Allah'tan Uzaklaşıyoruz.

   Hakikattir ki ağlamanın verdiği zevk, gülmedeki zevki katlar da katlar. Ağlamanın tadı katbekat yüksektir ve yücedir gülmenin tadından. Ancak elbet, ağlamanın niye olduğuna da bağlı bu. Cam bilyesini en değerli şey zannedip kaybedince ağlayan çocuğun ağlaması gibi, dünyâ metâını en değerli şey zannederek onun elden çıkmasıyla feryâdı basanların, figânlar koparanların ağlaması her zaman yılan zehrinden farksızdır.

   Hüzünlenmeye sıra geldi mi, hüzünlenmek gerek; ağlamaya sıra geldiğinde de ağlamak. 

   Hani Arab şâirlerini en çok hüzünlendiren şey çöllerdeki cidâr kalıntılarıydı ya. Ya'ni giden sevgiliden kalan hâtıralar. Cismânî şeyler ve beşerî muhabbet.

   M. Celâleddîn-i Rûmî'yi hüzünlendiren, ağlatan bu içimizdeki muhabbet kuvvetinden başkası değil. Hakîkî muhabbetin verdiği lezzetle ağlayan Mevlânâ bakalım ne yazmış:

 

Devamını oku...

Allah'tan Uzaklaşıyoruz.
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 31 Ağustos 2014 15:41

 altGerçek ortada, lâfı eveleyip, gevelemeye, sündürüp uzat­maya hiç hacet yok. Biz Allah’tan uzaklaştık. Biz mânâ âleminden, ışıktan, güzellikten, incelikten uzaklaştık. Madde adına, para adına ve sözde yetiştirdiğimiz çocuklar adına, bütün mânevi değerleri çiğnedik. Sonuç ne oldu? İşte ortada. İnsanı utandıran, kahreden çirkinliklerde, rezillikte her gün yeni rekorlara gidiyoruz. İçkide, sigarada, uyuşturucuda, cinsî sapıklıklarda, edepsizlikte, kabalıkta, her gün insanlıktan, efendilikten biraz daha uzaklaşarak “Belhum Adal” olmak yolunda süratle ilerliyoruz. Artık bazı gazetelerimiz, genelev albümü gibi çıkıyor. Bazı televizyon kanallarımız, sokağa düşmüş zavallı kadınların reklâmını yapmak, fiyatlarını arttırmak için birbirleriyle yarışıyor. 

Artık bir “ikinci Necip Fazıl” yok ki “Durun kalabalıklar durun! Bu yollar çıkmaz sokak/ Haykırsam kollarımı makas gibi açarak” desin. Artık bu ülkede, bütün dürüst, temiz, hassas, ince ruhlu asil insanların, hanımefendilerin, beyefendilerin boyunları bükük, onlar garip, yalnız, çaresiz. Onlar, muhtaç oldukları sevgiyi, saygıyı, ilgiyi en yakınlarından bile göremiyorlar. Öyle yalnızlar ki, bazen gözyaşlarını bile içlerine akıtmak zorundalar. Karşılarında mâneviyat adına, kültür adına, insanlık adına her şeylerini ama her şeylerini kaybetmiş bir gürûh var. İthamlar başlıyor. Yobaz, gerici, mürteci, çağdışı ve daha neler neler. O tertemiz, o pırıl pırıl, o kirlenmemek için canlarını dişlerine takan insanlar, gözyaşlarını içlerine akıtarak, ıstırap içinde şunları söylüyorlar: “Beni kimsecikler okşamaz mâdem; Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!” 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ