Vay Maşaallah

SAPLA SAMANLA UĞRAŞACAK DEĞİLİM

İTLE KÖPEKLE DALAŞACAK HİÇ DEĞİLİM

SULARINI MAMALARINI KİM VERİYORSA

TASMASINI KİM TUTUYORSA O GELSİN

ISIRANLARI BİLİYORUM, ISIRTANLARI MERAK EDİYORUM.

DANIŞTAY! HALİMİZE VAY!

SİZ DE DÜNYALIK MAKAMSINIZ

SİZ DE HATA YAPARSINIZ...

15 YIL GEÇTİ HALA

ADALET ARIYORUZ

Dünyadaki adaletsizliği değiştiremezsiniz. Değiştirebileceğiniz tek şey, adaletsizlik karşısındaki duruşunuzdur... 

Kanunlar örümcek ağına benzer. Küçük böcekler takılır, büyükleri yırtar geçer. Yüce Allah'ın ilahi kanunlarından hiç bir büyük böcek asla kurtulamamıştır. Tarih böyle bir olayı kayıt altına almamıştır. Yüce Peygamberler hariç herkes işlediği suçun ilahi karşılığını çeker. Çok şeye tanık oldum, çok şey gördüm. Elim kazalarla gidenleri, elektrik kazığına geçenleri gördüm yüce ilahi güç tarafından. Kulun adaleti şaşar, ama yüce Allah'ın adaleti asla şaşmaz.

"Sen Halktan gerçeği gizledin, onlar seni şeref mevkiine oturttular. Ben ise onlara gerçeği söyledim, beni taşladılar." diyerek insanların her devirde menfaate yönelik kararlar aldığını beyan etmiş Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri... Şaşmamak lazımdır; haksız makam sahiplerinin yüzü gülsün diye, haklı vatandaşa şamar atanlara...

 

Nihayet Danıştaydan beklediğim karar, beklediğim neticeyle elime ulaştı. bir kez daha anladım ki Türkiye"m de hakkını aramaya uğraşmayacaksın. Ömründen ömür gidiyor, elinden paran. Maddi manevi yıprandığınla kalıyorsun. Çok yoruluyorsun. Güce karşı koyamıyorsun. Zira düzen, nizam o doğrultuda kurulmuş. Vicdanlar yontulmuş, yerine metaryalizm sokulmuş. Kanunlar zihinlerde yapılandırılır, adaletse vicdanlarla alakalıdır. Vicdanlar maddeyle köreltildi miydi, halimize vay ki vay... 
Danıştay mevkinde bulunanlar, ülke yönetimindeki güçlü yüksek makamlara kurulanlar, "dava açmadım, avukatlara para saçmadım" diye beni ciddiye almamışlar. Hakkımı başlarından savmışlar. 
Sizleri, sizin yapacağınız işin içini en iyi bilen Rabbim"me havale ediyorum. Karar merci, oy çokluğu sağlayan beş üyeden itiraz dilekçeme red imzası atan üç üyeği... Altında imzanız bulunan son kararda "dava hakkını kullanmadığından" demişsiniz. Bahaneye bakın, iktidara göre izan takın. Elbet sizde makamınızı korumak zorundasınız, ama dünyalık için ebediyetten geçilmez. Ahiret yurdunda gerçekler değiştirilemez...
Kayıtsız şartsız teslimiyet yalnızca Allah'a ve O'nun Resûlüne'dir (sav)... Kim bunun yanına birilerini daha koyuyorsa, bilsin ki; apaçık bir ŞİRK üzeredir...
"BİSMİLLLAHİRRAHMANİRRAHİM. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir. HADİD SURESİ 20. AYET"
 
Size kalana bakın siz. Bizde olana değil. Bize kalan Allah rızası için yaptıklarımızdır. Dünyalık taptıklarımız değil. Rızkımdan artırıp sizlere dilekçe ve posta giderleri olarak harcadığım paraların heba olacağını, nihayetin böyle neticeleneceğini biliyordum, lakin ülkemde adaletin var olma ihtimalini azıcık umut ediyordum. Sizler son gönderinizle "Vallahi Ülkemde Adalet Yok" savımı doğrulamış oldunuz.15 yıl sonrasında mı bu görüşe vardınız? Madem ciddiye almayacaktınız, öncesinde üç ayrı müfettişi niçin konumu araştırsın diye şehrime gönderdiniz? 
15 yıl süresince size yazdığım, savcılara suç duyurusunda bulunarak döşendiğim dilekçeler dava gütmek değil midir? "Falanca makama diyerek valilikten havale ettirdiğim, resmiyete döktüğüm dilekçelerim, bir avukata yazdırmak yerine kendim yazmış olmamdan dolayı, hukuktan hak aramak sayılmıyor mu? Şayet sayılmıyorsa, niçin o vakit kabul görüp üzerine resmi mühür basılıyordu? Sümen altında daha afilli durur diye mi?
Hem benim sorunumda sadece iş avukat parasıyla kalsa, belki gücümü zorlardım. Fakat görüştüğüm hukukçular " dava açmak için emsal yatıracaksın, evine bilirkişi gelecek hacirah belirlenecek. Dünya tutar. " dediler. Ben asgari ücretle ev geçindiren, çocuklarına eğitim verdiren biri olarak, nerden bulacaktım, eşşek yükü tutan parayı? Tabi o sizin sorununuz değil. Vatandaş umurunuzda değil ki, vatandaşın bütçesi sizi enterese etmez ki...
Paran kadar insansın bu alemde.  Karşımda mücadele etmem gereken makam gücü var ve bu güce boyun eğen avukat bolluğu ve yalancı bir sürü tanık. Üç kuruşluk nefes, iftiracıları üfürüp atabilir mi?   
 
Devamını oku...

Vay Maşaallah
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 22 Ağustos 2014 09:31

On altıncı asır ok atıcı pehlivanlarının en namlılarından..

altKanunî Süleyman’ın şehzadeliğindeki İçoğlanlarındandı, cülûsunda Manisa’dan beraber getirmiş, İstanbul sarayında Has oda ağaları arasına yerleştirilmişti; buradan da Mîrialemlik ile çirağ etmişti.

Daha Manisa’da bir taze yiğit iken odun yüklü bir merkebi bacaklarından tuttuğu gibi havaya kaldırır, bir deve yavrusunu omuzuna alıp gezdirir, kesilmiş iki koyunu, iki serçe parmağına takar, kasaplara yüzdürürmüş.

Kanunî Süleyman’ın Rodos cenginde bulunan Mirîalem Ahmed Ağa, bir gün bir kantar demirden yapılmış bir gülleyi Rodos kalesi duvarlarından aşırarak içeriye düşürmüştü; yaşı yetmişi aşmış iken bir gün, at ile Yaycılar Çarşısı’na gitmişti.

Yaycı esnafından bir haddini bilmez adam;

- Gayrı kocadınız!.. demişti.

Bunun üzerine Ahmed Ağa, atını çarşının zincir gerili kapısı altına sürmüş, iki kolunu zincire geçirmiş, bacak ve ayaklari ile de hayvanı kıskaçlamış, kolları ile kendini yukarı çekince, altındaki hayvanı da beraber havaya kaldırmış:

“Yay gerip ok atamayacak kadar kocamamışız!” cevabını vermişti.

Bu daha bir hizmetçi, Osmanlının özel timlerinden bahs bile edilmiyor ki,

 Bir de onları bir düşünsek ?! Yüz binlerce Maşaallah…

Kaynak: İstanbul Ansiklopedisi

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ