Eğitilirken Öğütülüyorlar

Eğitilirken Öğütülüyorlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 04 Mayıs 2014 11:03

GENÇLERİMİZ, GELECEK GÜVENCELERİMİZ...

EĞİTİLİRKEN MANEN ÖĞÜTÜLENLERİMİZ...

İnsanlığımıza iman şuuruyla olan eğitim gerek. Rabbini tanımaya çalışan onun sanatı olan evreni hayvanları ve tüm mahlûku tanımak ister, merak ettikçe de iman şuurunda tefekkürde bulunur. Allah’ın ilminden ve sanatından daha üstün bir sanat ve ilim yoktur.

altEğitimmiş, öğretilmeden eğitim; yemişim senin bu eğitimini… Eğitimliler âlâ, cahiller pek alâka değil mi? Okullarda eğitilmişler iyidir, herşeyi iyi bilirler değil mi? Zaten atom bombasını da dağdaki çoban üretti, zehirli gazları köyde bostan eken çiftçi üretti. Silahları da köyün delisi üretti; işte eğitimli günümüz dünyası… Eğitim adı altında maddiyatçı, menfaatçi, bencil, çıkarcı, hırstan başka bir şey düşünemeyen bir sürü cahil üretiliyor. Doğrusu dünyalık eğitim kapitalizme hizmet ediyor. Bütün üniversitelerin açılma gayesi sözde öncelikle açıldığı yöreyi kalkındırmak içindir. Hani insanların eğitimi içindi? Devreye öncelikle ekonomi girmiş olmuyor mu?

Bakınız üniversite kurulması öncesi o yöre insanı şöyle ikna edilir. “Şehrinize üniversite açılması demek, yüzlerce öğrencinin şehrinize dolması demek, açacağınız kafeler, dükkânlar o öğrencilerle dolması demek, lokantalarınız, kiralık evleriniz boş kalmayacak demek…  Üstelik hısım akrabalarınızdan bazılarının buralarda iş sahibi olması demek… “

Halk fakirlikten kurtulma, varlığa kalkınma, daha çok para umma, işsiz hısımına iş bulma amacıyla destek olur gafilin gayretine ve üniversite o şehre kurulur. Pek çok işsiz yahut sıradanlıkta işli kimseler, arkalıkların gücüyle üniversitede yeni iş sahibi de olur. Hem de makamlı, bol maaşlı… Bölümler açılsın, öğrenciyle çevreye neşeler saçılsın. Öğrenci ilk etapta bilmez, sağılacak inektir kapitalizm nezdinde;  ailesinin desteğini alırda, gün gelir yetmez olur, çabalar bitmez, günler, aylar bitmez olur… 

Çoğu öğrenci aileden uzak, özgürlüğün tuzaklarından bihaber, bocalamalar sürecinde gününü gönlünce geçirmenin keyfini sürerken, kimileri parasal sıkıntılar içinde, manevi boşluklar bitişiğinde ders geçme gayretinde bulunur. Kimileri kendinden farklıya özentiyle doğru yolunu kaybetmekte; kimi her şeye rağmen okulunu bitirip bir meslek edinme azminde, hâsılı çocuklarımız bu çarkta bir şekil öğütülmekte…

İşin ahlaki boyutuna hiç değinmiyorum, zira ahlak fazlı türlü çeşit, yalan da ahlaksızlığa girer, küfür de ve dahi iffet de… Lakin derince incelendiğinde her türlü şekli görmek vardır üniversite ortamlarında… Öğrenciler en güzel çağlarında, yaşlarının beyazlıklarında karalar bağlarcasına didinir, pek çok zorlukla, zorbalıklarla, dayatmalarla didişirken; torpille üniversite elamanı olmuşlar, masa başlarında, makamları sayesinde edindikleri maaşlarla, lüks yaşama kavuşmuş olmanın huzurunu sürdürürler. Helal, haram gözetmeden vicdanlarını dinlemeden keyiflenirler…

Üniversitenin kurulmuş olması, kurulduğu şehri kalkındırmış mıdır, yoksa dibe doğru sürüklemekte midir? Kalmışsa vicdanınızı bir silkeleyin, cevabı size fısıldayıversin… Velhasıl bu şekil eğitim aslında insanları daha da cahilleştiriyor. Manevi değerlerinden uzaklaştırıyor. Ahiretini unutturuyor.  Gel de bunu anlat şimdi kendilerini çokbilmiş sanan insanlara…

Babaannem ve nice tanıdığım yaşlılar vardı kapitalizm düzenin getirisi hiç okul okumamışlardı, ama sevgi dolu yürekli ve bilgili insandı hepsi;  şimdiki neslin çoğu okumuş, fakat robottan farkları yok bence… Dünyalığa adapte edilmişler, çok kazan, çok harca, zengin ve hür yaşa, felsefesi edinmişler. Bu uğurda ne gerekliyse yapmaya odaklandırılmışlar.  Dünyalık eğitim insanlığı bozmuş; sevgiden, saygıdan, edepten uzaklaştırmış. Maddeye dayalı sahte insan üretmiş, bu şekil insan olunmaz, olsa olsa insan taklitçiliği olur ki, o şekil asla mutluluk bulunmaz…  Aman ben de bunları düşündükçe ve çözüm getiremedikçe üzüldüğümle kalıyorum. Kapitalizmle bireysel baş edilmez biliyorum, belki çoğalırsak alt ederiz diyorum…