Kays bin Mulevvah'tan

BAL DİLLİ DEĞİL BARUT BAKIŞLIYIZ

HER AN PATLAMAYA HAZIRLIKLIYIZ

Nisan ayının ortalarına ilerlerken kara kış geri geldi, sinirleri bir hayli gerdi. Kar yağışı, tipi, soğuk hepsi elele vermiş, canlıları canlarından bezdirir hale gelmiş. Odunu kömürü bitenler, Pazar fiyatlarına güç yetiremeyenler. Derdi tasası olanlar, soğuğa daha bir öfkeliler. Nerede insana rastlasanız, herkes birbirine çatmaya bahane arar vaziyetlerde… Sabahla öğle arasıydı, otobüs durağında merkez çarşıdan geçen halk otobüsünü bekliyordum. Durakta yanımdaki diğer bekleyen yolcular arasında bir kavga kıyamet koptu. Ne olduysa iki kadın ağız dalaşına dalıp biri diğerinden üstün gelme çabasında, çırpınıp duruyor. Öteki birkaç kişide taraf tutar gibi tartışmaya müdahil oluyor.

Hiç akla gelmeyen, sürpriz çıkmış gibi, bir farklı vakit. Kalbim, beynim yüksek sese tepkili… Rahatsız olmamak için yürümeye koyulsam, yerler karlı ve kaygan… Aralarına girsem, dozu giderek artan kavgada taraflar beni parça pinçik edecekler. Yine de ortamı yatıştırmaya niyetlendim “Susun, durun” diyesiye kalmadı, durağa gelen ilk otobüse atladım. Çazgır kadınları fenalıklarıyla başbaşa bırakıp tekerlerin harekete koyulmasıyla olay yerinden uzaklaştım.  Fakat kalbim olumsuzluktan etkilenmiş olacak, ritmini bozdu. Elim ayağım titremeye durdu. Otobüsün içindekiler ve tepemde dikililer durakta bıraktığımız kavgaya yönelik yorumlarda bulunuyorlardı.  Olayı cam arkasından gören her göz, ağzını açarak kavgacıları kınama yarışına girdiler. Neredeyse “Kim haklı, kim haksız” iddialaşması başlamak üzereydi. Sebebini bilmeyen herkes farklı tahminlerde bulunup kendi yorumuna onay bekliyor gibiydiler. Bir insan hiç mi susmaz, hiç mi virgülü tanımaz, otobüsün içinde de patırtı koptu kopacaktı. Dürüst, temiz, güzel, efendi olabilsek. O günkü, o anki görevimiz ne ise, sağa sola bulaşmadan, kimseyle dalaşmadan işimizi yapabilsek. Sanırım birçok mesele, bizim için kendiliğinden halledilmiş olacak. 

Devamını oku...

Kays bin Mulevvah'tan
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 07 Mayıs 2014 18:49

alt

 
Mecnûn (Kays bin Mulevvah), çölde vahşi hayvanlarla halleşirken Katâ (القطا) adı verilen bir grup çöl güvercini/turnası görür ve ağlar. Leylâ yâdına düşer ve dilinden şu mısralar dökülür.
 
بكيت على سرب القطا اذ مررن بي
فقُلتُ ومثلي بالبُكاء جَديرُ 
 
Bekeytu a'lâ sirbe'l-katâ iz merarne bî
Fe-kultu ve mislî bi'l-bukâi cedîru
 
Çöl turnaları yanımdan geçince gözyaşlarıma mani olamadım
Ağlamak benim gibilere yakışır ben bunu hak ediyorum dedim
 
أسِرْبَ القَطا هَل من مُعيرٍ جَناحَهُ
لعلّي إلى من قَد هَوِيتُ أطيرُ 
 
Esirbe'l-katâ hel min muîrin cenâhahu
Le'allî ilâ men kad hevîtu etîru
 
Ey çöl turnaları! İçinizde kanatlarını bana verecek olan var mı
Olur ya sevdiğime doğru uçar onun yanına giderim
 
فجاوبني من فوق غصن أراكة
أ لا كلنا يا مستعير معير
 
Fe-câvebenî min fevki ğusni erâketin
E lâ küllünâ yâ musteîru muî'ru
 
Bir misvak ağacının dalından bana cevap verdiler
Hey sen kanatlarımızı ödünç isteyen! Al, kanatlarımız senindir
 
وأي قطاة لم تعرك جناحها
فعاشَتْ بضَيرٍ والجَناحُ كَسِيرُ 
 
Ve eyyü katâtin lem tui'rke cenâhahu
Fe-â'şet bi-durrin ve'l-cenâhu kesîru
 
Hangi çöl turnası sana kanadını ödünç vermezse
Kanatları kırık bir hâlde aşağılık bir hayat yaşasın e mi
 
وإلاّ فَمَنْ هذا يُؤدِّي رسالة ً
فأشكره إن المحب شكور
 
Ve illâ fe-men hâzâ yueddî risâleten
Fe-eşkurahû inne'l-muhibbe şekûru
 
Ben de dedim ki: Ya da kim benden Leylâ'ya bir mektup götürürse
Bunun için ona teşekkür ederim, zira âşık dediğin iyiliğin kıymetini bilir, teşekkür eder
 
 
Târık İleri
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 
 

Turkish Arabic English