Aptal Kutusu

 
 
Nihâyet onlardan (o müşriklerden) birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim! Beni geri gönder! Umulur ki ben, terk ettiğim (dünya)da sâlih bir amel işlerim” der. Hayır! Doğrusu o sâdece (boş) bir lâftır, onu söyleyen kendisidir. Artık onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar (hiçbir şekilde dünyaya dönemeyecekleri) bir perde (olan kabir hayâtı) vardır.
 
 
MÜ'MİNÛN SÛRESİ 99-100
 
Amenna ve Saddakna... Şüphesiz büyük olan Allah doğru söyler...
 
 
Bismillahirrahmanirrahim
 
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:
 
“Kulun, kıyamet günü, hesaba çekileceği ilk şey (mazhar olduğu) nimettir. Kendisine: 'Bedenine sıhhat vermedik mi, soğuk sudan içirmedik mi?' denecektir.”
Devamını oku...

Aptal Kutusu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 08 Ekim 2014 03:50

Doğru kullanılan bir araç olursa faydası da çok, dünyayı önüne seriyor.

Ama yaygın olarak yanlış kullanılıyor ve amaçta yanlış kullananı avlamak…

altİnsanları uyutma ve oyalama için bundan daha etkili bir icat olamazdı. Her evin başköşesine kuruldu, beyinlerimizi, gözlerimizi ele geçirerek bütün değerlerimizin yerine konuldu. Devasa boyutlarla cazibe ve övünme merkezine döndü; ne yazık ki vazgeçilmezlerimizden oldu… Televizyon, aylak, avare, kendi fikir üretemeyen, şuuru iğdiş edilmiş, hiçbir zaman okumak ve düşünmek alışkanlığı kazanmamış, dedikoducu müptelası kadınlar ile sokaktaki günü kurtarmak için yaşayan adamlar için icad edilmiş bir nevi afyondur. Televizyon; akıldaki, fikirdeki, idraktaki son pırıltıları da yok eden bir cehennem makinesidir. Kişiyi gerçek hayattan, hayatın gerçeklerinden koparan ve bir hayal dünyasında yaşatan hissi bir istismara uğratan yalan çarkıdır. Doğrulardan, hakikatlerden uzaklaştıran, olup bitenler hakkında düşündürmeyen tam bir kaçıştır televizyon. Yokluğa, boşluğa, şuursuzluğa açılan bir kapıdır. Ayartıcı, nefsi kışkırtıcı, tüketimi kamçılayıcıdır televizyon. Televizyon seyretmek zaman kaybıdır hakikati görebilene; bu korkunç tiryakilik ne yazık ki sanıldığı gibi kurbanını batılaştırmaz, batırır…

Kaçımız televizyonun hayatımıza maliyetini hesapladık. Hani şu gerçek insanların sahte sorunları olan sahte insanları oynadığı ve gerçek insanların gerçek sorunları unutturmak için icat edilmiş aptal kutusunun.   

Örneğin günde 2 saatimizin tv başında geçtiğini varsayalım. Yani yılda 730 saat demektir bu. Bu da 45 gün ve 45 gece eder. Şu da bir gerçektir ki, pek çoğumuz günde 2 saat ile yetinmeyiz.

Şu nu unutmayalım.

 Televizyon karşısında büyüyen çocukların sosyalleşme, bireyselleşme ve psikososyal yönlerinin hepsi eksiz ya da yetersiz kalacaktır. Duygusal ilgi, sevgi, ve birlikte geçirilecek vakit yerine çocuğun televizyon karşısında kalması çok sakıncalı bir durumdur.

Çocuğu adeta uyuşturarak yararlı etkinliklerden ve uğraşlardan alıkoyabilir. Çocukların kazanılmış bilgilerinin azalmasına neden olur. Çocukların tek tip değer yargıları geliştirmelerine neden olur. Özellikle duygusal yönden güven içinde olmayan çocuklarda endişe ve korkular geliştirebilir. Çocukların televizyonda gördükleri her şeyi gerçek olarak algılamaları, gördüklerini denemekten ve taklit etmekten hoşlandıkları görülmüştür. Doğruyu yanlışı ayırt edemedikleri bilinmektedir. Okul öncesinde çok fazla televizyon izleyen çocukların okuldaki başarılarını ve sosyal ilişkilerini etkilemektedir. Televizyon programlarına düşkünlüğü çocuğu pasifleştirir.

Sonuç olarak üretkenliğinizi durduran, beyninizle düşünmenizi engelleyen, sürekli aynı senaryolarla yapılmış dizileri önünüze koyan aptal kutusundan uzak durun. Hiç izlemeyin demiyoruz. Faydalı olanları ayıklayın tabi ki. Üretken olmak için üretimi kısırlaştıran aptal kutusu televizyona karşı bağımsızlık savaşı açmak bireyin kişilik gelişimi için çok önemli bir unsurdur.   

Sadede gelirsek; Bence dizilerin yada filmlerin tek bir amacı var; kitap okumayan düşünemeyen araştırmayan eleştirmeyen aptal bir toplum yaratmak, zaten başarılı da oldular yani.

 
 

Turkish Arabic English