Neler Olmuş Geçmiş

TÜM ÂLEM-İ İSLÂMIN MÜBÂREK REGAİB KANDİLİNİ CÂN-I GÖRÜLDEN TEBRİK EDER; AF VE MAĞFİRETİMİZE, HAYIR VE BEREKETE VESİLE OLMASINI CENÂB-I ALLAH'TAN NİYÂZ EDERİM. KANDİLİNİZ MÜBÂREK OLSUN...
 
Ey Yüce Allah'ımız Mübarek üç aylarımızın ilki olan bugünde, Recep ayının ilk Cuma gecesi de olan Regaib kandili vesilesiyle mahşerde kullarını kaldırıp topladığın gün bizi azabından koru. Rahmetini, yardımını, merhametini üzerimizden eksik etme Yarabbi! Hakkımızda hayırlı olanı mübarek kıl, bizleri iki cihanda da sevginden , rahmetinden mahrum, yoksun bırakma Rabb'ül âlemin...
Ey Yüce Allah'ımız bizleri bu güne ulaştırdığın gibi, mübarek Ramazan ayına da eriştir. Recep ayını, Şaban ayını ve Ramazan ayını hakkımızda hayırlı kıl. Bu mübarek geceler hürmetine dualarımız makbul olsun. Cümle Müminleri Mukaddes zamanlar olan bu günlerin kıymetini bilenlerden eylesin Rabbimiz inşallah. Âmin...
Regaib kandili ihsan gecesidir ve fazileti de bundan gelir. Allah Teâlâ, bu gecede, müminlere, iyilikler, bol rızıklar ikram eder. Regaib Kandili aynı zamanda üç ayların başlangıcıdır. Perşembeyi Cumaya bağlayan geceye denk gelir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Bu kıymetlerden nasiplenmek ve gıybet, haset, riya, kin, nefret ve kanaatsizlik gibi kötü duygulardan arınmamız duasıyla, Hazreti Muhammed ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem)ümmeti olanlara hayırlı kandiller dilerim.
 
Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:
Devamını oku...

Neler Olmuş Geçmiş
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Kasım 2012 10:16

BURASI DÜNYA BURDA DOĞRU OLANI KENDİN ARAMAZSAN EL GÖZÜYLE GOREMEZSİN.
 

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere,150 bin askerimiz esir düşmüş.
Bu askerlerden bir kısmı Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedilmiş. Kampın tam adı,'Seydibeşir Kuveysn Osmani Useray-I Harbiye Kampı' idi. Bu kampta,1918'de Filistin Cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.
12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar. İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi…

Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk Düşmanı haline gelmişlerdi.

Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizlerin işine gelmiyordu. Çünkü olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm, toplu katliamdı… Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak; suya normalin çok üzerinde 'krizol' maddesi katılmıştı..
Mehmetçik, suya daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyordu. Fakat İngiliz askerleri, dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı.

Mehmetçikler, bellerine kadar gelen suya başlarını sokmak istemediler. Ancak, bu kez İngilizler havaya (başlarının üzerine) ateş etmeye başladı.
Askerlerimiz, ölmemek için, sağ kalırsak vatana kavuşuruz umuduyla çömelerek başlarını suya soktular. Ne acıdır ki, başını Sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözleri yanmıştı…


Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi. Ve 15 000 (15 bin) askerimiz kör oldu. Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde
TBMM.' de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak, 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz doktor, Garnizon Komutanı ve askerlerin cezalandırılması için, TBMM' nin teşebbüse geçmesini istediler. Lakin yeni kurulan devletin bin türlü derdi vardı. Ağır sorunlarla uğraşan TBMM' de bu hesap sorma işi unutuldu gitti. Onca vatan evladımız pisi pisine yitti.

Bilmiyorum veballerinin hakkından ahirette nasıl gelinir. Ama dünya üzerinde görünen alemde onlar yapılmayanı, yapılmış gibi gösterip kin tutuyorlar, unutmuyorlar…Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. Bizler okumayı sevmeyen bir toplum haline getirildiğimizden ne tarih ne coğrafya bilgimiz bulunmadığından başkasının sunduğu her eğriyi doğru kabul eder olmuşuz. Bizim tarihimizden haberimiz olmadığından, Ermeniler bize soykırım yapıldı diyerek dünyayı ayağa kaldırıyor. Belki bazılarımız o kalkanların arasında dahi olabiliyoruz. Ne yapalım, büyükler boşuna dememişler "burası dünya burda doğruya yer vermezler" diye...

 

 
 
Turkish Arabic English