Aşk Hakkında Birkaç Mu'teber Rivâyet (4)

Aşk Hakkında Birkaç Mu'teber Rivâyet (4)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 10 Aralık 2014 04:48

Baştarafı Üçüncü Bölümden Devâm: http://www.ayferaytac.com/tum-makaleler/1177

    Yedinci pazartesi günü, sınav kâğıtlarını öğrencilere dağıtıyorsun. Kimyâ’nın kâğıdının altına kurşun kalemle “seni seviyorum” yazdın. Ders bitince herkes dışarı çıkıyor. Kimyâ, kapalı devre elektrik sisteminde endüktans akımının oluşturulması yöntemi hakkında bir sual sormak için yanına geliyor.

    Önce biraz açıklıyor, sonra kara tahtaya doğru gidip birkaç formül yazıyorsun. Ama konuya hâkim olamadığın açık. Heyecaltanlı ve sinirli bir hâlde anlaşılmaz şeyler söylüyorsun. Kimyâ, senin sözlerine dikkat etmiyor. Sonra başka bir sual soruyor. Sen endüktans fenomeni ile insanlar arasındaki aşk arasında anlamsız bir karşılaştırma yapıyorsun. Kimyâ’nın kafası karışıyor ve sadece gülümsüyor.

    Sen, Kimyâ’nın kâğıdına kurşun kalemle yazdığın cümle hakkındaki tepkisinin yüzüne yansımasını umarak notunu soruyorsun. O yalnızca, döngüsel harekette açı hızı hakkındaki problemi çözemediğini söylüyor. Sen doğruca gözlerine bakıyorsun. O fısıldayarak, “zor bir konu” diyor. Sen birden: “Elektrik akımında endüktans etkisi mi, yoksa döngüsel harekette açısal hız mı?” diye soruyor ve ansızın, tükenmez kalemi açıp kapayan ellerine kilitleniyorsun. Kısık ve boğuk bir sesle “Aşk” diyor.

    Tuhaf bir rüya görüyorsun. Elinde bir ağ, gökyüzünde balık tutmak için yüksek bir dağın zirvesine çıkmışsın. Gökyüzü yıldızlarla kaplı. Ağı gökyüzüne doğru atıyorsun. Ağın ilmekleri sallanıyor, av takılmış. Ağı gökyüzünden çekiyorsun. Envai çeşit varlıkla dolu. Ağın içinde birkaç yıldız parlıyor. Yıldızları tek tek ağdan çıkarıyor, denize atıyorsun. Yıldızlar hızla suyun derinliklerinde kayboluyor. Kuşların kanatlarını ağdan çıkarıyorsun. Kuşlar gökyüzüne uçuyor. Buz kristalleri gibi şeffaf periler, yazın sıcaklığıyla ellerinde eriyor.  Bir de başka bir şey çıkarıyorsun ağdan: Kimyâ. Hayret ediyorsun.

    Uykudan sıçrıyorsun. Saat onu on geçiyor. Pazartesi sabahı. Telefon çalıyor. Okul müdürü. Okula gidemeyecek kadar kötü olduğunu söylüyorsun. Telefonu kapatıp pencereye doğru gidiyorsun.

    Okul müdürü mecburen öğrencileri evlerine gönderiyor. Kimyâ dışında bütün öğrenciler sınıftan çıkıyor. Pencereden aşağı bakıyorsun. Her şealtyi bitirmelisin. Ruhun acı çekiyor. Eğer Kimyâ’ya doğru bir adım daha atarsan her şey mahvolacak. Bir adım ilerisi, aşkın, sana karanlık yüzünü göstermesine yetecek. Her şeyi hemen şimdi bitirmelisin. Pazartesi sabahı aydınlığında. Kimyâ, öğretmen masasına bakıyor. Hâlâ bütün sınıf aydınlık. Okul bahçesinde çocukların gürültüsü. Kimyâ’yı cennetten çıkarmamalısın. Kimyâ’nın silgisi yere düşüyor. Eğilip silgiyi alıyor. Rüzgâr, sınıf kapısını kapatıyor. Yarısı yenmiş elma pencere kenarında çürümüş. Parmağınla elmaya hafifçe vuruyorsun; elma otuz altı katlı gökdelenin yirmi üçüncü katından hızla aşağı düşüyor. Kimyâ, sınav kâğıdının üzerinden bir şey siliyor.

(Son)

Hikâyet-i aşkî bîkâf bîşın bînokta isimli Farsça eserden çeviren: Târık İleri.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir