BİSMİLLAH

BAYRAM MUTFAĞI PAZARDAN
 
Ramazan Ayı’nın son günlerine girildi. Ramazan Bayramı da geldi geliyor. Eli kulağında ”Hemen birkaç güne kadar yanınızdayım” diyor. Hâl böyle olunca vatandaşı da bayram alışverişi telâşı aldı. Bir yandan evlerde umumî temizlikler yapılırken, bir yandan da eve bayramda gelecek konuklara ikram için mutfağı donatma alışverişi yapılıyor. Üstüne üstlük bir de dokuz günlük tatile girilecek olması, vatandaşa bu süre içinde bir daha pazaryeri kurulmayacak endişesi veriyor olmalı ki, neredeyse herkes torba torba evine erzak götürüyor.
Bu durum en çok doğal ürünlerinin satıldığının sanıldığı semt pazarlarındaki köyden gelen sebze meyve satıcılarına yaradı. Günün hangi saatinde semt pazarlarından geçiyor olsanız, buranın mahşer yeri gibi kalabalık olduğunu görürsünüz. Her satıcının önü tıklım tıklım alıcı dolu. Kilolarca ürün bir günde tükeniyor. Üstelik satılan ürünlerin fiyatları da alıcıya makul geliyor. Bayram fırsatçılığı yapılmadığı düşünülüyor. Havaların serin ve yağışlı geçmesi de buna etken. Zira üretici aracısız piyasaya sürdüğü ürününü elden çıkartmak için bayram haftasını “Ne satarsam kâr” görüp fiyatı yüksek tutmamış. Dolayısıyla pazara ne getirse satıp, evine cebi parayla dönüyor.
Günümüzde pazaryerinin belli bir sınırlaması yok. Haftanın her günü, günün her saati daim alışverişe açık. Ne arasanız da bulmak mümkün, hem de uygun fiyata. Hâl böyle olunca çarşıya çıkan vatandaş evinin ihtiyaçlarını evine dönerken pazardan alıp geçiyor.  O zaman ne oluyor? Vatandaş Büyük marketlere rağbet etmiyor. Lakin buralarda da şöyle bir sorun bulunuyor. Misal pazar yerlerinde manav dükkânı bulunan esnafın  belediyeye işgaliye parası ve maliyeye vergi ödemek gibi mesuliyetleri var. Fakat köyden doğal ürün diye getirilip satışı için bir köşeyi mesken edinmiş olan köylü satıcılar bu kaygılardan uzak müşteriyi kendine çektiği için, semt pazarlarındaki manavlar satış yapamamaktan ve ekmek paralarını kazanamamaktan yakınmaya başladılar. 
Meyve sebzenin semt pazarlarında pazar esnafınca satılması gerektiğini söyleyen sabit  pazarcı esnafının bu şikayetine karşın, köylü vatandaş ürününü getirip aracısız tek elden satış yapmasının doğru olduğunu "Alan memnun satan memnun" diyerek savunuyor. 
Pazarın sabit pazarcılarının şikâyetlerini kendilerine ilettiğimizde köy ürünleri satıcıları ve alıcıları, onların şikâyetlerini dikkate almadıklarını, zira bu hizmetin kendilerini ve tüketiciyi rahatlattığını dile getirerek “Bizim aracısız satışa sunduğumuz doğal ürünlerimizden müşterimiz memnun, bizde emeğimiz boşa gitmediğinden memnunuz. Pazarcılar konuşacaklarına kendi işlerine baksınlar, herkesin kısmeti kendine” diyorlar.
Devamını oku...

BİSMİLLAH
FURKAN İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Nisan 2021 05:58
♡HER İNSAN DUAYA MUHTAÇTIR:
Allah inancı olan her insanın çeşitli şekillerde dua ettiği bir gerçektir. 
Ancak, insanların oldukça büyük bir kısmı duayı, sadece darlık ve sıkıntı anında elden gelen tüm ihtimaller denendikten sonra Allah’ı hatırlamak şeklinde anlamaktadırlar. 
Bu insanlar üzerlerindeki sıkıntı geçince bir sonraki darlık ve sıkıntı anına kadar Allah’ı unutur ve ondan bir şey talep etmeyi akıllarının ucundan dahi geçirmezler.
İnsanların başka bir bölümünde de son derece hatalı bir dua anlayışı hüküm sürmektedir. 
Bu insanlar için dua, küçük yaşlardan itibaren ailenin yaşlı bir ferdi tarafından öğretilen anlaşılmaz bazı sözlerdir.
İnsanların bu tür dualarında Allah’ın varlığı, birliği, büyüklüğü, kudreti, insanları sürekli olarak görüp-işittiği, dualara icabet edeceği fazla düşünülmez. 
Önceden ezberlenmiş olan dua kalıpları tekrarlanır, durur. 
Ama, Allah’ın Kuran aracılığıyla insanlara duyurduğu dua çok farklıdır. 
Kuran’a göre dua etmek, Allah’a ulaşabilmenin en kolay yoludur. 
‘’Şimdi Allah’ın sıfatlarını bir düşünelim. O, insana şah damarından daha yakın olan, herşeyi bilen, işitendir...’’ 
İnsanın içinden geçirdiği tek bir düşünce bile Allah’tan gizli kalmaz.
O halde samimi olarak Allah’tan bir istekte bulunmak için insanın sadece düşünmesi bile yetmektedir. İşte Allah’a ulaşmak bu denli kolaydır. 
İnsan kulluk( yaratılmışlık) bilincinde olduğu sürece Allah Katında bir değer kazanabilir. Bu yüzden insanın Allah’a yönelmesi, hataları konusunda Allah’a itirafta bulunması ve sadece Allah’tan yardım dilemesi gerekmektedir.
 
 
"İnsanlar aptal değil cahil doğarlar, eğitilerek aptal hale gelirler..."
Bertrand Russell
 
Selçuk yukarıdan can güvenliği sağlıyor, Sümeyye aşağıdan ruhları yok ediyor. Ruh yoksa, canın ne kıymeti var? Emek verilmemiş her ruh, her açıdan terörize olmaya devam edecektir toplumda. İster ahlâkî, ister asayiş söz konusu olsun; maya bozuksa, eninde sonunda dağa da çıkar, kaldırıma da iner, evlere de girer.
Yukarıdan keklik avlamada mahiriz fakat bu gidişle, aşağıdan keklik olmaya aday insanlar da yetiştiriyoruz aynı zamanda. Terörist avlamaya verdiğimiz emeği, ahlâkî çözümler üretmeye vermiyoruz mââlesef. Dağda bitirsek bile, şehirde her açıdan terörist yetişiyor.
 
 
*BAZI ŞEYLERİ UZAKTAN SEVMEK GEREK; GÜNEŞİ MESELA, YAKINDAN SEVERSEK YANARIZ. YA BAŞI KARLI DAĞLAR, SEVİYORUZ DİYE YANINA GİTSEK DONARIZ.
 
ŞU HAYATTA EN BÜYÜK ÖZGÜRLÜK; BİR YAPRAĞIN BİLE KENDİSİNDEN İZİNSİZ YERE DÜŞMEYECEĞİ O BÜYÜK İRADEYE TESLİM OLUP "EMREDİLDİĞİN GİBİ DOSDOĞRU OL" İLAHİ PRENSİBİ GEREĞİ DÜZ, SADE VE HESAP VERME ŞUURU İLE YAŞAMAKTIR.
 
İşlediği günahı ciddiye almayanın, tevbesinde samimiyet olmaz !
 
Görmek ,
Bakmak ,
Anlamak,
Hissetmek ne kadar başka..
 
Kaybettiğimiz halde, bulmak için aramayı aklımıza bile getirmediğimiz tek yitiğimiz... UTANMAK...
 
 
 
 
Turkish Arabic English