadın daha görmedim ben yeryüzünde, yüzünüz ay gibi parlak, karşıma çıkmanızla güneş gibi içimi ısıttınız” gibi cümleleri ardı ardına sıralayan bu genç adama, tüm iffetine karşı duyarsız kalamayan kadın, kocasına edeceği duayı unutup, geç saate kadar bu iltifatları dinleyip, mest olmuş halde evine dönmüş…
 
Kocası karısından emin ya, sormamış bile kendisi için ne yapıp ne yapmadığını. Merakla koşmuş ağacının başına, bakmış ki ağaç hala kupkuru bir yeşerme belirtisi yok. 
Ertesi gün biricik oğlunu göndermiş ağacın altına, babası için her şeyi gözünü kırpmadan yapabilecek değerdeki oğlu da severek gitmiş ağacın altına dua etmeye. Ama o da ağacın altında gördüğü zengin ve güzel bir genç kızın cazibesine kapılmış, babası için oraya geldiğini bile unutuvermiş. Üstelik genç ve güzel kız, delikanlıya:
- “Ben seninle evlenirim ve babamın servetinin de başına geçersin, ama senin babanı yakınım da görmek istemem. Çok sıkıcı bir adam, öylelerinden hoşlanmam doğrusu. Sen de beni istiyorsan babandan kopacaksın,” demiş. 
 
Delikanlı, görür görmez âşık olduğu genç kız için bir anda babasını kendi hayatından da dışlayıvermiş. Genç kızın peşine takılıp gitmiş. Baba oğlundan emin, eve dönmemesinden kuşku duymadan, çok umutlu olarak ağacının yanına koşup bakmış ki, hala kupkuru. Ertesi gün kızını, daha ertesi gün bir başka güvendiği yakın akrabasını göndermiş ağacın yanına ve sonra gidip görmüş, durum hiç değişmiyor, hala ağaç kupkuru… O zaman anlamış adam, her bir yakını bir dünya nimeti için kendisini ve dua etmeyi unutuyor. 
 
Yakınlarına umut tutmaktan vazgeçmiş adam, seccadesini ve evinde beslediği köpeğini yanına alıp, evini terk etmiş. Artık ağacın altında yaşamaya, gece gündüz Allah’a dua ederek af dilemeye karar vermiş. Dediğini doğru olarak gece gündüz yaptıkça ve bir daha kimseyi eleştirmeyeceğine dair Allah’a söz verip tövbe ettikçe, hala ağacının yeşermediğini gördükçe de artık affedilmeyeceğini düşünmeye başlamış. Bu düşünceler içinde ağacın altında uyuyakalmış. Adam derin uykudayken, köpeği de yanında kıvrılıp yatmaktaymış, bu sırada ağaçtan hızla süzülen bir yılan adamı sokmak üzereymiş, köpeği durumu son anda fark edip, yılanın üstüne atılmış, adamı zehirlenmekten kurtarmış ama köpeğin kendi yılanın zehriyle oracıkta ölmüş.
 
Adam uyanınca ne görsün, ağacının her bir dalı yemyeşil. Dualarının nihayet Allah katında kabul olduğunu düşünüp, bu sevincini köpeğiyle paylaşmayı istemiş, fakat ayak ucunda yatan köpeğini uyandıramamış, o an köpeğinin öldüğünü anlamış. Ve o an bir şey daha anlamış, iyiliğin ve sadakatin salt insanda değil, gerçek hissiyatta olduğunu. O günden sonra da adam, kimde ne hikmet olduğunun bilinemeyeceğin bilinciyle, kimseyi eleştirmeden, kendi doğruları içinde iyi bir kul olarak yaşamını sürdürmüş… 
 
Ayfer AYTAÇ
 
 
Turkish Arabic English